30 Mayıs 2015 Cumartesi

Gülme Çeşitleri

En ilkel gülüş şeklidir … Her durum karşısında yapılabilir…

Espiri yaptı bal kabağı gülüşüdür , herkesler yapamıca için yapımı zordur…

Sinsi olan bu gülüş, literatüre bizans kahkası diye geçmiştir, bir sonraki replik:”oyna türk kızı” olucaktır…

Gülen kişinin şişman olduğunu belirtir,samimidir…

Adilik belirtisidir,bir halt yaptığını sanır, eskiler ” bıyık altı” der…

Kadınlara hastır,kocanın zengin olduğunu gösterir…

Gülüşten öte bir sevinç gösterisidir, en kötü yanı sizide ortak etmek isteyecekir…

Genelde başın yukarı aşağı sallanmasıyla desteklenen bu gülüşten, zarar gelmezz..

kendini yineleyen bu gülüş tarzı daha çok yan masaların duyması için yapılır…

Ağız kapalıyken burundan , tek nefes verilerek yapılır,kasan tiplere hastır.nette yazı okurken en çok tercih edilen türdür…

Kahkahanın desibel sınırlarını zorlayan bir çeşididir,genelde alt komşu elindeki süpürge sopasıyla tavana vurur biraz dizginlersiniz kendinizi…

muhahahaa,puahhahah türevlerine rastlamak mümkündür.

Öhü ehe ıh şeklinde ses tellerinden geçer genelde pek de komik olmayan esprilere ayıp olmasın diye verilen yanıt/gülme efektidir…


Kaynak

Devamını Oku »

28 Mayıs 2015 Perşembe

Ödevi Yapmak Kadar Yazmakta Önemlidir

l       Ödevin yazılma planı:


      ödevinizi yazarken şu plana uygun olarak yazmalısınız

okulunuz, adınız, numaranız, sınıfını, tarih v.b. gibi bilgiler yazılmalı,ödevin konusu yazılmalı,ödevinizin başlığı yazılmalı,ödevin, giriş bölümü olmalı,ödevin, gelişme bölümü olmalı,ödevin, sonuç bölümü olmalı.

–    Ödev , yazım kurallarına uygun yazılmalıdır.


–    Ödev yazılırken noktalama işaretlerine dikkat edilmelidir.


–    ödev el ile yazılıyorsa okunaklı bir şekilde yazılmalıdır. (bakınız yazılı yoklama bölümüne)


–    Ödevde sayfa düzenine önem verilmelidir. Sayfa düzeni ödevin vitrinidir. Sayfa düzeni; ödevin sayfaya belirli kurallarla yazılmasıdır.


–    Ödevinizi çok fazla süslemeyin. Öğretmen çok süslenmiş yazıya olumlu bakmayabilir. Ayrıca bu sayfaları yaparken daha fazla kağıt harcayacaksınızdır. Buda ülkemizin ağaçlarını tüketmemiz neden olur. Basit gibi görünebilir. Ama tüm Türkiyedeki okullardaki öğrencilerin ödevlerde kağıt harcadıklarını düşünürseniz bu hiçte azımsanmayacaktır.


ödevinizde kullandığınız kaynakları mutlaka belirtin. Bu öğretmenin ödevinize bakışını olumlu olarak etkileyecektir. ödevlerde kaynakları iki şekilde gösterebilirsiniz. Bunlar;

alıntının sonuna (………) ayraç içinde kaynağın adı, yazarın adı, sayfası gösterilir. alıntının sonuna (1), (2), (3) gibi ayraç içinde numaralar yazılır. Alt kısma veya devin sonunda kaynakça kısmında bunlar belirtilebilir.

ödevlerin kaynakları belirtilirken şunlara da ayrıca dikkat edilmelidir;

sizin düşüncelerinizle alıntı yaptığınız kaynağı ayırmak için, alıntınızı tırnak işareti (“..”) içerisinde göstermelisiniz.kaynak belirtilirken şunlar mutlaka belirtilmeli; kaynağın adı, yazarı, kaçını ciltte olduğu ve alıntı yapılan sayfa belirtilmelidiraynı kaynaktan tekrar alıntı yapılırsa kısa “a.g.e.” (adı geçen eser) şeklinde kısaca belirtilebilir.

Ödevin öğretmen tarafından nasıl inceleneceğini bilmeniz ödevinizi hazırlarken size yardımı olacaktır. Öğretmen ödevi genel olarak iki şekilde inceler Biçim Yönünden ve İçerik Yönünden. Öğretmen ayrıca ödevin amaçlarını belirttiğimiz bölümdeki sorulara da cevaplar bulmaya çalışır. öğretmenler ödevlerinizi değerlendirdikten sonra geri verecektir. Deviniz atmayın saklayın. İleriki yıllarda mutlaka size lazım olacaktır. Yada anı olarak saklayacaksınızdır.



