Kaygnn etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kaygnn etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Kaygının Öğrenme Üzerindeki Etkisi

Öğrenme; tekrar veya yaşantılar yoluyla davranışlarda meydana gelen sürekli bir değişiklik olarak kendini gösterir. Öğrenmenin gerçekleşmesinde yaş, zeka, motivasyon, geçmiş yaşantılar, iç iletişim gibi bireysel özelliklerin yanı sıra öğrenilecek konu, öğrenme ortamı ve öğrenme şekli gibi etkenlerde rol oynar. Öğrenmeyi etkileyen en önemli unsurlardan birisi de ”kaygı” durumudur. Kaygının öğrenme üzerindeki etkilerini şöyle sıralayabiliriz:

1. Düşünsel, davranışsal ve fizyolojik düzeylerde yoğun olarak yaşanan kaygı durumu öğrencinin ders üzerindeki dikkatini azaltacaktır. Bu durumda öğrenmeyi güçleştirecektir. Kaygıdan kaynaklanan dikkatsizlik (konsantrasyon) sorunu ders sırasında, yazıda, ödevde her durumda kendini gösterecektir.

2. Yoğun kaygı içerisinde olan öğrenciden etkin bir öğrenme ve buna bağlı olarak başarı beklenemez. Çünkü öğrenci çalışmak için gerekli olan tüm enerjisini kaygıyla baş edebilmek için harcayacaktır. Bu da gerçek performansının altında bir başarı göstermesine sebep olur.

3. Öğrenmenin gerçekleşebilmesi için beyindeki milyarlarca hücre arasında kalıcı ve etkili bir iletişim kurulması gerekir. Kaygı ise beyin içerisindeki bu iletişimin kurulmasını engeller ve özellikle akıl yürütmeye ve soyut düşünmeye yönelik olan zihinsel faaliyetleri olumsuz olarak etkiler.

4. Verimli ve etkili çalışabilmek için öğrenciyi buna yöneltecek bir nedenin, motivasyon gücünün olması gerekir. Böylece öğrenci çalışmaya ilgili, istekli olacaktır bu da konsantrasyonu artıracaktır. Kaygı düzeyi ilgi ve isteği dolaylı olarak da konsantrasyonu olumsuz yönde etkileyecektir.

5. Sınavda başarısız olma korkusuyla sürekli ders çalışmak zorunda kalan ve zamanla bu durumdan sıkılan bir öğrenci derse olan konsantrasyonunu sağlayamadığından şikayet ederek çalışma süresini azaltmaya başlar. Ders çalışmanın vermiş olduğu kaygıyı düşürür. Ancak daha sonra ders çalışmamadan kaynaklanan kaygı durumu kendisini gösterir.

Yukarıda kaygının öğrenme üzerine olan olumsuz etkilerinden bahsettik. Bu olumsuz durumları olumlu hale dönüştürmek sizin elinizdedir. Bunun için ilk önce “kaygı faydalı olabilir mi?” sorusuna cevap aramanız gereklidir.

Yazar: Ahmet YILDIZ (iletisim@ahmetyildiz.com)

Bu konuya benzer "Kaygının Belirtileri ve Gizli Nedenleri" başlıklı makalemizde Başarılı olabilmek, düşünürler ve ergenlik hakkında bilgiler verilmektedir. Okumanızı tavsiye ederiz..


Kaynak

Devamını Oku »

15 Mayıs 2014 Perşembe

Kaygının Belirtileri ve Gizli Nedenleri

Kaygı, kişinin duygusal yada fiziksel baskı altındayken verdiği tepkidir. Kaygı, oluşturmuş olduğumuz düşüncelerin vücuda etkisidir. Kaygı, üzüntü, tasa, sıkıntı, endişe demektir. Charles F.Kette ring’in belirttiği gibi ; “eğer fırtına çıkınca yolcular gemiyi ter etmiş olsalardı, kimse okyanusu geçemezdi”. Yani kaygı fırtınadır.

Kaygı ve korku çoğunluk tarafından aynı durum olarak bilinmektedir. Oysa kaygı ve korku birbirinden farklı durumlardır. Korku; fiziksel varlığımızı tehdit eden bir durum sonucunda ortaya çıkar. Kaygı’da ise fiziksel varlığımıza karşı bir tehlike yoktur. Kaygının kaynağı belirsizdir. Kaygı olumsuz düşüncelerimizin (iç iletişimimiz) sonucu olarak ortaya çıkar. Korku gelip geçicidir, kaygı ise daha uzun süre devam eder.

