15 Aralık 2011 Perşembe

Farkındalığın Işığında Farkedilmek

Çevremizdeki insanların, doğanın,yaşamın hatta kendimizin ne kadar farkındayız.?
Çoğumuz içimizde oluşturduğumuz hapishanemizin tutsağıyız. Gardiyanı’da kendimiziz.
O BEN merkezli hapishanedeki tutsaklığımızın da farkına varamıyoruz.
Kendimizi, buranın bir saray Olduğuna inandırmaya çalışıyoruz.
İlkönce kendi farkındalığımızın
ışığını yakmak zorundayız.
Bu alışagelmiş kalıpları kırmak, kendimiz olmağa çaba
göstermekle orantılıdır.
Buna Budistler gibi içsel aydınlanmada diyebiliriz. Bu
ışık çevremizi aydınlattığı sürece, daha önce gördüklerimiz, tanıdığımızı zannetiğimiz
Her şey, daha açık, net ve derinlemesine, olumlu yada olumsuz olarak belirginleşir.
Bu bir bilinç düzeyidir. Farkındalığı akıl ve zeka birliği yaratır ve aklın zekanın
yönetiminde olduğu sürece amaca ulaşabilriz. Yaratı ve soyutlama burada başlar.
Bu farkındalık aynı zamanda evrendeki her şeyle özdeşliğimizin de bilincini duyumsatır
bize. Farkındalıktan yoksun yaşam akışı içgüdülerle sağlanır. İçgüdülerle yer, içer,çoğalır
ve yaşama körü körüne sarılırız, adeta solucan gibi. Aile yaşamında çoğu insan,
zamanın akışı içinde kendisini geliştirip yenilemediğinde, birbirini kanıksar. Bu
aynı zamanda farkındalık ışığınında sönmesi demektir. Şartlar zorluyor ise Birbirinin
farkına varmadan yada varmak istemeden evlilik şirketini yürütürler. Yıllar yılı
farkedilmeyi bekleyen insanlarda vardır. Bunu belli etmeden yaşarlar, yapıları sonucu.
Farkedilmek aynı zamanda farkedeni de farketmek demektir. Bu ise güzelliğin ve sevginin
senfonisidir. Burada algı kapıları alabildiğine açılır. İletişim, sessizliğin diliyle
kurulur. Burada zaman ve mekan aşılır. Bu hintlilerin NİRVANA, TASAVVUFTA da ikilikte
TEK’liği yaşamaktır yaşarken.
Devamını Oku »

Kuantum Fiziği Üzerine


21. yüzyılın başından bu güne kadar, bilimdeki gelişmeler ile birlikte, önceki bilgilerimizin de kökten denilebilecek kadar çok büyük değişikliklere uğradığını görüyoruz. Bu değişimlere etken olan, Özel ve Genel görecelik teorileri, Kuantum Fiziği, Hologram ve Moloküler Biyoloji'nin ileri sürdüğü kuramlardır.

Konuyu felsefi bakış açısından ele alıp sunmaya çalışacağım. Bu konuda beni yüreklendiren etken, kuramsal bilimin de bir yerde felsefe ile iç içe oluşudur. Çünkü felsefi düşünce, bilimsel tezleri yaratır, deney ise kanıtlar. Felsefe yine de bununla yetinmeyip sürekli konuyu irdeler, hiçbir şeyi kesin ve son olarak kabul etmez. ( Bu kuşkuculuk Descartes Mantığı ile karşılaştırılmalıdır. )
Bu görüş aynı zamanda bilimin temelidir ve buna Bilim Felsefesi adını veriyoruz.

Kuantum Fiziğini açıklayabilmek için zorunlu olarak Eiinstein'in Özel ve Genel Görecelik kuramına kısaca göz aymak zorundayız.

1900 yılında Kuantun teorisini ilk ileri süren Max Plank'dır. Einstein 1905 yılında fotoelektriksel etki konusunu ileri sürdü. Bu konuda Plank'ın kuantum önermesinden yararlandı ve ışığın parçacıklara bölündüğünü savundu. Halbuki Plank başta olmak üzere tüm fizikçiler ışığı dalga biçiminde düşünüyorlardı. Sonuçta ışık kuantaları düşüncesini kullanarak fotoelektriksel etkiyi tamamlayan bir denklem kurdu. Daha sonraki gelişmeler sonucu FOTON kavramı kabul dördü. İşin en ilginç yönü Einstein Nobel ödülünü Görecelik Kuramıyla değil, ışık kuantasını önermesi sonucu aldı.

