Psikolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Psikolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2014 Çarşamba

Başarı Psikolojisi

Amaçlar, hırs ve gayreti beraberinde getirir. Amaçlar, daha sıkı çalışmanızı sağlayan motive edicilerdir. Amaçlar, size işe gitmek ve ne istediğiniz hakkında net olmak için gerekli nedeni verir (sosyal hayat, araba, ev ya da hayat tarzı). Neyi başarmak istediğiniz konusunda net olun, odaklanma başarılı olmanıza yardımcı olacaktır. Amaçlar olmaksızın çok az şey yapabilirsiniz?





Hayal kurma yeteneğimiz, hayal gücümüzü özgün bırakma isteğimizle sınırlıdır.
Başarısızlık korkusu, çoğumuzun kafasına daha erken yaşlarda sokulmuştur, bu nedenle en derin tutkularımızdan söz etmek bizi sinirlendirir.
 Başarı korkusu da yapmaya istekli olduğunuz şeyin önünde başka bir sınırlayıcıdır. Başarılı olanlar, eylemlerin sonuçlarının sorumluluğunu kabul eder. Hatalarının kendi davranışlarının sonucu olduğunu ve başarılarının da kendi davranışlarına bağlanacağını kabul ederler. Başkalarını suçlamazlar.
Eğer etrafınıza negatif insanlar toplarsanız, onların negatifliği size de geçer. Aslında çevrenizdekilerin tutumlarını absorbe edersiniz.
Çevrenize bira içen insanları toplayın, onlarla bira ve alkol hakkında konuşun, hızla aynı yola girersiniz. Çevrenize müzisyenleri toplayın, müzik hakkında konuşun, hızla onlardan biri haline gelirsiniz.
 Yani çevrenizi size uyaracak ve gelişmeye teşvik edecek insanlarla ve kitaplarla doldurun. Öz inanç ve öz güven, belki de çocuklarımıza verebileceğimiz en önemli hediyedir. Özgüvenle yeni fikirleri denemeye ve gerçekleştirmeye istekli oluruz. Kendimiz başka insanların standartlarıyla ölçmeyiz.
Başarı, size kendinizden gelmez. Üzerinde çalışırsınız. Başarı tanımınızın ne olduğuna karar verin. Ona nasıl ulaşacağınızı planlayın.
Zamanınızı etkin biçimde yönetin. Zaman israfı olan faaliyetleri kesin, neyin önemli olduğunu kararlaştırın ve size en fazla fayda sağlayan faaliyetlere yoğunlaşın.
Neyi başaracağınız konusunda netlik ve vizyon, başarı kararlılığımızı pekiştirecektir. Başarınızı ne kadar görselleştirirseniz, daha fazla zafer provası yapabilir, böylece de önümüzdeki görev için daha fazla hazırlanırsınız.
Kaynak
Devamını Oku »

19 Eylül 2013 Perşembe

Ötekileştirme Psikolojisi Nedir?

İnsan, “toplum” adını verdiğimiz sosyal bir ortamda dünyaya gözlerini açan bir varlık. İçine doğduğu toplumsal gerçeklikler, değer yargıları, inanışlar, beğeniler, tercihler, örf ve adetler büyük ölçüde onun “kim olacağını” yani “sosyal kimliğini” belirler.
Hepimiz bir sosyal gruba ait olmaya, varlığımızı kabul ettirmeye ve ait olduğumuz toplumda kendimize bir yer edinmeye çalışırız. Hayattaki en temel varoluşsal kaygılarımızdandır ait olma ve onaylanma güdüleri. Sonuçta “ben” dediğimiz şeyin yani kimliğimizin şekillenmesi, büyük ölçüde “toplumsal aidiyet” güdümüzün tahakkümünde gerçekleşen bir dizi süreci kapsar.





