12 Aralık 2012 Çarşamba

Okul Fobisi-Korkusu Nedir?

By admin on Ağustos 15th, 2012

Çocuklarda okul fobisi ve korkusu , çocukların okula gitmek istememe ve gitmeme durumudur. Bu durum okul çağındaki bir çocuğun okula gitmeyi reddetmesini ve bu güçlüğün bütün gün devam etmesini kapsar.

Bu da çocuğun okula giderken ya da okulda bulunduğu zaman dilimi içinde yaşadığı duygusal sıkıntı ve huzursuzluk olarak kendini gösterir. Bu sorun çocuğun evden ayrılarak okula gitmeyi reddetmesini, buna zorlandığında kaygı duymasını, okula gitmesi ancak daha sonra derslere devam etmeyip okuldan ayrılmasını, okul günlerinde psikosomatik (psikolojik kaynaklı bedensel yakınmalar)  yakınmalar veya öfke patlamaları gibi davranış sorunlarının olmasını, okula gitmek yerine bakım verenleriyle evde kalmayı tercih etmesini de içerir.

Okul fobisinin nedeni anne ve bebek arasında kurulan güvenli bağlanma ilişkisine kadar uzanmaktadır. Anne ve çocuk arasındaki bağlanma örüntüsünün ne derece sağlıklı kurulduğu ilk resmi ayrılık olan okula başlama ile test edilebilir. Bebeğin annesine bağlanmasındaki temel neden gereksinimlerinin karşılanmasıdır. Kuşkusuz ki bu gereksinimlerin hepsi aynı yoğunlukta değildir. Bazıları belirli bir önceliğe sahiptir. Annenin bebeğin gereksinimlerini karşılayabilme derecesi ileriki dönemde bebeğin bir birey olarak ortaya koyacağı davranışlar üzerinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Anne yalnızca açlık ve susuzluk gibi birincil gereksinimlerin doyurulduğu bir merkez değildir. Bebeğin anneye bağlanmasının en önemli nedenlerinden birisi, annenin bebekteki korkuyu azaltma yeteneğidir. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde, yeni bir durumla karşı karşıya kalındığı zaman, çocuğun göstereceği tepkiye annenin davranışı çok belirleyicidir. Piaget’nin 2-7 yaş arasındaki süreci kapsayan işlem öncesi döneminde, uyaranlara karşı nasıl tepki verileceği biçimlenmektedir. Bu dönemde çocuk dil yeteneklerini ve simge oluşturma becerisini geliştirir. Belirteçleri (nesnel durum, nesnelerin yerine geçen sözcük ve imgeler) anlamlardan (bu kelime ve imgelerin çağrıştırdığı algılanamayan durumlar-olaylar ) ayırt etmeye başlar. Nesne sürekliliğini kazanan çocuk, oyunlarında düş gücünden yararlanmaya başlar. Nesnelere işlevleri dışındaki olguların simgeleriymişçesine davranma yetisi bu dönemde gelişir. Bu düzeyde çocuk gittikçe artan bir biçimde dış dünya ve kendi eylemlerinin soyut betimlemelerini denemeye başlar. Korku, kaçma ve kaçınma davranışları da bu dönem içerisinde öğrenilmektedir. Bu dönemde görülen en belirgin korku ise ayrılma korkusudur. Ayrılma korkusunda, korkunun nedeni genellikle çocuk değil, annedir. Anne, çocuğun kendisinden ayrılıp, örneğin okula başlamasını istemez ve bunu çok dolaylı ve ince iletilerle çocuğa aktarır. Anne, çocuğa o okula başladığında kendisinin bütün gün onu bekleyeceğini, bunu yaparken onu çok özleyeceğini, birlikte ne kadar güzel zaman geçirdiklerini anlatmaya başladığında ve bunu uzunca bir zaman sürdürdüğünde, çocuk okula başlamayı adeta annesine ihanet etmekle eşanlamlı tutmaya başlar ve okula gitmek istemeyebilir. Bu da okul fobisi ya da ayrılma kaygısı olarak tanımlanabilir. Bu durumda; ayrılma korkusunun uzamış haline de okul fobisi demek yanlış olmayacaktır. Çalışmalar, özellikle ilkokul döneminde olan çocukların yüzde beşinin okul fobisi yüzünden okuldan geri kalmakta olduğunu göstermektedi.