Yazar: Ahmet YILDIZ


Kaynak

Devamını Oku »

27 Mayıs 2015 Çarşamba

İmgeleme Yöntemi

İmgeleme, bireyin, herhangi bir olguyu görüntülü olarak canlandırma, zihinsel eylemine verilen addır. Aynı zamanda imajinasyon şeklinde adlandırılmaktadır. İmgeleme yönteminin, bireysel dönüşümde kullanılan telkinlerle kombine edilerek, dönüşümün hızını ve yoğunluğunu arttıran zihinsel bir araç olduğu, yapılan çalışmalarda kanıtlanmıştır.

İmgeleme yönteminin bilimsel açıklaması

Bireyler, her gün farkında dahi olmadan yüzlerce imgeleme yapmaktadır. Bu imajinasyonların bir çoğu, insanların ilkel ihtiyaçları doğduğu anda, irade dışında gerçekleşmektedir. Örnek olarak; açlık hissinin oluştuğu andan itibaren, birey, küçük bir zaman diliminde, kendini herhangi bir yemek çeşidini yerken imgeler. Yapılan imgeleme ile, birey, zihnini kısa vadede tatmin etmeye çalışır, fakat yemek yeme olgusunda fiziksel tatmin sağlanmadığı sürece, orta vadede yemek yeme isteği daha fazla artmaktadır.

İmgeleme çalışmalarında ortaya çıkarılan bulgular şaşırtıcıdır. İmgelemeyi gerçekleştiren birey, imgelemenin nesnesi, lehinde karar verme eğilimine geçmektedir. Bir diğer deyişle, imgeleme yapılan olgu doğrultusunda karar verip, o doğrultuda hareket etme olasılığı artmaktadır. Örnek olarak; diyet yapan bireyin, kendini yemek yerken hayal etmesi, bireyin bir sonraki adımda yemek yeme eylemini gerçekleştirici kararını desteklemektedir.

Psikanalitik bulgulara dayanarak, imgeleme yönteminin, insan beyninin çalışma prensipleri ile şu şekilde işlediği tesbit edilmiştir.

İnsan beyni, herhangi bir kararı vermeden önce, ilgili kararın, ortaya çıkaracağı fayda ve külfet (olumsuz sonuç) oranını, kararla ilişkilendirdiği söylemler doğrultusunda belirler. Söz konusu oran, tamamiyle, dış dünyadan bağımsız, bireyin algısal duruşu ile belirlenmektedir. Eğer, bireyin algısal duruşu doğrultusunda, fayda baskın ise, karar doğrultusunda harekete geçilir, tam tersi durumda ise, karar reddedilir. Bir diğer deyişle, “ben bu kararı veriyorum, çünkü bana faydası külfetinden daha fazla” şeklinde bir cümle, beynimiz konuşabiliyor olsaydı, duyabilirdik.

Yukarıda bahsedilen fayda-külfet oranı, tamamen zihnin algısal duruşu ile ilgilidir. Birey, yemek yeme ihtiyacını hissettiği anda, yemek yediğini imgelerse, fayda algısı, külfet algısına kıyasla artmış olacağından, yemek yeme imgelemesi, bireyin bu doğrultuda hareket etme ve nihayetinde yemek yemesi ile sonuçlanacaktır.

Bu nedenle, kilo verme çabası içinde bulunan bireyin, kendini yemek yeme veya yememesi üzerine kurulu bir imgeleme gerçekleştirmesi, bireyin diyetini bir kenara bırakıp, arzu ettiği yemek çeşidini yeme olasılığını arttıracaktır. Bir diğer deyişle, hatalı bir imgeleme yöntemidir. Birey, açlığını hissettiği anda, vücudunun fit olduğu şeklinde hayal etmesi ise, yemek yeme kararına ait algılanan fayda külfet oranınında, külfet algısını arttırarak, yemek yeme kararının verilmesi olasılığını düşürecektir.

Benzer şekilde, sigarayı bırakma çabası içinde olan bireyin, vücudu, sigara arzuladığı anda, bireyin sigara içtiğini imgelemesi, bireyin tekrar sigaraya başlama olasılığını arttırmaktadır.

Bu nedenlerden dolayı, imgeleme yönteminin en temel kuralı, imajinasyonun nesnesinin her zaman hedef doğrultusunda kurulması gereğidir.