Sahip olduğumuz kimlikler, basit birer etiket olmaktan çok daha fazlasıdır aslında. (doğrusu insan denilen varlıklar olarak biz, tüm kimliklerimizin/etiketlerimizin alt alta yazılıp toplanmasından da çok çok daha fazlasıyız) İnsanların, kendi sosyal rollerine ve bu rollerin sergilendiği sosyal gruplara -zamana ve ortama göre değişen- psiko-sosyal yatırımları mevcuttur. Bir bakıma, Yalom’un dediği gibi, Hayat serüvenini seyircisiz yaşamak insanoğlunun başına gelebilecek en kötü duygulardan biridir!
İnsanlar, karmaşayla başa çıkabilmek için çeşitli durumları, olayları ve insanları kategorilendirirler. Bu kategorizasyon esnasında “ben” oluşturulurken onun karşısındaki “öteki” kavramı da inşa edilir. Ait olduğumuz grupların normlarına uygun benlikler oluşturmaya çalışırken, bir yandan da, reddettiğimiz grupların itici gücüyle benlik inşaatımızın harcını kararız. Yani insanoğlu, kabul ettiklerinin yanı sıra reddettikleriyle de var olmaya çalışır.
İnsanın bir sosyal kimlik oluşturabilmesi için; sosyolojik bir kavram olan ve “din, etnitisite, dil ve kültür açısından farklı olan toplumsal kategoriler” olarak tanımlanan “öteki” denilen şeye ihtiyacı vardır aslında. Kendi içine bakan, ötekine de bakmış olur aynı zamanda; ötekine bakan kendini görmüş olur fark etmese de…
Öteki, biz olmayanın klişeleştirilmesidir ve ne yazık ki, modern zamanların algılamaları çarpıttığı zihinlerde, tehdit içeren ve önlem alınması gereken bir unsur olarak tasarlanmaya başlanmıştır. Bu tasavvurun sonucunda literatürümüze armağan edilmiş olan “ötekileştirme” kavramı ise, kendimizden farklı gördüğümüz kişileri dışlama, yabancılaştırma, düşman haline getirmeyi ifade etmektedir.
Her ne kadar düşmanca duygular/düşünceler içerse de, yaşamımızda sık sık düşmekteyiz ötekileştirme tuzağına. Ötekini niçin ötekileştiririz? Başkalarının bizim gibi davranmasını, bizim gibi düşünmesini, kısacası bize tabi olmasını istediğimizde ve bizden bağımsız, özgür ve özgün varoluşuna saygısızca davranmayı hak olarak gördüğümüzde ötekileştiririz ötekini. Oysa ötekileştirme anlamayı ve diyaloğu imkansız kılar.
Kişilerarasında olduğu kadar; farklı sosyal gruplar, toplumlar ve kültürler arasında aşılması imkansız duvarların örülmesine neden olmaktan ve düşmanlığa davetiye
çıkarmaktan başka bir işe yaramaz.
Farklı olarak algıladığımız, kendimiz gibi olmadığına hükmettiğimiz her şeyi ve herkesi acımasızca eleştirme, hor görme, hatta lanetleme hakkına hiçbirimiz sahip değiliz. Allah’ın emrine saygı ve yaratıklara merhamet, yaratılanı yaratandan ötürü hoş görmek bizim dinimizin, kültürümüzün en temel esaslarından birisi değil miydi yoksa?
Tüm münasebetlerinde akılcı ve ölçülü olmayı, düşmanlık yerine dostluk ve sevgi bağlarının kurulmasını, öfke, hiddet, intikam veya öç yerine hilmi (huy, tabiat yumuşaklığı), kötülük yerine ihsanı ön plana çıkaran bir kültürün çocukları olmamıza rağmen; hem toplum hem de birey olarak ötekileştirmenin tuzağına düşüp, empatinin cenaze namazını kılışımızın hemen akabinde ayrımcılık ve düşmanlığın fidelerini kendi ellerimizle dikmekten de çoğu zaman geri duramıyoruz ne yazık ki.
Empati sürecinde, diğerlerinin duygularını/düşüncelerini anlamaya-anlamlandırmaya çalışarak hoşgörü temelli benliksel tatlar damıtılıyorken; ötekileştirmede ise sizden olmayanı, size benzemeyeni elinizin tersiyle öyle bir itersiniz ki bu itiş gücünün yaratmış olduğu öfke ile kendi benliğinizin altını daha kalın enaniyet çizgileri ile çizmekten başka bir şey yapmamış olursunuz.
