YÜKSEK BENLİK ŞİFASI

higher-selfYaz tatili öncesi bloguma çok faydalı olduğuna inandığım ve ilginizi çekeceğini düşündüğüm önemli bilgiler eklemek istedim. Yüksek benlik çalışmaları yapıyorolabilirsiniz veya bu konu size yabancı olabilir. Ancak her durumda aşağıdaki bilgileri kullanırsanız hayatınıza güzel deneyimler getireceğine inanıyor ve bubilgilerin ihtiyacı olan herkese ulaşmasını seçiyorum.
Yüksek benliğimiz yada üst bilincimiz bizim bütünle bağlantılı olan bilge yönümüzdür. Bilinçaltımız kolektif bilinçaltı ile yani bütün insanlığın bilinçaltı ile bağlantılıdır ve buradan her türlü bilgiyi alma yeteneğine sahiptir. Bilinç düzeyinde ise insanlarla bilinçli bir şekilde iletişim kurarız ve tüm insanlığın aslındabir aile olduğunu bilinçli bir şekilde idrak edebiliriz. Oysa yüksek benlik düzeyinde bütün insanlığın ortak bilinci ile yani tüm insanlığın bilgisi, aklı birikimi ve zekası ile bağlantıya geçebiliriz. Bu geçmişte yaşayan tüm insanları, şu anda yaşayan insanları ve gelecekte yaşayacak olan tüm insanları kapsar ve yüksek benliğimiz bu muazzam alandan bilgi alabilme kapasitesine sahiptir. Ayrıca yüksek tüm olasılıkları değerlendirme gücüne de sahiptir. Bu nedenle alternatif gelecekleri görebilir, yaşam derslerimize uygun ve bizim için en faydalı olasılıkları seçebilir. Bunu şu şekilde özetleyebiliriz; Sizin sahip olduğunuz bir bilinç durumu var ki muazzam bir bilgi havuzundan bilgi alabilme, tüm olasılıkları değerlendirebilme ve sizin en yüksek hayrınıza olanı tespit edebilme gücüne sahip. Bu bilinç durumunu anlar ve onunla çalışırsanız hayatınızı değiştirme ve dönüştürme gücünü elinize alırsınız.
Yüksek benliğinizle çalışırken ondan rehberlik isteyebilir veya ondan çeşitli taleplerde bulunabilirsiniz. Yüksek benliğinizden bir şey istemek demek aslında kendi içinizdeki bilgeye başvurmak ve ondan sizi yönlendirmesini istemek demektir. Sevgili yüksek benliğim şöyle bir iş istiyorum lütfen bana yardım et derseniz yaptığınız şey aslında içinizdeki bilgeden en doğru kararları vermeniz, doğru zamanda doğru yerde olmanız ve doğru insanlarla bağlantıya geçmeniz için size yardım etmesini istemek demektir. Yüksek benliğiniz bütün insanlığın üst bilinciyle bağlantılı olduğu için tam sizin özelliklerinize uygun eleman arayan bir firmayı bulmak ve bu firmaya sizi yönlendirmek onun için zor olmayacaktır. Eğer bunun için yeni bir eğitim almanız gerekiyorsa bu eğitime, birisi ile tanışmanız gerekiyorsa en doğru tanışma noktasına veya bir inancınızı değiştirmeniz gerekiyorsa en doğru bilgilere yüksek benliğiniz sizi kolaylıkla yönlendirebilir. Size düşen şey sadece kendi içsel bilgeliğinizden istemek ve akışla hareket etmektir. Yani eğer içinizdeki sesi dinler, karşınıza çıkacak fırsatlara karşı duyarlı olur ve kendinizi iyi şeylere açarsanız yüksek benliğiniz sizin için en iyi şekilde çalışacaktır.
Ancak tam bu noktada yüksek benliğinizin sizin en yüksek hayrınıza çalışacağını, yaşam derslerinize ve tekamülünüze uygun şekilde hareket edeceğini de söylemem gerekli. Eğer bir istediğinizin gerçekleşmesi sizin için hayırlı/doğru değilse bunun yerine başka bir olasılık gerçekleşecektir. Sonuçta siz kendi içinizdeki bilgeden rehberlik ve danışmanlık istiyorsunuz… Örneğin birisi ile evlenmek istiyorsanız ve bunun için yüksek benliğinizden destek istediğini diyelim. Eger bu kişi sizin için doğru insan değilse evlenmeyi umarken tam tersine hızlı bir şekilde ayrılabilirsiniz. Ancak amacınız mutlu bir evlilik yapmak ise kısa zamanda karşınıza doğru insan çıkar ve aradığınız mutlu evliliği yapabilirsiniz. Yani yüksek benliğinizle çalışmak benim istediğim olsun demek yerine ben bunu istiyorum ama benim için en hayırlı ve en doğru seçeneğin olmasını kabul ediyorum demektir.
Yüksek benliğinizle bağlantı için size özel bir çalışma vereceğim. Aslında bağlantı için herhangi özel bir ritüele ihtiyaç yoktur, ancak bu konuda zorlananlar, bilgisi veya deneyimi eksik olanlar ve herhangi bir uyumlanma almamış insanlar için vereceğim bu küçük çalışma çok faydalı olacaktır.
YÜKSEK BENLİK ŞİFA ÇALIŞMASI
Öncelikle sağ elinizin avuç içi ile havaya sonsuzluk sembolunu çizin. Bu sembolün çizim yönü yoktur, istediğiniz yerden başlayarak çizebilirsiniz. Sonsuzluk sembolü uyumlanmanız olmasa bile etkili olarak kullanabileceğiniz bir semboldür.
Sembol;
yuksek



