hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2018 Çarşamba

Düşüncenin gücü kanıtlandı

Düşünme ve dokunmanın gücü bilimsel olarak da kanıtladı. Araştırmanın özeti şu: İnsan, eliyle ağrılarını dindirir, düşüncesiyle hastalanır, yanmayan parmaklarının bile su toplamasını sağlayabilir. Peki, insan düşüncenin ’gücü’nü nasıl kullanır?

İngiltere’de yapılan bir araştırma, düşünme ve dokunmanın gücünü kanıtladı. Araştırmanın özeti şu: İnsan, eliyle ağrılarını dindirir, düşüncesiyle hastalanır, yanmayan parmaklarının bile su toplamasını sağlayabilir. Peki, insan düşüncenin ’gücü’nü nasıl kullanır?

Institute of Cognitive Neuroscience at University College in London’da yapılan bir araştırmanın sonuçları, aslında herkesin malumu olan bir gerçeğin bilimsel kanıtı niteliğinde: Düşünmenin ve dokunmanın gücü.





Nörolog Dr. Marjolein Kammers başkanlığındaki ekip, fiziksel beden ile zihinsel bedenin nasıl ortak çalıştığını bilimsel olarak ortaya koyan bir araştırmaya imza attı.

Aslında İngiliz bilim insanlarının yaptığı bu araştırma, insanın beden enerjisiyle ve dokunarak hem başkalarını hem de kendi bedenini şifalandırması esasına dayanan Uzak Doğu öğretisi reikiyle aynı noktada buluşuyor, yani araştırma, reiki felsefesini destekliyor.

Doktorlar da tıbbi tedaviyle birlikte önerilen ve kişinin pozitif enerjisini yükselten yöntemlerin hem hastaya hem de doktora önemli katkılar sağladığı görüşünde birleşiyor. ntvmsnbc, İngiltere’deki araştırmayı ve araştırma sonucuyla örtüşen reikiyi uzmanlarıyla konuştu, insanın düşünce gücünü nasıl kullandığını irdeledi.

BAŞKASININ ELİ DOKUNDUĞUNDA AĞRI ARTIYOR
Londra Üniversitesi Nöroloji Bölümü’nden bilim insanları, karmaşık bir fiziksel duygu olan ağrıyı azaltmak için ‘kendine dokunma’yı kullandı.

“Yaralandığınızda veya bir elinizi kestiğinizde ilk yapacağınız şey nedir?” sorusunu yönelten Dr. Marjolein Kammers, “Yaralandığınızda veya herhangi bir sebepten dolayı ağrınız olduğunda elinizi ağrıyan yerin üzerine koyun, ağrınız hafifleyecektir” diyor.

Dr. Kammers’a göre, insanların ağrıyan yerlerine ellerini götürmesi otomatik olarak düşünce gücünü harekete geçiriyor ve kişinin, o noktaya yoğunlaşmasını sağlıyor. Bu da beynin, bedensel duyumsal korteks denen somatosensory cortex bölgesini aktive ederek oluyor. Çalışmayı yapan uzmanlar, araştırmaya katılan hastalardan ellerini ağrıyan yerlerinden çekmeleri istendiğinde ve bir başkasının elinin o bölgede tutulması halinde ağrıda artış olduğunu belirtiyor.

AĞRI KONTROLÜNDE DÜŞÜNCE GÜCÜ MÜ AĞRI KESİCİ Mİ?
Dr. Kammers bunu, “Düşünce gücü ile fiziksel ve zihinsel bedenin ortak çalışması sonucu gelişen içgüdüsel bir tavır” olarak nitelendiriyor. Tıp dünyasında ağrı kontrolünün, ağrı kesicilerden ziyade düşünce gücüyle yapılması da aynı esasa dayandırılıyor. Ayrıca, kaza veya ameliyat sonrası kaybedilen uzuv ya da organın hala ağrıdığını hissetmenin de fiziksel aktivitelerin yanı sıra düşünce gücüyle oluşturulmuş ve ‘fantom ağrı’ olarak isimlendirilen merkezi ağrılar olduğu belirtiliyor.

YANMAYAN PARMAKLAR DA SU TOPLADI
Nörolog Dr. Marjolein Kammers ve ekibinin yaptığı ısı çalışmasının sonuçları da bir hayli ilginç. Çalışmada, sadece bir tanesinin yakıcı özelliği bulunan 3 ayrı sıcaklıktaki noktaya elin 3 parmağı değdiriliyor. Diğer iki nokta soğuk olduğu halde kişi, 3 parmağı da yanmış gibi tepki gösteriyor. Hatta hiç yanmamış parmakları, yanmış parmakla birlikte su bile toplayabiliyor.

HASTALANDIRMA GÜCÜN VARSA, İYİLEŞTİRME GÜCÜN DE VARDIR
Bilimsel anlamda bunun açıklamasını tam olarak yapamayan araştırmacılara göre bu durum, hastaların düşünce güçleriyle kendi kendilerini hastalandırabildikleri gibi aynı güçle kendi kendilerini tedavi edebileceklerinin de göstergesi.

DOÇ. ÇİFTÇİOĞLU: BİLİM İNSANI OLARAK GÖRDÜĞÜME İNANIRIM
9 yıl NASA’da Astronot Sağlığı ile Uzayda Hayat Araştırması grubuyla çalışan ve 1998 yılında Nobel Tıp Ödülü’ne aday gösterilen Klinik Mikrobiyolog ve aynı zamanda Habertürk Gazetesi Yazarı Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu da köşesinde, İngiltere’de yapılan ve dokunmanın gücünü kanıtlayan bu araştırmaya yer verdi.