İdeolojik kamplaşmalar, terörizm, ırkçılık, aşırı milliyetçilik, fanatizm; hepsi ötekileştirme kültüründen beslenir. Basit bir psikolojik mekanizmanın, grup kimliğini bir zırh gibi kuşanıp kendisinden farklı saydıklarına nefret yağdırması şeklinde aşırılıkçı bir oluşuma dönüşmesi; paranoid bir şekilde “biz ve onlar” olarak bölünmemize, parçalanmamıza, düşmanlaşmamıza hizmet etmekten başka bir işe yaramaz. Böylelikle de ötekileştirme kültürü, zülmü haklı çıkarmanın en büyük hizmetkarlığı görevini layıkıyla yerine getirmiş olur.
Irkçılık ve düşmanlığın en büyük besin kaynağı ötekileştirmektir ve ötekileştirilenler kadar ötekileştireni de yakar kavurur aslında bu duygu. Dünya tarihinin bilinen ilk ırkçısı “şeytan”dır. Kendi yaradılışını/özünü üstün saymış ve itaat sınavını topraktan yaratılmış olanı hakir görerek kaybetmiştir.
Bu haset ve kibiri de, ruhunun isyan ateşinde yine kendi ruhunun yanıp kavrulmasına sebep olmuştur. Sözün özü, şeytan ırkçılığın piridir ve üstünlük taslamak ve ötekileştirmek denilen şey de kibirin ta kendisidir.
Ötekileştirmeye karşı olmak için de öyle çok büyük bir travmaya ya da ötekileştirilmeye maruz kalmaya gerek yok, dışlanan azınlıklardan biri olmanız da elzem değil. Vicdani ve insani bir tutum sergilemeniz yeterli. Çünkü ötekileştirme kültürü o kadar tehlikeli bir şey ki, sistem kendisi dışında var olan bütün ötekileri erittiğinde bu sefer kendi içinden başka ötekiler üretmeye başlar. Şunu da unutmayalım ki, ötekileştirilenler refleksif bir şekilde kendilerini ötekileştirenleri daha da çok ötekileştirirler ve travmaya maruz kalmış olanlar daha sonra en büyük travmaları kendileri yaratırlar.
Buna en aktüel örnek olarak, II. Dünya Savaşında Naziler’in Yahudi soykırımını ve günümüz İsrail devletinin Filistin zulmünü göstermek yanlış olmaz sanırım.
Gündelik hayatımıza baktığımızda da, ötekileştirmenin izlerini artık hemen yerde görebilmek mümkün: Acımasızca eleştirmeyi, yargılamayı, karalamayı, bizden olmayanı tehdit veya düşman saymayı ne zamandır düstur edinmiş haldeyiz. Rengine, diline, ırkına, dış görüntüsüne, siyasi görüşüne, inancına, sosyal statüsüne bakarak -hatta bakmayarak direkt önyargılarımızla etiketleyerek- insanları ayıplamak, kınamak, hor görmek ne zamandır meşru hale gelmiş durumda. Pis zenci, örümcek beyinli türbanlı, yobaz sakallı, dul kadın, cahil çarıklı köylü, dinsiz komünist, beynamaz vs… deyimleri bir yerlerden tanıdık geliyor mu sizlere? Yoksa siz de kendinizi daha üstün, benliğinizi daha iyi, varoluşunuzu daha anlamlı hissetmek için ötekileştirenlerden misiniz?
Her yerde bulunmaz. Her vicdanda durmaz. Başkasının evini taşlamadan önce, kendi kırılgan penceremizi görmeliyiz. Ötekileri eleştirilerimizle dağıtırken, kınamamızla parçalarken, küçümsememizle hırpalarken; kendi kırılgan ve incinebilir benliğimizin tuzla buz olabilirliğini hiç çıkarmamalıyız aklımızdan.
Kendimizi mükemmeliyetin sırça köşküne çekip başkalarını kesip biçme hakkına sahip değiliz. Bu şekilde inşa edilmiş, şişirilmiş sahte grandiyöz benliklere ihtiyacımız yok. Oysa ki Hz Mevlana’nın buyurduğu gibi, “birbirine yaslanarak yürüyen, çünkü birbiri olmadan aksayan düşen varlıklarız biz.” Yürüyebilmemiz, varlığımızı devam ettirebilmemiz ötekinin gövdesinden güç almamıza bağlı! Empati, sevgi ve tevazu kurtaracak benliklerimizi ve çocuklarımızın geleceğini!
PSK. ÖZLEM KANDEMİR
Tags: Empati, Gezi Parkı, Gezi Parkı protestoları, huy, Hz Mevlana, manset, mevlana, ötekileştirme, tabiat yumuşaklığı, Yalom
Category: Psikoloji, Psikoloji Yazıları
Kaynak
Devamını Oku »