Diyet yapan birinin, asıl hedefi, daha sağlıklı bir yaşam ve fit bir vücuda sahip olmaktır. Aynı zamanda, başkaları tarafından daha fazla kabul görmek ve iltifatlar ile karşılaşmaktır. Bu nedenle, diyet yapan bireyin, imgelemesi gereken öğeler bunlardır. Diyetin kendisini veya yemek yememeyi hayal etmek külfet algısını arttıracağından, hatalı bir imgeleme yöntemi olarak kabul edilmektedir.

İnsanlar her gün yüzlerce imgelemeyi farkında olmadan, bilinçaltı ihtiyaçları doğrultusunda gerçekleştirmektedirler. Söz konusu imajinasyonların, irade tarafından, bilinçlice, hedefler doğrultusunda yönlendirilmesi, bireyin hedeflerine ulaşmasında, zihin engellerini aşmalarına eşdeğerdir.

İmgeleme Yapmak İsteyenlere İpucu

İmajinasyon yaparken, zihninizde, hedefinizi içinde barındıran görüntüleri, en küçük detayına kadar inceleyin. Fit bir görünüme sahip olduğunuz bir filmi canlandırın, üzerinizde bulunan giysiler, takılarınız, çevrenizdeki insanlar ve ortamı en küçük detaylarına kadar inceleyin.



Kaynak

Devamını Oku »

24 Mayıs 2015 Pazar

Rotasyona Uğrayacak Öğretmeni Neler Bekliyor?

Kuruluş tarihi

26 Ağustos 2003


Kişisel Başarı markası 19/03/2008 tarihinde 2008 11724 tescil numarası ile T.C. Türk Patent Enstitüsü tarafından tescil edilmiştir.


Kaynak

Devamını Oku »

22 Mayıs 2015 Cuma

“Akıllı Tembellik” Başarıya Götürüyor

Üzerinizdeki iş ve zaman baskısı arttığında, ne yapacağım, nasıl yetiştireceğim dediğinizde ‘tembellik modu’na geçmenin zamanıdır. Bunun adı ‘dalga geçmek’ değil, ‘gerekeni gerektiği kadar’ yapmak için lazım olan ‘akıllı tembellik’.

Fikir : ‘Kontrollü tembellik’ modunda gereksiz olanları temizleyerek hayatını kolaylaştırmak
Yöntem: 6 anahtar kelime.

HAYRET: Biçin, atın, budayın. Yaptığınız bir sürü gereksiz iş vardır, herkes gibi. Mesela kimsenin okumadığı raporlar, uzayıp giden ama 2-3 e-posta ile halledilebilecek toplantılar, iş arkadaşlarınızla bir sürü vakit yiyen geyikler… Bunların hepsi zaman ve enerji demektir. En iyi yöntem: bir hafta boyunca yaptıklarınızı dakika dakika kaydedin. Sonra önünüze gelen tabloyu ‘dışarıdan bakan’ objektif bir gözle değerlendirin. Şirketinizde bir hafta çalışan ve abukluklara hayret eden bir stajyer olduğunuzu farz edin.

TEMBELLİK: Haftada bir yarım gün (en az ayda bir yarım gün) işi gücü bırakın, etrafınızı ve kafanızı boşaltın, büronuzda, toplantı odanızda, artık neresi uygunsa, inzivaya çekilin. Ve bu ölü zamanı ‘zamanınızın kontrolünü yeniden ele almak için’ harcayın. Hedef, yaptıklarınıza yeniden bir anlam vermek için rutinden uzaklaşmak. Benden beklenen nedir, ben ne yapıyorum, nasıl yapıyorum, başka türlü yapabilir miyim? Yaptığınız işleri bir bir gözünüzün önüne getirince ve her iş için ‘Bu işi yapmaktan amacım ne? Gerekli mi? Gerekliyse işi yapış şeklim doğru mu, daha iyi yapabilir miyim?” diye bir muhasebe yapın. Hem iş yükünüzü azaltacaksınız, hem de hızınız ve verimliliğiniz artacak.

STAKHANOVİZM: Pareto Kanunu’nu bilirsiniz: Sonucun yüzde 80’i çalışmanın yüzde 20’siyle elde edilir. (Bu kanunun en bilinen şekli: Satışların yüzde 80’i müşterilerin yüzde 20’sinden elde edilir der. Ama bu şekilde de genellenebilir.) Özetle, daha hızlı ve iyi sonuç almak için, bütün dikkat ve emeğinizi bu ‘en önemli’ yüzde 20’ye fokuslamayı başarmalısınız. Bu yüzde 20’ye bütün gücünüzü vermelisiniz. Bir kenara çekilin, dikkatinizi tam toplayın, birilerinin araya girip çalışmanızı bölmesine izin vermeyin. Unutmayın, dikkatiniz dağılıp ara verdiniz mi, eski hızınıza dönmek size çok vakit ve enerji kaybettirir. Uzmanlar, her kesintiden sonra tekrar dikkatinizi toplamak için 20-25 dakika kaybettiğinizi söylüyorlar.