“Ben bir bilim insanıyım ve gördüğüme, dokunduğuma inanırım. Bir bilim insanı olduğum halde, biliyorum ki bilimin açıklayamadığı, bu şekilde iyileşmiş çok hasta var” diyen ve köşesindeki yazısında, “Büyü, hastanın kendi kendisine dokunmasında ve iyileşmeyi gerçekten istemesinde!” diye yazan Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu, düşüncenin gücünün nelere kadir olduğunu başından geçen bir olayla şöyle anlatıyor:

“ÖLECEKSİN” KELİMESİYLE GELİŞEN PSİKOLOJİ
“11 yıl Finlandiya’da öğretim üyesi olarak çalıştım. Aynı üniversitede uzun yıllar çocuğu olmayan bir arkadaşım karnındaki şişme nedeniyle doktora gitti ve tetkikler sonucu yumurtalıklarıyla rahminde kanser olduğu ortaya çıktı. Kanserin çok fazla yayıldığını gören doktor arkadaşımın eşine,’Ben eşinizin uzun süre yaşayacağına ihtimal vermiyorum, onun için siz eşinizi alın, tatile gidin ve ne istiyorsa onu yapsın” demiş. Arkadaşım bizlerle vedalaştı, daha sonra Almanya’da yaşayan en yakın arkadaşına telefonda durumu anlatmış ve ‘Ben Hindistan’a gideceğim, orada kendimi rahatlatmak için yoga, meditasyon gibi yöntemlerle ilgileneceğim’ demiş. Ertesi sabah havaalanına gitmeden önce bir telefon almış ve bir gece önce vedalaştığı arkadaşının trafik kazasında öldüğünü öğrenmiş. O anda, kanser teşhisi alıp, ‘öleceksin’ lafını duyduktan sonra gelişen psikolojinin, yanlış bir psikoloji olduğuna karar vermiş.

RAHİM VE YUMURTALIK KANSERİYDİ, ANNE OLDU
Arkadaşım, Hindistan’da bir süre kaldı, ancak bu arada karındaki şişme devam etmiş. Bu şişliğin kitleden kaynaklandığı düşünülürken, kontrol amacıyla doktora gitmiş. Doktor muayene ve tetkikler sonunda büyük bir şaşkınlık yaşamış, çünkü kitlelerin tamamen yok olduğunu görmüş. Üstelik arkadaşımın 5 aylık hamile olduğu anlaşılmış. Arkadaşımın bu çocuğu şu anda 17 yaşında bir genç kız ve arkadaşım hala hayatta…

Şimdi buna ‘düşünce gücü’ denir veya herhangi bir şekilde başka bir açıklama getirilir. Ama bu olay o zaman bilimsel olarak yayınlandı. Arkadaşımın önceki filmleri, biyopsi sonuçları ve daha sonraki filmleri ile birlikte Finlandiya’daki doktorlar tarafından bilimsel rapor haline getirildi ve yayınlandı.”

“BU BİR HOKUS-POKUS DEĞİL”
Doç. Çiftçioğlu, arkadaşının içindeki enerjiden beslenerek böyle bir şey başardığını söylüyor. İnsanın düşünce gücüyle hastalıklardan korunabileceğini ve iyileşebileceğini yaşadığı bu olayla deneyimleyen Doç. Çiftçioğlu, “Bu bir hokus-pokus değil” diyor ve bilim insanlarının, özellikle de doktorların enerjinin ve düşüncenin gücüne temkinli yaklaşmasının nedenlerini şöyle açıklıyor:

DOKTORLAR NEDEN TEMKİNLİ YAKLAŞIYOR?
“Kanser teşhisi almak gerçekten zor bir durumdur. Çünkü kanserin ismi bile çok soğuktur, kanserin adını duyduğunuz zaman immün sistem zayıflamaya başlıyor, bağışıklık sistemi kırıldıktan sonra da zaten aktif olan kanser hücreleri çoğalıyor. Dünyada kanser hastalarının en çok tedavi edildiği merkezlerden biri olan Houston’daki MD Anderson Kanser Merkezi’nde ilk verilen şey psikolojik tedavidir. Mesela Filiz Akın da orada tedavi gördü, orada kemoterapiden veya radyoterapiden önce psikolojik tedavi verilir.

Çünkü bu bir hokus-pokus değil. Bu tıbben açıklanmış bir olgudur ve ‘olur mu öyle şey?’ denecek bir durum değildir. Ben bir bilim insanıyım ve gördüğüme, dokunduğuma inanırım. Ancak arkadaşımın durumu, birebir yaşadığım ve gözlemlediğim bir olaydır.

Ama doktorlar bunu da tıbba bağlayarak ve psikoloji, immün sistem gibi kavramlarla açıklıyorlar. Ancak bunun daha ötesine gittiğiniz zaman açıklamasını yapamıyorsunuz, çünkü bir bilim insanı, bir hekim olarak gözle görülmeyen hiçbir şey hakkında konuşmak istemiyorsunuz. Bu da çok doğal, doktor size, ‘düşünce gücünüz veya enerjiniz bunları yapıyor’ diyemez. Çünkü bunun bilimsel bir açıklaması yok.

BU TÜR OLGULARI SUİSTİMAL EDEN İNSANLAR OLABİLİR
Ancak bunu birileri söylediği zaman,’şarlatanlık’ oyarak nitelendiriliyor. Aslında bu konuda da çok dikkatli olmak gerekiyor çünkü bu gibi fenomenleri kullanarak insanları suistimal eden bir takım kişiler de ortaya çıkabiliyor. Doktorların enerji gücüyle ilgili tutumları işte bütün bunlara karşı bir savunma mekanizmasıdır. Yani hekimlerin bunu tamamen ve rahat bir şekilde dile getirmemelerinin arkasında böyle düşüncelerin olduğu görüşündeyim. Ama kendileri de birebir bunu yaşıyorlar, yaşamamaları imkânsız.”