Çocuklarda görülen okul fobisi ve korkusu bazı uzmanlara göre temelinde bir ailenin yaşadığı toplu psikolojik problemdir. Okul fobisi yaşayan çocuğun aile bireyleri de birbirlerine bağımlıdırlar. Bireyler kendisine ya da aileden başka birilerine bir şeyleri olacağı korkusunu yaşarlar. 5 temel aile etkileşimi en sık görülenidir.

Anne ya da baba kronik anksiyeteden yakınmakta ve kendilerine bir şey olacağından korkmaktadırlar.Anne- baba çocuğa yolda bir şey olacağından korkmaktadırlarAnne ya da baba genel tutumlarında çocuğun kendilerine bağlı ve bağımlı kalmasını istemekte ve desteklemektedirler.Çocuk kendi yokluğunda anne veya babasına bir şey olacağından ya da kendisini bırakıp gideceğinden korkmaktadırlar.Çocuk anne ve babasının yokluğunda kendisine bir şey olacağı korkusundadır.

Okul fobisi olan çocuklar genellikle başarı korkusu olan uslu, uyumlu, aşırı onay bekleyen ve ailesine bağımlı çocuklardır. Bu kişilik özelliğine sahip çocuklarda tetiği çeken bir etken okul korkusunu başlatır.

Okul fobisini tetiklediği düşünülen bazı olaylar olduğu bilinmektedir. Bunlar:

Anne-çocuk ilişkisinin karşılıklı bağımlılık şeklinde biçimlenmiş olması,Annenin çocuğa karşı aşın koruyucu-kollayıcı bir tutum içinde olması,Herhangi bir hastalık ya da tatil nedeni ile okuldan uzak kalma,Aile üyelerinden herhangi birisinde kaygı bozukluklarından birinin olması,Aile içinde sıkıntı ya da gerginlik yaratacak olayların varlığı,Okulda arkadaşlık ilişkilerinin bozulması,Okul ya da öğretmen değişikliği,Göçle yapılan çevre değişikliği,Yeni bir kardeşin dünyaya gelmesi,Okulda sıkıntı verecek olaylann varlığı,Çocuğun cinsel ya da fiziksel bir tacizle karşı karşıya kalması olarak sıralanabilir.

Çocuk okul fobisi çoğunlukla sinirli bir öğretmen, sınavda başarısızlık korkusu, kendisine kötü davranan bir arkadaştan korku gibi yüzeydeki bir nedenle açıklamaya çalışabilir. Bunlar kimi zaman da doğruluk payına sahiptir. Ancak, unutulmaması gerekir ki, genelde bu korkunun kökeninde, duygusal ilişki kurduğu kimselerin veya kendisinin başına bir şey gelmesinde ve böylece kendisi için çok önemli bu kişiden ayrılma korkusu vardır.

Okul fobisi yaşayan çocukların temel duygusu gerçekte ayrılma anksiyetesidir. Okul çocuğu veya ergen, içinde bulunduğu durumda, normalde 24 aylık bebeklerin korkusunu yaşamaktadır. Okul fobisinin sağaltımı sırasında çocuk okula gitmediğinden dolayı suçlanmamalıdır. Çocuğun güveni kazanıldıktan sonra ona okula gitmesi gerektiği, okula gitmediği takdirde zamanla derslerinden geri kalma korkusunun da ekleneceği anlatılmalıdır. Çocuklarda davranış ve oyun terapileri etkili olurken ailelerle de kronik anksiyete, bağlılık ve bağımlılık problemlerinin çalışılması etkili sonuçlar vermektedir.