Sonra ellerinizi kalp chakranıza koyun. Yani bir el göğsün tam ortasında avuç içi bedene değecek şekilde dursun, diğerini onun 1 cm kadar altına aynı şekilde koyun ve ellerinizi kasmayın yani çok rahat bırakın.
Derin bir nefes alın verin ve içinizden veya sesli olarak ” Sevgili yüksek benliğim şimdi seninle bağlantı geçiyorum ve senin desteğini rica ediyorum” deyin. Bu aşamaya kadar gözlerinizin kapalı olması ve gevşemiş olmanız önerilir.
Şimdi niyetinizi ederken gözlerinizi açarak okuyabilir veya kapalı edebilirsiniz. Gevşemiş olmanız çok önemli çünkü zihniniz ne kadar alfa durumunda olursa çalışmanız o kadar başarılı olur.
Daha sonra aşağıda verdiğim niyetlerden birisini veya kendi hazırlayacağınız bir niyeti okuyabilirsiniz. Bir çalışmada birden fazla niyetle çalışabilirsiniz, sayısını sizin belirlemeniz mümkündür. Niyetlerinizi 1 kere veya 3 kere okuyabilirsiniz. Benim tercihim arka arkaya 3 kere okunmasıdır.
Bir niyet için zamanınız varsa 21 gün her gün çalışmak çok harika olacaktır ancak yüksek benlik çalışmalarında bu kural yoktur. Tek bir kere de çalışmanızın faydası olacaktır. Bu nedenle zamanınız ve imkanınız varsa 21 gün çalışmasını yoksa tek bir kere de olsa çalışmanızı öneririm.
Sembol çizerken imgelemeye gerek yoktur. Sadece havaya avuç içinizle çizmeniz yeterlidir. ( Çizerken kalem kullanılmaz) Ben fotografi renkli seçtim ancak renk imgelemenize gerek yok çizerken. İmgelemek istiyorsanız istediğiniz bir rengi kullanabilirsiniz. Sembol bir kural değildir, eğer sizi rahatsız ederse kullanmayın. Kullanmamızın tek nedeni enerjiyi odaklamaya yardım etmesidir.
Niyetinizi okurken elleriniz kalp chakranızda olsun sonrasında çekebilirsiniz. Eğer bir kaç niyeti arka arkaya edecekseniz hepsi bitene kadar elleriniz kalp chakranızda yani yukarıda tarif ettiğim pozisyonda durabilir.

YÜKSEK BENLİK NİYETLERİ
Daha önce değişik sosyal medya sayfalarımda yüksek benlik niyetleri verdim. Bu niyetleri bu yazıma da derli toplu olsun diye ekledim ve yeni yüksek benlik niyetleri de yazdım. Bu niyetlerden istediğiniz kadarını seçebilirsiniz ve elleriniz kalp chakranızda iken odaklanarak okuyabilirsiniz.

KORKULARINIZI TEMİZLEMEK İÇİN YÜKSEK BENLİK NİYETİ
Sevgili yüksek benliğim lütfen şimdi, tüm zamanlarda ve tüm boyutlarda beni kısıtlayan, gelişimimi engelleyen, benim iyiliğime hizmet etmeyen bütün korkularımı nazikçe sevgiye dönüştür. Teşekkür ederim.”

KENDİNİZİ AFFETMEK İÇİN YÜKSEK BENLİK NİYETİ
Tüm zamanlardaki ve tüm boyutlardaki bütün hatalarım için kendimi affetmeyi seçiyorum. Sevgili yüksek benliğim; tüm suçluluk duygularımı, tüm sıkıntılarımı, tüm öfkemi, kurban bilincimi ve tüm acılarımı yüreğimden nazikçe sil. Kendime karşı yaptığım tüm hatalar için ve başkalarına karşı yaptığım tüm hatalar için merhametin şifalandırıcı ışığı ile varlığımı doldur ve beni arındır. Kendimi bütünüyle affediyor ve bütünüyle affedilmiş bir insan olmaya niyet ediyorum. Teşekkür ederim.”

ELEŞTİRİ ENERJİSİNİ TEMİZLEMEK İÇİN YÜKSEK BENLİK NİYETİ
Sevgili Yüksek benliğim; bana yönlendirilen tüm eleştirilerin, tüm saldırıların, tüm öfkeli davranışların, tüm rahatsız edici tavırların bedenimdeki, bilinçaltımdaki ve enerji alanımdaki etkilerini temizle ve arındır. Auramdaki tüm enerjisel saldırıları iptal et ve temizle. Bana yönlendirilen tüm bu olumsuz enerjilerle oluşmuş olan tüm suçluluk, utanç ve olumsuz şartlanmalarımı çözmeme yardım et. Teşekkür ederim.”

SAĞLIK İÇİN YÜKSEK BENLİK NİYETİ
“Sevgili yüksek benliğim; lütfen bu hastalıkta payı olan tüm zehirli duygularımı, düşüncelerimi, tüm acılarımı, tüm olumsuz inançlarımı, korkularımı, tüm negatif enerjileri ve tüm hatalı bakış açılarımı temizle, arındır. Lütfen bu hastalıktan almam gereken dersi almam ve sevgiyle yoluma sağlıklı bir insan olarak devam etmemiçin bana rehberlik et. Bütünüyle ve her anlamda sağlıklı olmayı seçiyorum. Teşekkür ederim. ”

REFAH İÇİN YÜKSEK BENLİK NİYETİ
“Sevgili yüksek benliğim lütfen tüm zamanlarda ve boyutlarda parayla ilgili tüm olumsuz inançlarımı, kısıtlı bakış açılarımı, geçmişten gelen tüm olumsuz şartlanmalarımı, olumsuz kodlamalarımı ve olumsuz duygularımı nazikçe temizle ve arındır. İyi ve güzel şeyleri hak ettiğime inanmam için ve refah içinde bir hayata sahip olmam için lütfen beni destekle ve güçlendir. Teşekkür ederim.”

SEVGİ İÇİN YÜKSEK BENLİK NİYETİ
“Sevgili yüksek benliğim lütfen şimdi sevginin hayatıma akmasını engelleyen bütün olumsuz inançlarımı, kısıtlı bakış açılarımı, geçmişten gelen tüm olumsuz şartlanmalarımı, olumsuz kodlamalarımı ve olumsuz duygularımı nazikçe temizle ve arındır. Ben sevgi içinde yaşamayı, sevmeyi ve sevilmeyi seçiyorum. Teşekkür ederim.”

NEGATİF ENERJİLERDEN KORUNMAK İÇİN YÜKSEK BENLİK NİYETİ
Sevgili yüksek benliğim lütfen bedenimi, enerji alanımı, zihnimi ve duygularımı arındırıcı beyaz ışıkla ve koruyucu mor ışıkla çevrele. Sevgi ve ışık olmayan tüm enerjileri benden uzak tut. Tamamen güvende olduğum harika bir gün geçirmeyi seçiyorum. Teşekkür ederim.”

HERHANGİ BİR SORUNDAN KURTULMAK İÇİN YÜKSEK BENLİK NİYETİ
” Sevgili yüksek benliğim lütfen ….. sorunumun ( … kisminda sorunu tanımlayın) en kısa zamanda ve en kolay şekilde çözülmesini istiyorum. Benim ve ilgili herkesin en yüksek hayrına olacak şekilde lütfen bu sorunumu benim için çöz. Teşekkür ederim.”