NASA’da çalıştığı dönemde iki projede bilim direktörlüğü yapan ve insan vücudunda kireçlenmeye neden olan mekanizmayı açıklayan çalışmasıyla Nobel Tıp Ödülü’ne aday gösterilen Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu, Nörolog Dr. Marjolein Kammers ve ekibinin yaptığı araştırmanın önemine ise şu cümlelerle değiniyor:

BU ARAŞTIRMA, BİLİNÇALTININ BİLİMSEL AÇIKLAMASIDIR
“25 yıldır tıp biliminin içerisindeyim ve tıbbi araştırmalar yapıyorum. Bu nedenle enerjinin ve dokunmanın gücünün bir tıbbi araştırmayla ispatlanması gerçekten çok önemli. Çünkü sonuçları geçen hafta yayınlanan bu araştırma, aslında herkesin bilinçaltında yazılı olan bir gerçeğin bilimsel açıklamasıdır. İnsanın düşünce gücüyle neleri başarabileceğini göstermek için yapılan ısı çalışması da çok ilginç. Orada beyin, ‘yandım’ komutunu verdiği için yanmayan parmaklar da su topluyor, bu beynin ve bilinçaltının gücüdür. Araştırmanın altını çizdiği şey de zaten budur, yani insan isteyerek hasta oluyor veya acı çekiyorsa, isteyerek kendisini tedavi de edebilir, acıyı da dindirebilir.”

İşte reiki de aynen bunu söylüyor. “Başınız ağrıdığında elinizi başınıza koyun, karnınız ağrıdığında karnınıza… Elinizdeki o enerji belki ağrıyı yok etmiyor ama onu tolore etmenizi sağlıyor. Sizde hasta olacak güç varsa, iyileşecek güç de vardır ve bu güç bedeninizdedir” diyor.

İÇİNİZDEKİ GÜCÜN FARKINDA MISINIZ?
‘‘İnsan, bünyesinde taşıdığı ilahi öz ile her şeyi başarabilir, hasta ise sağlığına yeniden kavuşmayı, sağlığını korumayı ve geliştirmeyi… Yunus Emre’nin ’Bir ben var bende benden içeri’ sözünden kastettiği, içimizdeki bu ilahi öz’dür. Reiki, içimizdeki bu ilahi öz ile temas kurmanın yollarından biridir.”

Bu sözler de, “Yaşama Sanatında Reiki” adlı kitabın yazarı Tacettin Ocak’a ait. “Reiki, ‘her yerde var olan enerji” anlamına geliyor. Bu enerji bizim dışımızda değil, tam da özümüzdedir. Aslında her atomun çekirdeğinde bir enerji, bir hareket var ve bu hareketi sağlayan da reikinin kendisidir” diyen Reiki Eğitmeni Tacettin Ocak, İngiliz bilim insanlarının yaptığı araştırmanın, reiki felsefesini desteklediğini söylüyor.

“Aslında ellerdeki enerjinin, dokunmanın ve düşünce gücünün etkinliğini anlamak için araştırmalara ihtiyacımız yok ama bunun bilimsel olarak de kanıtlanması önemli” diye konuşan Ocak, reikinin genelde bir şifa tekniği olarak nitelendirildiğini ama bunun, her insanın içinde var olan enerjinin, bir mekanizmanın harekete geçirilme şekli olduğunu belirtiyor.

Duyguları yatıştıran, rahatlama sağlayan, zihni sakinleştiren ve mutluluk hormonunun salgılanmasını artıran meditasyon, yoga ve reiki gibi teknikler, ruhsal ve fiziksel sağlık ile bağışıklık sistemini güçlendirdiği için özellikle kronik hastalıklarla mücadele eden hastalara önemli bir psikolojik destek sağlıyor.

ZİHİNSEL RAHATLAMA VE STRESLE MÜCADELE YÖNTEMİ
Uzmanlar da reiki, yoga, meditasyon gibi yöntemlerin tıbbi tedaviyle birlikte uygulandığında, hastalıkların tedavisinde olumlu etki yaptığını söylüyor.

’Derin düşünme ve öze dönme’ olarak tanımlanan meditasyon, ’yaşam enerjisi’ anlamına gelen reiki, ’bedendeki enerjinin dönüşümü’ için yapılan yoga, özellikle son 50 yıldır daha çok zihinsel rahatlama ve stresle mücadele yöntemi olarak kullanılıyor. Ancak endişe ve gerilimi azaltıp insanın kendisinden memnun olmasını, üzüntülerini ve ağrılarını tolore etmesini kolaylaştıran, zihni sakinleştiren, sağlığın korunması ve kaliteli yaşam için önerilen bu yöntemler, kanser başta olmak üzere kalp hastalıkları, diyabet ve felç gibi tedavisi uzun süren hastalıklarda özellikle tavsiye ediliyor.

Bir Japon doktorun Buda’nın öğrencilerine ait kitaplardan öğrenerek dünyaya tanıttığı reiki, insanın bedenindeki enerjiyle başkalarını ve kendi bedenini şifalandırması esasına dayanıyor. Ancak reikiye sadece şifalandırmak gözüyle bakmamak gerektiğini belirten Tacettin Ocak, reikinin bir ‘öze ulaşma’ yöntemi olduğunu söylüyor.

KİMİSİ ŞİFA OLARAK BAKAR, KİMİSİ ALLAH’A ULAŞMANIN YOLU
Reikiyi, ’konsantre edilmiş çok yoğun sevgi’ olarak da nitelendiren Ocak, reikinin insan ruhuna ve bedenine neden iyi geldiğini, özellikle de kanser hastalarının reikiden nasıl yararlandıklarını şöyle anlatıyor:

“Yunus Emre’nin bahsettiği, ’Bir ben var bende benden içeri’den kastettiği ne ise ‘Bu bendeki güç nasıl bir güç’ diye düşünen ve araştıran insanların reiki yoluyla buldukları şey de aynıdır. Yani içlerindeki ilahi özdür. Kimisi reikiye sadece şifa olarak bakabilir, kimisi de ’Allaha ulaşma yolu’ olarak görebilir.