Bu Yazıyı Beğendiyseniz,Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz !

kaynak

Devamını Oku »

10 Aralık 2012 Pazartesi

Spritüel Gelişim Uzmanları İçin Zor Kişilerle Başa Çıkma Sanatı

Biz spritüel rehberler ya da kişisel gelişim uzmanları, hoca olduğumuz kadar öğrenciyiz de. Öğretirken öğrenen ve bu yolla tamamlanmaya çalışan fanileriz. Arada kendi dönüşüm hengameleri arasında bizi zorlayan danışan ve öğrencilerimiz de oluyor elbet.
Bu yüzden de “Spritüel Gelişim Uzmanları İçin Zor Kişilerle Başa Çıkma Sanatı” konulu subjektif yazımı, bu yola baş koyan, zaman zaman Danışan ve Öğrencilerinden gelen zorlayıcı talepler nedeniyle muhtemelen saç baş yolan sizlerle de paylaşmaya karar verdim:





1- Size gelip “Hocam ben çok zor vakayım, on kişiye bedeldir benimle uğraşmak” diyenlere, “Sorun yok, on kişilik seans ücreti alırız bu durumda” cevabı verebilirsiniz. Pazarlığa açık olun, iki üç kişilik bedelde orta yol bulunur her zaman. Önemli olan danışan memnuniyeti.
2- Bir kere seansa gelip, günde üç kereden az olmamak kaydıyla, sizi aylarca telefonla taciz edebilme hakkını kendinde bulanlara laf arasında “Geçenlerde avukatım telefonla verdiği danışmanlık için de fatura gönderdi, ben bu kadar çok kazanmıyorum yahu” diye itiraz ettiğimde, “siz de kendi verdiğiniz telefon danışmanlıklarınızı faturalandırırsınız olur biter” dedi. “Aklıma yattı vallahi” deyin.
3- Eş, dost akraba eşrafından olup, haftada üç kez arayıp “Ay bugün yine kendimi iyi hissetmiyorum, biraz enerci yollar mısın?” diyenlere: “sana balık vermeyeyim, balık tutmayı öğreteyim” yaklaşımı uygun olabilir. Acil durumlar haricinde gelen bu tip taleplerin de sizin vakitsizlikten kendinizi iyi hissettirmediği söylemek de bir yol tabii.
4- Hiç çalışma yapmadıkları halde sürekli sızlanan, bahaneler üreten öğrencilerinize ise “Ne olursan ol yine gelme, çalış öyle gel, Eylül’de gel” deme hakkınızı kullanın. “Nasihat sadece vereni rahatlatır” sözünü de hatırlatabilirsiniz. Eğer amaçları bu yolla sizi rahatlatmak değilse, nasihat almaya artık farklı bir gözle bakacaklardır, emin olabilirsiniz.
5- Seans saatlerini aşarak size iki seans arası dinlenme hakkı tanıması gerektiğini unutan ve “bir sonraki danışanınız gelene kadar sizi yalnız bırakmayayım” hüsniyeti ile hareket eden danışanlarınızı bir sonraki randevunuzun bir mafya babası, seri katil olduğunu söyleyerek uyarın. “Sen şimdi git, iki saat sonra telefonumu çaldır, açmazsam polisi ara” diyerek onu da senaryoya dahil edin. Ancak, iki saat sonra çalan telefonu mutlaka açın! Aksi takdirde bir sonraki seansınızın ortasında mafya babasını yakalamak üzere gönderilen ekip evinizi basabilir. Bu, o sırada seansta olan danışanınızda yeni bir travmaya sebep vererek, size yeni bir kazanç kapısı yaratacak olsa da, etik değildir.
6- Yaşadığı değişimleri çözülme ve dönüşümden saymayan, daha “farklı” bir şeyler bekleyenler hep olacaktır. Derhal gidip bir sihirli değnek edinin ve farklı beklentiler içinde gelenleri onunla kurbağaya dönüştürün. Zamanla tekniğiniz oturdukça daha büyük dönüşümler yapacağınızı ilave etmeyi unutmayın.
7- Hızlı dönüşüm takıntısı olanları, hızlı olan çoğu şeyin kalıcı olmayacağına ikna etmek için bir miktar uğraşın, ancak işe yaramıyorsa modayı takip etmelerini önerin. Hızlı ve kalıcı olmayan dönüşüm ihtiyaçlarını 4 mevsim tatmin etmelerine olanak sağlayın.
8- Hap bilgi peşinde olan öğrenci adaylarınıza, konsantre ürünlerdeki gibi ambalajı ve içeriği küçültürken fiyatın arttığı örneğini vererek, eğitimlerinizi tam günden onbeş dakikaya indirebileceğinizi ama fiyatının on katına çıkabileceğini söyleyebilirsiniz. Tek sakıncası, kabul ve talep etmeleri olur ki, bu durumda ısrarla ne zaman eğitim alacaklarını sormak için aradıklarında son derece doğal bir şekilde “aradığınız numaraya şu anda ulaşılamıyor, lütfen daha sonra tekrar denemeyin” cümlesini bant kaydıymış gibi söyleyebilme konusunda tecrübe kazanmanız tavsiye edilir.
kaynak
Devamını Oku »

