Uzun zamandır çalışmalarımla ilgili bilgi paylaşımına ara vermiştim. Bir danışanımla yapmış olduğum çalışma beni etkilediği için onunda müsaadesini alarak yayınlamak istedim.Öncelikle bir konuyu açıklamak istiyorum. Yapılan çalışmaların başarıya ulaşıp ulaşmaması tamamen danışanın ruhsal ve zihinsel durumuyla alakalıdır. Şifayı veren Allah’tır. Eğer siz gerçekten şifalanmak istiyorsanız ve bunu yaratana net bir şekilde bildirmişseniz o sizin ihtiyacınız olan rehberi karşınıza çıkartacaktır. Rehber sadece bir araçtır, şifaya aracıdır. Gerçek dönüşüm sizin şifalanmaya olan inancınızda gizlidir.Bazı kişiler çalışmalarla ilgili iyileşme garantisi vb. konuları dile getiriyorlar. Bu çalışmalarda ne yapılıyorsa bunu yapan danışanın kendisidir. Ne kadar içten bir şekilde terapiste yaklaşıp önerileri uygulamaya istekli olursa kendisine yansımasıda o kadar hızlı ve etkili olacaktır. Şifa dileyen şifa, tereddüt isteyen zihin karışıklığı bulacaktır. Her ne olmuşsa olan şey olması gereken kadardır. Kişi alması gerektiği kadar şifa almıştır.Yurtdışında yaşayan bir hanım danışanımla yapmış olduğu iki seansın özetini paylaşmak istiyorum. Kendisini benimle iletişime geçtiğinde eşinin yaklaşık 5-6 ay önce tek gecelik bir kaçamakla onu aldattığını öğrendiğini, eşinin pişmanlık gösterip af dilemesine rağman bu olayı içinden atamayıp bunalıma girdiğini belirterek aradı. Eşinden ayrılmak istemiyordu. Eşini sevdiğini söylüyor. Eşininde kendisini sevdiğini söylüyordu. Eşi kendisini bu kadar severken nasıl başka bir kadına dokunabilirdi, bunu aklı almıyordu.Despot bir ailede yetişmiş, çocukken babasından yoğun bir şekilde şiddet görmüş, 15 yaşında evlendirilip yurt dışına gönderilmişti. Yabancı memlekette eşi ile 20 yıl geçirmiş. Çalışmıyordu. 3 çocuğu vardı. Eşi onun her şeyi olmuştu. O ona bu kadar bağlıyken eşinin yapmış olduğu olayla bir anda dünyası kararmış tutunacak dalı kalmamıştı.İlk seans başlangıcında sesi çok heyecanlı geliyordu. Yapmış olduğumuz ön görüşmeden bir çözüm ışığı hissettiği için yoğun heyecan duyuyordu. Bir çıkış yolu bulduğunu düşünüyordu. Aşırı heyecanlı olması önce beni rahatsız etti, onu yönlendirmekte zorlanacağımı düşündüm. Rahatlatmak için hızlı bir şekilde gevşeme ve rahatlatma telkinlerine başladım. Bir süre sonra telkinlere cevap vermiş ve rahatlamaya başlamıştı. Bunu hissedince regresyon terapisine geçtim. Önce onu rahatsız eden duyguya odaklanmasını ve yoğun bir şekilde hissetmesini sağladım. Bunu vücudunun neresinde hissettiğini sordum. Cevap hızlıca geldi. Kalbinin üzerinde yoğun bir ağrı vardı. Nefesi hızlanmıştı. Ondan ağrıyı hissettiği yere odaklanmasını istedim. Orada ne görüyordu. Ağrı topunun rengini sordum. Oradaki ağrı topunun rengi kırmızıydı ve ateş gibi yakıyordu. Rahatlatmak için önce o topu oradan çıkarmamın faydalı olacağını düşündüm ve aklıma ilk gelen şeyi yaptım. Kırmızı top bir alev topuydu, onu söndürecek olan şey ise suydu ve rengi maviydi. Ondan alev topunun suyla suyun rengi ile maviyle kaplamasını istedim. Suyla alev topunu soğutmasını ve devamında o mavi topu göğsünden çıkartıp atmasını istedim. Spontene gelişen bir olaydı. Ancak bu onu rahatlatmıştı.Bende ikinci aşamaya geçtim. Kalbteki ağrı sevgisizlik göstergesiydi. Yoğun hissetmekte olduğu sevgi açlığı vardı. Regresyona devam edip bu duyguyu yaşadığı geçmiş bir ana gitmesi konusunda telkinde bulundum. 15 yaşlarında eşiyle birlikte yolda yürüdükleri bir sahneye gitti. Eşiyle yürüken eşi ona bakmıyor, onunla konuşmuyor. Oda eşinin gözünün içine bakıyordu. Bir şey söylesin varlığının farkına varsın diye. Ancak eşi o yokmuş gibi davranıyordu. Bende kendisine yeniden bir soru sordum; geçmişte kimin kendisini sevmediğini sorduğumda olayın içine anne ve babası girdi. Onların sevgi göstermediğini anlatmaya başladı. Babası zaman zaman onu dövmüştü de. Onlara öfkeliydi. Bende kendisine derin bir nefes almasını telkin ettikten sonra bir sandelyede oturduğunu ve karşısındaki sandelyede annesinin oturduğunu imgelemesini söyledikten sonra içinden ne geliyorsa annesine söylemesini istedim. Bir taraftan yoğun ağlamaklı durumdaydı. Bir taraftan geçmişte annesinden yapmasını bekleyip yapmadıkları için ona öfkeliydi. Annesin onu yeterince sevmediğini düşünüyordu. Annesine kendini ifade ederken zaman zaman ağlıyordu. Boşaltma işi bir süre devam ettikten sonra içindeki bir kısım duyguyu boşaltığı için rahatlamıştı. “Yeterli mi?” dedim önce “yeterli” dedi ancak devamında yeniden annesine karşı sözlerine devam etti. Sözleri bitince annesinin gözlerinin içine bakmasını istedim. “Ne görüyorsun?” dedim. "Üzüntü" dedi. Bende “Anneni affedebilir misin?” dedim. Oda “affedebilirim” dedi. O zaman annesine sarılıp ona onu affettiğini söylemesini istedim. Birkaç dakikadan daha fazla bir süre annesine sarıldığını imgeledi. Onun sıcaklığını hissettiğini ve bunun çok güzel olduğunu söyledi. Daha önce yaşamadığı bir duyguydu. Yıllardır özlemini çektiği sevilme duygusu.Annesini affetmesi onu rahatlatmıştı. Devamında babasına olan duyguları boşaltmasını istedim. Onların bitiminde babasına sarılması istedim. Babasına beklide hayatında ilk defa sarılıyordu. Çünkü hissettiklerini ifade ettiğinde o içindeki duygular net bir şekilde anlaşılıyordu. Babamın sarılması çok farklı diyordu. Babamın kollarını vücudumda hissettim diyordu. Hiç bu kadar mutlu olmamıştım diyordu. Bende babasında doyasıya sarılmasını istedim. Devamında babasını affedip affedemeyeceğini sorduğumda babasını da affedebileceğini söyledi. O zaman bunu yapmasını istedim. Babasını affetmesi onu oldukça rahatlatmıştı. Devamında kendisini karşısına almasını ve kendine sıkıca sarılıp kendisine onu sevdiğini söylemesini telkin ettim. Dokunsal bir kişiliği vardı. Sarılma onda büyük sevgi duygusu etkisi yaratıyordu. Bu çalışmalar bitiminde sesindeki rahatlama hissedilir boyuttaydı. Bunu fark ettiğimde çalışmanın etkisini görmek için bir test yapmak istedim. Ona eşiyle beraber yürüdüğü 15 yaşındaki haline hızlıca gitmesini ve orada neler olduğunu bana anlatmasını istedim. Oraya gittiğinde bir şeyler olmuştu. Oradaki 15 yaşındaki kız rahattı. Eşinin davranışlarını önemsemiyordu. Kendi halindeydi. Algısı değişmişti. Vucuduna odaklanarak tepeden tırnağa hissettiklerine bakmasını istedim. Hiçbir şey yoktu bir rahatlama vardı. Bende ikinci seansa kadar yapması için ödev verdim. Bir hafta boyunca fırsat buldukça annesine, babasına ve kendisine sarıldığını ve onların sevgisini aldığını imgelemesini istedim. Arabaya ilk hareketi vermiştik. Ancak arabanın yoluna devam edebilmesi için yakıt ihtiyacının sürekli desteklenmesi gerekiyordu. Yapacağı çalışmalarda onu mevcut durumdan çıkısını destekleyecek çalışmalardı.Bir hafta sonraki seansta arda geçen haftanın kritiğini yaptığımda ilk 3-4 gün kendisini çok iyi hissettiğini ancak ondan sonra içinden bir duygunun onu dibe çektiğini söyledi. İçinden bir ses onun mutlu olmasından rahatsız olmuştu. Neden acı çekmiyorsun diyordu. Derinlerde bir yerde kendine öfke vardı. Kendini cezalandırıyordu. Suç ve ceza kavramı çalışıyordu. Vicdanımızın rahatlaması için suçun olduğu yerde ceza olmalıydı. Ona kendisinden bu kadar nefret ettirecek ne yaptığını düşündüğünü sordum. Geçmişinde bir sıkıntı vardı. Cevap yine hızlı geldi. Yurtdışına ilk geldiği zamanlarda bir adamla konuşmuştu. Bir hata yapmış ve kendini seven bir adamla evliyken bir adamla konuşmuştu. Bunu nasıl yapmıştı bunu kabul edemiyordu. Bunu yapmamalıydı. Yıllarca bu durum içini yakmıştı. Yaşadıklarını hayatına çekme nedenlerinden birisi belli olmuştu. Kendini bu konuda suçladığı için etrafa beni cezalandırın enerjisi gönderiyordu. Devamında hayatına cezalandırmayı çekiyordu. Suç ve ceza kanunu çalışıyordu. Öncelikle orada yaşananların oradaki algının değişmesi gerekiyordu. Her ne yaşanmışsa yaşanmıştı ve bitmişti. Onun orada bırakılması gerekiyordu. Sırtında taşımaya devam ettikçe çok daha ağır bir yük oluyordu. Kendini affedip affedemeyeceğini sordum. Kendisini affetmeye yanaşmıyordu. Hızlıca regresyona geçirip olayın olduğu zamana gönderdim. Ona yeni evlenmiş 15 yaşındaki genç kız olmasını ve yurtdışına gittiğinde ne hissettiklerini bana anlatmasını istedim. Yabancı bir ülkede dil bilmeyen, evde yapayalnız, bir yere çıkamayan konuşacak kimsesi olmayan bir çocuk gelindi. Yardımcı olacak kimsesi yoktu. Konuştum dediği kişi ise o dönemde dil öğrenmesi için gittiği dil okulundaki bir türktü. Ailede katı kurallar içerisinde yetiştirildiği için bir erkekle konuşmaktan rahatsız oluyordu. Konuşmalar birkaç merhabadan öteye gitmemişti. Zaman zaman aynı istikamete gittikleri trende uzaktan uzağa yolculuk yapmışlar. Kurstaki kişinin sıcak ve doğal davranışından etkilenmişti. Duygularını yeterince tanımayan sevgi açlığı çeken küçük kız bu duruma zihninde çok farklı anlamlar yüklemişti. Farklı bir erkekle konuşmak kabul edilir bir davranış değildi. Eşine hissettiğini düşündüğü yoğun sevgide eklenince basit bir olay farklı boyuta geçmiş gözünde fazlaca büyütülmüştü. Bu konuda kendisine rahatlatıcı telkinler verdikten sonra 36 yaşındaki halinin 15 yaşındaki haline giderek şu anki bildiklerini ve tecrübesini ona aktarması istedim. Önce ona sarılmasını ve ona onu sevdiğini söyledim. Devamında ona kendisini affedip affedemeyeceğini sorduğumda affedebileceğini söyledi. Ordaki kızın bir suçu yoktu. Bunu ona söylemesini istedim. Dediklerimi aktarıp ona onu affettiğini söylemesi onu rahatlatmıştı. Sarılmalar onda büyük etki uyandırıyordu. Bundan sonra ikinci aşamaya geçtim ona 15 yaşındaki kızın elinden tutup ona rehberlik etmesini ve tüm şehri gezdirmesini söyledim. Hatta lunapark varsa oraya da götürmesini istedim. Birkaç dakika boyunca bunları yaptı. Bir rahatlama oluşmuştu. Ancak eşiyle ilgili sevgi hissetme problemleri vardı. Eşi kendisiyle ilgilenmiyor ve sevdiğini göstermiyordu. Bende ona evlenmeden önceki bir zamana eşiyle ilk tanıştıkları bir zamana 14 yaşına gitmesini söyledim. Eşi onlara gelmiş, baş başa oturdukları bir ana gitti. Ne gördüğünü anlatmasını istedim. İlk söylediğ eşim beni seviyor bunu hissediyorum oldu. Bende bu konuda net bir şeyler söylemesini istedim. Eşi sevgisini nasıl gösteriyordu? Ne yapıyordu? Ne söylüyor du? Da o bunlardan sevdiğini çıkartıyordu. Cevap yine aynıydı. O beni seviyor bunu hissediyorum Bana dokunduğunda dokunduğu yer ateş gibi yanıyor diyordu. “Eşin ne yapıyor?” diye sorduğumda aslında eşi hiç bir şey yapmıyordu. Adam sessizce orada oturuyordu.Ancak o orada başka bir şey görüyor ve hissediyordu. O onun her davranışında kendini sevdiğini görüyordu. Eşi onun gözünde onun dayak yediği şiddet gördüğü baba evinden kurtaracak beyaz atlı prensesti. Kafasını kaşısa bile bu durum onun onu sevdiğinin işaretiydi. İçindeki yansıması buydu. Olay tamamen bir sevgi açlığıydı. Bu durum bana benim yaşadığım bir olayı hatırlattı. Annem ben hiç bir şey yapmasam da sevgi gösterisinde bulunmasam da benim onu sevdiğimi söylüyordu. Bu durum eşimin dikkatini çekmişti kendisine sormuştu. Halis hiçbir şey söylemiyor, hiçbir şey yapmıyor sen onun seni sevdiğini nerden çıkartıyorsun diye. Annemde ben onun bakışından oturmasından kalkmasından anlıyorum diyordu. Annem bana bakarken kendi zihnindeki Halisi görüyordu. 14 yaşındaki kızda adama baktıkça zihnindeki yarattığı kurtarıcıyı görmek istediği adamı görüyordu. Ahmet, Mehmet Hüseyin oradaki adamın gerçek kimliği onun için önemli değildi. O kişi onun kurtarıcısıydı. Kurtarıcısına karşı yoğun sevgi ve minnet duygusu içindeydi. Ama o adamın onun gördüğü mükemmel kusursuz kurtarıcı değildi. Zaafları olan, kanlı canlı kendi halinde bir gençti. Kral çıplaktı.Ancak bunu görebilmek için mevcut hipnozdan kurtulmak gerekiyordu. Ona şunu sordum; “Geçmişinde sana sarılması ve sevdiğini göstermesi için kimin gözünün içine baktın?” Önce eşi ve kayınvalidesi geldi. Bende yedi yaş öncesi dediğimde annem dedi. Yine başlangıç noktasına dönmüştük. Ona 3 yaşında olmasını ve annesine doyasıya sarılmasını telkin ettim. İlk seanstaki trans telkinlerinde istenilen seviyede derinleşmeyi sağladığı için ikinci seansta bilinçaltı kolayca tepki veriyordu. 3 yaşına gidip annesine sarılmaya başladığında içinde ılık bir şeylerin aktığını hissettiğini söyledi. Bende ona doyuncaya kadar annene sarıl onun sevgisini ve sıcaklığını hisset dedim. 3-4 dakika bunu yoğun bir şekilde yaşadı. Devamında babana sarıl ve onun seni sevdiğini hisset dedim. Bir önceki çalışmada olduğu gibi babasının sarılması çok farklıydı onun için. Doyasıya sarılıp sevgi açlığını giderinceye kadar bunu yaşadıktan sonra ona 14 yaşındaki zamana yeniden gitmesini istedim. Eşine yeniden bakmasını ve gördüklerini anlatmasını istedim. Gelen cevap ilginçti. Biraz önceki durumla alakası yoktu. Sessiz sakin konuşmadan oturan bir adam vardı ve herhangi bir duygu hissetmiyordu. İçindeki açlık doyurulunca gözündeki perde kalkmış karşısında gerçek adamı görmüştü. Aslında adamın yapısı aynıydı. O 14 yaşındayken de, o 15 yaşındayken de adam aynıydı. Sesiz sakin çok fazla konuşmayan kendi halinde biriydi. Onu farklı yapan tek şey onun ona bakarken zihninde gördüğü adama verdiği anlamdı. Gerçekte ise adam aynıydı. Ona aradaki farkı gördün mü? Dedim. Zihnindeki evlenmeden önceki onun her hareketine vermiş olduğu sevgi beklentisi, evlendikten sonra davranış olarak karşılığını bulmamıştı. Hayal kırıklığıydı. Ama o yinede onun kurtarıcısıydı ona farklı bir şekilde bakmak kabul edilir bir şey değildi. Devamında onun kendini iyi hissetmesine destek olacak telkinler verip ona bunları sesli olarak tekrar ettirdim. Özellikle kendini olduğu gibi kabul edip affetmesi çok önemliydi. Bunları söyledikçe rahatlaması sesinden hissediliyordu.Anne baba sevgisini yeterince hissetmeden, çocukluğunu yaşamadan gelin edilmiş küçük bir kızdı. Evlendiği kişi onun hem kocası hemde babası olmuştu. Şiddet gördüğü evden kurtulmak için bir kurtarıcı beyaz atlı prensti. Ve oda tüm hayatını ona adamıştı. Aslında evliliğin ilk yıllarında onun bu şekilde olduğunu fark etmesine rağmen içinde bulunduğu durum nedeniyle kendini çaresiz hissettiği için herhangi bir adım yapmamıştı. Ayrıca ona borçluydu. O onun kurtarıcısıydı. Ona yanlış yapamazdı. Kendisine bir hafta önce verdiğim sevme çalışmalarına devam etmesini isteyerek seansı bitirdim. Harika bir çalışmaydı. Gün geçtikçe çok daha iyi olacağına inanıyorum. İçindeki eksikliğin ve boşluğun farkına varmıştı. Gerçek hayatta da anne ve babasına gidip onlara sarılacağını söyledi. Size de tavsiyem bir şeye bakıp anlam yüklerken arka plandaki eksikliklerinizin farkına vararak bakın. Sevgi eksikliği bir çoğumuzun hayatındaki en önemli konu olduğunu unutmayın.