İSTEDİĞİNİZ HERHANGİ BİR ŞEY İÇİN YÜKSEK BENLİK NİYETİ
” Sevgili yüksek benliğim ….. ya sahip olmak/deneyimlemek istiyorum. Benim ve ilgili herkesin en yüksek hayrına olacak şekilde en doğru zamanda, kolaylıkla ve mutlulukla…. ya sahip olmamı sağla lütfen. Teşekkür ederim “

Siz de kendi niyetlerinizi yukarıdaki niyet örneklerini temel alarak hazırlayabilirsiniz. Ancak niyet çalışmalarını kendiniz için kullanmanızı ve başkası için niyet etmek yerine ona da bu bilgileri öğretmenizi öneririm. Sonuçta siz kendi içinizdeki bilge yönünüzden destek istiyorsunuz ve herkes bunu yapabilir. Sembol ve çalışmakolaylaştırıcıdır bunlar olmadan da yüksek benlik çalışmaları yapılabilir yani sadece başka birisi ile yüksek benlik bilgisini paylaşabilirsiniz.
Bir de eminim birileri neden Allah’tan değilde yüksek benliğimden istiyorum diye soracaktır. Bu soru gelmeden yanıtını yazayım. Kişisel görüşüme göre yüksek benlik çalışmalarında Allah’ın size verdiği bir yeteneği kullanıyorsunuz yani sizin özünüzde var olan bir gücü ortaya çıkartıyorsunuz. Bu yeteneği kullandıktan sonra Allah’a şükretmek kanımca en iyisi olacaktır.
Eğer zamanlama ile ilgileniyorsanız niyetlerinizi aşağıdaki saatlerde yapabilirsiniz. Bu bir kural değildir sadece bu konu ile ilgilenenler için ekstra vermek istedim.
KORKULARINIZI TEMİZLEMEK – Satürn Saati
KENDİNİZİ AFFETMEK- Venüs Saati
ELEŞTİRİ ENERJİSİNİ TEMİZLEMEK – Merkür Saati
SAĞLIK İÇİN – Güneş Saati
REFAH İÇİN- Jüpiter Saati
SEVGİ İÇİN- Venüs Saati
NEGATİF ENERJİLERDEN KORUNMAK- Ay Saati
HERHANGİ BİR SORUNDAN KURTULMAK İÇİN- Güneş veya Jüpiter saati seçilebilir.
İSTEDİĞİNİZ HERHANGİ BİR ŞEY – Güneş veya Jüpiter saati seçilebilir.
Gezegen saatleri ile ilgili bilgiler;
http://www.bernaozcandemir.com/uncategorized/gezegen-saatleri-ile-hayatinizi-kolaylastirin
linkinden alabilirsiniz.
Bilgileri elimden geldiği kadar net vermeye çalıştım. Eğer zorlandığınız bir şey olursa yüksek benlik çalışmalarında hata yapmanız mümkün değildir, yüksek benliğiniz sizin içinizdeki bilgedir ve her durumda sizin en yüksek hayrınıza hareket eder. Bu nedenle çalışmalarınızı rahatlıkla yapabilirsiniz.
Verdiğim bilgilerin faydalı olmasını seçiyorum.
Sevgiyle kalın
Berna Özcan Demir

Bilgi: Bu blogdaki yazılar herhangi bir tıbbi tedavi, teşhis yada öneri içermez. Sağlık sorunlarınızda doktorunuza başvurunuz.

Alıntıdır

Kız Çocuklarını Küfürden Nasıl Uzak Tutabiliriz?

Bunu yapan büyükler maalesef daha da çok. Yanından bir kadın mı, bir çocuk mu, bir yaşlı mı, kimin geçtiği hiç umurunda bile olmadan öyle pis kelimeler kullanıyorlar ki ağzım açık kalıyor, çoğunlukla da sert bakışlarım veya bizzat uyarılarım ile maalesef müdahale etmek ve etraflarının farkında olmalarını sağlamak durumunda kalıyorum.

Elbette çocuklar medyadan, arkadaşlarından duyduklarını taklit ederek ve çoğunlukla anlamının hiç farkında olmadan kullanıyorlar argo ve küfürleri.

Her ne kadar dış etkenlerin etkisi büyük olsa da ben bu konuda biz annelere de çok iş düştüğünü düşünüyorum. Oğlum henüz 2,5 yaşında ve yeni yeni konuşuyor. Henüz bir erkek çocuk büyütme deneyiminin başında olsam da biri 9 diğeri 14 yaşındaki kızlarımı yetiştirirken bu konunun nasıl üstesinden geldiğimi anlatmaya çalışacağım size.

Çocukların yoğun şekilde argo ve hatta küfür kullanımına eğildikleri iki önemli dönem oluyor hayatta.
Bunlardan ilki 3-4 yaş döneminde gerçekleşiyor. Nedenini tam olarak bilmiyorum ama psikologlar da çocukların 3-4 yaşlarında o dönemler için kötü kelime kabul edeceğimiz bazı kelimeleri kullanma ihtiyacı içerisine girdiklerini belirtiyorlar. Bu durumu ilk olarak büyük kızımda yaşamıştım. Kreşte öğrenerek evde bir kaç kez bu tip kelimeler kullanmaya başladığını gördüğümde bu dönemi insanların içerisinde rezil olmadan nasıl atlatabilirim diye düşündüm. Kızımla bir konuşma yapmanın zamanı gelmişti.

Kendisin karşıma alıp; ….., ….. gibi bazı kelimelerin ayıp kelimeler olduğunu, başkalarının yanında kullanmaması gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Ancak psikologlar bile argo kelime kullanımını bu yaş için bir ihtiyaç olarak tanımlıyorken ben kızımın bu ihtiyacını giderebileceğine dair nasıl bir yöntem bulabilirdim?

Ben de kendisine içinden bu tip kelimeler kullanmak geldiğinde hemen gelip benim kulağıma söyleyebileceğini, bu kelimelerin bizim ikimizin sır kelimeleri olacağını ve ona hiçbir zaman kızmayacağımı söyledim. Bu yöntem tuttu. Çok defa kızım yanımızda birileri varken koşarak gelip kulağıma eğilip “Anne ….” der, hızla uzaklaşıp oyununa devam ederdi. Ben de kendisine göz kırpıp “aramızda tamam mı?” deyip ona bir rahat alan yaratmaya çalışırdım. Bu yöntem büyük kızımda da, küçük kızımda da epey işime yaradı ve şükürler olsun ki toplum içerisinde herhangi bir kriz veya sorun yaşamadık.

Sonra yıllar geçti. Büyük kızım 6. Sınıftan yani 11-12 yaşından itibaren argo ve küfür kullanımının en yoğun olduğu malum ergenlik dönemine adım attı. Etrafındaki kızlı erkekli bütün arkadaşları bu konuşma şekline sahipken O da ister istemez bu durumdan etkilenmeye başladı. Hatta bazılarının anlamını bizzat gelip bana soruyordu. Bu konuda kızım ile bir konuşma yapmam gerektiğini düşünüp bir yatak sohbetine küfrü ve argoyu konu ettim.