Reikiyi en çok kanser hastaları
uyguluyor ve bundan büyük yarar görüyor. Kanser hastasının çok zor bir tedavi sürecinden geçtiği herkesin malumu. Psikolojik destek ve pozitif düşünce olmadıktan sonra, bu tedavilerin çok
daha zor geçeceği de bilinen bir gerçek. Tacettin Ocak

Uzmanlar, kanserin bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla ortaya çıktığını söylüyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin en iyi yollarından biri de moraldir. Tedavinin başarılı olabilmesi için hastanın psikolojik durumunun mutlaka iyileştirilmesi gerekir. Hasta yüksek moral değerlere ulaştırılmalı ve özündeki güçle kanseri yeneceğine inanmalı. Reiki hastaya işte böyle bir destek sağlıyor.”

PROF. CANPOLAT: DESTEK TEDAVİ OLARAK İŞE YARIYOR
Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Cengiz Canpolat da bilimsel tedavinin yanında destek tedavisi olarak reiki, yoga, meditasyon gibi yöntemlerin olumlu etkileri olduğu görüşünde. “Bizde yaygın değil ama reikinin çocuklarda da uygulandığına ve kanser tedavisinin yan etkilerini azaltmada etkili olduğuna dair birçok yayın var” diyen Prof. Canpolat, şunları söylüyor:

“Özellikle kemoterapi sırasında gelişen bulantı, kusma ve ağrı üzerinde etkili olduğunu biliyorum. Ben şahsen kendi hastalarıma reiki yapmıyorum, ben hastalarıma sadece bilimsel tedavileri yapıyorum ama biliyorum ki ağrıları, bulantı ve kusmayı azaltıyor veya dindiriyor. Enerji metabolizmalarını düzenliyor ve hastaların yorgunluklarını azaltabiliyor.

Bilimsel tedavinin yanında bir
destek tedavisi olarak işe yaradığını ve kanser hastalarının reikiden fayda gördüğünü söyleyebilirim. Uluslararası makalelerde ve tıbbi bilimsel dergilerde düşüncenin gücü, reiki, yoga ve
biyoenerji üzerine yayınlanmış
çok sayıda makale var. Ben de bunları
takip eden bir doktorum. Prof. Dr. Cengiz Canpolat

Ben sakinleşmek, rahatlamak ve stresten arınmak için kendime de reiki yapıyorum. Ama farklı gözle bakılabilir düşüncesiyle çocuk hastalarıma böyle bir şey uygulamıyorum. Zaten çocukların aileleri de böyle bir şey istemedi, benim muayenehanemde reiki şemaları asılıdır ama ‘hocam siz reiki yapıyor musunuz, bizim çocuğumuza da reiki yapın’ diyen kimse olmadı. Ben de yanlış anlaşılır düşüncesiyle herhangi bir teklifte bulunmadım ama reikinin böyle bir faydasının olduğuna dair bilgim var.”

VÜCUTTAKİ ENERJİNİN KULLANILMASINI SAĞLIYOR
Tacettin Ocak’a göre de reiki, bedende bulunan 7 ana enerji merkezinin enerjisini yükseltme yaklaşımına dayanıyor.

“Bedenimizi tepeden ayak parmaklarına kadar bir kanal gibi düşünelim, hastalıkların zaten var olmasının nedeni, o kanalda bazı tıkanmaların olmasıdır. Reiki, herhangi bir hastalığa karşı özel olarak uygulanan bir şey değildir, hastalık olsun, olmasın her insana uygulanır ve hangi kanal tıkalıysa, o kanal açılır. Enerji kanallarının açılmasıyla da hastalık ortadan kalkar, hasta olmayanların ise sağlıklarını korumaları sağlanır. Yani reiki vücuttaki enerji kanallarının açılmasını ve bu kanallardaki enerjinin kullanılmasını sağlıyor.”

HASTALIK YOK, HASTA VAR
“Eskiden ‘hastalık var’ denirdi ama artık ‘hasta var’ deniyor. Çünkü her hastalık her hastada aynı etkiyi yaratmaz. Artık olay, o hastanın iç dünyası, kendisine yaklaşımı, dünyayı algılayış biçimi, hastalığı nasıl tanımladığı ve moral durumuna döndü. Bu yüzden bilimin bu konuya araştırma için zaman ve enerji ayırması gerektiğini düşünüyorum” diye konuşan Ocak, şöyle devam ediyor:

“Biz hastalarda bilimsel yöntemlere yönelik soru işareti yaratmayız. Ama bilimsel tedavinin yanında reiki, meditasyon, yoga, dua gibi yöntemlerin sağladığı desteğin, hastaların ilaçlardan alacağı yararı ve olumlu etkiyi artıracağına inanıyoruz. Bu tür desteklerden sonra sonuçlara şaşıran doktorlar da var. Örneğin, reiki yapan hastaların kanserdeki ağır tedavi sürecini daha hafif geçirebildiklerini gözlemliyoruz. Ancak reiki gibi yöntemlerin düzenli uygulanması lazım. Reikinin altındaki ilahi enerji sorgulanırsa, insan kendi gücüne inanırsa ibre şifadan yana döner. Bu çok kolay bir süreç değildir ama gereği yapılırsa başarı sağlanabilir. Hastaya reiki uygulandığında otomatik olarak bağışıklık sistemi güçlenir. Yoğun reiki uygulamaları sayesinde bu etki artar ve hasta hem kendisini iyi hisseder hem de hastalığın seyri olumlu yönde gelişir.”