Özel Görecelik Kuramına göre, uzay üç boyutlu özellik taşır ve zaman da bundan bağımsız varlığa sahip değildir. Einstein zaman ve uzayın birbirleriyle ayrılmaz bir bütün olduklarını ve Uzay-Zaman denilen dört boyutlu sürekliliği oluşturduklarını göstermiştir. O halde, görecelik kuramı çerçevesinde uzay hakkında konuştuğumuzda, zaman hakkında da aynı anda konuşmamız gerekir. Bunu Newton'cu modelde göremeyiz.
Yine Özel Göreceliğe göre, dünyanın tüm iyi bilinmeyen özelliklerinin kökeninde, tüm maddi nesnelerin hareketleri arasındaki Görecelik ve ışık hızının mutlak olduğunun karşılıklı ilişkisi yatmaktadır. Bu aynı zamanda zamanın göreceliğinin bir ifadesidir.

Sezgilerimiz çelişkiye düştüğü için, uzay ve zamanın göreceliği bizi rahatsız eder. Özel görecelik kuramının dünyası, ancak ışık hızına yaklaşıldığında ortaya çıkar.

Einstein tine 1905 yılında öne sürdüğü " Enerji ve kütlenin aynı şey olduklarını, birinin diğerine dönüşebileceği " savı, bir devrim niteliğindeydi. Gerçekte kütle ve enerji aynı şeyin farklı görünümleriydi. Bu yaklaşım, klasik fiziğin son temsilcisi Einstein'in modern fiziğin kapısını aralamaktadır.

Genel Görecelik ise Özel Görecelik kuramına, kütlersel cisimlerin karşılıklı yer çekimini de içine almasıydı. Buna göre yer çekimsel güç, Uzay-Zamanı bükme ya da eğme özelliğine sahiptir. Bu da bir yıldız ya da gezegen şeklindeki kütlesel bir cismin bulunduğu bir yerde, onları çevreleyen uzay biraz bükülecektir. Bu bükülme miktarı ise cismin kütlesine bağlı olacaktır. Bunu yanı sıra görecelik uzay ve zaman bir bütün oluşturdukları için zaman da mevcut maddenin etkisinde kalacaktır. Yani bir yerde evrenin diğer noktasına göre daha farklı bir hızda ilerleyecektir.

Kuantum kuramı ise matematiksel formülasyondan sora bile, onun temel kavram ve tasarımları öyle kolayca kabul edilecek bir özelliğe sahip değildi. Çünkü bu kuramın yarattığı etki gerçekten de bilimsel savların yıkımıydı.

Rutherford'un deneyleri, atomların sert ve parçalanmaz olmadıklarını, tersine içlerinde küçük parçacıkların hareket ettiği büyük boşluklardan meydana geldiğini gösterir. Buna göre atomaltı öğeler, ikili bir görünüme sahip soyut varlıklar gibidir. Onları bazen parçacık, bazen de dalga biçiminde algılamaktayız. Einstein, ışığın ve genelde elektromanyetik ışınımın yalnızca elektromanyetik dalgalar halinde değil aynı zamanda Kuanta'lar olarak da ortaya çıkabileceğini savunmuştur. Bunun sonucu olarak, atomaltı düzeylere inildikçe tam olarak belirli bir kesinliğe sahip olunmadığı görülüyor. Yani atomsal bir fenomenin nasıl gerçekleştiğini hiçbir zaman önceden belirli bir kesinlikle bilemeyiz.

19. y.y. düşünürleri bilim ve felsefede büyük atılımlar yaratan düşünceler ileri sürerken bile, uygulaya geldikleri mekanik prensipler nedeniyle " Determinist "bir börüşr sahiptirler.

Doğanın ve kendi yaşamımızın geçmişten geleceğe, tamamen önceden belirlenmiş olduğunu kabul eden bir dünya görüşü olan determinizmin, belirsiz bir dünyada belirlilik gereksinimi yaratır. Klasik fiziğin de buna desteklediğini görüyoruz.

Belirsizlik kuramıyla, bu görüşün atomalıtı fiziğinde geçersiz olduğu kanıtlanırken, bunu doğal sonucu olarak bir çok değer yargısı ve kuramın temelinden sarsıldığını görüyoruz. Öyle ki bunun kolayca kabullenilecek şey olmadığı başta Einsrein olmak üzere din, felsefe ve bilim tarafından dirençle karşılanmıştır. Eintein " TANRI ZAR ATMAZ " deyimiyle karşı çıkışı bunun en güzel örneğidir.