“Mal mısın, bu neyin kafası, oha, çüş” gibi (buraya yazdığım için ayrıca özür diliyorum) Argo kelimeleri kullanabileceğini ama bunu sadece arkadaşları ile birlikteyken yapabileceğini, kesinlikle eve taşımasının, bizimle, kardeşleriyle konuşurken kullanmasının ve kardeşlerine kötü örnek olmasının yasak olduğunu söyledim kendine. En azından bu konuda rahat bir alanının olduğunu bilmesi önemliydi zira.

Kızım okulda kız erkek tüm arkadaşlarının küfürlü konuştuğunu söylediğinde de bana ne tür şeyler söylediklerini söylemesini istedim.

Utandı elbet. Bazılarını O söyledi bazılarını bizzat ben söyledim. Bunu hiç kullanmamama rağmen benim de küfürleri bildiğimi göstermek için özellikle yaptım. Sonra da kendisine; küfürleri bilmesinin ayıp bir şey olmadığını, en azından karşısındaki biri O’na söylediğinde ne anlama geldiğini bilmek ve buna göre tepki verebilmek için küfürlerin anlamını bilmesi gerektiğini söyledim, ancak bilmek ile kullanmanın çok ayrı şeyler olduğunun da altını çizdim.

Kızımı en çok şu sorum etkiledi. “Bana içerisinde kadını aşağılayan ifade yer almayan bir tane küfür söyleyebilir misin?” diye sordum. Evet, elbette bulamadı. “Gördün mü” dedim kendisine, “küfürlerin hepsi maalesef kadın cinsini aşağılayan ifadeler. Bir erkek bir erkeğe küfür ederken bile aslında ona değil o erkeğin annesine, karısına veya kız kardeşine küfür ediyor. Sen bir genç kız olarak bu kelimeleri kullandığında en başta kendi cinsini ayaklar altına almış oluyorsun. Bir genç kız, bir kadın kendi cinsine saygı duymayıp bu küfürleri kullanırsa, karşı cinse bunu kullanmak için en güzel hakkı da vermiş olmaz mı? İşte sen de bunun bilincinde olmalısın” dedim. Kızım düşününce “gerçekten de anne bir tane bile kadın ile ilgili olmayan küfür bulamıyorum” dedi.

Kızıma lütfen sadece kendin değil bundan sonra, hadi erkekleri geç ama bir tane bile kız arkadaşın bir küfür kullandığında hemen onu durdurup bu söylediğin kelime biz kadınları aşağılıyor sen bir genç kız olarak neden bunu kullanıyorsun diye sor ve arkadaşların arasında da bir farkındalık yarat diye de tembih ettim. Kadın olmanın gururu ve onuru farkındalığı…

Zaten yapısı gereği küfür kullanmayan kızım çok şükür ki bu konuşmadan sonra küfür etmenin öyle havalı görünmek için iyi bir şey olmadığının, aksine kadınlara büyük bir kötülük olduğunun daha bilincinde bir birey ve en önemlisi etrafındakilere bu konuda yön gösterebilecek bir farkındalığa sahip.

Oğlum ergenlik dönemine girdiğinde bu konuda neler yapacağım henüz bilmiyorum ama yapacağım en iyi şey tek tek küfürleri ele alarak bak burada anneni, ablalarını, kız kardeşlerini ve hatta ileride eşini aşağılayan ifadeler var, sen de lütfen kullanma ve kullandırtma demek olacak.

Gençlerimizin temiz insan olmaları, temiz bir toplum yaratmaları, kadınların onurunun her durumda korunduğu bir dünya ümidiyle…