ABARTI: Biz ‘fazlasından zarar gelmez’ diye biliriz, ama mimarların ‘less is more’ diye bir lafı vardır. Yani ‘daha az daha çoktur’ gibi bir şey. Mesela yönetim kuruluna dört dörtlük bir Powerpoint sunumu yapmak için 20 slayt yeterliyse, 50 slayda ne gerek var. Yahut gereksiz renklere, resimlere ? Çok slaytla, azla alacağınız sonucu bile alamazsınız, çünkü izleyenlerin dikkati dağılır. Uzmanlar, ‘fazla olursa daha kaliteli olur’ inancı sebebiyle hep yüzde 20 kadar abarttığımızı (100 yeterken 120) söylüyorlar.

DOĞRU ZAMAN: Tabii ki işe sizin açınızdan en uygun zamanda koyulun. Uykusuz bir gecenin sabahında, yahut nezleden gözünüzü açamazken, yahut yorgun argın sabahlara kadar çalışarak verimli bir sonuç alma şansınız sıfır. Zamanı siz seçmeye ve doğru seçmeye çalışın. Hem başarısız olursunuz hem de sürmenaja girersiniz. Tekrar söyleyelim: Bazen zaman kazanmak için vakit kaybetmekten korkmamak gerek. Saat 11:00-16:00 arası (normalde) insanın en dikkatli olduğu saatlerdir, önemli ve dikkat isteyen işleri bu zaman dilimine koyun. Daha rutin işleri sabah veya akşama bırakın. Tabii ne zaman en verimli olduğunuzu en iyi siz bilirsiniz: Kiminin kafası tuvalette iyi çalışır, kiminin bulaşık yıkarken.

ÖLÜ VAKİTLER: On dakika orada, yarım saat burada, ama metroda geçirdiğiniz zaman, dişçide sıranızı beklemeniz yahut trafikte sıkışıp kaldığınız ölü saatler… uç uca koyunca bazen günde 2-3 saati bulur. Üstelik sizi rahatsız edenler de olmayacağı için, bu zamanı daha yoğun değerlendirebilirsiniz. Mesleki yayınları, kitapları okumak, ajandanızı elden geçirmek, bir raporu okumak, bir konuşmayı hazırlamak için bu süreler idealdir.


Kaynak

Devamını Oku »

21 Mayıs 2015 Perşembe

Kitap Önerisi


Kitap Adı: Yüreğime Yolculuk


Yazarı: Anita Moorjani


Yayınevi: Klan


Herkesin okuması gerektiğine inandığım bir kitap olduğu için blogumdan  önermek istedim. Kanserin son aşamasına gelmiş, komaya girmiş ve doktorların o gece ölmesini bekledikleri bir kadının ölüme yakın deneyimi, yaşadıkları ve sonrasında hızlı bir şekilde iyileşmesini anlatan gerçek bir yaşam öyküsü.  Anita Moorjani’nin deneyimlerini ve bunlara yaptığı yorumları okumak bile şifalandırıcı bir deneyim diye düşünüyorum. Sevgilerimle. Berna Özcan Demir


Alıntıdır

Devamını Oku »

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Değişimin Formülü

Eğer hayatınızda bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız ancak bu size çok zor geliyorsa, uygulamanız için basit bir formül vereceğim. Formül çok basit; Parçalar bütünü etkiler. Yani hayatınızın bir alanında olumlu değişimler sağlayabilirseniz bu bütün hayatınızı olumlu yönde etkileyecek ve değişim için gerekli enerjiyi açığa çıkartacaktır. Bu nedenle eğer istediğiniz alanlarda değişim size zor görünüyorsa kolay olan bir alanda değişiklikler yaparak işe başlayın. Aşağıda örnek olması için hayatınızın bazı alanlarını yazıyorum.