Kuantum Fiziği insanın inançsal dünyası ile medde dünyasında yarattığı bu deprem , inançsal kavramların soyut olması nedeniyle, sonuca ulaşması zaman istemektedir. Her şeyden önce insan yapısı alışılagelmiş düşüncelerden kolay kolay vazgeçemez. Hele bu düşünceler öncekilerin tamamen tersi ise. Bunun yanında maddenin gözlemlenebilir ve sonuçlarının yarattığı yararlar görüldüğünde yatsınması olanaksızlaşır.

Şimdi bu kuramların maddeye getirdiği yeni bakış açılarına bakalım.
Wıllıam Crookes, içinde çok az bir gaz bulunan cam borudan elektrik akımı geçirerek bilimsel bir deney yaparken, elektrotların bir ucu olan katot'tan bazı ışınlar çıkıyor, ve karşısına gelen cama çarparak flüoresans bir ışık yolu meydana getiriyordu. Bu cam boruyu bir mıknatıs yaklaştırılınca, katot'tan çıkan ışık demetlerin saptığını gördü. O güne kadar katı, sıvı ve gaz olarak bilinen maddenin yepyeni bir durumu ortaya çıkmıştı. Bu duruma RADİANT adı verildi. Bu basit sonuç bilimdeki akıl almaz sıçramaların başlangıcı olacaklardır.

Röntgen bu yoldan hareketle adıyla anılan filmi bulmuştur. 1911 yılında Rutherfort, atom çekirdeğini bombardıman etmesiyle, atomun bir yapıdan başka bir yapıya dönüştüğünü kanıtladı. Bu gerçek aynı zamanda Mendelief'in ünlü atom ağırlıklarına göre sıralanan cetvelini de geçersiz kılmıştır.

Aynı konuyu ele alan Curie'ler radyoaktif elementler olan Polonyum ve Radyumuu buldular. Bu elementlerin yaydığı Alfa-Beta-Gama ışınlarının yanında, büyük bir enerji halinde bir gaz, yani " RADON " yayıldığı görülüyordu. Radyumdan yayılan bu radonlar için Rutherford şöyle diyordu. " Radyoaktivite, atomların ölümü demektir. Radyumun atomları ölüyor ve cesetlerinden RADON atomları doğuyor. "

Heisengberg'in "Belirsizlik Kuramı " Niels Bohr ve Pauli ile birlikte geliştirilerek bilim dünyasına kazandırılmıştır.

Doğayı çözümleme yaklaşımlarındaki bu köklü değişim yanında, teknolojiye yansıyan yönü ise devrim niteliğindedir. Bunlar transistör, mikro yonga, lazer ve süper iletkenler olarak yüzyılımızın iletişim çağını yaratmıştır. Buna paralel olarak, kimyasal elementlerin periyodik tablosunu, kimyasal bağın yapısı ile moleküler biyolojinin temelini atmıştır.

Bilgi çağında yaşamamızın sonucu bu konularda hepimizin az çok birikimi olduğu düşüncesiyle, kısa bir hatırlatma ile yetindim.

Başta da belirttiğim gibi, zor olan, bu değişimlerin düşünce kalıplarımıza olan etkileridir. Çocukluğumuzdan bu yana, beynimize işlenmiş soyut kavramları oradan söküp atmak çok zor. Bu saplantı, bilim adamları için bile geçerli,. Kendi teorisini bile determinist görüşe bağlamaya çalışan Einstein bunun en somut örneği.

Binlerce yıldır, evrenbilim konusundaki çeşitli inançların, din'ler ve mitoslar kanalıyla beynimize kazınması, belki de insanlığın en trajik olgusudur. Eski Mısır, Sümer, Hint, İyon ve Yunan düşünceleri, zamanın akışı içinde bireyi, dolayısıyla toplumları derinden etkilediğini biliyoruz. Bu gün bile bu düşüncelerin artıklarıyla dopdoluyuz.

Bu gün bilimsel bulguların ışığında, tüm galeksilerin büyük bir hızla birbirinden uzaklaştığını biliyoruz. Genişleyen evrenle birlikte bir çok yıldız ömrünü ( yakıtını ) bitirip, kendi içine çökerek ya da patlayarak uzaya dağılmakta, bundan oluşan bulutsulardan da yeni yıldız kümeleri oluşmaktadır.