Devamını Oku »
zgrletirmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zgrletirmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Mart 2015 Çarşamba
20 Mart 2015 Cuma
Kelebekleri Özgürleştirmek – İstenmeyen Çocuk
Kendimizi değersiz hissetmemizin altında en büyük etken hamilelikte yaşanan olaylardır. Yapılan bilimsel araştırmalar anne karnındaki bebeklerin etraflarında olup bitenden haberdar olduklarını ortaya koymuşlardır. Özellikle istenmeden kalınan hamilelikler, annenin içinde bulunduğu ruhsal ve fiziki durum, farklı cinsiyet beklentisi en büyük travmalarımızdır. Ve bu durum hayatımız boyunca bizi kara bir gölge gibi takip eder. Öyle ya annesi yada babası tarafından istenmeyen çocuğu kim sever ki? Annesi veya babası onu kabul etmediği bir durumda onu kim kabul eder ki? İçten içe onu kemiren sinsi bir duygudur bu. Yapmış olduğum bir regresyon çalışmasını paylaşmak istiyorum. Danışanım 39 yaşlarında bekar bir hanımdı. Kendisi ile yüz yüze bir çalışma yaptık. Kendisi hedefleri ve ilişkilerle ilgili yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu düşünerek bu kapsamda çalışma istediğini belirtmişti. Kendisi özel sektörde çalışıyor olmakla birlikte öğretmen olmak istediğini, mezun olduğu bölümden çok fazla öğretmen ataması olmadığını, yaşının 40 yaklaşması nedeniyle bundan sonra da olamayacağı korkusu vardı. Hayallerini gerçekleştiremediği için rahatsızlık duyuyordu. Diğer taraftan ilişkiler konusunda da sıkıntısı vardı. Bir kez nişanlanıp ayrılmıştı ve hala bekar dı. Hayatına istediği tarzda bir erkeği çekemediği gibi uzun süreli bir ilişkisi de yoktu. Çalışmamıza referans olması açısından geçmişindeki önemli olaylardan bahsetmesini istedim. Ailedeki en küçük çocuktu. Okul dönemlerinde başarılı bir öğrenciydi. Hep birincilikleri vardı, ilkokuldayken çok aktif olduğu için öğretmeni kendisine sınıflarından bir öğrencinin sorumluluğunu vermiş ve ona öğretmenlik yapmasını istemişti. Başarı onun hayatının olmazsa olmazıydı.Bir diğer konu ise babasına olan yoğun ilgisiydi. Çocukken sürekli babasının kucağına oturuyordu. Hastalandığı zaman babası yanına geldiğinde anda mucizevi bir şekilde iyileşiyordu. Bu durum çocuklukta, üniversite çağlarında da hep yaşanmıştı. Ve hala da zaman zaman tekrar eden bir olaydı. Babasının geçmişte bir kadınla ilişkisi gündeme gelmiş. Kadın babasına kafayı takmış ve babasını bitireceğini söylemiş. Ve bir süre sonrada babası iş hayatında tökezleyerek sıkıntıya girmişti. Ekonomik durumu bozulmuştu. Yaşanan bu durumu kadının sözüyle örtüşmesi nedeniyle kadına karşı babasına kötülük ettiği için yoğun bir öfke ve kızgınlık vardı. Bu durum onun hayatında derin iz bırakmıştı. Kendi yaşadığı ilişkilerde de bir kadın geliyor, erkeği ayartıyor ve ilişkinin bozulmasına neden oluyordu. Aslında yapmış olduğu şey zihinsel bir çapa oluşturmaktı. Ve çapa o kadar güzel oluşturulmuştu ki kusursuz bir şekilde çalışıyordu.
Bu durum onun babaya karşı sahiplenme duygusunun bir yansımasıydı. Babasına karşı aşırı ilgisi vardı. Ailedeki her şeyi kontrol eden, uzakta olsa bile bir şekilde olaylara müdahil olan bir kişiliği vardı. Ailede ki roller karışmıştı. Baba anne çocuk rolleri karışmıştı. Danışanım çocuk rölü yerine zaman zaman aile reisliği zaman zaman annesinin röllerini üstüne alıp o şekilde davranıyordu.Çözülmesi gereken bir çok konu olduğu gözüküyordu. Bir şekilde bir yerden başlayıp adım adım ilerleyecektik. Kendisi için öncelikle olan konuyu en iyi bilen bilinçaltıydı. Nereden başlamamız gerektiğini o doğru bir şekilde gösterecekti. Bende işi onu havale etmek için regresyon çalışmasına geçtim. Bilinçaltına kendisini bu çalışma yapmamıza nende olan duyguya odaklanmasını istediğimde kısa sürede vücut üzerinden işaretini gönderdi. Midesinde şiddetli bir rahatsızlık hissetti. Şiddetini tanımlamasını istediğimde 10 üzerinden 9 şiddetinde bir rahatsızlıktı. Bilinçaltından bu rahatsızlığa odaklanmasını ve bu rahatsızlığa bağlantılı geçmişteki yaşanmış bir olaya gitmesini istedim. Hızlı bir şekilde cevap geldi. 5-6 yaşlarındayken kardeşleri ile birlikte olduğu bir sahneye gitmişti. Anne ve babası bir yere misafirliğe gitmiş. Kardeşleri ile birlikte evde kalmışlardı. Yalnız orada bir şey vardı. Kardeşleri 3 birlikte oynarken o ayrı duruyor ve onları seyrediyordu. Aynı zamanda onları yaramazlık yaptıkları için babasına şikayet etmekle tehdit ediyordu. Bu tehdit karşısında ablası ona bıcak atmış ve onun burnu kanamıştı.
O sahnedeki kıza ne hissettiğini sordum. 3 kardeş birlikte oynarken kendisini onlardan ayrı hissediyordu. Yalnız ve tek başınaydı, hayatı boyunca bunu yaşamıştı. Ve bu nedenle de başarı onun olmazsa olmazıydı. Güvenebileceği dayanabileceği kimse yoktu. Başarılı olmak, kimseye muhtaç olmaması gerekiyordu. Her işte başarılı olmak onun yaşam felsefesi haline gelmişti. Başarılı olup kendini göstermek istiyordu. Aslında ilkokulda öğretmeninin yaptığı da buydu. Ona öğretmenlik görevi vererek onun başarı duygusunu tatmin ediyordu. Yalnızlık kişinin kendini hiçbir şeye yada yere ait hissetmemesidir. Yalnızlık duygusuna odaklanıp yeniden geçmişe gönderdiğimde anne karnındaki zaman gitti. Yaklaşık 6 aylık civarındayken annesi ve babası tartışıyorlardı. Annesi onu doğurmak istemiyordu. İstememe sebebi ise ailedeki birçok yaşlı ve bakıma muhtaç kişiyle ilgilenmek zorunda olmasıydı. Hamile haliyle bu yükün altından kalkamayacağını düşünerek hamileliğini sonlandırmak istiyordu. O anki algı kapasitesi annesinin gerekçesini anlamamıştı. Anladığı şey annesi tarafından istenmeyen çocuk olduğuydu. Kendisini dünyaya getiren tarafından istenmediğini düşünen çocuk kendini yalnız hissetmesi doğal bir şeydi. Kabullenilmek içinde kendi tarafında olduğunu düşündüğü babasına karşı aşırı bağımlılık oluşturmuştu. Babasının gözüne girmek içinde abi ve ablalarının durumlarını babasına iletmiş ve en küçük olmanın avantajını kullanarak sürekli babasının kucağını sığınma limanı olarak kullanmıştı. İstenmeyen çocuk durumunun çözülmesi o kişinin sevildiği bir durumun ona gösterilmesi olduğunu düşündüğüm için bende onun annesinin onu sevdiği bir sahneyi bulmak için zamanı ilerlettim ve onu doğum anına götürdüm. Hiçbir kadın yeni doğan kendisinden olan bir bebeği sevmemezlik edemezdi. Doğum anına geldiğimde ona annesinin kendisini kucağına aldığını imgelemsini ve annesinin gözlerinin içine bakmasını söyledim. Gözlerdeki duygu kalpten geldiği için dil ne derse desin gözler yalan söylemezdi. Gözler, iç dünyayı yansıtan gerçek bir aynadır. Gözlerde ne görüyordu? Ne hissediyordu? Annesinin gözlerine baktığında annesinin kendisini sevdiğini gördüğünü söyledi.Annesi kendini seviyordu. Bu güzel bir durumdu. Bende annesinin bu sevgisini hücrelerine kadar doyasıya hissetmesini istedim. Doyasıya hissettikten sonra babasının kucağına geçmesini ve babasının gözlerine bakmasını istedim. Basının gözlerinde de sevgi vardı. Aynı şekilde babasının sevgisini de doyasıya hissetmesini istedim.
Sevgileri doyasıya hissedip rahatladıktan sonra ondan anne karnındaki bebeğin yanına gitmesini ve o altı aylık bebeği elinden tutup doğum anına getirmesini istedim. O kızın doğum anındaki annesinin o gözlerindeki sevgiyi görmesi onda oluşan istenmeyen çocuk algısını değiştirecek önemli bir delildi. Aynı sahnede yetişkin danışan, altı aylık ve yeni doğan halleri mevcuttu. Anne karnındaki bebek doğumda annesinin kendisini sevdiğini gördüğünde rahatlamıştı. Onunda oradaki sevgiyi hücrelerine kadar hissetmesini için bir süre orada kalmasını istedim. Devamında onu yeniden anne karnına gönderdikten sonra zamanı ilerletip onu çalışmada ilk gittiğimiz oyun sahnesine gitmesini istedim. Sahneye gittiğinde algıları değiştiği için sahnedeki olaylarda değişmişti. Orada referans ettiği orada gördüğü tek şey onunda diğer kardeşleriyle birlikte oyun oynadığıydı. Sevgi açlığı doyurulunca olması gereken davranış şekline geçmiş ve kardeşleriyle birlikte oynuyordu. Kendini değerli gördüğü için kendisini onların bir parçası olarak görmeye başlamıştı. Yaşadıklarına bakıldığında anne karnındayken, annesi ile babasının tartışması sonrası oluşan istenmeyen çocuk algısı onun kendisini istediğini düşündüğü babasına doğru özel bir çekim alanı oluşturmuştu. Çocukluğunda babasının kucağında güvenli hissettiği için tek odağı o olmuştu. Büyüdükçe de aynı durum devam etmiş, babası onun duygusal açlığının tek ilacı olmuştu. Aralarında oluşan bağımlılık nedeniyle babası dışındaki bir erkeği sevmesi ve hayatına kabul etmesi onun babasına ihaneti anlamına geldiği için bundan sürekli kaçınmıştı. Ve zaman zaman hayatına aldığı erkeklere ilişkilerini sabote ederek hayatından uzaklaştırmıştı. Devamında hayatına sıkıntı çekerek vicdanını rahatlatmak için kendini cezalandırıyordu. Ailede roller karışmıştı. Kim anne, kim baba, kim çocuk belli değildi. Üstüne üstlük eril yönü ağır bastığı için erkeksi davranışlarda bulunuyordu.Kendisini yeniden doğum anına gönderdim. Orada anne ve babasına cinsiyetini kabulle ilgili sesli olarak “ Yaratan beni kadın olarak yarattı. Ben cinsiyetimi kabul ediyorum. Ben kadınlığımı kabul ediyorum. Ben kendimi olduğum gibi kabul ediyorum.” cümlelerini söylettim. Devamında anne ve babası ile bağımlılığını bitirmek için bağ kesme çalışması yaptırdım. Bir çember çizip içine girmesini söyledim. Devamında o çemberin içine annesini almasını, annesinin gözlerinin içine bakarak ona onu doğurduğu bu dünyaya getirdiği için teşekkür etmesini söyledim. Devamında “ Anne seni hayatıma kendim çektiğimi biliyor ve kabul ediyorum. Seninle yaşadığım olaylarla ilgili olarak kendi payıma düşen hata ve sorumlulukları sevgiyle kabul ediyorum, seninkileri de sana iade ediyorum. Seninle aramdaki tüm bağımlılıkları bitiriyor ve bağlarımı kopartıyorum. Seni zihinsel, maddi ve manevi olarak özgür ve serbest bırakıyorum. Sana olan öfkelerimi, kızgınlıklarımı, nefretlerimi bırakıyorum. Sana ait olan duyguları sana iade ediyorum. Seni ve kendimi özgür ve serbest bırakıyorum.” Cümlelerini söylettim. Devamında eline bir makas alarak annesi ile arasındaki kordonu birkaç yerinden kesmesini söyledim. Kestikten sonra annesine sarılıp öpmesini ona teşekkür etmesini söyledim. İşlem bittikten sonra geri bir adım atarak çemberden çıkmasını telkin ettim. Devamında ayağı ile çemberi itip göndermesini istedim. Devamında yeni bir çember çizdirdim ve o çember içerisinde karşısına babasını almasını istedim. Babasının gözleri içine bakmasını söyledikten sonra annesi ile yaptığımız işlemin benzerini yaptırdım. Devamında makas alıp aradaki kordonu kes dediğimde babası ile arasındaki kordonun kalın ve yoğun bir ışıktan oluştuğunu söyledi. Onu kesip, çemberden geriye adım attığında büyük bir rahatlama hissettiğini söyledi. Olması gereken de buydu aslında yıllarca sırtında taşıdığı büyük bir bağımlılıktan kurtulmuştu.Devamında ona arkasını dönüp, bağımlılıklarından kurtulmuş, kendi özgürlüğünü eline almış biri olarak kendi hayatı için geleceği için yürümesini söyledim. Bilinçaltının onu güzel bir yere götüreceğini biliyordum. Bir süre sonra önce boşlukta sonra güzel yeşillikler arasında yürüdükten sonra deniz kıyısında güzel bir yere geldi.Orası onun çocukluğunda hayallerini kurudu yerdi. Ve birden bir şey fark etti. Oradaki hayallerinde öğretmen olmak yoktu. Büyük bir şirkette yönetici olmak vardı hayallerin de. Belki de yıllarca öğretmen olma fırsatlarını bu yüzden sabote etmişti.Orada küçük bir şey yaptım ona çalışma yaptığımız diğer kendilerini de alıp buraya getirmesini istedim. Yeni doğan, kardeşleri ile oynayan kendisini de alıp buraya getirmesini ve hep birlikte burada oynamalarını ve gelecek planlarını yapmalarını istedim. Orada bir süre doyasıya vakit geçirmelerine izin verdikten sonra herkesi kendi zamanına gönderdikten sonra onu o ruh hali ile şimdiki zamana getirdim. Enerjisi değişmişti. Rahatlamıştı. Gözlerinin içi gülüyordu. Bir sonraki çalışmaya kadar ona her gün fırsat buldukça geçmişe gidip o küçük kızı sevmesini devamında da onun özel yerine gidip hayal kurmasını tavsiye ettim. Yine gün içerisinde fırsat buldukça ellerini kasıklarına koyup, “Ben dişiyim. Sağlıklı ilişkiyi hayatıma sevgiyle kabul ediyorum. Sağlıklı cinsel yaşamı sevgiyle hayatıma kabul ediyorum” olumlamalarını yapmasını istedim.Sevgi açlığının doyurulması bir çok konudaki bakış açısını değiştirdiği için algılarıda değiştirmişti. Bunun yansıması hayata bakış açısı değişmişti. Sonraki günlerde yaptığım telefon görüşmelerinde bunu net bir şekilde farkında olduğunu belirtiyordu. Etrafındaki herkes ona enerjisinin değiştiğini söylüyordu. Değişimini onaylıyorlardı. Buda onu daha fazla çalışma yapmak için teşvik ediyordu. Değişim için önemli bir adım atmıştık. Sıra diğer konulara gelmişti. Bir sonraki seanslarda babası ile arasındaki ilişkinin baba kız rollerine dönmesi ve bir dişi olarak kendisini karşı cinse açması babası dışında bir erkeği hayatına sevgiyle kabul etmesi önemli bir konuydu. Erkeklerle uzun süre sıkılmadan vakit geçirebilmeyi öğrenmesi gerekiyordu. Bir diğer konuda üzerindeki başarı odaklı eril yönünün dengelenmesi önemliydi. Değişim bir süreçti ve kendisinin farkında lığı arttığı için bu konularda yapılacak diğer çalışmalarla çok daha kolaylıkla bunun içinden geçeceğine inanıyorum.
Devamını Oku »
Bu durum onun babaya karşı sahiplenme duygusunun bir yansımasıydı. Babasına karşı aşırı ilgisi vardı. Ailedeki her şeyi kontrol eden, uzakta olsa bile bir şekilde olaylara müdahil olan bir kişiliği vardı. Ailede ki roller karışmıştı. Baba anne çocuk rolleri karışmıştı. Danışanım çocuk rölü yerine zaman zaman aile reisliği zaman zaman annesinin röllerini üstüne alıp o şekilde davranıyordu.Çözülmesi gereken bir çok konu olduğu gözüküyordu. Bir şekilde bir yerden başlayıp adım adım ilerleyecektik. Kendisi için öncelikle olan konuyu en iyi bilen bilinçaltıydı. Nereden başlamamız gerektiğini o doğru bir şekilde gösterecekti. Bende işi onu havale etmek için regresyon çalışmasına geçtim. Bilinçaltına kendisini bu çalışma yapmamıza nende olan duyguya odaklanmasını istediğimde kısa sürede vücut üzerinden işaretini gönderdi. Midesinde şiddetli bir rahatsızlık hissetti. Şiddetini tanımlamasını istediğimde 10 üzerinden 9 şiddetinde bir rahatsızlıktı. Bilinçaltından bu rahatsızlığa odaklanmasını ve bu rahatsızlığa bağlantılı geçmişteki yaşanmış bir olaya gitmesini istedim. Hızlı bir şekilde cevap geldi. 5-6 yaşlarındayken kardeşleri ile birlikte olduğu bir sahneye gitmişti. Anne ve babası bir yere misafirliğe gitmiş. Kardeşleri ile birlikte evde kalmışlardı. Yalnız orada bir şey vardı. Kardeşleri 3 birlikte oynarken o ayrı duruyor ve onları seyrediyordu. Aynı zamanda onları yaramazlık yaptıkları için babasına şikayet etmekle tehdit ediyordu. Bu tehdit karşısında ablası ona bıcak atmış ve onun burnu kanamıştı.