HER İNSAN KENDİSİNİ HASTA EDEBİLECEK KADAR GÜÇLÜDÜR
‘Yaşama Sanatında Reiki’ adlı kitapta reikinin nasıl uygulandığını anlatan Ocak, “Aslında her insanın kendisini iyi hissetmesi, stresten uzak durması, sağlığını koruması veya hastalanmışsa da şifa bulabilmesi için ihtiyaç duyduğu enerjinin kendisinde mevcut olduğunu anlatmak istedim. Çünkü her insan, kendisini hasta edebilecek kadar güçlü bir varlıktır. İnsan o gücü, iyileşmek için de kullanabilir. Bunun için aslında reiki çok kolay bir yöntemdir. İnsan, tıbbi tedaviyle birlikte reikinin de desteği ile hastalıktan kurtulma şansına sahiptir. Ben bu kitapta insanlara içlerindeki şifa gücünü nasıl kullanacaklarını öğretmeyi amaçladım” diyor.

KİMİ ZAMAN BİR DUA, KİMİ ZAMAN GÜZEL BİR MÜZİK…
Reikinin sadece sağlık açısından değil, iş hayatında başarılı olmak için de önemli katkı sağladığını belirten ve kitabında, ‘İnsanın sevmekten başka çaresi yoktur’ diyen Tacettin Ocak, ’neden reiki?’ sorusuna ise şöyle cevap veriyor:

“Önemli olan ne yaptığın değildir, önemli olan enerjidir. Yani adına reiki de demek zorunda değilsiniz, kimi yerde bu bir dua, kimi yerde bir tebessüm, kimi yerde bir güzel müzik veya güzel kokudur. Buradaki temel nokta; sorunu çözümlemeye gitmektir. Mesela iş dünyasında bazı yöneticilerin aslında yönetilmeye ihtiyacı var, bazı denetleyicilerin de denetlenmeye. Bu devlet kurumları için de özel şirketler için de geçerli. Sonuçta olay şudur; kendisiyle iletişimi olmayan bir insanın, başka birisiyle iyi iletişim içinde olmasını bekleyemeyiz. Mesele, herkesin kendisiyle barışık olması, içindeki ilahi gücün bedenine ve ruhuna yayılması meselesidir. Ben gelecekte iş dünyasındaki profesyonel insanlara bu konuda çok yoğun eğitimler verileceğine inanıyorum.

İNSANIN SEVMEKTEN BAŞKA ÇARESİ YOK

İnsan kendisini sevmedikten sonra başkasını sevemez. Biz başkasını sevdiğimizi düşündüğümüz zaman bile aslında bir şekilde ve çok derinlerde kendimizi seviyoruz demektir. Eğer birisini sevmiyorsak, bir şekilde kendimizi de sevmediğimizi söyleyebiliriz. Aslında bunu şöyle de nitelendirmek mümkün: Başka birinde bir eksik yön görüyorsan, sende de var olduğu için görürsün. Sende de o eksik yön olmasaydı, sen onu göremezdin. Başka birinin iyi yönünü görüyorsan, sende de var ki o iyi yönü görürsün. Bunlar yüzlerce yıldır söylenen sözlerdir. Ancak biz bunu kabul edip ona göre davranmaya ve yaşamaya çalışırsak her şeyin çok daha iyiye gideceğine inanıyorum.”



kigem.com
Devamını Oku »

23 Aralık 2011 Cuma

Psikolojik Tedaviden Korkmayın

psikolojik tedavi yöntemleri
Mutlu olmak hayatı sevmekle eşdeğer anlama gelmektedir. Mutluluk ruh sağlığımızı güçlendirdiği gibi bazı hastalıklardan da korunmamıza yardımcı olmaktadır. Mutlu olmanın yollarının neler olduğunu uzman psikiyatri uzmanları açıklıyor.

Mutlu olmak için yapılması gerekenler

Psikiyatri tedavisinden korkmayın!

Kendimizde, eşimizde veya çevremizde olan psikolojik problemi farketmekte gecikmeyiz. Psikolojik problemi olan kimsenin düşüncesi, davranışları ve yaşayış biçimi değişir. Konuşmalarında kötümserlik, ümitsizlik ve sürekli kendini aşağılama vardır.

Böyle bir kimse mutsuzdur, hayattan zevk almaz. Vücudunda bildiğimiz ilâçlarla geçmeyen garip ağrılar, mide yükselmesi diyebileceğimiz kusma hissi, aşırı kalp çarpıntıları veya sıkışmaları, nefes alamadığını sanma ve boğulma hissi, normalin üstünde evham ve korku bu hastalıkların habercisidir. Arkasından sebepsiz ağlamalar, aşırı alınganlık, fizikî sebeplerle açıklanamayan bayılmalar, ilgi ve dikkat amacı taşıyan veya gerçekten olan intihar teşebbüsleri problemin ilerleyen safhalarında gündeme gelir.

Ortada bir problemin olduğu açıktır; ama nedir?

Toplumda çoğu kimse böyle durumlarda hastanelerin acil servislerine koşar. Zanneder ki, ölümcül bir hastalık söz konusu ve eğer yetiştiremezse hastası hayatını kaybedecek. Genelde kalp ve beyinle ilgili ağır bir problem olduğu sanılır. Çevresinde müthiş bir korku ve panik vardır. Oysa burada yapılan muayene ve tedkiklerde hastanın fizyolojik bir problemi olmadığı ortaya çıkar.

Böyle problemler hakkında önceden bilgisi olanlar meseleyi anlar. Bunların bir kısmı hastalığın adını bile kor, hatta tedavi yöntemi hakkında bile konuşabilir.

Oysa tüm hastalıkların teşhisi ve tedavisi ancak uzman doktor rehberliğinde yapılmalıdır. Psikolojik bir rahatsızlığı olduğuna inanılan bir kimsenin gideceği yer psikiyatristtir. Onun teşhis ve tedavisi dışında, hastalığa isim koymak da, herhangi bir ilâca başlamak da yanlıştır.