Bu bir anlamda evrenin bir akış, değişim ve dönüşüm içinde olduğunun kanıtı olmaktadır. Hiçbir şeyin sonsuza kadar aynı kalamayacağı yanında, nasıl bir gelişme göstereceğini de bilemiyoruz.

Sonucun, başından belirlendiğini ileri süren determinzm'in, insanın kendini rahatlatmak için güzel bir düş evreni yaratmasını sağladığını söylemek, haksızlık ya da bir yanlışlık olmasa gerek.

21. y.y. yıl yaklaşırken maddenin özünde karşılaştığımız dönüşüm ve belirsizlik olgusu bizleri, kadercilik olan DETERMİNİZM karşısında güçlendirmektedir.

Heinz Pagels'in şu sözleri, konuya yeterince açıklık getirip sonuca başlamaktadır.

" Doğa kusur konusunda hiçbir şey bilmez. Kusur, doğanın insan tarafından kavranışıdır. Biz doğanın bir parçası olduğumuz ölçüde biz de mükemmeliz, mükemmel olmayan şey insanlığımızdır. Kusurluluk ve hata konusundaki kapasitemiz nedeniyle biz özgür yaratıklarız, hiçbir taş ya da hayvanın zevkine varamadığı bir özgürlüktür bu. Hata olasılığı ve kuantum teorisinin ifade ettiği gerçek " bilimsellik " olmadan, insan özgürlüğü anlamsızdır.

ZAR ATAN TANRI BİZİ ÖZGÜR KILMIŞTIR
Devamını Oku »

13 Aralık 2011 Salı

Kuantum Düşünce Tekniğinin Yararlarından Örnekler

Bu Teknikten Yararlanarak Hayatlarında Değişiklikler Yaratan Kişilerden Örnekler Verebilir Misiniz?

Tabii ! Pek çok var. Çünkü kural hiç şaşmaz: Düşünceler hayatımızı oluşturur.

En yakın bir örnek bir mimar hanımla ilgili. İşinde hiç memnun olmadığını söylemişti. Ona nasıl bir işte çalışırsa mutlu olacağını sordum, anlatmaya başladı. Bunları bir bir yazdık. Ciddi bir firmanın araştırma ve geliştirme departmanında çalışmak istiyordu. İmgesel olarak bilinçaltına kodladık. Ertesi hafta telefonla müjdeyi verdi. Tam da istediği bölümde iyi bir şirkette hafta başında işe başlıyordu.

Buna benzer yüzlerce örnek var. Burada sorun sistemle ilgili değil. Kendilerine yüzde yüz yararlı olacak bu sistemi uygulamak için katılımcıları ikna etmekle ilgili. Belki de bu işe keyifli bir ikna çalışması diyebiliriz. Bir başka çarpıcı örnek de bir öğrenciyle ilgili. Üniversiteye hazırlık yapan bu gencin sınavla ilgili korku dolu düşünceleri vardı. Onunla bir çalışma yaptık. Binlerce kişi arasında o bir yıldız gibi parlıyordu. O kalabalık arasında fark edilmemesi mümkün değildi. Hayalinde sınavı kazanmış hatta üniversite diplomasını alıyor görmesini sağladık. Bu sınavın hayatının bir çok önemli günlerinden sadece biri olduğunu ama tek belirleyici olay olmadığını tespit ettik. Bütün bunlar zihin özel bir algılama düzeyindeyken gerçekleştirildi. Bu genç üçüncü kez sınava giriyordu ve artık dördüncü bir şansı yok gibi gözüküyordu. Tabii ki daha sonra onun sınavı kazandığına dair telefon aldım.

Yine başka ilginç örnek tıp fakültesinde okuyan bir öğrenciyle ilgili. Arkadaşlarının ve rektörünün okulda yaptığı klüp çalışmalarını yeteri kadar desteklemediğinden şikayet etmişti yana yakıla. Ona göre okul rektörü tuhaf biriydi. Bir konuda görüş almak için odasına girdiğinde onun hiç yüzüne bakmıyor, tersliyor ve isteklerini görmezden geliyordu. Sonra bu gençle bir seminer programında özel bir çalışma yaptık. Bir hafta geçmeden yüzünde güller açarak beni ziyarete geldi. Kız arkadaşıyla sinemaya gitmişlerdi oradan geliyorlardı. Tuhaf şeyler olmuştu doğrusu. Rektör birden huy değiştirmişti. Karşılıklı oturup konuşmuşlar ve çok sıcak bir iletişim kurmuşlardı. Daha önce bir türlü yerine getirilmeyen okulun bilgisayar kulübüyle ilgili bir isteği daha o söylemeden rektör tarafından karşılanmıştı.