O sahnedeki kıza ne hissettiğini sordum. 3 kardeş birlikte oynarken kendisini onlardan ayrı hissediyordu. Yalnız ve tek başınaydı, hayatı boyunca bunu yaşamıştı. Ve bu nedenle de başarı onun olmazsa olmazıydı. Güvenebileceği dayanabileceği kimse yoktu. Başarılı olmak, kimseye muhtaç olmaması gerekiyordu. Her işte başarılı olmak onun yaşam felsefesi haline gelmişti. Başarılı olup kendini göstermek istiyordu. Aslında ilkokulda öğretmeninin yaptığı da buydu. Ona öğretmenlik görevi vererek onun başarı duygusunu tatmin ediyordu. Yalnızlık kişinin kendini hiçbir şeye yada yere ait hissetmemesidir. Yalnızlık duygusuna odaklanıp yeniden geçmişe gönderdiğimde anne karnındaki zaman gitti. Yaklaşık 6 aylık civarındayken annesi ve babası tartışıyorlardı. Annesi onu doğurmak istemiyordu. İstememe sebebi ise ailedeki birçok yaşlı ve bakıma muhtaç kişiyle ilgilenmek zorunda olmasıydı. Hamile haliyle bu yükün altından kalkamayacağını düşünerek hamileliğini sonlandırmak istiyordu. O anki algı kapasitesi annesinin gerekçesini anlamamıştı. Anladığı şey annesi tarafından istenmeyen çocuk olduğuydu. Kendisini dünyaya getiren tarafından istenmediğini düşünen çocuk kendini yalnız hissetmesi doğal bir şeydi. Kabullenilmek içinde kendi tarafında olduğunu düşündüğü babasına karşı aşırı bağımlılık oluşturmuştu. Babasının gözüne girmek içinde abi ve ablalarının durumlarını babasına iletmiş ve en küçük olmanın avantajını kullanarak sürekli babasının kucağını sığınma limanı olarak kullanmıştı. İstenmeyen çocuk durumunun çözülmesi o kişinin sevildiği bir durumun ona gösterilmesi olduğunu düşündüğüm için bende onun annesinin onu sevdiği bir sahneyi bulmak için zamanı ilerlettim ve onu doğum anına götürdüm. Hiçbir kadın yeni doğan kendisinden olan bir bebeği sevmemezlik edemezdi. Doğum anına geldiğimde ona annesinin kendisini kucağına aldığını imgelemsini ve annesinin gözlerinin içine bakmasını söyledim. Gözlerdeki duygu kalpten geldiği için dil ne derse desin gözler yalan söylemezdi. Gözler, iç dünyayı yansıtan gerçek bir aynadır. Gözlerde ne görüyordu? Ne hissediyordu? Annesinin gözlerine baktığında annesinin kendisini sevdiğini gördüğünü söyledi.Annesi kendini seviyordu. Bu güzel bir durumdu. Bende annesinin bu sevgisini hücrelerine kadar doyasıya hissetmesini istedim. Doyasıya hissettikten sonra babasının kucağına geçmesini ve babasının gözlerine bakmasını istedim. Basının gözlerinde de sevgi vardı. Aynı şekilde babasının sevgisini de doyasıya hissetmesini istedim.
Sevgileri doyasıya hissedip rahatladıktan sonra ondan anne karnındaki bebeğin yanına gitmesini ve o altı aylık bebeği elinden tutup doğum anına getirmesini istedim. O kızın doğum anındaki annesinin o gözlerindeki sevgiyi görmesi onda oluşan istenmeyen çocuk algısını değiştirecek önemli bir delildi. Aynı sahnede yetişkin danışan, altı aylık ve yeni doğan halleri mevcuttu. Anne karnındaki bebek doğumda annesinin kendisini sevdiğini gördüğünde rahatlamıştı. Onunda oradaki sevgiyi hücrelerine kadar hissetmesini için bir süre orada kalmasını istedim. Devamında onu yeniden anne karnına gönderdikten sonra zamanı ilerletip onu çalışmada ilk gittiğimiz oyun sahnesine gitmesini istedim. Sahneye gittiğinde algıları değiştiği için sahnedeki olaylarda değişmişti. Orada referans ettiği orada gördüğü tek şey onunda diğer kardeşleriyle birlikte oyun oynadığıydı. Sevgi açlığı doyurulunca olması gereken davranış şekline geçmiş ve kardeşleriyle birlikte oynuyordu. Kendini değerli gördüğü için kendisini onların bir parçası olarak görmeye başlamıştı. Yaşadıklarına bakıldığında anne karnındayken, annesi ile babasının tartışması sonrası oluşan istenmeyen çocuk algısı onun kendisini istediğini düşündüğü babasına doğru özel bir çekim alanı oluşturmuştu. Çocukluğunda babasının kucağında güvenli hissettiği için tek odağı o olmuştu. Büyüdükçe de aynı durum devam etmiş, babası onun duygusal açlığının tek ilacı olmuştu. Aralarında oluşan bağımlılık nedeniyle babası dışındaki bir erkeği sevmesi ve hayatına kabul etmesi onun babasına ihaneti anlamına geldiği için bundan sürekli kaçınmıştı. Ve zaman zaman hayatına aldığı erkeklere ilişkilerini sabote ederek hayatından uzaklaştırmıştı. Devamında hayatına sıkıntı çekerek vicdanını rahatlatmak için kendini cezalandırıyordu. Ailede roller karışmıştı. Kim anne, kim baba, kim çocuk belli değildi. Üstüne üstlük eril yönü ağır bastığı için erkeksi davranışlarda bulunuyordu.Kendisini yeniden doğum anına gönderdim. Orada anne ve babasına cinsiyetini kabulle ilgili sesli olarak “ Yaratan beni kadın olarak yarattı. Ben cinsiyetimi kabul ediyorum. Ben kadınlığımı kabul ediyorum. Ben kendimi olduğum gibi kabul ediyorum.” cümlelerini söylettim. Devamında anne ve babası ile bağımlılığını bitirmek için bağ kesme çalışması yaptırdım. Bir çember çizip içine girmesini söyledim. Devamında o çemberin içine annesini almasını, annesinin gözlerinin içine bakarak ona onu doğurduğu bu dünyaya getirdiği için teşekkür etmesini söyledim. Devamında “ Anne seni hayatıma kendim çektiğimi biliyor ve kabul ediyorum. Seninle yaşadığım olaylarla ilgili olarak kendi payıma düşen hata ve sorumlulukları sevgiyle kabul ediyorum, seninkileri de sana iade ediyorum. Seninle aramdaki tüm bağımlılıkları bitiriyor ve bağlarımı kopartıyorum. Seni zihinsel, maddi ve manevi olarak özgür ve serbest bırakıyorum. Sana olan öfkelerimi, kızgınlıklarımı, nefretlerimi bırakıyorum. Sana ait olan duyguları sana iade ediyorum. Seni ve kendimi özgür ve serbest bırakıyorum.” Cümlelerini söylettim. Devamında eline bir makas alarak annesi ile arasındaki kordonu birkaç yerinden kesmesini söyledim. Kestikten sonra annesine sarılıp öpmesini ona teşekkür etmesini söyledim. İşlem bittikten sonra geri bir adım atarak çemberden çıkmasını telkin ettim. Devamında ayağı ile çemberi itip göndermesini istedim. Devamında yeni bir çember çizdirdim ve o çember içerisinde karşısına babasını almasını istedim. Babasının gözleri içine bakmasını söyledikten sonra annesi ile yaptığımız işlemin benzerini yaptırdım. Devamında makas alıp aradaki kordonu kes dediğimde babası ile arasındaki kordonun kalın ve yoğun bir ışıktan oluştuğunu söyledi. Onu kesip, çemberden geriye adım attığında büyük bir rahatlama hissettiğini söyledi. Olması gereken de buydu aslında yıllarca sırtında taşıdığı büyük bir bağımlılıktan kurtulmuştu.Devamında ona arkasını dönüp, bağımlılıklarından kurtulmuş, kendi özgürlüğünü eline almış biri olarak kendi hayatı için geleceği için yürümesini söyledim. Bilinçaltının onu güzel bir yere götüreceğini biliyordum. Bir süre sonra önce boşlukta sonra güzel yeşillikler arasında yürüdükten sonra deniz kıyısında güzel bir yere geldi.Orası onun çocukluğunda hayallerini kurudu yerdi. Ve birden bir şey fark etti. Oradaki hayallerinde öğretmen olmak yoktu. Büyük bir şirkette yönetici olmak vardı hayallerin de. Belki de yıllarca öğretmen olma fırsatlarını bu yüzden sabote etmişti.Orada küçük bir şey yaptım ona çalışma yaptığımız diğer kendilerini de alıp buraya getirmesini istedim. Yeni doğan, kardeşleri ile oynayan kendisini de alıp buraya getirmesini ve hep birlikte burada oynamalarını ve gelecek planlarını yapmalarını istedim. Orada bir süre doyasıya vakit geçirmelerine izin verdikten sonra herkesi kendi zamanına gönderdikten sonra onu o ruh hali ile şimdiki zamana getirdim. Enerjisi değişmişti. Rahatlamıştı. Gözlerinin içi gülüyordu. Bir sonraki çalışmaya kadar ona her gün fırsat buldukça geçmişe gidip o küçük kızı sevmesini devamında da onun özel yerine gidip hayal kurmasını tavsiye ettim. Yine gün içerisinde fırsat buldukça ellerini kasıklarına koyup, “Ben dişiyim. Sağlıklı ilişkiyi hayatıma sevgiyle kabul ediyorum. Sağlıklı cinsel yaşamı sevgiyle hayatıma kabul ediyorum” olumlamalarını yapmasını istedim.Sevgi açlığının doyurulması bir çok konudaki bakış açısını değiştirdiği için algılarıda değiştirmişti. Bunun yansıması hayata bakış açısı değişmişti. Sonraki günlerde yaptığım telefon görüşmelerinde bunu net bir şekilde farkında olduğunu belirtiyordu. Etrafındaki herkes ona enerjisinin değiştiğini söylüyordu. Değişimini onaylıyorlardı. Buda onu daha fazla çalışma yapmak için teşvik ediyordu. Değişim için önemli bir adım atmıştık. Sıra diğer konulara gelmişti. Bir sonraki seanslarda babası ile arasındaki ilişkinin baba kız rollerine dönmesi ve bir dişi olarak kendisini karşı cinse açması babası dışında bir erkeği hayatına sevgiyle kabul etmesi önemli bir konuydu. Erkeklerle uzun süre sıkılmadan vakit geçirebilmeyi öğrenmesi gerekiyordu. Bir diğer konuda üzerindeki başarı odaklı eril yönünün dengelenmesi önemliydi. Değişim bir süreçti ve kendisinin farkında lığı arttığı için bu konularda yapılacak diğer çalışmalarla çok daha kolaylıkla bunun içinden geçeceğine inanıyorum.
10 Mart 2015 Salı
Kelebekleri Özgürleştirmek - Kendimizi Affetmek
Bilinçaltımız varoluşumuzdan bu yana hatıralarla doludur bizleri üzüp acıtanda hatıralarımıza yüklediğimiz -öfke, suçluluk, yargı-duygularımızdır. Hatıralarımız her tetiklendiğinde bize acı veren bu duyguları tekrar tekrar deneyimleriz.Çocukluğumuzda yaşadığımız travmaların tüm hayatımız üzerinde nasıl etkili olduğuna örnek yapmış olduğum bir bireysel danışmanlık çalışma özetini danışanın iznini alarak paylaşmak istiyorum.Danışan 26 yaşlarında bekar meslek sahibi bir hanımdı. Hayatında birçok insanın elde edemediği başarıları elde etse de içinde onu rahatsız eden bir şey vardı. Kendini bulunduğu yere ait hissedemiyordu. Hep bırakıp gidecekmiş hissi vardı. İçindeki bir his ona gitmesi gerektiğini söylüyordu. Bu ruh halinde olduğu içinde şu anki mevcut durumdan yaşamdan zevk alamıyordu. Üniversitedeyken erasmus kapsamında yurtdışına çıkmış orada kaldığı sürece kendini rahat hissetmişti. Oraya takılı kalmış sürekli yurtdışına çıkıp gezmek istiyordu ama sonunda ne olabileceği konusunda bir fikri yoktu.Bu bırakıp gitme duygusunu hayatının bir çok alanında yaşıyordu. Yaptığı şeylerden zevk almıyor. Nasıl olsan ben buradan ayrılacağım diyerek insanlarla samimi ve sıcak ilişkiler kurmuyor, insanlardan kaçıyordu. Konuşurken onların konuşmasını basit görüp içten içe onları aşağılıyordu. İçerisinde bir şeyler vardı. Kendisi ile ilgili bir eksiklik duyduğu bir şey vardı onu rahatsız eden ama ne olduğundan emin değildi.
Hayattaki her şey yüzeyseldi. Aslında bu durum onun duyguları kapattığının göstergesiydi. Sorgulama sırasında annesinin bazı davranışlarını fark etti. Annesi ona sürekli telkinlerde bulunuyordu. Daima kontrollü olmasını ve dikkatli olmasını söylüyordu. Bir şeylerini paylaşsa da kardeşiyle de mesafeliydi. Ona şunu sordum birisi ile konuşurken odağın nerede? Kendinde mi, karşındaki kişide mi? Kardeşi ile konuşurken hep kendisinden bahsettiği fark etti. Hep kendisini ve erkek arkadaşını anlatığı için bir süre sonra karşısındaki insanın sıkılması doğaldı.Bütün bu anlattıkları kendi yaşantımdan bana tanıdık geliyordu. Uzun zaman kendi geçmişimi olduğum gibi kabullenemediğim ve kendime olan bakış açım nedeniyle insanlarla ilişkim duygudan yoksun mekaniksel ve yüzeyseldi.
Anlattıklarına baktığımda doğal olarak yalnızdı. Kalabalık bir şehirde kendini yalnız hissetmek. Bende zaman zaman bu duyguyu yoğun yaşadım. Duygularını kapatmıştı. Şimdi duygularını kapatma nedenine ulaşıp çözümleme zamanıydı. Konunun yeterince olgunlaştığını düşündüğümde regresyona başladım. Önce gevşeme ve rahatlama telkinlerini vererek zihninin rahatlamasını ve transa geçmesini bekledim. Transa geçtikten onunla konuşurken not aldığım Yalnızlık, yargılanma, eleştirilme, şikayet kendini kıyaslama, kontrol etme duygularını hatırlatıp onlara odaklanmasını istedim.Bunlara odaklandıktan sonra vücudunu tepeden tırnağa kontrol etmesini istedim. Ellerinden bahsetti. Elleri şişmiş gibiydi. Bende ona ellerine odaklanıp ona kendisine ne mesaj vermek istediğini sormasını istedim. Soruyu sorduktan sonra aklına bir sahne geldi. Bende onun o sahneye yönlendirdim. Ve o sahnenin içine girerek şimdi de oluyormuş gibi anlatmasını istedim. 5-6 yaşlarındaydı, kendinden 2 yaş büyük kız kuzeniyle evlerinde bir odadaydılar. Kuzeni bir şeyler yapıyordu. Kendi kimliklerini keşfetme ile ilgili bir şeyler yapıyorlardı. Büyüklere özenip birbirlerinin vucutlarına dokunup bir şeyleri anlamaya çalışıyorlardı. O odadan çıkıp gitmek istiyordu ama çıkmamıştı. Oradaki küçük kız da merak etmişti neler olduğunu. Ancak diğer taraftan da kuzenine karşı öfkeliydi. Ne yapmışsa ondan tiksinip iğreniyordu. Sahneyi biraz ilerletmesini istedim. Devamında yengesi odaya giriyordu. Oda hiç bir şey olmamış gibi davranıyordu. Orada yaşadığı her neyse onda derin bir iz bırakmıştı. Birden yıllar sonra annesine bir şey nasıl unutulur diye sorduğunu hatırladı. Yıllarca bu durum içten içe onu rahatsız ederken bu duygularını bastırmıştı. Mevcut durumdan rahatsızlık duymasını engellemek için duygularını hissetmeyi kapatmıştı. Başka bir kaynak olay olup olmadığını anlamak için yeniden telkin verdiğimde bu kez 2 yıl önceki erkek arkadaşı ile aynı odada bulunduğu bir sahneye gitti. Erkek arkadaşının yanında da aynı duyguları hissediyordu. Bir taraftan o ortamdan ayrılmak isterken diğer taraftan gitmeme duygusu arasında sıkışmıştı. Aynı duyguydu. Yeniden telkin verdiğimde daha yakın bir zaman da yine benzer sahneye gitti. Bazı şeyler netleşmişti. Tekrara beş yaşındaki kız olmasını isteyerek ilk sahneye gitmesini telkin ettim. Orada kuzenine olan hissettiklerini ifade etmesini istedim. İçindeki öfkeyi ve kızgınlığını boşaltmasını istedim. Ona yardımcı olmak için söylediklerimi tekrar edip tamamlamasını istedim. Kuzenim sana öfkeliyim çünkü …..-Senin yüzünden hayatı zindan olmuştu.,,,,,,,,,,,Cümleleri tekrarlarken kuzenine karşı hissettiklerini içinden geldiği gibi söyledi. Söyleyeceklerini bitirdikte sonra ona kuzeninin gözlerine bakmasını istedim. Ne görüyordu. Aslında oda ne yaptığını tam olarak bilmiyordu. Meraktan yapıyordu. Korkmuştu. Kuzenine karşı duyguların boşaltılması sonrasında oradaki 5 yaşındaki kızın duygularına bakmasını istedim. Orada odadan çıkmak isteyen küçük kızın bir tarafı da orada kalmasını istemişti. Ve o odadan çıkıp gitmek varken o odada kalmış ve o olayı yaşamıştı. Orada yaşanan olaylarla ilgili 5 yaşındaki kızın payına düşen hata oranı belki % 1 belki % 10’du. Ama onu rahatsız eden şeyde buydu. Diğer taraf % 99 hatalı olsa dahi onun için kendi % 1 ondan daha ağır hissedilen bir şeydi. Ve bu nedenle de kendisini kabul edemiyordu. Bilerek hata yapmış kızı kabul edemiyordu. Bu sıkıntılı durum yıllarca zihninde büyüyerek devam etmişti. Dışarıdaki insanlar ne derlerse desinler o, o büyük (belki % 1 den daha da küçük) hatayı yapmış birisiydi. Ve o onun içinde kanayan bir yaraydı. Dışarıdaki insanlar onun ne kadar başarılı ve güçlü olduğunu düşünse de onun içindeki kız zayıf karakterli birisiydi. Ve bu nedenle de insanlarla konuşurken arka plandaki yara kanadığı için içindeki küçük kız insanlardan kaçıyordu. Geçmişte yaşadığı olayı unutmak için hislerini kapattığı içinse hayatta hiçbir şeyden zevk alamıyor ve kendini hiçbir yere ait hissedemiyordu. Geçmişteki odadan çıkmamasının kendisinde bıraktığı iz nedeniyle şimdi ona o olayı her hatırlatan durumda huzursuzluk hissediyordu. Orada gidememesinin intikamını şimdi gitme adına atacağı adımlarla kapatmaya çalışıyordu. Ancak sorun şuydu ki şimdi gitmek üzerine attığı adımlar geçmiş olayı kapatmıyordu. O adımı 5 yaşındaki kızın atması gerekiyordu. O olaya takılı kalmıştı.O sahnedeki küçük kıza yardım etmesi için ye 26 yaşındaki kızı da o sahneye gönderdim. Oradaki kıza sarılıp onu onu sevdiğini söylemesini istedim. Devamında şimdiki haliyle o kıza onu affettiğini söylemsini istedim. Oradaki 5 yaşındaki kız her ne yapmış olursa olsun, her ne duyguyu hissetmiş olursa olsun onu olduğu gibi kabul ettiğini ve affettiğini söylemesini istedim. O küçük kız her ne düşünmüş olursa olsun bu duygular onunda duygularıydı yanlışta olsa hatalıda olsa sapıkça da olsa, kabul edilmez de olsa o duygular onun duygularıydı. Biz her çeşit duygularımızla bir bütünüz. Bir kısım duygularımızı reddettiğimizde aynı zamanda kendimizin bir parçasını da reddediyoruz. Kendimiz reddettiğimizde de doğal olarak kendimizi kabul etmiyor ve beğenmiyoruz. Bu duygular içerisinde başka kişiler yanında maskeler kullanarak bu zayıflığımızı kapatmaya çalışıyorken hiçbir şeyden zevk almayan duygu yoksunu mekaniksel biri oluyoruz. Hissedilen bu zayıflığı kapatmak için güce odaklanarak başarılı olma peşinde koşuyoruz. Başarılı olduğumuzda bu duygulardan kurtulacağımıza inanarak hayatımızı başarıya adayarak kendimizi meşgul ediyoruz. Ancak başarıyı elde ettiğimizde ise hayatımızda hiç bir şey değişmediği içimizdeki o zayıf tarafımız güçlenmediği için büyük bir boşluğa düşüyoruz. Büyük kızın küçük kızı affetmesi onu rahatlatmıştı. Küçük kız o yaşlarda kendi cinsi kimliğini tanıma dönemindeydi Öğrenme dönemiydi. Öğrenirken zaman zaman hata yapması da doğaldı. Adı üstündeydi bilmediği bir şeyi öğreniyordu.Orada yaşadığı duygularla o bir bütündü yapması gereken o duygularını kabul edip kendisini affetmesiydi. Büyük kız onu affettiği için küçük kızın da kendisini affetmesi daha kolay olacaktı. Bu konuda telkinleri verip küçük kızında kendisini affetmesini istedim. Yapılan bu çalışmalarda en önemli nokta oradaki kişinin o yaşındaki duyguları şimdi oluyormuş gibi hissedip orada kendini affetmesi konunun çözümlenmesini sağlamaktadır. Yoksa 26 yaşındaki kızın burada o olay için kendini affetmeye çalışması oradaki etkiyi hiçbir zaman vermeyecektir. Devamında kuzeni ile bir çember içinde olduğunu hayal etmesini, ve kuzenine onu affettiğini söyleyip arasındaki olduğunu imgelediği gümüş kordonu keserek hayatından çıkartıp kendini özgürleştirmesini telkin ettim. Aralarındaki bağ kesildikten sonra geri adım atarak o çemberden çıkmasını istedim. Kuzeniyle arasındaki sanal bağı keserek ikisini de özgür ve serbest bıraktırdım. Bu çalışmalar onu rahatlatmıştı.Algıları yöneltme kapsamında bir şeyi sık tekrarlamak o durumun normalleşmesini sağlar. Bu kapsamda bir hafta boyunca değişen zihin algısını pekiştirmek için bu sahneyi imgeleyerek kendisini affetme çalışmalarına devam etmesini istedim. Ayrıca yaşamış olduğu olayın etkisini azaltmaya yardımcı olması açısından yıllarca içinde yaşattığı bu olayı zihninden çıkarmasına yardımcı olması için birinci derecede yakın olduğu kişilere o kişilerin karşısında olduğunu imgeleyerek sesli anlatmasını istedim. Artık yıllarca sırtında taşıdığı yükü sırtından indirme zamanı gelmişti. Hissettiği algı nedeniyle o kadar çok utanıyordu ki bana anlatırken zorlanmıştı. Ne kadar fazla kişiye anlatırsa içindeki o duyguların onun için değeri kalmayacaktı. Anlattıkça travmaların şiddeti azalacak ve kendini iyi hissedecekti.Bu çalışmadan sonra bir daha anladım ki dünyadaki her insanın içinde kendisi ile ilgili hissettiği bir zayıflık vardı. Bugün milyonlara hükmeden kişilerin dahi içinde bir yerlerde zayıflık olduğu için kendilerini güçlü gösterebilmek için çeşitli yollara başvuruyorlardı. Hayat dengede olmaktır. Fiziksel olarak büyüsekte bu durumu içimizdeki öze aktarmadığımız sürece bu durumu yaşamaya devam ediyoruz. Bu nedenle fiziksel olarak büyürken içimizdeki özle irtibatı kaybetmeyip onu da büyütmemiz ve ona bu durumu hissettirmemiz gerekiyor. Bu durum bizim hayattan daha fazla zevk almamızı sağlayacaktır.