Toplumumuzda, “Geçen gün başım çatlıyordu, şu ilâcı kullandım iyi geldi” diye çözüm tavsiyeleri vardır. Daha önce bir ilâcı kullanan kimse onu övünce aynı dertten muzdarip olan bir başkası hemen ismini alıp o ilâcı kullanmaya başlar. Yanlıştır. Bir hastanın bildiği ilâcı doktor bilmez mi? Eğer aynı ilâcı doktor yazmış, ancak hasta kullanmakta tereddüt ediyorsa daha önce kullanan bir kimsenin tecrübesini anlatması anlamlı olabilir. Onun dışında hiçbir faydası yoktur.

Psikiyatri tedavisinden utanmaya gerek yok

Maalesef toplumumuz psikolojik problemi olanlara, “deli” nazarıyla bakabiliyor. Oysa hiç ilgisi yok. Böyle bir derde tutulan kişi de kendisini yanlış değerlendiriyor. Sıkıntısını fizyolojik kaynaklı zannediyor. Oysa maddî bir hastalığı yok. Bazen ailesi veya eşi hastalığı farkediyor, ama hasta psikiyatriste gitmemekte direniyor. Ne yazık ki hastalık ilerliyor, tedavisi güçleşiyor, en azından uzuyor.

Oysa psikiyatri tedavisinde utanıp sıkılmayı gerektiren hiçbir taraf yok. Nasıl ki insanın kalbi, midesi, böbreği hastalanabiliyorsa, pekâlâ beyin fonksiyonlarında da bir problem çıkabilir. Nasıl ki, bilgisayarı besleyen elektriğin voltajındaki düşüklük veya aşırılık onun fonksiyonlarını bozarsa, beyin kimyasındaki düzensizlik de insanların duygu ve davranış dünyasında olumsuzluklar meydana getirir.
Devamını Oku »

20 Aralık 2011 Salı

Şifalı Taşlar ve Özellikleri

Şifalı Taşlar Hangileridir ? ,
Taşların Şifaları Nelerdir ? ,
Hangi Taşlar Şifalıdır ? ,
Şifalı Taşların Özellikleri ,
Şifalı Taşların Faydaları.

Metabolik faaliyetleri
düzenlediği, şarta bağlı olmadan sevgi, cesaret ve şans verdiği, kolesterolü dengelediği ve çok sayıda fayda sağladığı öne sürülen şifalı taşlara kadınlar yoğun ilgi göstermeye başladı.
Kadınlar, imitasyon, cam, bujiteri ve plastik takıların yerine artık göz alıcı renklerle vitrinleri süsleyen ve sağlık açısından çok sayıda faydası olduğu bildirilen akuamarin, akik, amazonit, kehribar (para taşı), firuze, malakit ve turkuaz gibi taşları tercih ediyor.


Şifalı olduğu belirtilen taşların sokak aralarındaki seyyar tezgahlarda fiyatı
5 liraya kadar düşerken, kehribar ise yüksek fiyatıyla dikkat çekiyor.
Ruhsal sağlığı koruduğu, melankolik ruh halini önlediği, negatif enerjiyi pozitif enerjiye çevirdiği iddia edilen kehribarın 14 milimetrelik taşlardan oluşan 33′lük tespih fiyatı 4 bin 500 dolara kadar çıkıyor. Kehribarın 925 ayar gümüş kolyesi 500, bir adet tek taş fiyatı ise 450 liradan satılıyor.

Akik(Agat): Vücuttaki fazla veya olumsuz enerjiyi boşaltır. Kişiyi sosyalleştirir. Bedeni güçlendirir. Tansiyonu dengeler. Cesaret artırıcıdır.

Akuamarin: Solunum sistemini düzenler. Sindirim sistemini destekler. Beze gibi şişlikler için çok faydalıdır. Dişlerin sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Özgüven verir. Bağımlılık yapan maddelerin bağımlılıklarını azaltır.(Tiryakiliği zayıflatır.)

Ametist: Uykusuzluk için etkilidir. Bedeni dinç tutar. Eklem ağrılarını gideric özelliği vardır. Fazla elektiriği alır. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardım eder. Kanı temizler. Kan dolaşım sistemini korur. Hücreleri yeniler. Kulak için yararlıdır. Ağrı ve sızıları hafifletir. Cilt hastalıklarında çok etkilidir.

Amozonit: Vücudu sakinleştiriraşırı tepkiyi yatıştırır. Kas spazmlarını giderir. Bedenin kalsiyum dengesini ayarlar. Göz için faydalıdır. Ateşli hastalıkların tedavisine yardımcı olur. Metabolik faaliyetleri düzenler.

Apatit: Kavrama yeteneğini artırır. Açlık hissini bastırır. Çalışma şevkini artırır. Stres giderici özelliği vardır. Özgüven duygusunu geliştirir.

Aytaşı: Yaşama sevinci verir. Korkulu rüya görmekten korur. Aşırı tepkileri kontrol altına alır. Evliler arasında sevgi bağı oluşturur. Sezgi gücünü artırır. Kolay etki altında kalınmasını engeller. Hücreleri yeniler. Böbrek ve bağışıklık sistemini korur. Tokluk hissi oluşturur.

Aventurin: Kalbi olumlu etkiler. Organların kendini yenilemesini sağlar. Kolestrolü düşürür. Bağırsak problemlerinde etkilidir.

Azurit: Göz yorgunluklarına çok iyi gelir. Karaciğer ve tiroit bezi fonksiyonlarını dengeler. Çocukların fiziksel gelişimini destekler.

Beril: Karaciğeri güçlendirir. Kabızlığı önleyicidir. Solunum yolları hastalıklarında etkilidir. Strese karşı koruyucudur.

Dumanlı Kuvars: Kasılma ve krampları çözer. Kasları korur ve güçlendirir. Vücutta yağ tortulaşmasını engeller. Hamilelikte de kullanılır.

Dağ Kristali: Deri hastalıklarına iyi gelir. Ağrıları azaltır. Sindirimdolaşım ve solunum sistemine yardımcı olur. Vücudu toksinlerden temizler.