17 Şubat 2013 Pazar

Renklerin Psikolojisi

Tarih boyunca insanlar renklerin insan psikolojisine ve yaşamlarına olan etkisi merak etmişlerdir. Özellikle Uzakdoğu’da bir tür terapi olarak kullanılan renklerin etkisi bugün birçok alanda kullanılmaktadır.

Özellikle kamusal alanlarda dikkat çeken ve insan psikolojisini etkileyen kimi renkler içe kapanıklık yaparken kimi renklerin enerji veren etkisi renklerin önemini bir kez daha gündeme getiriyor.

   Renkler insan psikolojisini yakından etkileyen faktörlerdir. Tarih boyunca doğudan batıya her alanda renklerin önemi ve insan psikolojisi üzerine durulmuş, sanatçılar eserlerine renklerin etkilerini göz önüne alarak yaparken kamusal alanlarda da bu etki göz önüne alınarak tasarımlar yapılmıştır. Özellikle ateş kırmızısı kızgınlık anlamına gelir ve kırmızı renk insanda gerilim uyandıran bir renktir. Bu hayvanlarda da böyledir. Örnegin boğalar ve yırtıcı hayvanlarda  kırmızı renk saldırma dürtüsünü kamçılar. Mesela yeşil renk özellikle islam dininde çok makbuldur. Yeşil, cenneti ve güzelliği temsil eder. kırmızı ise ateşi ve cezaları temsil eder. Diğer musevi dinlerde de yeşile ve açık maviye karşi bir yönelim dikkati çeker. İbadethanelerin seramik ve vitray işlemelerinde ağırlıklı olarak bu renkler göze çarpar.

Renklerin insan davranışını, yönelimlerini  ve psikolojisini önemli ölçüde etkilediği bugün kesinleşmiştir. Kanada’da yapılan bir araştırmada ögrencilerin başarı grafiklerinin basit renk değişimleri ile yükseltilebileceği gösterilmiştir. Aynı araştırma da davranış bozukluğu gösteren bazı ögrencilerin, sınıfların farklı renklere boyanması ile düzelme gösterdikleri belirlenmiştir.

Aslında gözümüze gelen  görüntü iki çesit görme hücresi aracılığı ile taranır. Silindir veya çomak şeklinde olanlar ışığı, koni şeklinde olanlar ise rengi algılar. Gözümüzde 7 milyon konik ve 100 milyon kadar silindirik hücre vardır. Renge duyarlı konik hücreler ağ tabakasının ortasında ışığa duyarlı silindirik hücreler ise kenarında daha yoğundur..

Görme merkezleri,her iki beyinin arka bölümlerinde yer alır. Renkler önce bu oksipital loblardaki merkezlerde analiz edilir.Sonra karmaşik bir işlemle derin beyin yapılarındaki imbik merkezlerle iletişim başlar. Bu araştırmalar kapsamında bakıldığında insanların en çok mavi rengi sevdiklerini bunu kırmızı ve yeşilin takip ettiğini göstermektedir. Erkekler yeşil deniz mavisi turuncu ve koyu mor renkleri tercih ederken kadınlar firuze yeşili açık mavi pembe gibi açık-uçuk renkleri çocuklar ise mavi kırmızı yeşil sarı ve turuncu gibi canlı renkleri daha çok sevmektedirler.

Mavi;  yalnızlığı, üzüntüyü, depresyonu, bilgeligi, guveni ve sadakati simgeler.   Sinir hastalıkları kliniklerinde kesinlikle mavi renkten özellikle koyu maviden kaçınılmalıdır. Psikologların hasta görüşmelerinde mavi renkli giysiler asla giymemelidirler. İş gorusmelerine mavi giyerek gitmek kararlılığı ve bağlılığı ifade eder. İş görüşmelerine giden kişilerin kostümlerinde mavi rengi tercih etmeleri işe kabul edilmelerini sağlayabilir.Dolayısıyla mavi en populer renklerden biri olmasına rağmen yiyeceklerle ilgili konularda mavi kullanılıldığında dikkatli olmak gerekir. Çünkü mavi doğal bir iştah kapatıcıdır ve bazı durumlarda itici etki yaratabildiğinden kilo almak isteyenlerin mavi renkten uzak durmaları gerekir.Kilo problemi olanların evlerini maviye boyamaları, onların zayıflamalarına neden olabilir. Bu nedenle kilo problemi olanların, özellikle yemek odalarını ve mutfaklarını mavi renge boyatmaları gerekmektedir.Aynı şekilde müşterilerinin daha fazla yemek yemesini arzu eden restoran işletmecileri ise mavi renkten kaçınmaları gerekir.