Devamını Oku »
Hayattaki her şey yüzeyseldi. Aslında bu durum onun duyguları kapattığının göstergesiydi. Sorgulama sırasında annesinin bazı davranışlarını fark etti. Annesi ona sürekli telkinlerde bulunuyordu. Daima kontrollü olmasını ve dikkatli olmasını söylüyordu. Bir şeylerini paylaşsa da kardeşiyle de mesafeliydi. Ona şunu sordum birisi ile konuşurken odağın nerede? Kendinde mi, karşındaki kişide mi? Kardeşi ile konuşurken hep kendisinden bahsettiği fark etti. Hep kendisini ve erkek arkadaşını anlatığı için bir süre sonra karşısındaki insanın sıkılması doğaldı.Bütün bu anlattıkları kendi yaşantımdan bana tanıdık geliyordu. Uzun zaman kendi geçmişimi olduğum gibi kabullenemediğim ve kendime olan bakış açım nedeniyle insanlarla ilişkim duygudan yoksun mekaniksel ve yüzeyseldi.
Anlattıklarına baktığımda doğal olarak yalnızdı. Kalabalık bir şehirde kendini yalnız hissetmek. Bende zaman zaman bu duyguyu yoğun yaşadım. Duygularını kapatmıştı. Şimdi duygularını kapatma nedenine ulaşıp çözümleme zamanıydı. Konunun yeterince olgunlaştığını düşündüğümde regresyona başladım. Önce gevşeme ve rahatlama telkinlerini vererek zihninin rahatlamasını ve transa geçmesini bekledim. Transa geçtikten onunla konuşurken not aldığım Yalnızlık, yargılanma, eleştirilme, şikayet kendini kıyaslama, kontrol etme duygularını hatırlatıp onlara odaklanmasını istedim.Bunlara odaklandıktan sonra vücudunu tepeden tırnağa kontrol etmesini istedim. Ellerinden bahsetti. Elleri şişmiş gibiydi. Bende ona ellerine odaklanıp ona kendisine ne mesaj vermek istediğini sormasını istedim. Soruyu sorduktan sonra aklına bir sahne geldi. Bende onun o sahneye yönlendirdim. Ve o sahnenin içine girerek şimdi de oluyormuş gibi anlatmasını istedim. 5-6 yaşlarındaydı, kendinden 2 yaş büyük kız kuzeniyle evlerinde bir odadaydılar. Kuzeni bir şeyler yapıyordu. Kendi kimliklerini keşfetme ile ilgili bir şeyler yapıyorlardı. Büyüklere özenip birbirlerinin vucutlarına dokunup bir şeyleri anlamaya çalışıyorlardı. O odadan çıkıp gitmek istiyordu ama çıkmamıştı. Oradaki küçük kız da merak etmişti neler olduğunu. Ancak diğer taraftan da kuzenine karşı öfkeliydi. Ne yapmışsa ondan tiksinip iğreniyordu. Sahneyi biraz ilerletmesini istedim. Devamında yengesi odaya giriyordu. Oda hiç bir şey olmamış gibi davranıyordu. Orada yaşadığı her neyse onda derin bir iz bırakmıştı. Birden yıllar sonra annesine bir şey nasıl unutulur diye sorduğunu hatırladı. Yıllarca bu durum içten içe onu rahatsız ederken bu duygularını bastırmıştı. Mevcut durumdan rahatsızlık duymasını engellemek için duygularını hissetmeyi kapatmıştı. Başka bir kaynak olay olup olmadığını anlamak için yeniden telkin verdiğimde bu kez 2 yıl önceki erkek arkadaşı ile aynı odada bulunduğu bir sahneye gitti. Erkek arkadaşının yanında da aynı duyguları hissediyordu. Bir taraftan o ortamdan ayrılmak isterken diğer taraftan gitmeme duygusu arasında sıkışmıştı. Aynı duyguydu. Yeniden telkin verdiğimde daha yakın bir zaman da yine benzer sahneye gitti. Bazı şeyler netleşmişti. Tekrara beş yaşındaki kız olmasını isteyerek ilk sahneye gitmesini telkin ettim. Orada kuzenine olan hissettiklerini ifade etmesini istedim. İçindeki öfkeyi ve kızgınlığını boşaltmasını istedim. Ona yardımcı olmak için söylediklerimi tekrar edip tamamlamasını istedim. Kuzenim sana öfkeliyim çünkü …..-Senin yüzünden hayatı zindan olmuştu.,,,,,,,,,,,Cümleleri tekrarlarken kuzenine karşı hissettiklerini içinden geldiği gibi söyledi. Söyleyeceklerini bitirdikte sonra ona kuzeninin gözlerine bakmasını istedim. Ne görüyordu. Aslında oda ne yaptığını tam olarak bilmiyordu. Meraktan yapıyordu. Korkmuştu. Kuzenine karşı duyguların boşaltılması sonrasında oradaki 5 yaşındaki kızın duygularına bakmasını istedim. Orada odadan çıkmak isteyen küçük kızın bir tarafı da orada kalmasını istemişti. Ve o odadan çıkıp gitmek varken o odada kalmış ve o olayı yaşamıştı. Orada yaşanan olaylarla ilgili 5 yaşındaki kızın payına düşen hata oranı belki % 1 belki % 10’du. Ama onu rahatsız eden şeyde buydu. Diğer taraf % 99 hatalı olsa dahi onun için kendi % 1 ondan daha ağır hissedilen bir şeydi. Ve bu nedenle de kendisini kabul edemiyordu. Bilerek hata yapmış kızı kabul edemiyordu. Bu sıkıntılı durum yıllarca zihninde büyüyerek devam etmişti. Dışarıdaki insanlar ne derlerse desinler o, o büyük (belki % 1 den daha da küçük) hatayı yapmış birisiydi. Ve o onun içinde kanayan bir yaraydı. Dışarıdaki insanlar onun ne kadar başarılı ve güçlü olduğunu düşünse de onun içindeki kız zayıf karakterli birisiydi. Ve bu nedenle de insanlarla konuşurken arka plandaki yara kanadığı için içindeki küçük kız insanlardan kaçıyordu. Geçmişte yaşadığı olayı unutmak için hislerini kapattığı içinse hayatta hiçbir şeyden zevk alamıyor ve kendini hiçbir yere ait hissedemiyordu. Geçmişteki odadan çıkmamasının kendisinde bıraktığı iz nedeniyle şimdi ona o olayı her hatırlatan durumda huzursuzluk hissediyordu. Orada gidememesinin intikamını şimdi gitme adına atacağı adımlarla kapatmaya çalışıyordu. Ancak sorun şuydu ki şimdi gitmek üzerine attığı adımlar geçmiş olayı kapatmıyordu. O adımı 5 yaşındaki kızın atması gerekiyordu. O olaya takılı kalmıştı.O sahnedeki küçük kıza yardım etmesi için ye 26 yaşındaki kızı da o sahneye gönderdim. Oradaki kıza sarılıp onu onu sevdiğini söylemesini istedim. Devamında şimdiki haliyle o kıza onu affettiğini söylemsini istedim. Oradaki 5 yaşındaki kız her ne yapmış olursa olsun, her ne duyguyu hissetmiş olursa olsun onu olduğu gibi kabul ettiğini ve affettiğini söylemesini istedim. O küçük kız her ne düşünmüş olursa olsun bu duygular onunda duygularıydı yanlışta olsa hatalıda olsa sapıkça da olsa, kabul edilmez de olsa o duygular onun duygularıydı. Biz her çeşit duygularımızla bir bütünüz. Bir kısım duygularımızı reddettiğimizde aynı zamanda kendimizin bir parçasını da reddediyoruz. Kendimiz reddettiğimizde de doğal olarak kendimizi kabul etmiyor ve beğenmiyoruz. Bu duygular içerisinde başka kişiler yanında maskeler kullanarak bu zayıflığımızı kapatmaya çalışıyorken hiçbir şeyden zevk almayan duygu yoksunu mekaniksel biri oluyoruz. Hissedilen bu zayıflığı kapatmak için güce odaklanarak başarılı olma peşinde koşuyoruz. Başarılı olduğumuzda bu duygulardan kurtulacağımıza inanarak hayatımızı başarıya adayarak kendimizi meşgul ediyoruz. Ancak başarıyı elde ettiğimizde ise hayatımızda hiç bir şey değişmediği içimizdeki o zayıf tarafımız güçlenmediği için büyük bir boşluğa düşüyoruz. Büyük kızın küçük kızı affetmesi onu rahatlatmıştı. Küçük kız o yaşlarda kendi cinsi kimliğini tanıma dönemindeydi Öğrenme dönemiydi. Öğrenirken zaman zaman hata yapması da doğaldı. Adı üstündeydi bilmediği bir şeyi öğreniyordu.Orada yaşadığı duygularla o bir bütündü yapması gereken o duygularını kabul edip kendisini affetmesiydi. Büyük kız onu affettiği için küçük kızın da kendisini affetmesi daha kolay olacaktı. Bu konuda telkinleri verip küçük kızında kendisini affetmesini istedim. Yapılan bu çalışmalarda en önemli nokta oradaki kişinin o yaşındaki duyguları şimdi oluyormuş gibi hissedip orada kendini affetmesi konunun çözümlenmesini sağlamaktadır. Yoksa 26 yaşındaki kızın burada o olay için kendini affetmeye çalışması oradaki etkiyi hiçbir zaman vermeyecektir. Devamında kuzeni ile bir çember içinde olduğunu hayal etmesini, ve kuzenine onu affettiğini söyleyip arasındaki olduğunu imgelediği gümüş kordonu keserek hayatından çıkartıp kendini özgürleştirmesini telkin ettim. Aralarındaki bağ kesildikten sonra geri adım atarak o çemberden çıkmasını istedim. Kuzeniyle arasındaki sanal bağı keserek ikisini de özgür ve serbest bıraktırdım. Bu çalışmalar onu rahatlatmıştı.Algıları yöneltme kapsamında bir şeyi sık tekrarlamak o durumun normalleşmesini sağlar. Bu kapsamda bir hafta boyunca değişen zihin algısını pekiştirmek için bu sahneyi imgeleyerek kendisini affetme çalışmalarına devam etmesini istedim. Ayrıca yaşamış olduğu olayın etkisini azaltmaya yardımcı olması açısından yıllarca içinde yaşattığı bu olayı zihninden çıkarmasına yardımcı olması için birinci derecede yakın olduğu kişilere o kişilerin karşısında olduğunu imgeleyerek sesli anlatmasını istedim. Artık yıllarca sırtında taşıdığı yükü sırtından indirme zamanı gelmişti. Hissettiği algı nedeniyle o kadar çok utanıyordu ki bana anlatırken zorlanmıştı. Ne kadar fazla kişiye anlatırsa içindeki o duyguların onun için değeri kalmayacaktı. Anlattıkça travmaların şiddeti azalacak ve kendini iyi hissedecekti.Bu çalışmadan sonra bir daha anladım ki dünyadaki her insanın içinde kendisi ile ilgili hissettiği bir zayıflık vardı. Bugün milyonlara hükmeden kişilerin dahi içinde bir yerlerde zayıflık olduğu için kendilerini güçlü gösterebilmek için çeşitli yollara başvuruyorlardı. Hayat dengede olmaktır. Fiziksel olarak büyüsekte bu durumu içimizdeki öze aktarmadığımız sürece bu durumu yaşamaya devam ediyoruz. Bu nedenle fiziksel olarak büyürken içimizdeki özle irtibatı kaybetmeyip onu da büyütmemiz ve ona bu durumu hissettirmemiz gerekiyor. Bu durum bizim hayattan daha fazla zevk almamızı sağlayacaktır.
28 Temmuz 2014 Pazartesi
Kelebekleri Özgürleştirmek - Aileyi Koruma Görevi
Bir hanım takipçim bireysel çalışma yapmak istediğini belirtti.Kendisiyle yaptığımız konuşmalarında yaşamış olduğu bazı olaylar sonrasında hayatına hep olumsuzlukları çektiğini ve çok bunaldığını söylüyordu.Bu durumun en büyük nedeninin düşüncelerimiz olduğu konusunda bilgisi vardı. Ancak olaylar üst üste geldiği için ne yapacağını şaşırdığını söylüyordu. Yaşantısına baktığımızda annesini 13 yaşında kaybetmişti. Kendisi 30 yaşlarında yalnız başına yaşayan dışa dönük, sürekli seyahat edeceği işlerde çalışan bir hanımdı. Ablası evlenmiş ve ayrılmıştı. Çalışmıyordu ve şu anda bir kişi ile birlikte yaşıyordu. Babası yalnız yaşıyordu. Aile annenin ölümü sonrasında dağılmıştı. Çocukluğunda babasının mali durumu oldukça iyiydi ancak kumar vb alışkanlıklar nedeniyle mali durum bozulmuştu. Bununla birlikte babanın psikolojik sorunları vardı.Ailedeki her kişi kendi yoluna gitmek için ayrılmıştı. Bu hanımda kendi ayakları üzerinde durmak için kendi yolunu çizmiş güzel paralar kazanacağı işler yapmıştı. Ancak o kazandığı paralar hep bir şekilde harcamış ve maddi sorunlar yaşamıştı. Şu anda da iş yaptığı firma ile maddi anlamda sorunlar yaşıyordu.Şu anda yaşadıkları tüm şeyleri öncelikle kendisinin düşünceleri ile çektiği konusunda emindim. Geçmişte yaşamış olduğu bir şeyden dolayı kendini suçladığı için hayatına hep kendisini cezalandıracak olumsuzluklar çekiyordu. Birçok insanın sıkışmış olduğu iki kavrama sıkışmıştı. Suç ve ceza. İnanç kalıplarımız nedeniyle her suç mutlaka cezalandırılmalıdır. Suçluluk duygusu ceza arar, dolayısıyla kendi yargıcımız, jürimiz ve celladımız oluruz, kendimizi kendi yarattığımız bir hapishaneye mahkum ederiz. Kendimizi cezalandırırız bizi savunmaya gelecek kimse yoktur.