Genel olarak insanlar kaygıyı, gelecek konusundaki karamsarlık, başarısızlık, endişe, umutsuzluk, karışıklık duygularıyla birlikte dile getirir. Sınav kaygısı da bu şekilde başlar; “sınavı kazanamazsam mahvolurum”, “komşular ne der ?”, “hayatım kararacak” düşünceleri öğrencide hakim olmaya başlar. Öğrencinin okul hayatı monoton bir şekilde devam ederken bir den sınavlar, sözlüler, devler, deneme sınavları, kurslar gibi bir çok nedenden dolayı monoton giden okul hayatında kırılmalar meydan gelir. öğrencinin zihninde sadece bir soru vardır; ya kazanamazsam ? bu soru zamanla başka sorulara, düşüncelere, duygulara dönüşerek okul kaygısı, sınav kaygısı, hayat kaygısı v.b. gibi bir çok kaygı öğrenciyi esir almış duruma gelir. Bu kaygıların oluşturduğu aşırı olumsuz düşüncelerde başarıyı olumsuz yönde mutlaka etkileyecektir.

Kaygı durumu öğrencide bir takım fizyolojik değişiklikler meydan gelir. Kalp artışı hızlanır, kan basıncı yükselir, hazımsızlık, gerginlik, heyecan durumları yaşanır. Terleme, soluk alıp vermede artış olur. Kelimeler boğazında kalır, mideniz bulunmaya başlar, kaslarınız gerilir. El ve ayaklarınızda üşüme, avuç içlerinde terleme olur. Bel ağrısı, ishal yada kabızlık, sürekli tuvalete gitme ihtiyacı hissetme, sürekli yorgunluk, sürekli baş ağrısı, boyun kaslarında gerginlik olur. Kaygı esnasında organizmada görülen bu olumsuz değişiklikler bizim aktivitemizi, faaliyetlerimizi, sınavımızı, ders çalışmamızı, dev yapmamızı olumsuz yönde etkiler. Ancak bu belirtiler fizyolojik bir rahatsızlığın göstergesi de olabilir. Bu nedenle önce doktora gidilerek muayene olunması uygun olacaktır.

Toplum ve kültür farkı gözetilmeden kaygı durumun ortaya çıkmasına yo açan bazı nedenler vardır. Bunlar;

Kişinin; annesi, babası, kardeşleri, ders çalıştığı masası, odası, televizyonu, arkadaşları, mahallesi, şehri onun bir parçasıyken birden bire kendinizi başka şehirde , mahallede, odada, masada bulması, onlardan uzak olması alışılagelmiş olan “desteklerin” artık olmaması onda kaygı meydana getirebilir. İlk değişikliklerde stres olarak görünen bu durumla baş edilemediği taktirde kaygı kendisini göstermeye başlar. Üniversite için başka bir şehre giden gençler ilk günlerde uyum sorununa bağlı olarak stres yaşar. Bu stres durumuyla baş edemediği taktirde ise kaygı durumu kendisini göstermeye başlar.

Sınava hiç hazırlanmadınız, ayrıca sınav çok da kötü geçti. Bu durum kaygıya neden olabilir.

İnandığınız ve önemsediğiniz bir düşünceye karşı yapmış olduğunuz davranış arasında çelişki olması kaygıya bağlı olarak sizde gerginlik meydana getirecektir. Haftalık ders çalışma programı hazırladınız. Uygulamanız gerektiğinin doğruluğundan eminsiniz. Ancak ders çalışma sırasında arkadaşlarınızla sinemaya gidiyorsunuz bu da sizde kaygıya bağlı gerginliğe neden olur.

Öğrencilerin kaygılarının en önemli sebeplerinden birisi hiç kuşkusuz belirsizliktir. Gelecekleri belirsiz, matematik sınavının sonucu belirsiz, üniversite giriş sınavının sonucu belirsiz, onlar için atacakları her adım belirsizdir. Bu da kaygıya neden olmaktadır.

Öğrencilerin kendileriyle yaptıkları içsel olumsuz konuşmalar, kaygıya neden olabilmektedir. Kaygıya neden olabilecek bazı içsel konuşmaları şu şekilde belirtebiliriz;