Kaynak

21 Günde Düşünce Detoksu

 “Biz birçok diyete gireriz vücudumuz için, detoks yaparız. Yağlarımızı eritmek için, ter atmak için, gençleşmek için. Şimdi yaptığımızın adı da düşünce detoksu. Düşüncelerimizi detokslayacağız ve kafamızın içinde bizi rahatsız eden her şeyi bırakacağız.”“Evet sevgili kaptan, 21 gün boyunca …yolculuğa çıkıyorsun. Düşüncelerini detoksluyorsun ve yoluna bütün olayları sevgiyle kabullenerek, alttan alarak değil, sevgiyle kabullenerek ve özellikle içinden kabulleniyorsun ve sevgiyle gönderiyorsun.”Birçok kaynakta 21 gün diye bir laf duyarız. Nedir bu 21 gün? Ben de ilk başta birçok kişiye sordum. ‘Nedir bu 21 gün? Nedir amacı 21 günün?’Bana ortalama olarak gelen yüzlerce cevabın özetini size vereyim.Bilinçaltımızın herhangi bir düşünceye dayanabildiği süredir 21 gün. Aynı kelimeleri ya da aynı enerjiyi defa ve defa söylediğin sürece bilinçaltın 21’inci günün sonunda bunu yapıyor. Yani ona inanıyor.Şimdi size bununla ilgili bir atasözü söyleyeyim; Bir insana kırk gün ‘delidir’ derseniz. O insan 40’ıncı günün sonunda deli olduğuna inanmaya başlar.’Biz de kendi kendimizi 21 gün boyunca bir arınma sürecine sokuyoruz. Bu cümleleri okuduğunuz günden ve andan itibaren 21 gün boyunca kendimde uyguladığım ve insanlarda yüzlerce kişide uyguladığımız tekniği yapıyoruz.Dengede kalma ve arınma süreci. Dengede kalma ve arınma süreci şu demek; 21 gün boyunca insanlar ne söylerse söylesin, ne yaparlarsa yapsınlar, onları oldukları gibi kabullenip dengede kalacağız. Yani biri geldi bana bir laf mı söyledi. ‘Tamam, bu böyle bir insan. Kabulleniyorum ve dengedeyim.’
Hemen burun nefesine geçiyoruz. Burundan nefes alıp veriyoruz. 5 kere, 6 kere. Ve hayatımıza devam ediyoruz. İnanıyorum ki bir sürü sert olay gelip size bum diye çarpacak. Önemli olan 21 gün boyunca bu olaylara ciddi bir şekilde nötr bir şekilde tepki vermek.Bakın nötr bir şekilde. Şimdi birçok kişi bana şunu sordu.“Peki ben insanlara karşı nötrüm, ilişkime karşı nötürüm. Peki parayla ilgili ya da bunu başarıyla ilgili nasıl yapabilirim?”Eğer bilinçaltınızda parasızlık korkusu varsa, bilinçaltınız bu korkuyu sürekli evrene mesaj olarak yayar. Yani elinizden paranızın gitmesi için olaylar çağırır, evinizde sıkıntı yaşamanız için olaylar çağırır, çünkü parasızlık korkusunun frekansı budur. Sizi parasız bıraktıracak bütün olayları size doğru çeker.21 gün boyunca eğer siz kendi bilinçaltınızı şuna inandırırsanız, ‘Ben bolluk içindeyim.”Tabii evinizde yemek olmayabilir, cebinizde para olmayabilir, sıkıntıda olabilirsiniz, saçma gelebilir. Borçlarınız var. 21 gün boyunca sabah kalktığınızda “Ben bolluk içindeyim, şükürler olsun” deyip bilinçaltınızı buna ikna ederseniz, 21’inci günden sonra,( ama bakın gerçekten ikna ederseniz) hayatınıza kolaylıklar, güzellikler ve bolluklar gelmeye başlayacak.21 günlük arınma programımızda kafamızın içindeki bütün olumsuzlukları, bütün kalıpları sevgiye dönüştürüyoruz. Birine mi öfkelenmeye başladım, hemen burun nefesine geçiyorum ve şunu söylüyorum;“Şu an yaşadığım olayı olduğu gibi kabul ediyorum ve dengedeyim. Karşımdaki kişiyi de olduğu gibi kabul ediyorum ve dengedeyim. Ne yaşanırsa yaşansın ben her zaman dengedeyim.”YAPTIĞIMIZIN ADI DA DÜŞÜNCE DETOKSU.Biz birçok diyete gireriz vücudumuz için, detoks yaparız. Yağlarımızı eritmek için, ter atmak için, gençleşmek için. Şimdi yaptığımızın adı da düşünce detoksu. Düşüncelerimizi detokslayacağız ve kafamızın içinde bizi rahatsız eden her şeyi bırakacağız. Şimdi birçok kişi diyecek ki ben düşünüyorum ama kim duyuyor ki. Düşündüğün her şeyi birinin duymasına gerek yok. Düşündüğün her şeyi sipariş gibi çağırıyorsun hayatına. Kafandan geçen düşünceler artık sır değil. Kafandan geçenleri artık evren okuyor ve duyuyor çünkü enerji yükseldi. Bundan elli sene önce olsaydı “Sırdır” derdim sana. Ama artık bir sır değil. 2011 ve sonrasında kafandan geçen her şey öyle bir titreşiyor ki, evren bunu duyuyor ve sipariş olarak sana getiriyor.Kafanın içindeki tüm olumsuzlukları hissetmeye başladığın andan itibaren “sevgiyle kabulleniyorum ve sevgiyle gönderiyorum” deyin ve burun nefesi almaya başlayın. Ciddi anlamda size rahatlama getirecektir.Şu an bu satırları okuyorsanız, şu an başlayın düşünce detoksunuza. Tarihini yazın 21 gün. Ne yaşarsanız yaşayın istediğiniz kadar öfkelenin, ya da sıkıntıya sokacak olay gelsin. Siz o olayları dengede karşılamaya çalışın. Limandan çıktınız ve denizde giden bir yelkenli gemisiniz. Rüzgar herkese eser, dalga herkes için var. Gemisini yüzdüren kaptandır. Evet sevgili kaptan, 21 gün boyunca yolculuğa çıkıyorsun, düşüncelerini detoksluyorsun ve yoluna bütün olayları sevgiyle kabullenerek, alttan alarak değil, sevgiyle kabullenerek ve özellikle içinden kabulleniyorsun ve sevgiyle gönderiyorsun.Dışımızda hiçbir olay aslında yok. Sadece içimizde o olayın yansımaları var. Ve tepkileri. Örnek vereyim. Bir futbol maçını A takımı kazandı, B takımı kaybetti. Bu bir enerji, bu bir bilgi. A takımını tutanlar sevindi, B takımını tutanlar üzüldü. Dışarıda gerçekleşen bir olaya insanların yarısı sevindi, yarısı üzüldü. Bir kısmı da umursamadı. ‘Ben futbolu sevmiyorum’ ya da ‘Ben o takımı tutmuyorum’ dedi. Dışarıdaki insanların yaptıkları hareketlere puan veren sensin. Dışarıdaki her şeyi kendi içinde oluşturan ve yargılayan sensin. Bu yargı ve eleştirilerimizi detoksluyoruz. Yargılamak bitti, eleştirmek bitti, suçlu aramak bitti, kendimizi suçlamak da bitti, kendimizi kurban gibi görmek de bitti.

Kaynak

Bir Fonksiyon ve Bir Engelleyici Olarak Bilinç – Ego –

“Ego içsel ve çevresel değişkenlerden insan psikolojisini koruyan bir bilinç katmanı olarak bir fonksiyondur”

“Ego muhafazakar bir koruma kalkanı olarak insanın gelişim ve değişimine karşın bir engelleyici bilinç katmanıdır”

Psikanalatik kuram doğrultusunda artık insanın; karar ve davranış şekillerinin sadece dış çevre enerjisi doğrultusunda değil, büyük ölçüde insanın iç dünya katmanlarının enerji dengesi doğrultusunda gerçekleştiğini bilmekteyiz.

İnsanın İç Dünyası: Bilinç Katmanları

Psikanalatik kuramının kurucusu Freud’un bilinç katmanlarını ele aldığı “topografik zihin modeli” gelişen nöroliji, psikoloji bilimi ve teknoloji sayesinde bir çok kez doğrulanmaya devam etmekte ve bazı minor evrimlerden geçmektedir. Tüm küçük evrimlere rağmen, psikanalitik kuramının ana prensipleri her geçen gün daha fazla zemin bulmaktadır.

Freud, bilinci bir buzdağına benzeterek, bilincin farklı katmanlarına (farklı fonksiyonlarına) işaret etmiştir. Söz konusu katmanları ego,süper ego ve idi şeklinde adlandıran Freud, sırasıyla bilinç, bilinçdışı ve bilinçaltı katmanlarını bir bütünün ayrı parçaları olarak ele almıştır. İnsan davranış şekillerinin oluşumunda bu katmanların birbirleri ile ilişkisinin, bir diğer deyişle katmanların güç dengesinin önemli rol oynadığı günümüzde bir kuramdan öte bilgi olarak kabul edilir.

Bilinç (İrade) Katmanı: Aynı zamanda ego olarak adlandırılan “bilinç” aşaması, insanın neden-sonuç prensibi doğrultusunda davrandığı, bir diğer deyişle bilincinde olduğu davranış şekillerini oluşturmaktadır.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta bilincin muhafazakar yapısıdır. Süperego; bilinçaltı katmanın bastırdığı değişim, arzu, bastırılmış korkularının tatmini açısından bir fonksiyon/engel teşkil etmektedir. İradenin muhafazakar özelliği hem bir fonksiyondur hem de bir engelleyicidir.