Bu süreç nasıl işliyor? Yani nasıl oluyor da sizin yaptığınız bu çalışmadan Rektörün ve kız arkadaşın haberi oluyor?

Güzel bir soru. Bizim bilinçaltı düzeyde oluşturduğumuz yeni bir program Birleşik Alanında bir etki yapar. Bu düzeyde zaman ve mekan farklı bir biçimde işler. Bu alanda her şey Şimdi ve Burada durumunu yansıtır. O yüzden düşünceler mucizevi sonuçlar doğurur. Alan bir tür bilgi okyanusu gibidir. Okyanusun bir damlasındaki değişim diğer tüm damlaları uyarır.
Devamını Oku »

Kuantum Düşünce Seminerleri Etkisi

Kuantum Düşünce Seminerleri katılımcılarda kalıcı bir etki yaratıyor mu?

Bu biraz da kişilerin konuya verdikleri önemle ilgili bir şey. Ama alışkanlık haline gelmiş, içselleştirilmiş bir davranış tabii ki kalıcı oluyor. '' Kuantum düşünce '' öğrenmeden çok yapmaya, bilmeden de ileri olmaya yönelik bir çalışmadır.

İçsel olarak yaratılmış değişimler kalıcı olacaktır kuşkusuz. Kişi düşünceleri ve seçimleri ile hayatı arasındaki ilişkiyi gördükçe farkındalığını artırır.

Böylece bilerek yaşamaya başlar.

Böylece kendi hayatının efendisi olur.
Devamını Oku »

11 Aralık 2011 Pazar

Kuantum Fiziğiyle Kuantum Düşünce Tekniğinin Bağlantısı Nedir

Kuantum Fiziğiyle Kuantum Düşünce Tekniğinin Bağlantısı Nedir ?

Kuantum fiziği, klasik anlamdaki fiziksel maddenin enerjiye dönüştüğü bir alana sokar bizi. O alanda artık atom altı parçacıklar, hızla hareket eden enerji parçacıklarından başka bir şey değildir.

Daha da ötesi bu parçacıklar insan sinin yaydığı enerjiye yanıt verirler. Bu alanı gözlemleyen kişi ile gözlemlediği parçanın birbirinden bağımsız, kopuk şeyler olmadığı çıkar meydana. Düşünceyle enerji, gözlemleyenle gözlenen, iç ile dış, burası ve ötesi arasındaki ayırımlar kalkar.

Heisenberg' in belirsizlik alanı dediği bu alanı, gönderdiğimiz düşünce paketçikleri varlık katar. Belli hale getirir. Kuantum alanının bir noktasına yaptığımız etki bütünü etkiler aynı zamanda. Siz bir şey düşündüğünüzde bundan tüm alan etkilenir. Kuantum Fiziği, fizikle fizikötesinin birbirine karıştığı bir noktanın adıdır.
Devamını Oku »

10 Aralık 2011 Cumartesi

Kuantum Düşünce Tekniği Ne Gibi Yararlar Sağlar

Kuantum Düşünce Tekniği Pratik Olarak Hayatımızda Ne Gibi Yararlar Sağlar?

Bizim gelişmemiz için gereken bütün araçlar: uygun iş, eş, yaşam alanı,ev, bedenimizin sağlığı bu yüksek frekanslı enerjiden nasibini alır.

Siz, sınırlayıcı, engelleyici düşünce kalıplarınızı fark edip bunların yerine güçlendirici inançlarınızı koyduğunuzda hayatınız bu yeni inançlarınız doğrultusunda değişmeye başlayacaktır. Sizin için en uygun kişi, en uygun imkan,en uygun zamanda karşınıza çıkacaktır. Yapmanız gereken şey uzanıp onu almaktır.

Doğuştan doğal olarak hakkınız olan mutluluğu, bereketi, bolluğu ve sevinci yaşamanıza imkan tanımış olursunuz.