Mavi ve açık mavi boyanmış ortamlar, verimliliği ve performansı arttırır. Arastirmalar gosteriyor ki, ogrenciler mavi odalarda daha yuksek notlar almakta ve halterciler daha ağır yükleri kaldirabilmektedir. Ayrıca insanlar mavi renkle yazılmış yazıları  daha fazla akılda tutabilmektedirler.Bu sebeplerden dolayı çalisma odalarını mavi renge boyatmak lazımdır. Çalişirken akılda kalması gereken notların altını kalın mavi kalemle çizmek okunan şeylerin akılda kalmasını kolaylaştırır. Dünya da neden mavi renkli kalemlerin tercih edildiğini sanırım bir çok kimse düşünmemiştir.Mavi kalemle yazılan yazılar hafıza da daha çabuk ve kalıcı olarak yer almaktadır. Açık mavi  renk ise koyu mavinin tersine rahatlatıcıdır. Mavi ve beyaz renkler hüzün verirken, açık mavi ve yeşil tonları ile pembe renkler teskin edici ve huzur verici etki gösterirler.

Mavi rengi tercih edenlerin kişilik analizlerinde bu kişilerin toleranslı, hoş görülü, anlaşma yanlısı olduklarını ve huzuru aradıklarını görmekteyiz. Çevreleri ve kendileri ile barışıktırlar. Az ile yetinirler, sabırlı ve metanetlidirler. Ayrıca çok fedakardırlar. Aileleri ve arkadaşları için oldukça özverili olmaları bazen suistimallere sebebiyet verebileceğinden dikkatli olmalıdırlar. Mavi renge düşkün olanlarla en ideal arkadaşlıklar ve dostluklar kurulabilir.

 Kırmızı; sıcak, ateş, kan, şehvet, ask, samimiyet, güc, heyecan ve agresiflik gibi kavramları simgeler. Kan basıncını  ve solunumu hızlandırabilir. insanlari çabuk karar almaya ve beklentileri arttırmaya teşvik edici bir etkisi vardır.

Kırmızı, dikkat çekici bir renktir. Kırmızı renkteki kelimeler ve objeler insanlarin dikkatini hemen çeker. Dekorasyon ve dizayn yaparken kırmızı cisimlerin mükemmel olması onemlidir. Çünkü insanlar bu objeleri hemen farkedecektir.

Arabalar konusunda kırmızı renk ile hırsızlık  oranı arasında pozitif bir korelasyon vardır. Yapılan araştırmalar en çok kırmızı renkli arabaların çalindigini göstermektedir.

Kırmızı, duygusal yoğunluğu arttıran ve çostuan bir renktir. Kırmızı kıyafetler insana özgür enerjik  bir hareket moduna sokabilir. Kendini kontrol etmekte zorluk çekenlerin kırmızı renkten uzak durmalarını tavsiye ederiz. Kırmızı, hakimiyet kuran bir renktir. Zemin olarak degil, vurgu yapmak icin kullanılmalıdır.  Kırmızı renk insanlarin zamanı unutmasına yol açar. İşte bu yüzden barlarda ve gazinolarda kırmızı renge ağırlık verilir. Kırmızı renk kan rengidir asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışıklarında ‘dur’ sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur. Ameliyathanelerde bulaşan kan rengini belli etmeyeceği için mantıken kırmızı giysi kullanılması gerekirken teskin edici mavi ve yeşil renkler tercih edilir.

Kırmızı rengi tercih edenlerin kişilik analizlerinde, bu kişilerin güç ve iktidara düşkün olduklarını görürüz.  Gücüne güvenir. Çünkü kırmızı güçtür, iktidardır. Kapasitesi ve gücünü dengeli kullanır. Ayrıca gücünü yetenekleri doğrultusunda kullanmasıyla tanınır. Bu kişiler aktif, atılgan, girişken olup kazanmayı ve elde etmeyi sever. Belirleyici ve yönlendiricidir. Arzuludur, iştahlıdır, hırslıdır. Bir çok şeye açlık tarzında arzuludur. Etken ve etkilidir. Reaksiyonerdir. Duygularını anlatırken tepkiseldir. Liderlik ve önderlik özellikleri toplumca hemen fark edilir. Coşkulu olup bazen abartılardan hoşlanır.