9 Aralık 2012 Pazar

Ankara Çocuk Psikolog

Ankara çocuk psikolog anahtar kelimesini kullanarak bu sayfaya geldiniz. Fenomen Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde çocuk psikologu ve pedagog bulunmaktadır. Uzmanlarımız çocuklarda görülen psikolojik problemlere yönelik oyun terapisi ve çocuklardaki problemleri tespit amacıyla zeka ve gelişim testleri uygulamaktadırlar.

Fenomen Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi

Uğur Mumcu Cad. 85/6 Çankaya Ankara

Randevu ve Bilgi: 0312 446 40 76 – 0532 160 26 65

Bu Yazıyı Beğendiyseniz,Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz !

kaynak

Devamını Oku »

7 Aralık 2012 Cuma

Çocuklarda Okula Geçiş Süreci

By admin on Ağustos 14th, 2012

Çocukların doğum öncesi anne kamından başlayarak yaşamlarının özellikle ilk altı yılında edindikleri deneyimler, ileriki yaşamlarının temelini oluşturur. Öğrenmenin en hızlı olduğu bu dönemde çocuk çevresinde olup bitenleri adeta sünger gibi emer. Çocuk bu dönemde ailesine tamamen bağımlı yaşadığından zamanının çoğunu ailesiyle veya bakım verenlerle birlikte geçirir. Bu nedenle aile yaşamı çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal temeli bakımından en temel belirleyicidir.

Bu aşamadan sona gelen okul dönemi ise, çocuğun hayatında anne ve babadan sonra en belirleyici kişilerden biri olan öğretmenin girdiği, çocuğun aile dışında farklı etki alanlarına da açık hale geldiği önemli bir dönemdir.

Okul dönemi, çocuğun aileden uzun süreli ayrılıp, dış dünyaya açılmasını, başkaları ile ilişki kurmasını, kendi kendine yetebilmesini gerektiren, bir aşamadır.

Bu süreç çocuğun belirli bir süre ailesi yanında olmadan okulda kalmasını, okulla ilgili sorumlulukları, belirli bir oranda kendi özerk yaşamına adım atmasını da beraberinde getirir. Bundan dolayı okula başlamak, çocuk için önemli yaşam olaylarından biridir.

Bununla birlikte, okula başlama sürecinde kaygı ve heyecan yaşayan sadece çocuklar değil, aym zamanda anne-babalardır.

Her anne baba için çocuğunun okula başlaması heyecan verici bir olaydır. Günler öncesinden evin içinde sürdürülen sohbetlerde ve okul için yapılan alış­verişlerde kendisini gösterir. Okul, çocuğun kendini tanıması, güçlü ve zayıf yönlerini fark etmesi, sosyal ilişkilerini düzenlemesinde Önemli bir basamaktır.

Çocukların büyük bir çoğunluğu okula uyum sürecini sağlıklı bir biçimde atlatırken, bazı çocuklar için okula gitmek sürekli bir kaygı kaynağı olmaktadır. Okula başlamadan Önce çok istekli ve meraklı görünseler de bazı çocuklar için okula gitmek o kadar kolay olmaz. Okulun ilk günlerinde birçok aile, çocuğunun yanında, sınıfta oturmakta, bu normal kabul edilmektedir. Burada asıl sorun çocuğun günler geçmesine rağmen, çocuğun, annenin sınıftan ayrılmasını reddetmesi ile ortaya çıkar.