Fonksiyon olarak bilinç (irade) ; içsel değişim arzusu ve dışarıdan gelen 3. Parti söylemlerini reddederek bireyin çelişkili mesajlar altında kalarak, baskıya uğrayıp anlam karmaşası yaşamasını, psikolojik dengesizleşmesini ve kimlik karmaşasının önüne geçmektedir. İçsel arzuların tatmini peşinde koşan bir birey olmayı, toplumsal değerleri ve yaptırımları (katlanılacak külfeti) göz önünde bulundurarak önüne geçer ve kabul edilebilir bir arzu tatmini yolunu bulma çabasına girerek kendi arzuları ile dış dünya normları arasında bir nevi müzakere işlemi gerçekleştirir.

Neden cinsel arzularımın biran önce tatmin etmiyorum? Çünkü toplumsal manevi yaptırımların külfetini üstlenmek istemiyorum!  Çünkü dini inaçlarım doğrultusunda bir sonraki yaşamımda yaptırımla karşılaşmak istemiyorum (İnanca göre göreceli yaptırım algısı) Sözkonusu neden-sonuç ilişkisi ego veya bilinç katmanında oluşmaktadır.

Bir diğer deyişle iradeni en önemli görevi; bir neden-sonuç ilişkisi çıkartartabilmek için belirli bir muhafazakar algısal duruş taslağı çizmektir. Söz konusu taslağın içi, bireyin kendisi, çevresi ve genel olarak dünya, hayat ve sonrası ile ilgili varsayım ve söylem şablonları ile sabitlenir.

Engel olarak (bilinç) irade ; varolan kimlikle ilgili sorunlara yönelik gerekli değişime karşın engel teşkil ederek, soruna yönelik geliştirilmiş söylem kalıplarını kabul etmekte muhafazakar yapısını korumaya devam etmektedir. Zihin haritasında bireyin aleyhine işleyen mesaj kalıpların varlığı, herhangi bir konudaki gereksiz korkularının büyümesine neden olurken, bilinç bu korkuların meşruluğunun sorgulanmasına yönelik girişimleri muhafazakar yapısı nedeniyle engel olarak; sorunun çözüm sürecini daha uzun bir sürede gerçekleşmesine veya gerçekleşememesine neden olmaktadır.

Örneğin bir uçuş korkusunun, vajinismus olgusunun, özgüven eksikliğinin veya herhangi bir fobinin bilinç katmanında mutlak neden-sonuç ilişkisi açıklanamaz. Bu tip sorunların kaynağı bilinçaltında hapsolmuş, bireyin gerçek potansiyelini yerine getirememesine sebep olan negatif mesaj – söylem şablonlarıdır ki, bu kodlar bilincin muhafazakar yapısı nedeniyle korunmaya devam edilmektedir.

Korunmak güzeldir, Fakat Korunan Şey Bizim Aleyhimize İşliyor İse…???

Neden özgüvenin eksik, neden uçuş korkun var şeklinde sorularla karşılaşan birey, bu duruma meşru bir cevap veremez. Verebileceği cevaplar neden-sonuç ilişkisini mutlak açıklayı niteliğini taşıyamaz, ziraa sözkonusu sorun sadece bireyin iç dünyasının söylem kalıpları konteksinde anlam ifade etmektedir

Ben yeşil rengi çok severim? Neden? Yeşil hoş bir renktir, içimi açıyor, ortama canlılık katıyor!

Yukarıdaki soru cevap kalıbı sizce meşru bir neden sonuç ilişkisi mi?

Bir insanın bir rengi sevip sevmemesi tamamen bilinçaltında var olan, geçmişinde söz konusu renkle ilişkilendirdiği olgularla bağlantılı bir şekilde gerçekleşen zihinsel bir eğilimdir.

Gerçekten sevindirici bir haberin geldiği anda yoğunlukla görsel alanına yeşil rengin girmiş olması, bir bireyin yeşile karşı sempati geliştirmesi ile sonuçlanabilir. Bu durum bilinç katmanında neden-sonuç ilişkisi ile açıklanamaz. Bir adım ileriye gidip, bilinçaltı katmanının bu durum hakkında söyleyeceklerine kulak vermek gerekmektedir.

Bir rengi sevip sevmemek insan yaşamı veya başarıları açısından fazla önem arz etmese de, bireyin kendi kimliğini sevmemesi, bireyin tüm yaşamını, başarılarını ve mutluluğunu olumsuz etkileyen bir zihinsel eylemdir. Bu nedenle Freud’un geliştirmiş olduğu topografik bilinç modeli, psikolojik rahatsızlıkların ve bireysel gelişim alanlarında çığır açıcı bir noktaya değinmiştir; Freud öncesi modellerin anlamlandıramadığı bireysel psiko-problemler bilinçaltı katmanının da değerlendirmeye sokulmasıyla birlikte bilimsel neden-sonuç ilişkisi ile anlam ifade etmeye başlamış ve soruna yönelik bilinçaltı teknikleri geliştirmenin önemi ortaya çıkmıştır.

Engelleyici Bilinci Safdışı Bırakarak Bireysel Gelişim

Freud yaptığı çalışmalarda;

Suçluluk duyguları gibi, bilinçaltı katmanının göz önünde bulundurulduğu takdirde su yüzeyine çıkan problemlerin nedenleri, bir çok sorunun başlangıç halkasının bulunmasına imkan tanıdığı sonucuna ulaşmış olmakla beraber; bilinç katmanına hitap eden terapilerden ziyade,  bilinçaltı teknikleri ile sorunun kaynağına hitap edilmesinin etkili olacağı bulgusunu günümüzün modern tıp dünyasına kazandırmıştır.

Bilinçaltı teknikleri, bilincin muhafazakar (engelleyici) özelliğini devredışı bırakarak, var olan sorunun kaynağına inerek bilinçaltı söylem şablonlarının değişimi ile ilgili bir takım çalışmalardan oluşmaktadır.

Bir bireyin özgüven sorununun altında yatan, bireyin çocukluğundan beri edindiği tecrübeler, 3. Parti söylemler doğrultusunda, bilinçaltına kendi kimliği ile ilgili ektiği mesajlar topluluğunun bir zihinsel eğilimidir.

Bilinçaltı terapileri, bireyin bilinçaltında yatan söylem şablonları veya varsayımları silmek ile ilgilenmez, varolan söylem şablonlarından, bireyin, bireysel başarılarını olumsuz etkileyenlere, alternatif pozitif söylemlerin edinilmesi, gereksiz bastırılmış korkuların 3. Parti pozitif söylemlerle çakıştırılması ve anlamsızlıklarının bilinç katmanı tarafından irdelenmesi sağlanarak yıllardır hapsolmuş negatif bilinçaltı korkularının sorgulanması sağlanır.