? Ya hep ya hiççilik: Bu düşüncede öğrenci her şeyin tam anlamıyla yolunda gitmesini ister. Eğer bir olumsuzluk olacaksa bunu her durumu olumsuz etkileyeceğini düşünürler. “ya bu sınavı kazanırım yada hiçbir zaman başarılı olamam. ”
? Aşırı genelleme yapmak: Karşılaşılan bir olumsuz olay diğer tüm durumlara genellenir. “Türkçe sınavım iyi geçmedi, zaten hangisi iyi geçti ki.”
? Zihinsel çarpıtma yapmak: Olayların var olan olumlu yanlarını görmeyerek, sadece olumsuz yanlarını abartmak. ”Matematik sınavında 70 almışım. Hep böyle oluyor hiçbir zaman başarılı olamayacağım.”
? Olumluyu geçersiz kılmak: Olumlu olan olayları görememek. “Sınavdan aldığım not iyi. Ama benden daha iyileri var, asla sınıf birincisi olamayacağım.”
? Başarıyı küçümseme: Başka arkadaşlarının başarılarını abartıp, kendi başarısını küçültme. “matematik sınavından ikimizde 90 aldık ama o daha çok çalışmıştır. Bu puanı o hakketti ben hakketmedim.”
? Duygusal hareket etmek: Var olan gerçeği olumsuz duygular ile yorumlamaya çalışır. “Ne kadar çaba harcasam boşuna, öyle hissediyorum ki hiçbir şey benim istediğim gibi olmayacak.”
? Zorunluluk cümleleri kurmak: Yapılacak olan her şey mutlaka yapılmalıdır inancı vardır. “Matematik sınavından başarılı olabilmek için durmadan çalışmam gerekir.”

Her insanın farklı bir kişilik yapısı olduğunu bilmeyeniniz kalmamıştır. İşte insanın sahip olduğu kişilik yapısı (rekabetçi, atılgan, mükemmeliyetçi, başarı eğilimli, sorumsuz, umursamaz v.b.) onun kaygı durumunu etkileyecektir. Ödev yaparken aşırı mükemmeliyetçi olan bir öğrenci daha fazla kaygı duyacaktır. Umursamaz bir kişi ise hiçbir kaygı duymayacaktır. (Hiç kaygının olmaması da başarıyı olumsuz yönde etkiler.)

Ergenlik çağı, gençte psikolojik, fizyolojik ve sosyal yönden hızlı değişimlerin olduğu kritik bir dönemdir. Yapılan araştırmalar bu değişimlerin gençte kaygı oluşturduğu yönündedir. (Ergenlik bölümünde buna daha fazla yer verilmiştir.)

Gençten ailenin, akrabanın, çevrenin, toplumun bir takım beklentileri vardır. Mesleğini başarması, derslerini başarması, sınavını başarması v.b. bunlarda gencin kaygı durumunu arttırmaktadır.

Gencin beslenme alışkanlığı da kaygı durumunu artıran bir başka durumdur. Sıklıkla tüketilen kahve kafein içerir. Bu uyarıcılar, uyanıklığa ve hareketliliğe neden olur. Yine bu ve benzeri diğer uyarıcılar kalp atışını, kan basıncını ve stres hormonlarının salgılanmasına neden olur. Bu stres de kaygı durumuna neden olabilmektedir. Ayrıca kaygı içerisinde olan vücut sürekli vitamin tüketeceği için vitamin eksikliği olabilir. Bu da başarıyı olumsuz yönde etkileyecektir. Kaygı durumu içerisinde özellikle C ve B vitaminleri alınarak kaygının olumsuz etkisi kısmi olarak azaltılabilir.

Öğrencinin cinsiyet durumu kaygı durumunu da etkileyebilmektedir. Kız öğrencilerin kaygı düzeyi erkek öğrencilerden daha yüksek olabilmektedir. Ancak var olan kaygı durumu erkek öğrencileri kız öğrencilere göre daha olumsuz olarak etkileyebilmektedir. Kız öğrencilerin eğitim öğretimde artan başarı durumlarının belki de en önemli nedenlerinden birisi de budur.

Zamanı verimsiz kullanma öğrenci üzerinde baskı meydana getirebilecektir. Zamanında yapılmayan işler zamanla üst üste binip kişi üzerinde baskıya neden olacaktır. Bu da kaygı durumu oluşturacaktır. Bu nedenle belirlenen hedefler doğrultusunda zaman planı yapmak, zamanın üzerinde oluşturacağı baskıyı azaltacaktır.

Yazar: Ahmet YILDIZ (iletisim@ahmetyildiz.com)

Bu konuya benzer "Okulda Başarı İçin Çalışma Ortamı Nasıl Olmalı?" başlıklı makalemizde başarılı öğrenci, çalışma ortamı ve ders çalışma hakkında bilgiler verilmektedir. Okumanızı tavsiye ederiz..


Kaynak

Devamını Oku »

30 Nisan 2014 Çarşamba

Kaygının Faydası Olabilir mi?

Kaygının Faydası Olabilir mi?