Bu Yazıyı Beğendiyseniz,Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz !

kaynak

Devamını Oku »

5 Aralık 2012 Çarşamba

Ankara Psikolog Adresleri

Ankara’da psikolog adresleri anahtar kelimesini kullanarak bu sayfaya ulaştınız. Aşağıda Ankara Çankaya Gaziosmanpaşa’da bulunan psikolog adresleri yazmaktadır.

Fenomen Psikolojik Danışmanlık Merkezi Uğur Mumcu Cad. No:85/6 Çankaya Ankara

Telefon: 0312 446 40 76 – 0532 160 26 65

Fenomen Psikolojik Danışmanlık Merkezinde Uzman Psikolog, Pedagog, Çocuk Psikologu Bulunmaktadır. Ayrıntılı bilgi ve randevu için yukarıdaki telefon numaramızdan bize ulaşabilirsiniz.

Bu Yazıyı Beğendiyseniz,Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz !

kaynak

Devamını Oku »

2 Aralık 2012 Pazar

İstemek yeterli değildir; YAPMALIYIZ!.. Goethe

Birisi bu gün, ağacın gölgesinde oturabiliyor, 
çünkü birisi; uzun zaman önce bir ağaç dikti... 

Warren Buffet


kaynak

Devamını Oku »

1 Aralık 2012 Cumartesi

KENDİMİZİ İYİLEŞTİRMENİN BAŞLICA YOLLARI:

1. Her şerde daima bir hayır ara
Bilinçteki değişim, herhangi bir çareden daha değerlidir.

2. Kendine acıma
Ruhsal gelişmenin en büyük engelidir.

3. Sorunların için başkalarını suçlama
“Düşmanlar” aydınlanma için araçtır.
Kötülüğe kötülükle karşılık verme, kötülüğü iyilikle yen.

4. Kıymet bilir tutum edin
Bilincimizi olumsuz yönlerden çekip olumlu yönlere yükselten ruhsal bir disiplindir. Panzehir: Hayırlı dilekler, depresyona ve kendine acıma duygusuna karşı.

5. Kendinin veya başkalarının içinde bulunduğu durumu yargılama
Kıyaslamayın. Kendinin ve başkasının resmini tam göremeyeceğin için neyi kıyaslayacaksın.
Burada olmayı seçmek bile kahramanlıktır (cesur ruhlar).

6. Aşırı Duygusallıktan Kaçının
Tüm maddi şeylere sahip olamamanın da sevdiğiniz her şeyi aniden kaybetmek gibi, ruhsal bir sınav olduğunu farketmelisiniz.

7. Hastalık ceza değildir
Hastalıklar eski yaşamlardaki karmanın temizlenmesi için yüksek benliğimiz tarafından seçilir.
Tüm hastalıkların amacı bizi temizleyip arındırmaktır.
Her tür hastalığa tahammül ederken bir derece yükseliriz.

8. Hizmet için fırsat kolla
Dünyadaki hiçbir şey, arzularla lekelenmemiş saf düşünce kadar iyilik doğuramaz. Yüce güçle temas kurarak bizleri yükselten ve rehberlik eden yüksek enerjilerin kanalı olabilirsiniz.

9. Ölümün bir iyileşme olduğunu kabullen
Hayat değil beden kaybedilir.
Yardıma ihitiyacı olanın bizde yarattığı rahatsızlıktan kurtulmak için duyduğumuz bencil ihtiyaçtan arınabilirsek, acı çekene, ancak o zaman sevgi verebiliriz.
SEVGİ bir his ya da duygu değil, çok derin ve kapsayıcı bir anlayış ve kabullenmedir.