Bio-Frekans Bilinçaltı Tekniğinin temelinde de bilinç bariyerinin safdışı bırakılarak, herhangi bir konuda pozitif bilinçaltı mesajlarının doğrudan bilinçaltına ulaştırılması yatmaktadır. Bilinçaltına ulaşan mesajlar, varolan kalıplar ile zıtlık arz ettiği için bilincin (iradenin) yıllardır sorgulanmasına izin vermediği söylem şablonları ,irdelenmek zorunda bırakılır. Bu  süreçte bireyin Bio-Frekans Bilinçaltı Telkinlerinin kullanımını devam ettirerek süreci beslemesi önem arzetmektedir.



Kaynak

Adım Adım Rubik Küpü Çözüm Yolu

Macar tasarımcı Erno Rubik tarafından bulunan renkli oyun küpünün ilk prototipi 1974’te tahtadan yapıldı. Budapeşte’de bir oyuncakçıda ‘sihirli küp’ adıyla yerini aldığında ise yıl1977’yi gösteriyordu. Görünürde yalnızca dahilerin çözebildiğini düşündüren bu küpler, 100 milyondan fazla satıp1982’den itibaren hızla tüm dünyayı ele geçirdi.

1. Adım

Örneğin, orta karenin beyaz olduğu yüze beyaz kareleri getirin. Orta kareler hareket etmez, bu nedenle orta kare ne renkse o yüzün o renk olacağını söyleyebiliriz. Orta kareleri küpü çözebilmek için ipuçları olarak kullanabilirsiniz

2. Adım

Küpü dıştan içe çözeceksiniz. Üst sıraya gerekli köşe karelerini koyabilmek için gerekli adımları uygulayın. Her köşe kare, ortadaki sabit kareyle aynı renk olmalı.

3. Adım

Gerektiğince küpü çevirin ve döndürün. Renkli karelerin birleştiği yerleri ayırın. Renk düzenini bozun.

4. Adım

Bu, orta katmanı çözmenize yardımcı olacaktır. İki yerine üç kareyle ‘T’ oluşturacak şekilde alt katmanı çevirin. Küpün sağ ve sol katmanlarını aşağıya ve sonra sağa çevirin. Doğru renkleri küpün ortasında toplamak için tekrar aşağıya çevirin.

5. Adım

Bu katmanı, yan yana iki farklı kareyi kendi kenarlarına getirene kadar çevirin. Son katman için, doğru renkteki köşe kareyi sağ alta getirin. En yakınınızdaki kenarı sola çevirip sol kısmı öne çevirin. Burada amaç tüm köşelerin doğru renkte olması. Arka sırayı sola çevirmeniz de gerekebilir.

6. Adım

Dört parça kalmış olmalı. Küpü çözmek için orta bölümleri çevirmeniz gerekecek. Renge bağlı olarak, kareleri yerlerine getirmek için orta bölümleri çevirin.

Öneri ve Uyarılar

– Rastgele çevirmek yerine, karelerin nereye ait olduğunu bulun. Adımlarınızı planlamazsanız, küpü iyice zorlaştırırsınız.

– Daha kolay hareket etmesi için küpün içine vazelin sürün.

– Küpü çözmek için birkaç farklı metot mevcuttur. Eğer bu metotla yapamıyorsanız araştırmaktan vazgeçmeyin.


Kaynak

Alzheimer Hastasının Resimlerinden Hayatının Değişimi

Hastalığıyla ne olursa olsun mücadele etmeye karar veren ressam her şeyi hatırlamak ve hastalık seyrini görebilmek için kendi resimlerini yapmaya başladı. Ancak, resimlerin gidişatına bakılırsa hastalık galip gelmiş gibi görünüyor.

1. 11995 2. 21996 3. 31997 4. 41997 5. 51998 6. 61999 7. 72000

Kaynak

Mutlu İnsanların Ortak Elemanları

Mutluluk skalasına göre değerlendirme yapıldığında, mutluluk eğilimi gösteren insanların ortak özellikleri olduğunu biliyor muydunuz? Şimdi “mutluluk bazılarına verilmiş hediye midir yoksa insanın kendi yarattığı zihinsel bir olumluluk mudur” sorusuna cevap vermemiz gerekirse… İkincisinin doğru şık olduğunu kabul etmek durumundayız. Ziraa mutluluk aslında dış dünyadan bağımsız zihinde başlayıp ve sürüdürülen bir zihinsel eylemdir. X kişisi ile Y kişisini aynı şartlara maruz bıraktığımızda, her ikisinin de şartları aynı olmasına karşın mutluluk derecelerinin farklı olması tamamiyle zihinsel algı, ve bu algı sonucu oluşan karar ve davranışların şekillerine bağlıdır.

Gelin Mutlu İnsanların Ortak Küme Elemanlarından Bazılarını İnceleyelim;

Karşılaştıkları sorunlar, problemler karşısında kendilerini veya başkalarını suçlama yolunu tercih etmezler. “Kim suçlu” sorusu üzerine gitmenin gereksiz olduğunu iç sesleri ile algılar ve doğal olarak sorunun çözümüne yönelik kararlı ve yapıcı adımlar atmayı tercih ederler.

Başlarına gelen olumsuz şeylerin içinden, olumlu ayrıntılar çıkartmayı kendilerine görev bilirler. Doğal bir refleks ile “her işte hayır vardır” düşünce eğilimini sürdürerek, olumsuz durumun, yaşamını olduğundan daha da fazla etkilemesine izin vermez.

“Önce ben” demeyi bilirler. Önce “ben” diyerek bencilce bir hareket yapmadığını, tam tersine etrafına daha fazla sevgi, enerji ve güç saçabilmek için kendi doyumunun en önemli parametre olduğunun farkındalığına bilinçli veya doğal refleks şeklinde varmıştır ve bu yönde hareket eder.

Hayır demeyi bilir. Gerektiği yerlerde “hayır” demenin kendi iç sağlığı ve iç enerjisi için önemli olduğuna doğal reflekle karar verir.

İnsanlara güvenir. Bir insan tarafından uğratıldığı adaletsizliği tüm insanoğluna mal etmez. Her insanı kendi içinde değerlendirme yolunu tercih eder ve insanların onun doğası ile aynı olduğu iç sesine hakimdir.

Her şartta kendisine ruhsal ve fiziksel zaman ayırır. “Yarış atı” anlayışını reddeden bir zihin yapısına sahiptir.

Hayal kurar. Hayal kurmayı ve bu hayallerin peşinden gitmeyi bir yaşam prensibi olarak kabul etmiştir.

Yaşamında onu motive eden referans noktaları belirlemiştir. Sevdiği unsurları kafasının köşesinde farklı alternatif senaryolarla tekrar tekrar gösterir kendisine. Olumsuz durumlarda dahi bu referans unsurlarını zihninde canlandırarak sıçrayışına devam eder.