Kendi hayatımızın hakimi de yargıcıda kendimiziz. Ancak farkında olmadığımız şey ise inanç kalıplarımız nedeniyle mükemmel insan olma peşinde koşmamız bizi yapmış olduğumuz olayı sınıflarken kendimize müsamahalı davranmak yerine çok katı olduğumuzdur. Bizim kendimize karşı acımasız olduğumuz kadar kimse bize acımasız davranmamaktadır. Bizi yaratan Allah bile büyük günahların haricindeki her şeyi kalben tövbe edildiğinde affedeceğini kutsal kitabımız Kuran da net olarak açıklamıştır.
Yaratan bizi affederken ilginç bir şekilde bizim en çok zorlandığımız şey kendimizi affedemememizdir. Burada takıldığımız şey öncelikle yaptığımız şeyin suç olup olmadığını net olarak tanımlayıp bu düşüncemizi sorgulamamızdır. Hata olabilir yada istemeden bir şeye sebeb vermiş olabiliriz. Bunu net olarak ayıramamamızdır. İkinci konu ise bu olaydan dolayı kendimizi suçlu olarak gördüğümüzde suçun cezasının net olarak tanımlanmamsıdır. En önemli husus işte budur. Bir insan öldürmenin suçu hukukta yanılmıyorsam 24 yıl civarı. İyi hal vb ile bu daha aşağıya düşüyor. Ve kişi kendisine tanımlanan süreyi yattığında cezasını çekmiş olarak berat ediliyor. Serbest bırakılıyor. Ancak insan oğlu bu suçtan kat be kat daha düşük hatta çok önemsiz bir şeyler nedeniyle sürekli olarak kendisini olumsuz etkileyecek şeyleri hayatına çekerek kendisini ömür boyu cezalandırıyor. Yapmış olduğu bir hatayı kendinse dikte edilmiş düşünce ve inanç kalıbına uymadığını düşünmesi ile kendisini küçümsemesi ve kendisine yapmış olduğu dayatmalarla yıllar boyunca kendisine eziyet etmeye devam ediyor. Bir diğer konu ise başımıza gelen olayın bir kez yada birkaç kez olup bitmiş olmasına rağmen biz o olayı zihnimizde kendimize yüzlerce kez yapmamız. Örneğin bir şiddete yada aşağılanmaya maruz kaldınız. Bu olay fiziken en fazla 5 dakika yada bilemedim 10 dakika olsun. Olay olup bittikten bir süre sonra o olayla ilgili bizim zihnimiz devreye girer ve yüzlerce binlerce senaryo yazar ve her gün o şiddeti ve aşağılamayı kendi kendimize yaparız. Birde insanlar bize acısın ilgi göstersin diye mağduriyet hikayesi olarak anlatırız. Ancak farkında olmadığımız şey o olay olup bitmiştir. Esas şiddeti ve aşağılamayı o olayı zihnimizde sürekli tekrar ederek kendi kendimize biz yapıyoruz. Ve ruh halimizin ve düşüncelerimizin olumsuz olması da hayatımıza daha fazla olumsuzluğu ve acıyı çekmemize neden oluyor.Tecrübelerimin bana söylediği şey eğer hayatımızda sürekli bizi acı veren ve bizi cezalandıran olayları çekiyorsak kesinlikle geçmişimizde bir yerlerde yaşadıklarımız için kendimizi suçladığımızdandır. Bunu sorguladığımda annesinin vefatından önce kendisine aileyi ayakta tutma ve babasını ve ablasını koruma görevini verdiğini söyledi. Hastalığı nedeniyle bu dünyadan ayrılmak üzere olan annesi 13 yaşında olan kızına o kadar ağır yük yüklemişti ki o yaştaki bir çocuğun bunun ne anlama geldiğini bilmesi mümkün değildi. Oda annesini kırmamak için kabul etmişti. Kendisi 13 yaşında olan kendisinden büyük ablası ve madde bağımlısı bir babaya sahip olan kızın bir aileyi ayakta tutması tabii ki mümkün olamazdı. Ve öylede olmuştu. Herkesin kendi özgür iradesi vardı ve herkes kendi hayatını yaşamak istiyordu. Bu hanım kızımızda diğer kişileri kontrol altına alıp aileyi ayakta tutmaya çalışıyordu. Tabii ki kimse dinlemiyordu. Sonuçta ablası sorunlu bir erkekle evlenmiş ve babası da madde bağımlısı olmuş bir durumdayken 17 yaş civarında evden ayrılmış çalışmaya başlayıp kendi ayaklarına üzerinde durmaya çalışmıştı. Evden ayrılmıştı ancak ablasının evlilik sorunlarıyla uğraşmak durumunda kalmış Devamında ablası ayrılmış ve bir adamla yaşamaya başlamıştı. Tabi bu süreçte karşılıklı kavga dövüş ve birbirlerini suçlamalar hayatlarının bir parçası olmuş. Babaları madde bağımlılığından hastaneye yatmış tedavi masrafları vb konularda maddi zorluklar yaşanmış. Ablası bir iş bulup çalışmak yerine kendine bakan birisi ile birlikte yaşadığı bir hayatı seçmişti.En çok kabul edemediği şeylerden birisi de buydu. Ablasının düzgün bir hayat yaşamadığını düşünüyordu. Ablasının kendisine bağımlı ve muhtaç olmadan yaşamasını istiyordu ancak bir diğer olmazsa olmaz şartı da ablasının bir işte çalışarak hayatını öyle kazanması gerektiğiydi. Aslında ablası kendisine bağımlı olmadan mutlu bir şekilde hayatını yaşıyordu. Ancak onun hayatını idame etme yöntemi kendisinin koymuş olduğu dayatmaya uygun olmadığı için ablasına öfkeliydi ve ablasını suçluyordu. Diğer taraftan ablasına maddi olarak yardım yapacak gücüde yoktu. Yaptığı tek şey ablasına yoğun bir öfke ve kızgınlık duyması ve ablası ile sürekli didişmesiydi. Konuşmamızda bunu kendisine göstermeye çalıştım. Nasıl yaşayacağını seçmek tamamen ablasının seçimiydi. Sonuçta ablası bir şekilde hayatını devam ettiriyordu. Önemli olan kendisinin hayatını idame ettirebilmesiydi. Çünkü annesinin kendinse vermiş olduğu ağır yük nedeniyle aklı fikri babasının ve ablasının hayatlarını zihninde yarattığı hikâyeye uygun olarak kontrol etme peşindeydi. Ablasının ve babasının hayatını yaşamaya çalışıyordu. Onları kontrol edemediği için ise yoğun suçluluk duyuyor acı çekiyordu. Kendi hayatını ise kimse yaşamadığı için oradan oraya savrulup duruyordu. Evde yaşanan problemler nedeniyle evden ayrılıp kendisine bir hayat kurmuştu. Ancak arka planda annesinin kendinse yüklediği görev nedeniyle evi terk ettiği için ablasını ve babasını korumadığı için kendini suçlu hissediyordu. Başarısız olmuştu. Annesine ihanet etmişti tabiî ki bu durum onun içini kemiriyordu. Ablası ve babası sorun yaşarken sahip olduğu düzgün hayatı kabullenemiyordu. Ve hayatına da bundan dolayı kendisini cezalandıracak olayları çekiyordu. Çalıştığı işlerde parasal kayıplar yaşıyor, parasını alamıyordu. Farkında olmadan kendisini cezalandırıyordu. Öncelikle yapılması gereken şeyin annesinden almış görevi annesine iade etmesi olduğu belliydi. Bunun için kısa bir çalışma yaptık. Geçmişe annesinin ona ailesi ile görev verdiği zamana gittik ve annesinin kendisine vermiş olduğu bu görevi yapamayacağını söylemesini istedim. Zorda olsa annesine kendisine vermiş olduğu o görevi yapamayacağını söyleyerek iade etti. Bu çalışma onu biraz rahatlatmıştı. Ama ablası ile hala sorunları devam ediyordu. Bu arada iş ile ilgili sorunları da vardı. Psikolojisi bir süre düzeliyor sonra yeniden çıkmaza giriyordu. Annesinin ona yüklemiş olduğu görev dışında yaşamında başka sorunların olduğu da belliydi. Annesine, babasına ve ablasına karşı öfke çalışmaları yapmasını önerdim. O çalışmaları yapıyordu. Ancak öfkesi dinmiyordu. Kabullenemediği ve kendisini suçladığı bir şeyler vardı. Bunun için regresyon çalışması yapmanın uygun olacağını düşündüm ve uygun bir zaman için telefonla randevulaştık. Çalışmaya başladığımızda o rahatsız olduğu konuları anlatmaya başladı. Sorun ablasının yanına taşınmak zorunda olması, ancak ablası ile aralarındaki sürtüşmelerden dolayı ablasının bu olayı başına kakacağını ve bencillikle suçlayacağından korkuyordu. Bencillikle suçlamak bende bu duyguyu başlangıç alıp önce duyguya odaklanma telkinlerini söyledim devamında bu duyguyu yaşadığı olaylara gönderdim. Kendisine babası ile bu duyguyu ne zaman yaşadığını sordum, gittiği yer babasına olan suçlamasıydı. Babasını annesini döverek başında tümör oluşturması ile suçluyordu. Devamında annesini suçladığı yere gitmesini annesinin mezarında annesini yaptıkları için suçluyordu. En son ablasını nerede suçladın dediğimde babası hastanedeyken babasının hastane masraflarını ödeme konusunda ablasıyla kavga ediyordu. İlk olarak ablası ile ilgili konuyu çözmek istedim. Babasının hastane masraflarının yarısını kendisinin karşıladığını diğer yarısını ise ablasının karşılamasını istediğini ablasının u nedenle öfkelenip kendisini bencillikle suçladığını söyledi. Orada ablasına olan öfkesini boşaltmasını istedim. Ablasına söylenmesi gereken şeyleri söyleyip. Orada ablasını olduğu gibi kabul etmesini sağladım. Devamında annesi ile ilgili konulara geçtik. Kısa bir geçmişe göndermede kendini sokakta oynarken gördü. 7-8 yaşları civarındaydı. O sırada kardeşi sokakta bisiklete binerken düşmüştü. Annesi evden dışarı çıkıp neden kardeşine bakmadın diyerek öfkeyle bunu kovalamaya başlamış oda son hızla kaçarken birileri yakalayıp annesine teslim ediyorlardı. Annesin onu kolundan tutup eve sokmuş mutfakta birkaç kez vurduktan sonra boğazına bıçak dayarken gördü. Ona ne hissettiğini sordum. Çok korktuğunu söyledi. Korkudan ağlıyordu. Önce suçlanma korkusunu çalıştırdım.Ben suçlanma korkumu kabul ediyorum.Ben suçlanma korkumu sevgiye dönüştürüyorum.Ben suçlanma korkumu seviyorumDevamında ölüm korkusunu çalışmasını söyledim.Ben ölüm korkumu kabul ediyorum.Ben ölüm korkumu sevgiye dönüştürüyorum.Devamında yeniden ne hissediyorsun diye sordum. Çaresizlik dedi. Bende çaresizlik korkusunu çalıştırdım.Ben çaresizlik korkumu kabul ediyorum.Ben çaresizlik korkumu sevgiye dönüştürüyorum.Ben çaresizlik korkumu seviyorum.Devamında hissettiklerine bak dedim. Biraz rahatlamıştı. Devamında oradaki küçük kızın güçlü olduğunu düşün ve annenin elinden bıçağı al dedim. Devamında da annene iki tokat at dedim. Bunu yapınca bir rahatlama hissetti. Üzerindeki tüm ağırlık sanki kalkmıştı. Devamında annesine öfkesini boşalttırdıktan sonra babası ile ilgili konulara geçtim. Babası ile nerede sorun yaşadığımı sorduğumda annesiyle olduğu gibi babasıyla da ilk aklına gelen yerden farklı bir yere gitmişti. Babası ile annesi kavga ediyorlardı. Babasının çok fazla parası vardı. Babası paraları annesine saklasın diye vermişti. Babası para istiyordu annesi de kumar oynayacak diye vermek istemiyorlardı. Annesi evde saklı parayı vermek istemediği için dayak yiyordu. Aslında bu durum neden çok fazla para kazanıp devamında elinde tutmak yerine harcadığının göstergesiydi. Elde para tutmak tehlikeliydi. Devamında o sahne ile ilgili biraz oynamak istedim. Önce annesine yardım edip babasını dövmesini istedim. Sonra babasının ne söylediğine bakmasını söyledim. Babası kızgındı konuşmuyordu. Devamında babası ile birlikte annesine vurmasını söyledim. Annesi ağlıyordu. Üzgündü. Babasının paraları çarçur etmesinden korkuyordu. Evdeki kavgalar sürekli oluyordu ve evde huzur yoktu. Babasına olan öfkesini boşaltmasını istedim. Devamında ona anne ve babasına yaşadıkları her ne ise bu yaşadıklarını onların düşünceleri nedeniyle çektiklerini bu nedenle onlarla ilgili tüm sorumlulukları kendilerine bıraktığını söylemesini istedim. Bunları söylettikten sonra anne ve babasının bir birlerline sarıldığını imgelemesini söyledim. Anne ve babası birbirlerine sarıldıktan sonra kendisinin de onların yanına gidip onlara sarılmasını istedim. Şimdiye kadar alamadığı sevgi akışını aldığını hissetmesini istedim. Devamında anne ve babasına veda ederek onları yaşadıkları her şeyle baş başa bırakıp o yerden ayrılmasını istedim. Evden çıktıktan sonra beyaz bir koridordan geçtiğini söyledi devam etmesini söyledim. Devamında bulutların üzerinde olduğunu ve sonunda şu anda bulunduğu kendi evine ulaştığını söyledi. Üzerinde bir ağırlık kalkmış bir rahatlama vardı. Ailesinde yaşadıkları olaylar nedeniyle özellikle annesinin küçük yaşta yüklediği o görevi başaramamanın büyük bir huzursuzluğu vardı. Ne ablasını kontrol edebilmiş neden babasını kontrol edebilmişti. Ancak onların kurtarıcısı rolü yüzünden bunalmıştı. Onların yaşamları nedeniyle onları kontrol edemeyince omuzlarına yüklenen yükü bırakmak yerine oda evden ayrılmıştı. Evden kaçış onun için çözüm olamamıştı. Annesinin ona yüklediği görev nedeniyle ablası ve babası için zihninde oluşturduğu hikâye ve başarısızlık onu içten içe sıkıştırdığı için kendini suçlu hissetmiş ve hayatına cezalandırmayı çekmişti. Parasal anlamda sorunları hayatına çekerek kendini cezalandırıyordu. Farkında olmadığı şey ise cezasının sınırları yoktu. Kendini bir ömür boyu bu nedenle cezalandırabilirdi.Birçoğumuzun yaşadığı şeyi oda yaşamıştı. Çocukluğunda anne ve babasının kavgaları nedeniyle oluşan huzursuzluk devamında tüm aileyi parçalamıştı. Aslında babası şu anda bir şekilde hayatına devam ediyordu. Ablası da bir şekilde hayatını devam ediyordu. Esas sorun şu anda kendisinin hayatıydı. Ablasının yaşamının kendi zihninde yarattığı düzgün yaşama uygun olmadığı konusunda öfkeliydi ama diğer taraftan ablası kendisine bağımlı değildi. Kendisinin istediği de buydu. Ablasının sorumluluğundan kurtulmak. Aslında ablası kendi sorumluluğunu almış kendi hayatını kurmuştu bile. Babası da aynı şekilde kendi hayatını yaşıyordu. Kendi hayatını yaşamayan kendisiydi.Ablasının ve babasının hayatını kontrol etme peşinde olduğu için kendi hayatını kimse yaşamıyordu. Ve bu nedenle kendi hayatı sallantıdaydı. İhtiyacı olan en önemli şey kendi hayatını kontrol etmesiydi. Kendini affetmesi, kendini sevmesiydi. Byron Kate sözlerini bir kez daha hatırladım. Hayatta 3 türlü iş vardır. “Kendimizinki, başkalarınınki ve Allahın işi.” Bizim sadece kendi işimiz üzerinde kontrolümüz var diğer iki tanesini kontrol etmeye çalıştığımızda canımız yanar diyordu. İstesek te edemezsiniz diyordu. Çünkü yağmur yağacaksa yağacaktır. Yağdırmakta durdurmakta Allahın işidir. Yağmuru kontrol etme şansımız yok. Yapmamız gereken ıslanmamak için tedbir almaktır. Direnmeye kalkarsan ıslanırsın. Karşınızdaki kişiye kendi istemediği sürece bir şey yaptıramazsınız. Zaman zaman belki kaba kuvvet yada başka şeylerden sizin istediğiniz gibi davrandığını sansanız da fırsatını bulduğu anda vazgeçecektir. Geriye bir tek kendimiz kalıyoruz. Onun en kolayı da düşüncelerimiz değiştirmektir. Düşünceleri değiştirip hayatımızı kolaylaştırmak.
Devamını Oku »
Kendi hayatımızın hakimi de yargıcıda kendimiziz. Ancak farkında olmadığımız şey ise inanç kalıplarımız nedeniyle mükemmel insan olma peşinde koşmamız bizi yapmış olduğumuz olayı sınıflarken kendimize müsamahalı davranmak yerine çok katı olduğumuzdur. Bizim kendimize karşı acımasız olduğumuz kadar kimse bize acımasız davranmamaktadır. Bizi yaratan Allah bile büyük günahların haricindeki her şeyi kalben tövbe edildiğinde affedeceğini kutsal kitabımız Kuran da net olarak açıklamıştır.