10. Gereksinimlerinden Arın
Şifacılıkta kişisel beklenti olması, her şeyi yapabilme yeteneğimize ket vuran bencilliktir.

11. Şifanın Kaynağı değil aracısın
Şifacı olmak için ne kadar az çaba harcarsak o kadar iyi bir aracı oluruz.
İhitiyaç duyulan şifayı bilemeyiz. İyileşmek mi, yoksa bedenden ayrılırken destek mi? Eğer İlahi Olan’ın rehberliğine kendimizi açarsak, insanların gerçek ihtiyaçlarına o kadar iyi hizmet ederiz.

12. Yaptığın görevin ve yeteneğinin ışıltılı cazibesine kapılma
“Çalışma, gözle görünür hale getirilmiş sevgidir.”

13. Yardım etmek istediğin kişiye ‘ruhunu aç’
Başkalarının ıstırabına, ölümüne ya da fiziksel iyileşmesine dahil olduğumuzda biz de farklı şekillerde değişiriz.

14. Aile, grup, ırk ve gezegen karmalarının işbaşında olabileceklerini unutma
Kişisel kaderi, daha geniş sonuçları olan daha geniş bir bağlam içinde kapsarlar.
Her bireysel yaşam, tüm grubun ilerlemesine hizmet eder.

15. İnsanlar, kendi koşullarının nedenini bilnçaltlarında bilirler.
Ve dönüştürücü amacını tamamlayana dek bu koşulu “yitirmeye” direnirler.
Kurtarmaya çalıştığımız sorun, onu geliştiren bir durum olabilir. Yani verdiğimiz şifa, plana müdahale ediyor olabilir. Bu durumda seyirci kalmak zor geliyorsa bizim de yardım almamız gerekebilir.

16. Dönüşüm zaman alır.
Şiddetli ıstıraplar anlayışa anlayış mutluluğa yol açar.


kaynak

Devamını Oku »

Etiketler

ARINMA Affetmek Alglamada Anlatm Aramak Aroma Astroloji Astrolojik Aynalar BEREKET BOLUK Bahar Bayram Beden dili Bedensiz Beyinde Beyni Beynin Beyniniz Bilincine Bilmek Bitkisel Burak DERSLER Davet Deerlerimizin Deniz Depresyonun Detoks Dikkat Dilek Disgrafi Disleksi EGZERSZ Egoist Enerjilerinin Epifiz Eruhunuzu FAYDALANMAK FAYDALARI Felsefe Fregoli GCJoseph GERDE Gcyle Gelecek Gidecek Gizemli HAYIRLI Hasta Hastalklar Hayal Hayallerinizin Hayata Hikaye Hiperaktivite Hipnozu Holografik Hologram Hoşgörü Illuminati KORUMA Kabala Kadim Karanlk Kelimeler Klasik Korkular Korunma Kristaller Kuantum Fiziği Kyamet LKLERMZ MEKTUP MUTSUZ Makbul Melek Merak Mevlana Mevlanann Mezar Mftolunun Moloküler Mucizeleri NAMASTE Nazar Nefret Niyet ODAKLANMA Okuma Okyanus POZTF PRATK PROGRAMLAMA Paranormal Patolojik Peeling Peinden Pratik Psikoloji Quantum Düşünce RAHATSIZLIIMIZ Rahat Reformist Romantik Ruhsal Sanat Sonsuz Stres Sufizm Tehlikeli Terapi Uymasn Zarar acı affetme aile akıl başkaları beden beyin bilgi bilim bilimsel bilinci bilinçaltı birey bolluk cümle dalga damla degerli düşünce egzersiz ekmek eleştiri. öfke emsimizi enerji evlilik evren fayda fizik fiziksel frekans garip geliim gerilim gerçek geçmiş gizli güven güzel harika hastalık hayat hissederim hoşgörüsüzlük huzur huzurlu ileti ilâc inanç insan insanlar kaos kavga kelime korku kuantum kurallar liste madde mucize neşe olacaksn olumlama olumlamas olumlu olumsuz para paralel pozitif psikolojik refah ruh sağlık seniz sevgi sistem sorumsuzluk sorun sorunlar suyun sıkıntı tabiat tedavi teori tesadüf toplum zaman zeka zellikleri zenginlik zerine zihinsel çekim üzüntü İletişim şifa şükretme