Kendisini iyi hissettirecek olumlu sözler kullanmayı veya zihninden geçirmeyi adeta hobi edinmiştir. Farkında dahi olmadan devamlı kendi ruhunu okşayacak iltifatlarda bulunur kendisine.

Aynaya baktığında kendine bir gülümseme atar.

Kendilerini oldukları gibi kabul ederler, dolayısıyla bu şekilleriyle kabul ettirirler. Kendini kabul etmeleri, aynı zamanda kendilerini tanımları ile sonuçlanır. Ortalama kendini tanıdıkları için, kendilerine sorun veya problem çıkarak durumların veya ortamların içine girmezler.

Yapabileceği kadar işi üstlenir. İşlerini zamanında bitirme eğilimi sergilerler, ziraa iş biriktirerek baskı altında yaşamayı doğal bir reflekle reddederler.

Yönlendirme yapmazlar. Başka insanların olumsuz davranışları sonucu oluşan cezalandırma isteğini, başkalarına veya kendisine yöneltmez. Birisine kızdığı zaman yemek yememe gibi, kendini cezalandırma yöntemlerini tercih etmezler. Vurdum duymaz olmaktan ziyade, gerçekler doğrultusunda davranan bireylerdir.

Şükrederler. Her ne durumda olurlarsa olsun şükretme eğilimi sergilemektedirler. Şükretmenin, olumlu düşüncenin temeli olduğuna ve kendi mutlulukları için yararlı bir araç olduğu kanısına, bilinçli veya doğal refleks olarak varmışlardır.

Yaşamında değişiklikler yapar. Belirli bir döngü içinde yaşamayı, dengeyi bozmadan, reddetme eğilimine sahiptir. Kendisi ve sevdikleri için değişiklikler yapmayı – ev,iş – döngüsünü kırma yönünde davranış sergilerler.

Komplo teorileri ile yaşamazlar. Dış dünyanın da kendileri gibi benzer istek ve arzulara sahip insanlardan oluştuğunun ve insanların söylemler doğrultusunda değişebileceğinin farkındalığına bilinçli veya farkında olmadan sahiptirler. Bu nedenle, “birilerinin gizli ajandaları var” gibi devamlı komplo teorileri üzerinden yaşamayı reddederler.

Ötekileştirmezler. Kendinden farklı olanı zihninde ötekileştirme gereği duymaz. Farklılığı bir zenginlik olarak görme zihnsel eğilimine sahiptir. Bu şekilde her ortamda, kendilerini çok daha rahat ve iyi hisseder.

Sevdiklerine zaman ayırırlar.

Alıngan veya kırılgan olmayı doğal bir refleks ile reddederler, ziraa zihin yapıları alınganlığın çözüme gitme açısından anlamsızlığının farkındalığına sahiptir.

Küsme gibi basit, kısa vadeli çözümleri reddederler. Buna karşın sorunun üzerine giderek, çözüm odaklı davranmayı olabildiğince sürdürürler.

Özgüvenleri mutluluğa anahtarlarıdır, ziraa kendilerini oldukları gibi kabul edererek kendi kimliklerini veya özvarlıklarını sevme eğilimi içindedirler.

Mutlu olan insanlar, mutlu olmayı öğrenmiş insanlardır. Mutlu olan insanların ortak özelliklerinin tümü, koşul, durum ve şartlara karşı geliştirilen algısal duruşla ilgilidir. “Otobüsü kaçırmayı” bir insan, dünyanın sonu gibi algılar ve kendi mutluluk yolunda, kendisi taş koyar, bir diğer insan otobüs kaçırmanın her zaman olabilecek bir durum olduğunu kabul eder ve durumu sadece “otobüsü kaçırdım” şeklinde değerlendirerek içsel enerjisini bu olumsuzluğun, haddinden fazla harcanmasının önüne geçer.

Mutlu olmak zor değildir, problemlere karşı yapıcı düşüncenin zeminini hazırlayan bir zihin yapısı artı güzellikleri daha da güzel kılmayı sağlayan bir zihin yapısı edinmek mutluluğun kapısını açmaktadır.

Yaşam zihinde sürdürülen bir senaryodur…

 Yazar: Gökhan Çınaroğlu



Kaynak

Etiketler

acı affetme Affetmek aile akıl Alglamada Anlatm Aramak ARINMA Aroma Astroloji Astrolojik Aynalar Bahar başkaları Bayram beden Beden dili Bedensiz BEREKET beyin Beyinde Beyni Beynin Beyniniz bilgi bilim bilimsel bilinci Bilincine bilinçaltı Bilmek birey Bitkisel bolluk BOLUK Burak cümle çekim dalga damla Davet Deerlerimizin degerli Deniz Depresyonun DERSLER Detoks Dikkat Dilek Disgrafi Disleksi düşünce Egoist egzersiz EGZERSZ ekmek eleştiri. öfke emsimizi enerji Enerjilerinin Epifiz Eruhunuzu evlilik evren fayda FAYDALANMAK FAYDALARI Felsefe fizik fiziksel Fregoli frekans garip GCJoseph Gcyle geçmiş Gelecek geliim gerçek GERDE gerilim Gidecek Gizemli gizli güven güzel harika Hasta hastalık Hastalklar Hayal Hayallerinizin hayat Hayata HAYIRLI Hikaye Hiperaktivite Hipnozu hissederim Holografik Hologram Hoşgörü hoşgörüsüzlük huzur huzurlu Illuminati ilâc ileti İletişim inanç insan insanlar Kabala Kadim kaos Karanlk kavga kelime Kelimeler Klasik korku Korkular KORUMA Korunma Kristaller kuantum Kuantum Fiziği kurallar Kyamet liste LKLERMZ madde Makbul MEKTUP Melek Merak Mevlana Mevlanann Mezar Mftolunun Moloküler mucize Mucizeleri MUTSUZ NAMASTE Nazar Nefret neşe Niyet ODAKLANMA Okuma Okyanus olacaksn olumlama olumlamas olumlu olumsuz para paralel Paranormal Patolojik Peeling Peinden pozitif POZTF Pratik PRATK PROGRAMLAMA Psikoloji psikolojik Quantum Düşünce Rahat RAHATSIZLIIMIZ refah Reformist Romantik ruh Ruhsal sağlık Sanat seniz sevgi sıkıntı sistem Sonsuz sorumsuzluk sorun sorunlar Stres Sufizm suyun şifa şükretme tabiat tedavi Tehlikeli teori Terapi tesadüf toplum Uymasn üzüntü zaman Zarar zeka zellikleri zenginlik zerine zihinsel