Yaratan bizi affederken ilginç bir şekilde bizim en çok zorlandığımız şey kendimizi affedemememizdir. Burada takıldığımız şey öncelikle yaptığımız şeyin suç olup olmadığını net olarak tanımlayıp bu düşüncemizi sorgulamamızdır. Hata olabilir yada istemeden bir şeye sebeb vermiş olabiliriz. Bunu net olarak ayıramamamızdır. İkinci konu ise bu olaydan dolayı kendimizi suçlu olarak gördüğümüzde suçun cezasının net olarak tanımlanmamsıdır. En önemli husus işte budur. Bir insan öldürmenin suçu hukukta yanılmıyorsam 24 yıl civarı. İyi hal vb ile bu daha aşağıya düşüyor. Ve kişi kendisine tanımlanan süreyi yattığında cezasını çekmiş olarak berat ediliyor. Serbest bırakılıyor. Ancak insan oğlu bu suçtan kat be kat daha düşük hatta çok önemsiz bir şeyler nedeniyle sürekli olarak kendisini olumsuz etkileyecek şeyleri hayatına çekerek kendisini ömür boyu cezalandırıyor. Yapmış olduğu bir hatayı kendinse dikte edilmiş düşünce ve inanç kalıbına uymadığını düşünmesi ile kendisini küçümsemesi ve kendisine yapmış olduğu dayatmalarla yıllar boyunca kendisine eziyet etmeye devam ediyor. Bir diğer konu ise başımıza gelen olayın bir kez yada birkaç kez olup bitmiş olmasına rağmen biz o olayı zihnimizde kendimize yüzlerce kez yapmamız. Örneğin bir şiddete yada aşağılanmaya maruz kaldınız. Bu olay fiziken en fazla 5 dakika yada bilemedim 10 dakika olsun. Olay olup bittikten bir süre sonra o olayla ilgili bizim zihnimiz devreye girer ve yüzlerce binlerce senaryo yazar ve her gün o şiddeti ve aşağılamayı kendi kendimize yaparız. Birde insanlar bize acısın ilgi göstersin diye mağduriyet hikayesi olarak anlatırız. Ancak farkında olmadığımız şey o olay olup bitmiştir. Esas şiddeti ve aşağılamayı o olayı zihnimizde sürekli tekrar ederek kendi kendimize biz yapıyoruz. Ve ruh halimizin ve düşüncelerimizin olumsuz olması da hayatımıza daha fazla olumsuzluğu ve acıyı çekmemize neden oluyor.Tecrübelerimin bana söylediği şey eğer hayatımızda sürekli bizi acı veren ve bizi cezalandıran olayları çekiyorsak kesinlikle geçmişimizde bir yerlerde yaşadıklarımız için kendimizi suçladığımızdandır. Bunu sorguladığımda annesinin vefatından önce kendisine aileyi ayakta tutma ve babasını ve ablasını koruma görevini verdiğini söyledi. Hastalığı nedeniyle bu dünyadan ayrılmak üzere olan annesi 13 yaşında olan kızına o kadar ağır yük yüklemişti ki o yaştaki bir çocuğun bunun ne anlama geldiğini bilmesi mümkün değildi. Oda annesini kırmamak için kabul etmişti. Kendisi 13 yaşında olan kendisinden büyük ablası ve madde bağımlısı bir babaya sahip olan kızın bir aileyi ayakta tutması tabii ki mümkün olamazdı. Ve öylede olmuştu. Herkesin kendi özgür iradesi vardı ve herkes kendi hayatını yaşamak istiyordu. Bu hanım kızımızda diğer kişileri kontrol altına alıp aileyi ayakta tutmaya çalışıyordu. Tabii ki kimse dinlemiyordu. Sonuçta ablası sorunlu bir erkekle evlenmiş ve babası da madde bağımlısı olmuş bir durumdayken 17 yaş civarında evden ayrılmış çalışmaya başlayıp kendi ayaklarına üzerinde durmaya çalışmıştı. Evden ayrılmıştı ancak ablasının evlilik sorunlarıyla uğraşmak durumunda kalmış Devamında ablası ayrılmış ve bir adamla yaşamaya başlamıştı. Tabi bu süreçte karşılıklı kavga dövüş ve birbirlerini suçlamalar hayatlarının bir parçası olmuş. Babaları madde bağımlılığından hastaneye yatmış tedavi masrafları vb konularda maddi zorluklar yaşanmış. Ablası bir iş bulup çalışmak yerine kendine bakan birisi ile birlikte yaşadığı bir hayatı seçmişti.En çok kabul edemediği şeylerden birisi de buydu. Ablasının düzgün bir hayat yaşamadığını düşünüyordu. Ablasının kendisine bağımlı ve muhtaç olmadan yaşamasını istiyordu ancak bir diğer olmazsa olmaz şartı da ablasının bir işte çalışarak hayatını öyle kazanması gerektiğiydi. Aslında ablası kendisine bağımlı olmadan mutlu bir şekilde hayatını yaşıyordu. Ancak onun hayatını idame etme yöntemi kendisinin koymuş olduğu dayatmaya uygun olmadığı için ablasına öfkeliydi ve ablasını suçluyordu. Diğer taraftan ablasına maddi olarak yardım yapacak gücüde yoktu. Yaptığı tek şey ablasına yoğun bir öfke ve kızgınlık duyması ve ablası ile sürekli didişmesiydi. Konuşmamızda bunu kendisine göstermeye çalıştım. Nasıl yaşayacağını seçmek tamamen ablasının seçimiydi. Sonuçta ablası bir şekilde hayatını devam ettiriyordu. Önemli olan kendisinin hayatını idame ettirebilmesiydi. Çünkü annesinin kendinse vermiş olduğu ağır yük nedeniyle aklı fikri babasının ve ablasının hayatlarını zihninde yarattığı hikâyeye uygun olarak kontrol etme peşindeydi. Ablasının ve babasının hayatını yaşamaya çalışıyordu. Onları kontrol edemediği için ise yoğun suçluluk duyuyor acı çekiyordu. Kendi hayatını ise kimse yaşamadığı için oradan oraya savrulup duruyordu. Evde yaşanan problemler nedeniyle evden ayrılıp kendisine bir hayat kurmuştu. Ancak arka planda annesinin kendinse yüklediği görev nedeniyle evi terk ettiği için ablasını ve babasını korumadığı için kendini suçlu hissediyordu. Başarısız olmuştu. Annesine ihanet etmişti tabiî ki bu durum onun içini kemiriyordu. Ablası ve babası sorun yaşarken sahip olduğu düzgün hayatı kabullenemiyordu. Ve hayatına da bundan dolayı kendisini cezalandıracak olayları çekiyordu. Çalıştığı işlerde parasal kayıplar yaşıyor, parasını alamıyordu. Farkında olmadan kendisini cezalandırıyordu. Öncelikle yapılması gereken şeyin annesinden almış görevi annesine iade etmesi olduğu belliydi. Bunun için kısa bir çalışma yaptık. Geçmişe annesinin ona ailesi ile görev verdiği zamana gittik ve annesinin kendisine vermiş olduğu bu görevi yapamayacağını söylemesini istedim. Zorda olsa annesine kendisine vermiş olduğu o görevi yapamayacağını söyleyerek iade etti. Bu çalışma onu biraz rahatlatmıştı. Ama ablası ile hala sorunları devam ediyordu. Bu arada iş ile ilgili sorunları da vardı. Psikolojisi bir süre düzeliyor sonra yeniden çıkmaza giriyordu. Annesinin ona yüklemiş olduğu görev dışında yaşamında başka sorunların olduğu da belliydi. Annesine, babasına ve ablasına karşı öfke çalışmaları yapmasını önerdim. O çalışmaları yapıyordu. Ancak öfkesi dinmiyordu. Kabullenemediği ve kendisini suçladığı bir şeyler vardı. Bunun için regresyon çalışması yapmanın uygun olacağını düşündüm ve uygun bir zaman için telefonla randevulaştık. Çalışmaya başladığımızda o rahatsız olduğu konuları anlatmaya başladı. Sorun ablasının yanına taşınmak zorunda olması, ancak ablası ile aralarındaki sürtüşmelerden dolayı ablasının bu olayı başına kakacağını ve bencillikle suçlayacağından korkuyordu. Bencillikle suçlamak bende bu duyguyu başlangıç alıp önce duyguya odaklanma telkinlerini söyledim devamında bu duyguyu yaşadığı olaylara gönderdim. Kendisine babası ile bu duyguyu ne zaman yaşadığını sordum, gittiği yer babasına olan suçlamasıydı. Babasını annesini döverek başında tümör oluşturması ile suçluyordu. Devamında annesini suçladığı yere gitmesini annesinin mezarında annesini yaptıkları için suçluyordu. En son ablasını nerede suçladın dediğimde babası hastanedeyken babasının hastane masraflarını ödeme konusunda ablasıyla kavga ediyordu. İlk olarak ablası ile ilgili konuyu çözmek istedim. Babasının hastane masraflarının yarısını kendisinin karşıladığını diğer yarısını ise ablasının karşılamasını istediğini ablasının u nedenle öfkelenip kendisini bencillikle suçladığını söyledi. Orada ablasına olan öfkesini boşaltmasını istedim. Ablasına söylenmesi gereken şeyleri söyleyip. Orada ablasını olduğu gibi kabul etmesini sağladım. Devamında annesi ile ilgili konulara geçtik. Kısa bir geçmişe göndermede kendini sokakta oynarken gördü. 7-8 yaşları civarındaydı. O sırada kardeşi sokakta bisiklete binerken düşmüştü. Annesi evden dışarı çıkıp neden kardeşine bakmadın diyerek öfkeyle bunu kovalamaya başlamış oda son hızla kaçarken birileri yakalayıp annesine teslim ediyorlardı. Annesin onu kolundan tutup eve sokmuş mutfakta birkaç kez vurduktan sonra boğazına bıçak dayarken gördü. Ona ne hissettiğini sordum. Çok korktuğunu söyledi. Korkudan ağlıyordu. Önce suçlanma korkusunu çalıştırdım.Ben suçlanma korkumu kabul ediyorum.Ben suçlanma korkumu sevgiye dönüştürüyorum.Ben suçlanma korkumu seviyorumDevamında ölüm korkusunu çalışmasını söyledim.Ben ölüm korkumu kabul ediyorum.Ben ölüm korkumu sevgiye dönüştürüyorum.Devamında yeniden ne hissediyorsun diye sordum. Çaresizlik dedi. Bende çaresizlik korkusunu çalıştırdım.Ben çaresizlik korkumu kabul ediyorum.Ben çaresizlik korkumu sevgiye dönüştürüyorum.Ben çaresizlik korkumu seviyorum.Devamında hissettiklerine bak dedim. Biraz rahatlamıştı. Devamında oradaki küçük kızın güçlü olduğunu düşün ve annenin elinden bıçağı al dedim. Devamında da annene iki tokat at dedim. Bunu yapınca bir rahatlama hissetti. Üzerindeki tüm ağırlık sanki kalkmıştı. Devamında annesine öfkesini boşalttırdıktan sonra babası ile ilgili konulara geçtim. Babası ile nerede sorun yaşadığımı sorduğumda annesiyle olduğu gibi babasıyla da ilk aklına gelen yerden farklı bir yere gitmişti. Babası ile annesi kavga ediyorlardı. Babasının çok fazla parası vardı. Babası paraları annesine saklasın diye vermişti. Babası para istiyordu annesi de kumar oynayacak diye vermek istemiyorlardı. Annesi evde saklı parayı vermek istemediği için dayak yiyordu. Aslında bu durum neden çok fazla para kazanıp devamında elinde tutmak yerine harcadığının göstergesiydi. Elde para tutmak tehlikeliydi. Devamında o sahne ile ilgili biraz oynamak istedim. Önce annesine yardım edip babasını dövmesini istedim. Sonra babasının ne söylediğine bakmasını söyledim. Babası kızgındı konuşmuyordu. Devamında babası ile birlikte annesine vurmasını söyledim. Annesi ağlıyordu. Üzgündü. Babasının paraları çarçur etmesinden korkuyordu. Evdeki kavgalar sürekli oluyordu ve evde huzur yoktu. Babasına olan öfkesini boşaltmasını istedim. Devamında ona anne ve babasına yaşadıkları her ne ise bu yaşadıklarını onların düşünceleri nedeniyle çektiklerini bu nedenle onlarla ilgili tüm sorumlulukları kendilerine bıraktığını söylemesini istedim. Bunları söylettikten sonra anne ve babasının bir birlerline sarıldığını imgelemesini söyledim. Anne ve babası birbirlerine sarıldıktan sonra kendisinin de onların yanına gidip onlara sarılmasını istedim. Şimdiye kadar alamadığı sevgi akışını aldığını hissetmesini istedim. Devamında anne ve babasına veda ederek onları yaşadıkları her şeyle baş başa bırakıp o yerden ayrılmasını istedim. Evden çıktıktan sonra beyaz bir koridordan geçtiğini söyledi devam etmesini söyledim. Devamında bulutların üzerinde olduğunu ve sonunda şu anda bulunduğu kendi evine ulaştığını söyledi. Üzerinde bir ağırlık kalkmış bir rahatlama vardı. Ailesinde yaşadıkları olaylar nedeniyle özellikle annesinin küçük yaşta yüklediği o görevi başaramamanın büyük bir huzursuzluğu vardı. Ne ablasını kontrol edebilmiş neden babasını kontrol edebilmişti. Ancak onların kurtarıcısı rolü yüzünden bunalmıştı. Onların yaşamları nedeniyle onları kontrol edemeyince omuzlarına yüklenen yükü bırakmak yerine oda evden ayrılmıştı. Evden kaçış onun için çözüm olamamıştı. Annesinin ona yüklediği görev nedeniyle ablası ve babası için zihninde oluşturduğu hikâye ve başarısızlık onu içten içe sıkıştırdığı için kendini suçlu hissetmiş ve hayatına cezalandırmayı çekmişti. Parasal anlamda sorunları hayatına çekerek kendini cezalandırıyordu. Farkında olmadığı şey ise cezasının sınırları yoktu. Kendini bir ömür boyu bu nedenle cezalandırabilirdi.Birçoğumuzun yaşadığı şeyi oda yaşamıştı. Çocukluğunda anne ve babasının kavgaları nedeniyle oluşan huzursuzluk devamında tüm aileyi parçalamıştı. Aslında babası şu anda bir şekilde hayatına devam ediyordu. Ablası da bir şekilde hayatını devam ediyordu. Esas sorun şu anda kendisinin hayatıydı. Ablasının yaşamının kendi zihninde yarattığı düzgün yaşama uygun olmadığı konusunda öfkeliydi ama diğer taraftan ablası kendisine bağımlı değildi. Kendisinin istediği de buydu. Ablasının sorumluluğundan kurtulmak. Aslında ablası kendi sorumluluğunu almış kendi hayatını kurmuştu bile. Babası da aynı şekilde kendi hayatını yaşıyordu. Kendi hayatını yaşamayan kendisiydi.Ablasının ve babasının hayatını kontrol etme peşinde olduğu için kendi hayatını kimse yaşamıyordu. Ve bu nedenle kendi hayatı sallantıdaydı. İhtiyacı olan en önemli şey kendi hayatını kontrol etmesiydi. Kendini affetmesi, kendini sevmesiydi. Byron Kate sözlerini bir kez daha hatırladım. Hayatta 3 türlü iş vardır. “Kendimizinki, başkalarınınki ve Allahın işi.” Bizim sadece kendi işimiz üzerinde kontrolümüz var diğer iki tanesini kontrol etmeye çalıştığımızda canımız yanar diyordu. İstesek te edemezsiniz diyordu. Çünkü yağmur yağacaksa yağacaktır. Yağdırmakta durdurmakta Allahın işidir. Yağmuru kontrol etme şansımız yok. Yapmamız gereken ıslanmamak için tedbir almaktır. Direnmeye kalkarsan ıslanırsın. Karşınızdaki kişiye kendi istemediği sürece bir şey yaptıramazsınız. Zaman zaman belki kaba kuvvet yada başka şeylerden sizin istediğiniz gibi davrandığını sansanız da fırsatını bulduğu anda vazgeçecektir. Geriye bir tek kendimiz kalıyoruz. Onun en kolayı da düşüncelerimiz değiştirmektir. Düşünceleri değiştirip hayatımızı kolaylaştırmak.
20 Mayıs 2014 Salı
Kelebekleri Özgürleştirmek- Affetme - Regresyon Çalışması
Affetmek huzurlu bir yaşam için ihtiyaç duyduğumuz en önemli şeydir. Yaratıcımız Kuran’da bununla ilgili birçok yerde bu duruma işaret etmiş ve affetmenin önemini belirtmiştir.Bir kötülüğün cezası yine onun gibi bir kötülüktür, ama kim affeder, bağışlarsa onun mükâfatı Allah'a aittir. Şüphesiz ki Allah, zalimleri sevmez. (Şura Suresi, 40)Öfke ve kızgınlık yaşam enerjimizin önünde en yıpratıcı enerjilerin başında gelir. Bu nedenle gerek kendimize gerekse başkalarına hissettiğimiz öfke, kızgınlık, kin gibi duyguları boşaltmamız gerekir. Bu duygular boşaldıkça affedebilen bir kişi olmaya başlarız.
Başkaları bize haksızlık yapmış olabilir. Geçmişte zarar vermiş olabilir. Kendimize karşı haksızlık yapmış olabiliriz. Yanlış yapmış olabiliriz. Ama bunların duygularını yine içimizde taşımak zorunda değiliz. Bu duygular sadece kendimize zarar verirler. Affetmek bu nedenle sadece ve sadece kendimize vereceğimiz bir hediyedir.Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır, yumuşak davranandır. (Bakara Suresi, 263)Affetmek yeniden yaşam enerjimizle buluşmamızı sağlar. Affetmek geçmişin bizi acıtmasından vazgeçmek demektir. Geçmişi geçmişte bırakmak demektir. Bir hayrı açıklar ya da gizli tutarsanız veya bir kötülüğü bağışlarsanız, şüphesiz Allah, affedicidir, güç yetirendir. (Nisa Suresi, 149)Affetmek zaman işidir. Çalışmayla olgunlaşarak elde edebileceğimiz bir şeydir. Birikmiş enerjiler bizi geçmişte sıkıştırır ve şu anki yaşamınızda keyif ve sevgiyi bulmamızı engeller. Çoğu kişi için affetmek zordur. Çünkü affı bir kişiyi bağışlamakla eşdeğer görür. Bağışlamak ise o kişinin yaptıklarını artık yok saymak anlamına gelir. Ancak affetmek o kişinin davranışını yok saymak anlamına gelmez. Bizim kendi kendimizi cezalandırmamızı bırakmaktır.