Florit: Cilt hücrelerini yeniler. Sivilce ve yaraları iyileştirir. Solunum yollarını ve akciğerleri rahatlatır. Psikoloik kökenli negatif enerjileri giderir.

Granat: Bedene dinçlik verir. Akciğeri korur. Kan zehirlenmelerine karşı etkilidir. İrade gücünü artırır. Sosyal ilişki kurma yeteneğini artırır.

Heliotrop: Kalp kökenli ağrılarda ve kalp ritim bozukluklarında kullanılır. Kan temizlenmesini sağlar. Hematit: Hafızayı güçlendirir. Zihni berraklaştırır. Cesaret verir. Bedendeki negatif enerjiyi alır. Stresi giderir. Kan ile ilgili bütün alanlarda faydalıdır.

İnci: Özgüven verir. Olumsuz duyguları engeller. Migrende etkilidir. Kemik ağrılarına iyi gelir.

İyolit: Eklem rahatsızlıklarına iyi gelir. Sindirim sistemi ve bağırsakların aktif çalışması yolunda etkilidir. Mide yanması ve şişkinliğe iyi gelir. İğnecikli Kuvars: Yaşam sevinci verir. Kararsızlıkdepresyonfobiler ve halsizliği giderir. Vücudu negatif enerjiden korur. Zeka ve kıvraklık verir.

Jasper: Bedeni toksinlerden temizler. Toprak enerjisini çekip vücuda verir. Boşaltım sistemine yardımcı olur. Kan yapımına yardımcı olur. Bedene dinçlik verir. Yaşlanmayı yavaşlatır.

Kalsit: Kemikomurga ve iskelet gelişimine yardımcı olur. Diş ve tırnaklara iyi gelir.

Karneol: Kanamaları durdurur. Kan dolaşımını aktive eder. Ayakları devamlı soğuk olanlar için çok iyidir.

Kehribar: Sivilce,egzama,aşırı kepeklenmesiğil gibi alerjileri hafifletir. Ağızboğazgeniz enfeksiyonlarını da tedavi eder.

Kunzit: Eklem ağrılarına iyi gelir. Kireçlenmede rahatlama sağlar. Kalbi güçlendirir. Mide bulantısını önler.

Kalsedon: Ateşi öldürür. Bunamayı engeller. Özgüven verir. Algılamayı güçlendirir. Metabolizmayı düzenler. Öksürüğü azaltır. Cesaret verir. Sesin yumuşak ve berrak çıkmasını sağlar.

Kantaşı: Kan dolaşımını düzenler. Bedeni yeniler. Zeka ve kıvraklık verir.

Kaplan Gözü: Kalp için yararlıdır. Kulak hastalıkları için faydalıdır. Cesareti artırır. Uykusuzluğu giderir. Sindirim sistemini düzenler. Migren dahilbaş ağrılarına iyi gelir. Bronşit ve astıma iyi gelir.

Krizokol: Şeker hastalığına iyi gelir. Sancılı ağrıları hafifletir. Olumsuz düşünceleri engeller. İletişim gücünü artırır.

Lapis Lazuli: Kemikleri güçlendirir. Tansiyonu dengeler. Ruhsal çöküntüyü ortadan kaldırır. Zihni berraklaştırır. Fiziksel ve ruhsal gücü artırır. Uykusuzluğu giderir. Çocuklar için çok iyidir.

Labrodorit: Hafızayı güçlendirir. Tansiyonu düşürür. Kan dolaşımını hızlandırır. Soğuk algınlıklarına ve romatizmaya iyi gelir. Omurga hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Mevsim değişikliklerine bağlı hastalıklarda kullanılır.

Moldavit: Hastalıkların iyileşme sürecini kısaltır. Gribal enfeksiyonlarda etkilidir.

Malakit: Bedensel ve ruhsal temizleyicidir. Hoşgürü yeteneğini artırır. Astımı giderir. Kalbi ve kan dolaşımını korur.

Mercan: Zeka kıvraklığı verir. Baş ağrısıhalsizlik ve mide ekşimesini giderir. Kararlılık verir. Psikolojik rahatlama sağlar. Kalbi korur.

Opsidyen: Fiziksel ve ruhsal rahatlama verir. Stresi azaltır. Sindirim sistemini düzenler. Zihni bulanıklıktan kurtarır. Aşırı duyarlılık ve heyecanı giderir.

Onix: Kadın-erkek ilişkilerini dengeler. Sakinleştirir. Enerji verir. Kişiyi bağımlılıktan kurtarır. Stresi engeller.

Opal: İlham kaynağıdır. Öz güveni artırır. Böbrek ve kan hastalıkları için yararlıdır. Eklem iltihaplarını iyileştirir. Göz için iyidir. Cesaret verir.

Rodokrosit: Sindirim sürecini dengeler. Mide yanması ve kabızlığı dengeler. Kanı temizler.

Rodonit: Yaraların iyileşmesinde çok iyidir. Kesiklerden kaynaklanan kanamaları durdurur.

Sitrin: Negatif enerjiyi alır. Bedene canlılık verir. Cesaret verir. Bağımlılığı azaltır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Aşır kıskançlığı ortadan kaldırır. Göz için yararlıdır. Antioksidandır.

Selenit: Ağrıları dindirir. Kas spazmlarını çözer ve denge sağlar. Dokuları sıkılaştırır.

Turmalin: Akciğeri ve solunum yollarını korur. Kalp rahatsızlıklarında etkilidir. Kanı temizler.

Topaz: Göz için iyidir. Zihin açıklığı verir. Stresi giderir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Ruhsal denge sağlar. Uykusuzluğu giderir. Meditasyona yardımcı olur.

Turkuaz(Firuze): Migreni hafifletir. Öksürüğü azaltır. İletişimi artırır. Tansiyonu düzenler. Öngörü sağlar.

Yeşim: Ruhsal gerginliği giderir. Hücreleri yeniler. Gözler için şifalıdır. Baş ağrılarına iyi gelir. Vücuda dinçlik verir. Beceriyi geliştirir. Düşünceleri netleştirir. Kalp için yararlıdır.