Sağlık
Aile
Kariyer – İş
Maddi durum
Duygusal ilişki
Arkadaşlık – Sosyal Yaşam
Ruhsallık – Kişisel Gelişim
Hobiler


Sizde kendi listenize başka alanlar ekleyebilirsiniz. Listenizi hazırladıktan sonra hangi alanlarda değişim istediğinizi belirleyin. Diyelim ki iş konusunda sorunlarınız var ve işinizi değiştirmek istiyorsunuz ancak bazı nedenlerle bu sizin gözünüze yakın dönemde olanaklı görünmüyor. Bu durumda değişiklik yapabileceğiniz alanlara odaklanın. Örneğin yeni bir hobi edinmek, kişisel gelişiminiz için faydalı olacak bir seminere katılmak, fazla bir kaç kilonuzu vermek, ailenize daha sevgi dolu yaklaşmak, size zarar veren birisi ile ilişkinizi bitirmek, giyim tarzınızı değiştirmek veya para biriktirmeye başlamak… Bunlar gibi sizde kendi seçeneklerinizi oluşturun ancak bunlar uygulama imkanınız olan şeyler olsun. Yani sizi çok zorlayacak şeyleri seçmeyin ve elinizden geldiği kadar fazla madde yazın. Sonra bu maddelerden en kolay olanları hemen uygulamaya başlayın ve ne kadar fazla şey yaparsanız o kadar olumlu olduğunu bilerek uygulamalarınızı yapın. Yani sadece bir konuda tek bir değişim yapmaktansa birden fazla alanda birden çok değişim yapmak çok daha olumlu olacaktır. Bu çalışma aynı zamanda odağınızı olumlu değişime yönlendirmenizi sağlayacaktır ve odağımızı verdiğimiz yere enerjimiz de akmaya başlar. Eğer çalışmanızı isitkrarlı olarak yaparsanız bir süre sonra size zor gelen değişimlerin çok kolay gerçekleştiğini görebilirsiniz. Belki değişim istediğiniz şekilde olmayabilir yani başka bir işe geçmeyebilirsiniz ancak işinizdeki pozisyonunuz değişebilir veya iş şartlarınız iyileşebilir. Ancak hayatınızın bir alanında yapacağınız değişimler her durumda bütünü olumlu etkileyecektir. Bu bilginin ihtiyacı olan herkese ulaşmasını seçiyorum. Sevgiyle kalın. Berna Özcan Demir


Alıntıdır

Devamını Oku »

Etiketler

ARINMA Affetmek Alglamada Anlatm Aramak Aroma Astroloji Astrolojik Aynalar BEREKET BOLUK Bahar Bayram Beden dili Bedensiz Beyinde Beyni Beynin Beyniniz Bilincine Bilmek Bitkisel Burak DERSLER Davet Deerlerimizin Deniz Depresyonun Detoks Dikkat Dilek Disgrafi Disleksi EGZERSZ Egoist Enerjilerinin Epifiz Eruhunuzu FAYDALANMAK FAYDALARI Felsefe Fregoli GCJoseph GERDE Gcyle Gelecek Gidecek Gizemli HAYIRLI Hasta Hastalklar Hayal Hayallerinizin Hayata Hikaye Hiperaktivite Hipnozu Holografik Hologram Hoşgörü Illuminati KORUMA Kabala Kadim Karanlk Kelimeler Klasik Korkular Korunma Kristaller Kuantum Fiziği Kyamet LKLERMZ MEKTUP MUTSUZ Makbul Melek Merak Mevlana Mevlanann Mezar Mftolunun Moloküler Mucizeleri NAMASTE Nazar Nefret Niyet ODAKLANMA Okuma Okyanus POZTF PRATK PROGRAMLAMA Paranormal Patolojik Peeling Peinden Pratik Psikoloji Quantum Düşünce RAHATSIZLIIMIZ Rahat Reformist Romantik Ruhsal Sanat Sonsuz Stres Sufizm Tehlikeli Terapi Uymasn Zarar acı affetme aile akıl başkaları beden beyin bilgi bilim bilimsel bilinci bilinçaltı birey bolluk cümle dalga damla degerli düşünce egzersiz ekmek eleştiri. öfke emsimizi enerji evlilik evren fayda fizik fiziksel frekans garip geliim gerilim gerçek geçmiş gizli güven güzel harika hastalık hayat hissederim hoşgörüsüzlük huzur huzurlu ileti ilâc inanç insan insanlar kaos kavga kelime korku kuantum kurallar liste madde mucize neşe olacaksn olumlama olumlamas olumlu olumsuz para paralel pozitif psikolojik refah ruh sağlık seniz sevgi sistem sorumsuzluk sorun sorunlar suyun sıkıntı tabiat tedavi teori tesadüf toplum zaman zeka zellikleri zenginlik zerine zihinsel çekim üzüntü İletişim şifa şükretme