Kaygının öğrenci üzerindeki derecesi ve başarması amaçlanan görevin zorluk derecesi kaygının zararlı veya faydalı olmasını belirleyen temel etkendir. Öğrenilen konu öğrenci için basit ve kolay ise, yüksek olan kaygı derecesi bunun çabuk öğrenilmesini sağlayacaktır. Ancak öğrenilecek konu öğrenci için karmaşık ve zorsa o zaman var olan yüksek kaygı durumu onu olumsuz yönde etkileyecektir.


Kaygının öğrenci üzerindeki seviyesinin ne yönde olacağını etkileyecek olan önemli faktör öğrencinin başarı durumudur. Başarısız bir öğrenci için yüksek kaygıya neden olacak bir olay başarılı öğrenci için aynı etkiye sahip olmayabilecektir. Bu nedenle genel olarak aşırı kaygı ve az olan kaygı zararlıdır. İdeal olan orta seviyedeki kaygıdır.


Kaygının Faydası Olabilir mi? Orta seviyede yaşanan kaygı düzeyi öğrenciyi motive edecektir. Bu motivasyonda öğrenci de öğrenme düzeyini artıracaktır.


Kaygının Faydası Olabilir mi? Orta düzeyde kaygıya sahip olan öğrenci enerji dolu olacaktır. Hızlı ve kolay bir şekilde kararlar verebilecektir. Kendine güveni tam ve sakin bir kişidir.


Yüksek kaygı düzeyine sahip olan öğrencinin eli ayağı birbirine dolaşır, karar almaktan korkar, gerginlik artar, insanlar arası ilişkileri bozulur. Konsantrasyonu olumsuz yönde etkiler yanlış kararlar verebilir.
Düşük kaygı düzeyine sahip olan öğrenci her şeyi boş vermiştir. Derse karşı ilgi ve isteğini artıracak, ona motivasyon sağlayacak bir amaç ve beklentileri yoktur. İştahında artış veya azalmalar görülür.



Yazar: Ahmet YILDIZ (iletisim@ahmetyildiz.com)

Bu konuya benzer "Kaygının Öğrenme Üzerindeki Etkisi" başlıklı makalemizde davranışlar, ders çalışma ve öğrenme hakkında bilgiler verilmektedir. Okumanızı tavsiye ederiz..


Kaynak

Devamını Oku »

Etiketler

ARINMA Affetmek Alglamada Anlatm Aramak Aroma Astroloji Astrolojik Aynalar BEREKET BOLUK Bahar Bayram Beden dili Bedensiz Beyinde Beyni Beynin Beyniniz Bilincine Bilmek Bitkisel Burak DERSLER Davet Deerlerimizin Deniz Depresyonun Detoks Dikkat Dilek Disgrafi Disleksi EGZERSZ Egoist Enerjilerinin Epifiz Eruhunuzu FAYDALANMAK FAYDALARI Felsefe Fregoli GCJoseph GERDE Gcyle Gelecek Gidecek Gizemli HAYIRLI Hasta Hastalklar Hayal Hayallerinizin Hayata Hikaye Hiperaktivite Hipnozu Holografik Hologram Hoşgörü Illuminati KORUMA Kabala Kadim Karanlk Kelimeler Klasik Korkular Korunma Kristaller Kuantum Fiziği Kyamet LKLERMZ MEKTUP MUTSUZ Makbul Melek Merak Mevlana Mevlanann Mezar Mftolunun Moloküler Mucizeleri NAMASTE Nazar Nefret Niyet ODAKLANMA Okuma Okyanus POZTF PRATK PROGRAMLAMA Paranormal Patolojik Peeling Peinden Pratik Psikoloji Quantum Düşünce RAHATSIZLIIMIZ Rahat Reformist Romantik Ruhsal Sanat Sonsuz Stres Sufizm Tehlikeli Terapi Uymasn Zarar acı affetme aile akıl başkaları beden beyin bilgi bilim bilimsel bilinci bilinçaltı birey bolluk cümle dalga damla degerli düşünce egzersiz ekmek eleştiri. öfke emsimizi enerji evlilik evren fayda fizik fiziksel frekans garip geliim gerilim gerçek geçmiş gizli güven güzel harika hastalık hayat hissederim hoşgörüsüzlük huzur huzurlu ileti ilâc inanç insan insanlar kaos kavga kelime korku kuantum kurallar liste madde mucize neşe olacaksn olumlama olumlamas olumlu olumsuz para paralel pozitif psikolojik refah ruh sağlık seniz sevgi sistem sorumsuzluk sorun sorunlar suyun sıkıntı tabiat tedavi teori tesadüf toplum zaman zeka zellikleri zenginlik zerine zihinsel çekim üzüntü İletişim şifa şükretme