Yosunlu Akik: Göz için yararlıdır. Enerji yenilemesi sağlar. Kavrama kabiliyetini artırır.

Zebercet(PeridotOlivinKrizolit): Kalp ve karaciğer rahatsızlıklarında etkilidir. Savunma hücrelerini artırır. Çocukların gelişimini destekler. Sivilcedöküntü ve egzama gibi cilt rahatsızlıklarında etkilidir.
Devamını Oku »

15 Aralık 2011 Perşembe

Zihinsel Eşitlik

Deneyimlerimizi Oluşturan Zihinsel Düşünce Kalıpları Yaşamımızdaki iyi ve kötü (hastalıklar) her şey deneyimlerimizi oluşturan zihinsel düşünce kalıplarının bir sonucudur.Hepimizde bizleri neşelendiren, mutlu kılan iyi ve olumlu deneyimleri oluşturan birçok düşünce kalıbı vardır. Bizleri kaygılandıran, tedirginlik ve mutsuzluk yaratan deneyimleri oluşturan ise olumsuz düşünce kalıplarıdır.

Hastalıklı yanlarımızı değiştirme arzusu kusursuz bir sağlığa kavuşmamıza neden olacaktır.Yaşamımızın her bağlamında öncelikli olan ve süregelen düşünce kalıpları olduğunu artık biliyoruz. Sürekliliği olan düşünce kalıpları deneyimlerimizi oluşturur. Dolayısıyla da düşünce kalıplarımızı değiştirerek deneyimlerimizi,yaşadıklarımızı da değiştirebiliriz.

Metafiziksel nedenler sözcüklerini ilk kez keşfettiğimde sevincimden havaya uçmuştum. Bu kavram deneyimleri oluşturan düşüncelerle sözcüklerin içindeki gücü antatmaktadır. Bu yeni farkındalık düşüncelerle bedenin farklı bölümleriyle fiziksel sorunlar arasındaki bağı anlamamı
sağlamıştı. Bilmeyerek bedenimde nasıl hastalıklar yarattığımı öğrendim. Bu da yaşamımda çok önemli ve büyük değişiklikler oluşturdu.

Yaşamımda ve bedenimde ters giden şeylerden ötürü diğer insanları ve yaşamı suçlamıyorum.Artık kendi sağlığımın tüm sorumluluğunu üstlenebilecek bir düzeye geldim. Kendime iftira etmeden ya da suçluluk duygusuna kapılmadan gelecekte hastalık yaratan düşünce kalıplarını nasıl gözardı edebileceğimi anlamaya başladım. Örneğin, bir zamanlar neden sık sık boyun ağrıları çektiğimi bilmiyordum. Sonra boynun olayların karşısında esnek olmayı, sorunun farklı yanlarını görebilmeyi simgelediğini öğrendim. Eskiden son derece katı biriydim, korkularımdan ötürü sorunların diğer yanlarını görmeyi ve karşımdakilerin düşüncelerini dinlemeyi asla kabul etmezdim.

Ama düşüncelerimde esnek olabilmeyi, sevecen yaklaşımlarda bulunmayı ve karşımdaki kişinin görüş açısını dinlemeyi başardıkça boyun ağrılarımın da zaman içinde geçtiğine tanık oldum. Artık boynum ağrımaya başladığında hangi konuda katı ve acımasız davrandığımı
görmeye çalışıyorum.
Devamını Oku »

Etiketler

ARINMA Affetmek Alglamada Anlatm Aramak Aroma Astroloji Astrolojik Aynalar BEREKET BOLUK Bahar Bayram Beden dili Bedensiz Beyinde Beyni Beynin Beyniniz Bilincine Bilmek Bitkisel Burak DERSLER Davet Deerlerimizin Deniz Depresyonun Detoks Dikkat Dilek Disgrafi Disleksi EGZERSZ Egoist Enerjilerinin Epifiz Eruhunuzu FAYDALANMAK FAYDALARI Felsefe Fregoli GCJoseph GERDE Gcyle Gelecek Gidecek Gizemli HAYIRLI Hasta Hastalklar Hayal Hayallerinizin Hayata Hikaye Hiperaktivite Hipnozu Holografik Hologram Hoşgörü Illuminati KORUMA Kabala Kadim Karanlk Kelimeler Klasik Korkular Korunma Kristaller Kuantum Fiziği Kyamet LKLERMZ MEKTUP MUTSUZ Makbul Melek Merak Mevlana Mevlanann Mezar Mftolunun Moloküler Mucizeleri NAMASTE Nazar Nefret Niyet ODAKLANMA Okuma Okyanus POZTF PRATK PROGRAMLAMA Paranormal Patolojik Peeling Peinden Pratik Psikoloji Quantum Düşünce RAHATSIZLIIMIZ Rahat Reformist Romantik Ruhsal Sanat Sonsuz Stres Sufizm Tehlikeli Terapi Uymasn Zarar acı affetme aile akıl başkaları beden beyin bilgi bilim bilimsel bilinci bilinçaltı birey bolluk cümle dalga damla degerli düşünce egzersiz ekmek eleştiri. öfke emsimizi enerji evlilik evren fayda fizik fiziksel frekans garip geliim gerilim gerçek geçmiş gizli güven güzel harika hastalık hayat hissederim hoşgörüsüzlük huzur huzurlu ileti ilâc inanç insan insanlar kaos kavga kelime korku kuantum kurallar liste madde mucize neşe olacaksn olumlama olumlamas olumlu olumsuz para paralel pozitif psikolojik refah ruh sağlık seniz sevgi sistem sorumsuzluk sorun sorunlar suyun sıkıntı tabiat tedavi teori tesadüf toplum zaman zeka zellikleri zenginlik zerine zihinsel çekim üzüntü İletişim şifa şükretme