İçimizde kızgınlığı taşıdıkça başkalarının yanlışları için kendi kendimize ceza vermiş oluyoruz.Anlaşılması gereken konu budur. Başkalarının davranışları için siz kendiniz cezalandırıyorsunuz. Çok güzel hoş bir ortama gitmişsiniz, eğleneceksiniz karşınızda kızdığınız ve öfkelendiğiniz birisi var. Eğlencenizin tadı birden kaçar. Odağınız ona olan öfke ve kızgınlığınıza yönelir intikam hırsı sizi sarmaya başladığında geçmiş ya da gelecekte gezinmeye başlarsınız. Sonuçta eğlenceniz berbat olmuş olacaktır. Bunun yerine içinizdeki öfkeyi boşaltıp onu affetmeniz, sizin o kişiyi gördüğünüzdeki ruh halinizin bozulması öneyecektir. Belki dikkate bile almayıp eğlencenize devam edeceksiniz.Affetmek unutmak değildir. Yapılan zararları unutmak akıllıca bir davranış olmaz. Affetmekle zarar verecek insanların bize zarar vermesine izin vermiş olmayız. Onlara güvenmek zorunda değiliz. Affetmek yapılanları hoş görmek değildir. Yanlış neyse yanlıştır. Eğer yanlış nedeniyle çekilmesi gereken bir ceza varsa o kişi çekecektir. Affetmek sadece kendimizi ceza verici konumdan çıkarmaktır. Biz ceza verici değiliz.Günlük hayatta yaşadığınız olaylar karşısında öfke hissedebilirsiniz, bu doğal bir şeydir. Önemli olan öfke sonrasında vereceğiniz tepkidir. Bununla ilgili bir danışanımın yaşadığını paylaşmak istiyordum. Aynı ortamda çocuklarının etkinlikleri için bir arada bulunan başka bir hanıma çocukları dışlama, arkadan konuşma, oyun oynama gibi konularından dolayı bir kızgınlık ve öfkesi vardı. Daha önce yapmış olduğu bir harekete karşılık vermek için kendince bir plan yapmıştı. Konuşmamızda bunu benimle paylaştı. Bende kendisine bu durumun akıllı bir davranış olmadığını yapacağı hareket sonrasında karşı taraftan kendisine farklı bir atak gelebileceğini bu çekişmenin devam edeceğini söyledim. Ayrıca odağında intikam hissi olduğu için hayatına bu tür konuları çekebileceğini söyledim ve kendisine öfke çalışması yapmasını söyledim. Bulunduğu çocukların kamp yaptığı otelden ayrıldı arabası binip sakin kalacağı bir yere gidip karşısında sorun yaşadığı kişiyi sanal olarak alıp öfkesini boşaltma işlemi yapıp o kişiyi affetti. Devamında yeniden otele geldiğinde yaşadıklarına kendiside hayret ettiğini söyledi. Otel çalışanları tarafından daha önceki günlerden farklı olarak özel ilgi gösterildiği ve ücretsiz içecek ikramları yapıldığını, sürtüşme yaşadığı o kişide dahil grup içerisinde bulunan diğer insanlarla güzel bir gün geçirdiğini belirtti.Enerjisini değiştirdiği ona gelen enerjide değişmişti. Üstüne üstlük ödüllendirilmişti. Duygularda apse gibi birikir. Tüm benzer duyguları beden aynı yerde biriktirir. Örneğin öfke, kızgınlık, kin, nefret, kırgınlık gibi duygular karın bölgesinde, bağırsak kaslarında birikir. Acılar kalp bölgesinde, ifade edilmemiş sözler gırtlak bölgesinde ve tiroit bezinde birikir. Beden duyguları bir yerde tutmaya ve zarar ver¬mesini engellemeye çalışır. Aynı apse gibi. Ama birikmiş duygularda kendini değişik şekillerde sorunlar olarak belli eder.Akılı davranış biçimi enerjimizi birilerini cezalandırma peşinde harcamak yerine istediğimiz şeylerin peşinde harcamaktır.En önemli konuda kendimizi affetmektir. Yaşam kavramımızda olan bir şey var; Suç varsa karşılığında ceza olmalıdır. Birilerini suçluyorsak onun ceza alması bizi rahatlatabilir. Bu olay kendimiz içinde geçerlidir. Eğer biz kendimizi herhangi bir şekilde suçluyorsak inanç sistemimiz gereği cezalandırılmamız gerekmekte olduğu konusunda içte bir rahatsızlık oluşacaktır. Kendimizi affedene kadar ya da cezalandırıldığımız konusunda tatmin olana kadar bu enerji yıllarca bizim içimizde kalacaktır. Bu olay aklımıza geldiğinde sürekli bizi rahatsız eden olaylarla karşılaşacağız. Bazen de karşılaştığımız olumsuz olayı başka bir olayın diyeti olarak değerlendiriyoruz. Yaşanan olayla ilgili olarak gerçekten suçlumuyuz ya da suçluysak cezanın sınırı ne bunu hiçbir zaman dikkate almayız. Ve kendimize karşı insafsız olduğumuz kadar başka hiç kimseye bu kadar insafsız davranmayız.Telefonla yapmış olduğum bir bilinçaltı kayıt temizlik çalışmasını paylaşmak istiyorum. Bir hanım takipçimle yaptığım ikinci çalışmaydı.Daha önce yaşadığı sorunlar nedeniyle yapmış olduğumuz çalışmada değersiz duygusu üzerinde çalışmış ve onunla ilgili kayıtları dönüştürmüştük. Ve kendisine çalışma sonrasında dinlemesi için hazırlamış olduğum ses kaydı göndermiştimAncak çalışma sonrasında yoğun bir şekilde mide ağrıları yaşadığını söyledi bende kendisine bir önceki çalışma sonrasında anne ve babası ile ilgili aklına gelen konularda ilave öfke çalışması yapmasını söyledim. Devamında da kendisine yapmasını istedim. Ancak kendisi ile ilgili yapmış olduğu çalışma sonrasında kendisini affedemediğini belirterek yeniden yardım istedi.Yakın dönemde nişanlısından ayrılmış nişanlısı ile ayrılma sebebi olarak sürekli kendisinin yeterince iyi olmadığı yeterince anlayışlı olmadığı konusunda kendini suçluyordu. Yapmış olduğu çalışmada kendisini bir türlü affedememişti. İşin ilginci nişanlısını melek gibi tanımlarken kendisini canavar gibi görüyordu. Yoğun bir şekilde kendini suçlama vardı. Bunun için regresyon terapisine başladık. Gevşeme ve transa geçme telkinleri sonrasında konumuz olan duygusuna odaklanıp bu duyguyu yoğun hissetmesi için telkinlerde bulunduğumda duygu yoğunluğu sonrasında midesinde bir ağrı olduğunu söyledi. Doğru yerdeydik. Daha öncede aynısını hissetmişti. Mide bazı şeylerin hazmedilmemesi ile ilgiliydi.Devamında bu rahatsız olduğu duyguyla ilgili ilk seyahatimizi yaptık. Gittiği yerde 7-8 yaşlarında olduğunu sokakta kardeşi ile birlikte oynadığını söyledi. Kardeşinin zihinsel olarak bir rahatsızlığı olduğunu yaptığımız konuşmalarda söylemişti. Yanlarında başka çocukların bulunduğunu ve onların kardeşinin kafasına kum attıklarını, ancak kendisinin bunu engellemediğini, daha sonra dayısının gelerek kardeşinin kafasındaki kumları temizlediğini söyledi. Ona neden kardeşine yardım etmediğini sorduğunu söyledi.Sahneye bakarak ne hissettiğini sordum. Suçluluk duyuyordu. Kardeşin sana ne söylüyor dedim. Kardeşim bana “neden beni kurtarmıyorsun” diyor dedi. Yoğun bir duygusallığın içine girdi. Kendisini kardeşine yardım etmemekle suçluyordu. Farkında olmadığı şey kendiside çocuktu. Bu yaşlarda kardeşler arasıda bir şekilde rekabet ve kıskançlık olabilirdi. Yaşamış olduğu olay bundan kaynaklanıyordu. Ancak kendisine yapmış olduğu dayatmadan dolayı bir türlü kendisini affedemiyordu. Bende kendisini bu durumu kabullenebilmesinde yardımcı olacak başka sahne ve olaya götürmek için yeniden geçmişe doğru yolculuğa çıkardım. Bu kez gittiği yerde anne ve babasını kavga ederken gördü. Kardeşinin rahatsızlığından dolayı anne ve babası kavga ediyordu. Birçoğumuzun yaşadığı şeyi yaşamıştı, ailedeki büyüklerin hissettikleri acılarını ve sorunlarını içselleştirip kendi üzerine alıp yüklenirse azalacağını düşünmüş ve evdeki huzursuzluğun kaynağı olarak kardeşini görmüştü. Kendisine bu konuda telkinlerde bulunduktan sonra kendisini affetmeye yardımcı olacak bir başka sahne bulmak için yeniden geçmişe yolculuğa başladık.Bu kez gittiği yerde annesin kardeşine hamile iken kardeşi ile yeterince ilgilenmediğini gördü. Bu durumu bildiği halde gerekli önlemleri almamıştı. İnsanlar için en yakıcı olanı insanın kendisi ile ilgili düşündükleri ve yapmış olduğu tanımlamalar olduğunu kendi çalışmalarımda çok iyi biliyordum. Dayatmalar gerçekten kırılması zor inanç kalıplarıydı. Çalışmanın devamında öfke boşaltma ve affetme terapisine geçtik. Terapide Önce annesine, babasına ve kardeşine olan öfkesini boşaltması için teşvik ettim. Devamında ise kendisinin affetmesi istedim. Yapmış olduğu çalışmalara sonrasında o sahnelere yeniden gönderdiğimde o sahneler değişmişti. Sonraki günlerde kardeşine ve kendisine olan öfkesinin azaldığını söyledi. Kendini affetme ve kabul konusunda iyi bir yol almıştı.Ancak farkında olunması gereken konu şu, bu çalışmalarda ne kadar çok duygunun içine girip hissederek yaparsanız o kadar etkili ve verimli olacaktır. Anne, baba ve yakın kişilerle ilgili öfke çalışmalarının onlarla ilgili hatırladığımız tüm olayları kapsayacak şekilde bir süre devam edilmesi çok önemlidir. Çünkü yapılan çalışmalarda sadece o anlık aklımıza gelen ya da o olaya ait öfkemizin farkında olabiliyoruz. Başka bir öfkemiz varsa ancak onunla ilgili olayla karşılaştığımızda ortaya çıkıyor. O nedenle öfke çalışmalarını fırsat buldukça hayatımızın her alanında yapmak büyük bir rahatlama sağlıyor. Duygularınızı boşaltın... Bunu ister herhangi bir duygusal boşaltma tekniği ile yapın ya da ilkel yöntemlerle yapın. Her biri işe yarayacaktır. Yeter ki duygularınız ifade yolu bulsun ve boşalsın. Duygular boşaldıkça olayın kendisine olan hassasiyet azalacak ve ortada affetmek gereken bir olay kalmayacaktır. Size duygularınızı boşalmanız gerektiğini öğütlüyorum. Şu ana kadar anlattıklarım sizin bilincinizi yükseltmek ve diğer olasılıkları görmenizi sağlamaktı. Onlar sizin duygularınızı keşfetmenizi ve yüzleşmenizi kolaylaştıracaktır. Asıl tedavi duyguların boşalmasıdır.Duygularınızı boşalttığınızda, yaşadığınız olay ve insanları kolayca affedebileceğinizi görebileceksiniz. Özellikle kendinizle ilgili konulardaki dayatmalarınızın farkına varmak ve onlardan kurtulup kendinizi affetmek sizi çok büyük özgürlük sağlayacaktır.Huzurlu bir yaşam istiyorsanız mutlaka ve mutlaka geçmişi ve geçmişte hayatınızda olan kişileri ve en önemlisi kendinizi affedin. Affetmeyi kendiniz için yapın. Affetmeyi yaparken öfke ve kızgınlık duyduğunuz kişiye bir şey söylemek zorunda değilsiniz. Basit bir öfke ve kızgınlık için yıllarca sırtınızda taşıdığınız küfeyi yükleri boşaltın ki geleceğe daha dinç daha canlı yürüyebilesiniz.Bilinçaltı kayıt temizliği Rehberi yazısında paylaştığım Öfke Boşaltma ve Affetme çalışması bölümünü burada yeniden paylaşmak istiyorum.Öfke Boşaltma ve Affetme çalışmasıAffetme çalışması için sakin ve rahatsız edilemeyeceğiniz bir yer bulun. İki tane sandalye alın ve karşılıklı koyun. Devamında birine kendiniz oturun diğerine ise öfkeli olduğunuz kişinin oturduğunu hayal edin. Veya kendinizi duvarları beyaz ortada iki sandalye olan bir odada hayal edebilirsiniz. Kucağınıza bir yastık alın. Karşınızda öfkeli kişi oturduğu yerde o kişiye karşı tüm öfke ve kızgınlığınızı yüksek sesle dile getirin. Avazınız çıktığı kadar bağırın çağırın ona olan öfke kızgınlığınızın nedeni olan konuları haykırın. Fiziksel olarak vurmak istiyor olabilirsiniz. Bunun için yastığı kullanın. Ve içinizdeki tüm kötü duyguları boşaltın. Sana öfkeliyim……. yaptığın için.Sana kızgınım ………. Şeklinde davrandığın için.Sana kızgınım benim …….. davranışımın karşılığında ….. davranışında bulunmadığın için vs. Senden nefret ediyorum çünkü……..Kibar olacağım diye kendinizi sınırlamayın. Ve bu olayı sadece zihinde yapmayın. Buradaki temel amaç zihnimizi boşaltmak. Zihinde yeniden sarmala girebilirsiniz. Konuşarak, bağırarak ve vurarak yaptığınızda olaya tüm duyularınız katılacak ve kendiniz için o kadar inandırıcı olacaksınız. Öcünüzü aldığınızı hissedin ki affetmeyi kabul edebilesiniz. İçinizdeki öfke kızgınlık, kırgınlık enerjisi bittiğinde doğal olarak rahatlamış olacağınız için olaya çok daha farklı açıdan bakabileceksiniz. Sizin tarafınızdan söylenecek sözler bittikten sonra karşı tarafın savunmasını alın. Sizin suçlamalarınız için ne diyor. İçinizden onun yerine bir cevap gelecektir. Cevap geldiğinde onu dinleyin ve kendinize şunu sorun verilen cevap sizin onu affetmeniz için yeterli mi? Gelen cevap sizi tatmin ediyor mu? Bu soruların cevabı evet se onu affetmeye hazırsınız demektir. Onu gerçekten canı gönülden affedin kendinizi ve onu serbest bırakın. Ona sarılın ve gitmesine izin verin.Bunun için aşağıdaki sözcükleri kullanabilirsiniz.“ Seni affediyorum. Seni bağışlıyorum. Seni zihinsel ve manevi olarak serbest bırakıyorum. Bana verdiklerin için teşekkür ederim. Onları sevgiyle kabul ediyorum. Onlar bende kalacaklar. Sana verdiklerimi sevgiyle verdim onlar sende kalabilirler. Sana yaşamında iyilik sağlık ve huzur diliyorum. Seni sevgiye kutsuyor ve serbest bırakıyorum. Gitme izin veriyorum. Sen özgürsün bende özgürüm. Yolun açık olsun. “Canı gönülden yapacağınız affetme çalışması sonrasında o kişi için sizin zihninizde tutunacak hiçbir dal kalmayacağı için odağınızdan çıkacaktır. Zihninizi kontrolü yeniden size geçecektir. Yaşamımızda en çok suçladığımız kişiler bize en yakın kişilerdir. İlk başlangıçta affetme çalışmalarını anne, baba ve ailenin diğer üyeleri için yapın. Mutlaka ve mutlaka anne ve baba için yapın. Devamında hayatınızda etkili ve önemli olan diğer kişiler için (sevgili, öğretme, patron vs. ) yapın.Ve en önemlisi o karşı sandalyeye en sonunda kendinizi oturtun ve kendinize duyduğunuz öfke ve suçlamaları açığa çıkartın ve boşaltın.Belki tek çalışmada aklınıza birçok şey gelmeyecektir. Aklınıza geldikçe diğer günlerde devam edin. İnanın ailenizle ilişkileriniz farklı boyuta taşınacaktır.Birilerini affedemiyorsanız kesinlikle o konuda kendinizi suçluyorsunuzdur. Kendinize bir inanç kalıbı dayatmanız vardır. Bunu bakın. Kendinizle yüzleşmeyi kabul edin. İnsan olarak kendimizle ilgili bir kusur olduğunda ya da yapmamamız gerektiği bize dikte edilen bir davranış yaptığımızda hemen savunmaya geçer ve olayın sorumluluğunu başkalarına atarız. Ve diğer kişiyi yoğun bir şekilde suçlayarak kendi vicdanımızı sustururuz. Eğer karşı kişiyi affedemiyorsak kesinlikle bu olayda karşımızdaki kişiyi affettiğimizde kendi canımız yanacağı içindir.
Devamını Oku »
Başkaları bize haksızlık yapmış olabilir. Geçmişte zarar vermiş olabilir. Kendimize karşı haksızlık yapmış olabiliriz. Yanlış yapmış olabiliriz. Ama bunların duygularını yine içimizde taşımak zorunda değiliz. Bu duygular sadece kendimize zarar verirler. Affetmek bu nedenle sadece ve sadece kendimize vereceğimiz bir hediyedir.Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır, yumuşak davranandır. (Bakara Suresi, 263)Affetmek yeniden yaşam enerjimizle buluşmamızı sağlar. Affetmek geçmişin bizi acıtmasından vazgeçmek demektir. Geçmişi geçmişte bırakmak demektir. Bir hayrı açıklar ya da gizli tutarsanız veya bir kötülüğü bağışlarsanız, şüphesiz Allah, affedicidir, güç yetirendir. (Nisa Suresi, 149)Affetmek zaman işidir. Çalışmayla olgunlaşarak elde edebileceğimiz bir şeydir. Birikmiş enerjiler bizi geçmişte sıkıştırır ve şu anki yaşamınızda keyif ve sevgiyi bulmamızı engeller. Çoğu kişi için affetmek zordur. Çünkü affı bir kişiyi bağışlamakla eşdeğer görür. Bağışlamak ise o kişinin yaptıklarını artık yok saymak anlamına gelir. Ancak affetmek o kişinin davranışını yok saymak anlamına gelmez. Bizim kendi kendimizi cezalandırmamızı bırakmaktır.