SARI, parlak limon sarısı gözü en çok yoran renktir. Aynı zamanda sarı renk metabolizmayi hızlandırır. Odayı parlak sarıya boyarsanız  bebeklerin ağlamasına ve erişkinlerin  sinirlenmelerine yol açarsınız . Ayrıca sarı sayfalı not defteri ve bilgisayar ekranında sarı renkli arka fon pek iyi bir fikir degildir. Beyninizi ve gözlerinizi yorar.  Sarı, az miktarlarda kullanIlanıldığında parlaklık  ve sıcaklık hissi verir.  Şakacılığı aydınlığı  samimiyeti ve hayata karşi rahat bir tutumu simgeler. Tıpkı güneşli bir gün gibi davet edicidir. Sarı,  güneş ışığı gibidir, kendinizi iyi hissetmek için orda olmasını istersiniz ama gözünüzün içine girmesini istemezsiniz. Soluk sarı söz konusu olduğunda,  çürümeyi, hastalığı, kıskançlığı ve hilekarlığı simgeler.  Dolayısıyla sarı söz konusu olduğunda seçilen tonlar oldukça önemlidir.

Sarı rengi tercih edenlerin kişilik analizinde;  bu kişiler özgür ve bağımsız olmayı severler. Değişkenlikten hoşlanırlar. Çapkin ve şipsevdi bir yapı gösterebilirler. Günübirlik, dolu dolu yaşamaya bayılırlar. Hayat doludurlar. Çevrelerine enerji saçarlar. Yaşamlarında bir terslikle karşilaştıklarında hemen yeni bir ritme girerler. Bu kişilerin ikna kabiliyetleri üst düzeydedir. Entellektüel olma, yöneticilik, hırs ve iddia onun temel ögeleridir. Ne var ki sarıda ki özelliklerin abartılması halinde ya da sarının fazlalığında kendisiyle ve toplumla ilgili sorumsuzlukları çekilmez hale gelir. Onun toplumda zaten güçlükle dengelenen özgürlük anlayışı uçukluğa doğru dönüşebilir.

YEŞİL

Pek cok kavramla ilişkili olarak karşimıza çikar, bunların içinde en güçlüsü  ve evrensel olanı doğadır. Buna bağlı olarak ayrıca yaşamı, gençliği, yenilenmeyi, ümitleri ve dinçliği  simgeler. Bazı kültürlerde orta yaşlardaki gelinler, doğurganlığı simgelemesi icin yeşil giyer. Yeşil, gözler için en rahat renktir ve görme gücünü arttırır. Sakinlestiricidir ve sinir sistemi üzerinde doğal bir etki yapar. Televizyona çikmadan önce insanların yeşil renkli odalara alınmaları onların heyecanlarını yatıştırabilir. Yeşil aynı zamanda hastanelerde de popüler bir renktir. Çünkü hastaların rahatlamasını sağlar.

Yesil, rengin farkli tonlari farkli mesajlar iletir.

Koyu Yeşil: Soğukluk, erkeksilik, tutuculuk ve zenginlik kavramlarını ifade eder.

Zümrüt Yeşili: Ölümsüzlük.

Zeytin yeşili: Barış

Sarımsı yeşil: Tuketicilerin en son tercih ettiği renktir.

Yesil, ayni zamanda Amerikan kültüründe parayi simgeler.

Yeşil rengi tercih edenlerin kişilik analizinde; bu kişilerin kendilerine değer verme duygularının çok fazla olduğu görülür. Doğru bildiğinde ısrarcıdırlar. Fikrinden ödün vermez. Doğrucu davuttur. Kovalayıcı ve takipcidir. Otoritesi ve inandırıcılığı ile  çevresindekileri etkilemeyi başarır. Bazen abartıya kaçarak megaloman küstah bir kişilik sergileyebilirler.

  SİYAH

Tartışmalı bir renktir. Bir taraftan karanlık güçler, suç ve kötülük ile düşünülürken  diğer taraftan sadakat, sebat, dayanıklılık, ihtiyat, bilgelik ve güvenilirlik ile ilişkilendirilir. Bir tarafta yönetim ve güç anlamına gelirken diğer taraftan acı, keder ve yas anlamına gelir. Siyah, pek çok insan için kıyafet rengidir. Bazıları  siyahı güçlü  ve ciddi görünmek icin kullanır. Bazıları ise daha zayıf gösterdiği için tercih eder.