İçimizde kızgınlığı taşıdıkça başkalarının yanlışları için kendi kendimize ceza vermiş oluyoruz.Anlaşılması gereken konu budur. Başkalarının davranışları için siz kendiniz cezalandırıyorsunuz. Çok güzel hoş bir ortama gitmişsiniz, eğleneceksiniz karşınızda kızdığınız ve öfkelendiğiniz birisi var. Eğlencenizin tadı birden kaçar. Odağınız ona olan öfke ve kızgınlığınıza yönelir intikam hırsı sizi sarmaya başladığında geçmiş ya da gelecekte gezinmeye başlarsınız. Sonuçta eğlenceniz berbat olmuş olacaktır. Bunun yerine içinizdeki öfkeyi boşaltıp onu affetmeniz, sizin o kişiyi gördüğünüzdeki ruh halinizin bozulması öneyecektir. Belki dikkate bile almayıp eğlencenize devam edeceksiniz.Affetmek unutmak değildir. Yapılan zararları unutmak akıllıca bir davranış olmaz. Affetmekle zarar verecek insanların bize zarar vermesine izin vermiş olmayız. Onlara güvenmek zorunda değiliz. Affetmek yapılanları hoş görmek değildir. Yanlış neyse yanlıştır. Eğer yanlış nedeniyle çekilmesi gereken bir ceza varsa o kişi çekecektir. Affetmek sadece kendimizi ceza verici konumdan çıkarmaktır. Biz ceza verici değiliz.Günlük hayatta yaşadığınız olaylar karşısında öfke hissedebilirsiniz, bu doğal bir şeydir. Önemli olan öfke sonrasında vereceğiniz tepkidir. Bununla ilgili bir danışanımın yaşadığını paylaşmak istiyordum. Aynı ortamda çocuklarının etkinlikleri için bir arada bulunan başka bir hanıma çocukları dışlama, arkadan konuşma, oyun oynama gibi konularından dolayı bir kızgınlık ve öfkesi vardı. Daha önce yapmış olduğu bir harekete karşılık vermek için kendince bir plan yapmıştı. Konuşmamızda bunu benimle paylaştı. Bende kendisine bu durumun akıllı bir davranış olmadığını yapacağı hareket sonrasında karşı taraftan kendisine farklı bir atak gelebileceğini bu çekişmenin devam edeceğini söyledim. Ayrıca odağında intikam hissi olduğu için hayatına bu tür konuları çekebileceğini söyledim ve kendisine öfke çalışması yapmasını söyledim. Bulunduğu çocukların kamp yaptığı otelden ayrıldı arabası binip sakin kalacağı bir yere gidip karşısında sorun yaşadığı kişiyi sanal olarak alıp öfkesini boşaltma işlemi yapıp o kişiyi affetti. Devamında yeniden otele geldiğinde yaşadıklarına kendiside hayret ettiğini söyledi. Otel çalışanları tarafından daha önceki günlerden farklı olarak özel ilgi gösterildiği ve ücretsiz içecek ikramları yapıldığını, sürtüşme yaşadığı o kişide dahil grup içerisinde bulunan diğer insanlarla güzel bir gün geçirdiğini belirtti.Enerjisini değiştirdiği ona gelen enerjide değişmişti. Üstüne üstlük ödüllendirilmişti. Duygularda apse gibi birikir. Tüm benzer duyguları beden aynı yerde biriktirir. Örneğin öfke, kızgınlık, kin, nefret, kırgınlık gibi duygular karın bölgesinde, bağırsak kaslarında birikir. Acılar kalp bölgesinde, ifade edilmemiş sözler gırtlak bölgesinde ve tiroit bezinde birikir. Beden duyguları bir yerde tutmaya ve zarar ver¬mesini engellemeye çalışır. Aynı apse gibi. Ama birikmiş duygularda kendini değişik şekillerde sorunlar olarak belli eder.Akılı davranış biçimi enerjimizi birilerini cezalandırma peşinde harcamak yerine istediğimiz şeylerin peşinde harcamaktır.En önemli konuda kendimizi affetmektir. Yaşam kavramımızda olan bir şey var; Suç varsa karşılığında ceza olmalıdır. Birilerini suçluyorsak onun ceza alması bizi rahatlatabilir. Bu olay kendimiz içinde geçerlidir. Eğer biz kendimizi herhangi bir şekilde suçluyorsak inanç sistemimiz gereği cezalandırılmamız gerekmekte olduğu konusunda içte bir rahatsızlık oluşacaktır. Kendimizi affedene kadar ya da cezalandırıldığımız konusunda tatmin olana kadar bu enerji yıllarca bizim içimizde kalacaktır. Bu olay aklımıza geldiğinde sürekli bizi rahatsız eden olaylarla karşılaşacağız. Bazen de karşılaştığımız olumsuz olayı başka bir olayın diyeti olarak değerlendiriyoruz. Yaşanan olayla ilgili olarak gerçekten suçlumuyuz ya da suçluysak cezanın sınırı ne bunu hiçbir zaman dikkate almayız. Ve kendimize karşı insafsız olduğumuz kadar başka hiç kimseye bu kadar insafsız davranmayız.Telefonla yapmış olduğum bir bilinçaltı kayıt temizlik çalışmasını paylaşmak istiyorum. Bir hanım takipçimle yaptığım ikinci çalışmaydı.Daha önce yaşadığı sorunlar nedeniyle yapmış olduğumuz çalışmada değersiz duygusu üzerinde çalışmış ve onunla ilgili kayıtları dönüştürmüştük. Ve kendisine çalışma sonrasında dinlemesi için hazırlamış olduğum ses kaydı göndermiştimAncak çalışma sonrasında yoğun bir şekilde mide ağrıları yaşadığını söyledi bende kendisine bir önceki çalışma sonrasında anne ve babası ile ilgili aklına gelen konularda ilave öfke çalışması yapmasını söyledim. Devamında da kendisine yapmasını istedim. Ancak kendisi ile ilgili yapmış olduğu çalışma sonrasında kendisini affedemediğini belirterek yeniden yardım istedi.Yakın dönemde nişanlısından ayrılmış nişanlısı ile ayrılma sebebi olarak sürekli kendisinin yeterince iyi olmadığı yeterince anlayışlı olmadığı konusunda kendini suçluyordu. Yapmış olduğu çalışmada kendisini bir türlü affedememişti. İşin ilginci nişanlısını melek gibi tanımlarken kendisini canavar gibi görüyordu. Yoğun bir şekilde kendini suçlama vardı. Bunun için regresyon terapisine başladık. Gevşeme ve transa geçme telkinleri sonrasında konumuz olan duygusuna odaklanıp bu duyguyu yoğun hissetmesi için telkinlerde bulunduğumda duygu yoğunluğu sonrasında midesinde bir ağrı olduğunu söyledi. Doğru yerdeydik. Daha öncede aynısını hissetmişti. Mide bazı şeylerin hazmedilmemesi ile ilgiliydi.Devamında bu rahatsız olduğu duyguyla ilgili ilk seyahatimizi yaptık. Gittiği yerde 7-8 yaşlarında olduğunu sokakta kardeşi ile birlikte oynadığını söyledi. Kardeşinin zihinsel olarak bir rahatsızlığı olduğunu yaptığımız konuşmalarda söylemişti. Yanlarında başka çocukların bulunduğunu ve onların kardeşinin kafasına kum attıklarını, ancak kendisinin bunu engellemediğini, daha sonra dayısının gelerek kardeşinin kafasındaki kumları temizlediğini söyledi. Ona neden kardeşine yardım etmediğini sorduğunu söyledi.Sahneye bakarak ne hissettiğini sordum. Suçluluk duyuyordu. Kardeşin sana ne söylüyor dedim. Kardeşim bana “neden beni kurtarmıyorsun” diyor dedi. Yoğun bir duygusallığın içine girdi. Kendisini kardeşine yardım etmemekle suçluyordu. Farkında olmadığı şey kendiside çocuktu. Bu yaşlarda kardeşler arasıda bir şekilde rekabet ve kıskançlık olabilirdi. Yaşamış olduğu olay bundan kaynaklanıyordu. Ancak kendisine yapmış olduğu dayatmadan dolayı bir türlü kendisini affedemiyordu. Bende kendisini bu durumu kabullenebilmesinde yardımcı olacak başka sahne ve olaya götürmek için yeniden geçmişe doğru yolculuğa çıkardım. Bu kez gittiği yerde anne ve babasını kavga ederken gördü. Kardeşinin rahatsızlığından dolayı anne ve babası kavga ediyordu. Birçoğumuzun yaşadığı şeyi yaşamıştı, ailedeki büyüklerin hissettikleri acılarını ve sorunlarını içselleştirip kendi üzerine alıp yüklenirse azalacağını düşünmüş ve evdeki huzursuzluğun kaynağı olarak kardeşini görmüştü. Kendisine bu konuda telkinlerde bulunduktan sonra kendisini affetmeye yardımcı olacak bir başka sahne bulmak için yeniden geçmişe yolculuğa başladık.Bu kez gittiği yerde annesin kardeşine hamile iken kardeşi ile yeterince ilgilenmediğini gördü. Bu durumu bildiği halde gerekli önlemleri almamıştı. İnsanlar için en yakıcı olanı insanın kendisi ile ilgili düşündükleri ve yapmış olduğu tanımlamalar olduğunu kendi çalışmalarımda çok iyi biliyordum. Dayatmalar gerçekten kırılması zor inanç kalıplarıydı. Çalışmanın devamında öfke boşaltma ve affetme terapisine geçtik. Terapide Önce annesine, babasına ve kardeşine olan öfkesini boşaltması için teşvik ettim. Devamında ise kendisinin affetmesi istedim. Yapmış olduğu çalışmalara sonrasında o sahnelere yeniden gönderdiğimde o sahneler değişmişti. Sonraki günlerde kardeşine ve kendisine olan öfkesinin azaldığını söyledi. Kendini affetme ve kabul konusunda iyi bir yol almıştı.Ancak farkında olunması gereken konu şu, bu çalışmalarda ne kadar çok duygunun içine girip hissederek yaparsanız o kadar etkili ve verimli olacaktır. Anne, baba ve yakın kişilerle ilgili öfke çalışmalarının onlarla ilgili hatırladığımız tüm olayları kapsayacak şekilde bir süre devam edilmesi çok önemlidir. Çünkü yapılan çalışmalarda sadece o anlık aklımıza gelen ya da o olaya ait öfkemizin farkında olabiliyoruz. Başka bir öfkemiz varsa ancak onunla ilgili olayla karşılaştığımızda ortaya çıkıyor. O nedenle öfke çalışmalarını fırsat buldukça hayatımızın her alanında yapmak büyük bir rahatlama sağlıyor. Duygularınızı boşaltın... Bunu ister herhangi bir duygusal boşaltma tekniği ile yapın ya da ilkel yöntemlerle yapın. Her biri işe yarayacaktır. Yeter ki duygularınız ifade yolu bulsun ve boşalsın. Duygular boşaldıkça olayın kendisine olan hassasiyet azalacak ve ortada affetmek gereken bir olay kalmayacaktır. Size duygularınızı boşalmanız gerektiğini öğütlüyorum. Şu ana kadar anlattıklarım sizin bilincinizi yükseltmek ve diğer olasılıkları görmenizi sağlamaktı. Onlar sizin duygularınızı keşfetmenizi ve yüzleşmenizi kolaylaştıracaktır. Asıl tedavi duyguların boşalmasıdır.Duygularınızı boşalttığınızda, yaşadığınız olay ve insanları kolayca affedebileceğinizi görebileceksiniz. Özellikle kendinizle ilgili konulardaki dayatmalarınızın farkına varmak ve onlardan kurtulup kendinizi affetmek sizi çok büyük özgürlük sağlayacaktır.Huzurlu bir yaşam istiyorsanız mutlaka ve mutlaka geçmişi ve geçmişte hayatınızda olan kişileri ve en önemlisi kendinizi affedin. Affetmeyi kendiniz için yapın. Affetmeyi yaparken öfke ve kızgınlık duyduğunuz kişiye bir şey söylemek zorunda değilsiniz. Basit bir öfke ve kızgınlık için yıllarca sırtınızda taşıdığınız küfeyi yükleri boşaltın ki geleceğe daha dinç daha canlı yürüyebilesiniz.Bilinçaltı kayıt temizliği Rehberi yazısında paylaştığım Öfke Boşaltma ve Affetme çalışması bölümünü burada yeniden paylaşmak istiyorum.Öfke Boşaltma ve Affetme çalışmasıAffetme çalışması için sakin ve rahatsız edilemeyeceğiniz bir yer bulun. İki tane sandalye alın ve karşılıklı koyun. Devamında birine kendiniz oturun diğerine ise öfkeli olduğunuz kişinin oturduğunu hayal edin. Veya kendinizi duvarları beyaz ortada iki sandalye olan bir odada hayal edebilirsiniz. Kucağınıza bir yastık alın. Karşınızda öfkeli kişi oturduğu yerde o kişiye karşı tüm öfke ve kızgınlığınızı yüksek sesle dile getirin. Avazınız çıktığı kadar bağırın çağırın ona olan öfke kızgınlığınızın nedeni olan konuları haykırın. Fiziksel olarak vurmak istiyor olabilirsiniz. Bunun için yastığı kullanın. Ve içinizdeki tüm kötü duyguları boşaltın. Sana öfkeliyim……. yaptığın için.Sana kızgınım ………. Şeklinde davrandığın için.Sana kızgınım benim …….. davranışımın karşılığında ….. davranışında bulunmadığın için vs. Senden nefret ediyorum çünkü……..Kibar olacağım diye kendinizi sınırlamayın. Ve bu olayı sadece zihinde yapmayın. Buradaki temel amaç zihnimizi boşaltmak. Zihinde yeniden sarmala girebilirsiniz. Konuşarak, bağırarak ve vurarak yaptığınızda olaya tüm duyularınız katılacak ve kendiniz için o kadar inandırıcı olacaksınız. Öcünüzü aldığınızı hissedin ki affetmeyi kabul edebilesiniz. İçinizdeki öfke kızgınlık, kırgınlık enerjisi bittiğinde doğal olarak rahatlamış olacağınız için olaya çok daha farklı açıdan bakabileceksiniz. Sizin tarafınızdan söylenecek sözler bittikten sonra karşı tarafın savunmasını alın. Sizin suçlamalarınız için ne diyor. İçinizden onun yerine bir cevap gelecektir. Cevap geldiğinde onu dinleyin ve kendinize şunu sorun verilen cevap sizin onu affetmeniz için yeterli mi? Gelen cevap sizi tatmin ediyor mu? Bu soruların cevabı evet se onu affetmeye hazırsınız demektir. Onu gerçekten canı gönülden affedin kendinizi ve onu serbest bırakın. Ona sarılın ve gitmesine izin verin.Bunun için aşağıdaki sözcükleri kullanabilirsiniz.“ Seni affediyorum. Seni bağışlıyorum. Seni zihinsel ve manevi olarak serbest bırakıyorum. Bana verdiklerin için teşekkür ederim. Onları sevgiyle kabul ediyorum. Onlar bende kalacaklar. Sana verdiklerimi sevgiyle verdim onlar sende kalabilirler. Sana yaşamında iyilik sağlık ve huzur diliyorum. Seni sevgiye kutsuyor ve serbest bırakıyorum. Gitme izin veriyorum. Sen özgürsün bende özgürüm. Yolun açık olsun. “Canı gönülden yapacağınız affetme çalışması sonrasında o kişi için sizin zihninizde tutunacak hiçbir dal kalmayacağı için odağınızdan çıkacaktır. Zihninizi kontrolü yeniden size geçecektir. Yaşamımızda en çok suçladığımız kişiler bize en yakın kişilerdir. İlk başlangıçta affetme çalışmalarını anne, baba ve ailenin diğer üyeleri için yapın. Mutlaka ve mutlaka anne ve baba için yapın. Devamında hayatınızda etkili ve önemli olan diğer kişiler için (sevgili, öğretme, patron vs. ) yapın.Ve en önemlisi o karşı sandalyeye en sonunda kendinizi oturtun ve kendinize duyduğunuz öfke ve suçlamaları açığa çıkartın ve boşaltın.Belki tek çalışmada aklınıza birçok şey gelmeyecektir. Aklınıza geldikçe diğer günlerde devam edin. İnanın ailenizle ilişkileriniz farklı boyuta taşınacaktır.Birilerini affedemiyorsanız kesinlikle o konuda kendinizi suçluyorsunuzdur. Kendinize bir inanç kalıbı dayatmanız vardır. Bunu bakın. Kendinizle yüzleşmeyi kabul edin. İnsan olarak kendimizle ilgili bir kusur olduğunda ya da yapmamamız gerektiği bize dikte edilen bir davranış yaptığımızda hemen savunmaya geçer ve olayın sorumluluğunu başkalarına atarız. Ve diğer kişiyi yoğun bir şekilde suçlayarak kendi vicdanımızı sustururuz. Eğer karşı kişiyi affedemiyorsak kesinlikle bu olayda karşımızdaki kişiyi affettiğimizde kendi canımız yanacağı içindir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Etiketler
ARINMA
Affetmek
Alglamada
Anlatm
Aramak
Aroma
Astroloji
Astrolojik
Aynalar
BEREKET
BOLUK
Bahar
Bayram
Beden dili
Bedensiz
Beyinde
Beyni
Beynin
Beyniniz
Bilincine
Bilmek
Bitkisel
Burak
DERSLER
Davet
Deerlerimizin
Deniz
Depresyonun
Detoks
Dikkat
Dilek
Disgrafi
Disleksi
EGZERSZ
Egoist
Enerjilerinin
Epifiz
Eruhunuzu
FAYDALANMAK
FAYDALARI
Felsefe
Fregoli
GCJoseph
GERDE
Gcyle
Gelecek
Gidecek
Gizemli
HAYIRLI
Hasta
Hastalklar
Hayal
Hayallerinizin
Hayata
Hikaye
Hiperaktivite
Hipnozu
Holografik
Hologram
Hoşgörü
Illuminati
KORUMA
Kabala
Kadim
Karanlk
Kelimeler
Klasik
Korkular
Korunma
Kristaller
Kuantum Fiziği
Kyamet
LKLERMZ
MEKTUP
MUTSUZ
Makbul
Melek
Merak
Mevlana
Mevlanann
Mezar
Mftolunun
Moloküler
Mucizeleri
NAMASTE
Nazar
Nefret
Niyet
ODAKLANMA
Okuma
Okyanus
POZTF
PRATK
PROGRAMLAMA
Paranormal
Patolojik
Peeling
Peinden
Pratik
Psikoloji
Quantum Düşünce
RAHATSIZLIIMIZ
Rahat
Reformist
Romantik
Ruhsal
Sanat
Sonsuz
Stres
Sufizm
Tehlikeli
Terapi
Uymasn
Zarar
acı
affetme
aile
akıl
başkaları
beden
beyin
bilgi
bilim
bilimsel
bilinci
bilinçaltı
birey
bolluk
cümle
dalga
damla
degerli
düşünce
egzersiz
ekmek
eleştiri. öfke
emsimizi
enerji
evlilik
evren
fayda
fizik
fiziksel
frekans
garip
geliim
gerilim
gerçek
geçmiş
gizli
güven
güzel
harika
hastalık
hayat
hissederim
hoşgörüsüzlük
huzur
huzurlu
ileti
ilâc
inanç
insan
insanlar
kaos
kavga
kelime
korku
kuantum
kurallar
liste
madde
mucize
neşe
olacaksn
olumlama
olumlamas
olumlu
olumsuz
para
paralel
pozitif
psikolojik
refah
ruh
sağlık
seniz
sevgi
sistem
sorumsuzluk
sorun
sorunlar
suyun
sıkıntı
tabiat
tedavi
teori
tesadüf
toplum
zaman
zeka
zellikleri
zenginlik
zerine
zihinsel
çekim
üzüntü
İletişim
şifa
şükretme