 BEYAZ

Saflığı, temizliği ve masumiyeti simgeler. Pek çok kültürde gelinler beyaz giyer.  Ayrıca temizligi simgeler. Bu yüzden doktorlar, hemsireler ve labaratuvar teknisyenleri steril olmak icin beyaz giyerler. Beyaz, ışığı yansıtır ve ortamı serin tutar.  Dolayısıyla yaz ayının  kıyafet rengidir. Genel olarak serin ve canlandıran bir his verir.

   MOR

Asaletin rengidir. Lüks hayat, zenginlik ve zarafeti simgeler. Aynı zamanda romantizmin, duygusallığın ve tutkunun rengidir. Bazı insanlar mor rengi, goşterişli havasından dolayı dekorasyonda kullanmayı sever. Bazıları  ise suni bir renk olarak algılar.

KAHVERENGİ

Toprağın ve ahşabın rengidir. Sağlam ve güvenilir bir his verir. Kahverengi dogal, rahat ve açık bir atmosfer yaratmayiı sağlar.Duraganlık, güçlülük, olgunluk ve guvenilirlik mesajları iletir.Kahverengi, genelde erkeklerin favori rengidir.

PEMBE

Romantik ve narin bir renktir. Aynı zamanda sakinlestirici bir etkisi vardır.  Araştırmalar gosteriyor ki, pembe insanları sakinleştirmekte ve kalpleri yumuşatmaktadır.

Bir hapishane de kapı ve pencere demirleri pembeye boyandığında  mahkumların agresif davranışlarının kaybolduğu müşahede edilmiştir.  Pembe renkli bir odada, insan sinirlenmek istese bile başarılı olamaz.  Pembe enerjiyi çeken sakinleştirici bir rol oynar. Ancak maalesef pembe rengin teskin edici etkileri bazen kısa süreli olabilmektedir.

Dr. Mehmet Yavuz
Nöropsikiyatr


kaynak

Devamını Oku »

Etiketler

ARINMA Affetmek Alglamada Anlatm Aramak Aroma Astroloji Astrolojik Aynalar BEREKET BOLUK Bahar Bayram Beden dili Bedensiz Beyinde Beyni Beynin Beyniniz Bilincine Bilmek Bitkisel Burak DERSLER Davet Deerlerimizin Deniz Depresyonun Detoks Dikkat Dilek Disgrafi Disleksi EGZERSZ Egoist Enerjilerinin Epifiz Eruhunuzu FAYDALANMAK FAYDALARI Felsefe Fregoli GCJoseph GERDE Gcyle Gelecek Gidecek Gizemli HAYIRLI Hasta Hastalklar Hayal Hayallerinizin Hayata Hikaye Hiperaktivite Hipnozu Holografik Hologram Hoşgörü Illuminati KORUMA Kabala Kadim Karanlk Kelimeler Klasik Korkular Korunma Kristaller Kuantum Fiziği Kyamet LKLERMZ MEKTUP MUTSUZ Makbul Melek Merak Mevlana Mevlanann Mezar Mftolunun Moloküler Mucizeleri NAMASTE Nazar Nefret Niyet ODAKLANMA Okuma Okyanus POZTF PRATK PROGRAMLAMA Paranormal Patolojik Peeling Peinden Pratik Psikoloji Quantum Düşünce RAHATSIZLIIMIZ Rahat Reformist Romantik Ruhsal Sanat Sonsuz Stres Sufizm Tehlikeli Terapi Uymasn Zarar acı affetme aile akıl başkaları beden beyin bilgi bilim bilimsel bilinci bilinçaltı birey bolluk cümle dalga damla degerli düşünce egzersiz ekmek eleştiri. öfke emsimizi enerji evlilik evren fayda fizik fiziksel frekans garip geliim gerilim gerçek geçmiş gizli güven güzel harika hastalık hayat hissederim hoşgörüsüzlük huzur huzurlu ileti ilâc inanç insan insanlar kaos kavga kelime korku kuantum kurallar liste madde mucize neşe olacaksn olumlama olumlamas olumlu olumsuz para paralel pozitif psikolojik refah ruh sağlık seniz sevgi sistem sorumsuzluk sorun sorunlar suyun sıkıntı tabiat tedavi teori tesadüf toplum zaman zeka zellikleri zenginlik zerine zihinsel çekim üzüntü İletişim şifa şükretme