Kuantum Düşünce, sağlıklı ve güçlü bir beden için de uygun bir zemin hazırlar. Bizim düşünce ve kabullenişlerimiz direkt olarak bedene etki yapar. Bedenimiz aslında bir enerji okyanusundan başka bir şey değildir. Korku,kaygı,öfke, suçluluk duyguları bütün hücrelerimizin beslendiği enerjide azalmalar yol açar.

Kuantum Düşünce Tekniği; kendimizi tanımaya, başkalarını anlamaya, evrensel sistemin işleyişini fark etmekten doğan bilgeliğe ulaştırarak beden enerjimizi de düzene sokar. Kişiler daha güçlü canlı ve güzel olurlar. Hayat misyonumuzu fark etmek ve ona adım adım ulaşmak yönündeki çabalarımızı destekler. Kendi içsel kodlamanızdaki yapmanız gereken işinizle ilgili ipuçlarını yakaladıkça adımlarınız hızlanır.

Kuantum Düşünce kişiler arası iletişimin enderin boyutunu sunar bize. Ortak İnsanlık alanında gerçekleşen bu iletişim, derin ve etkili bir uzlaşma sağlar. Beden dili ve sözel iletişimden daha da öte Kuantum sal İletişimle düşüncelerimizin direkt muhataba ulaştığı bir yöntem geliştiririz.
Devamını Oku »

9 Aralık 2011 Cuma

Kuantum Düşünce Tekniği Nedir

''Kuantum Düşünce'' üst nitelikli bir düşünme biçimidir. Sıradan düşünce biçimleri kendisini tekrar eden, etkisiz ve sınırlı enerjilerdir.

Değiştirme ve oluşturma güçleri yoktur. Daha çok vehim, kuruntu, başıboş hayaller biçiminde akar. Oysa Kuantum Düşünce derin düzeyde, atom altı alanda etkili olabilecek tarzda bir yaratıcı düşünme biçimidir.

Özel bir bilinç düzeyine girerek, özel olarak kurgulanmış sözel ve imgesel oluşumları içerir.

Bu düzeyde insan, kendi hayatının efendisi durumuna geçer.

Kuantum Düşünce daha da ilerisi ortak zeka alanında işlem yapar. Bütün evreni tekamül ettiren enerjiyle işbirliğine girildiğinde siz bir "kişi" olmanın sınırlı olanaklarını aşar, "bütün" ün gücüne ulaşırsınız.

O zaman da gücünüz tabii ki bütünün gücüne eşit olacaktır.
Devamını Oku »

Etiketler

ARINMA Affetmek Alglamada Anlatm Aramak Aroma Astroloji Astrolojik Aynalar BEREKET BOLUK Bahar Bayram Beden dili Bedensiz Beyinde Beyni Beynin Beyniniz Bilincine Bilmek Bitkisel Burak DERSLER Davet Deerlerimizin Deniz Depresyonun Detoks Dikkat Dilek Disgrafi Disleksi EGZERSZ Egoist Enerjilerinin Epifiz Eruhunuzu FAYDALANMAK FAYDALARI Felsefe Fregoli GCJoseph GERDE Gcyle Gelecek Gidecek Gizemli HAYIRLI Hasta Hastalklar Hayal Hayallerinizin Hayata Hikaye Hiperaktivite Hipnozu Holografik Hologram Hoşgörü Illuminati KORUMA Kabala Kadim Karanlk Kelimeler Klasik Korkular Korunma Kristaller Kuantum Fiziği Kyamet LKLERMZ MEKTUP MUTSUZ Makbul Melek Merak Mevlana Mevlanann Mezar Mftolunun Moloküler Mucizeleri NAMASTE Nazar Nefret Niyet ODAKLANMA Okuma Okyanus POZTF PRATK PROGRAMLAMA Paranormal Patolojik Peeling Peinden Pratik Psikoloji Quantum Düşünce RAHATSIZLIIMIZ Rahat Reformist Romantik Ruhsal Sanat Sonsuz Stres Sufizm Tehlikeli Terapi Uymasn Zarar acı affetme aile akıl başkaları beden beyin bilgi bilim bilimsel bilinci bilinçaltı birey bolluk cümle dalga damla degerli düşünce egzersiz ekmek eleştiri. öfke emsimizi enerji evlilik evren fayda fizik fiziksel frekans garip geliim gerilim gerçek geçmiş gizli güven güzel harika hastalık hayat hissederim hoşgörüsüzlük huzur huzurlu ileti ilâc inanç insan insanlar kaos kavga kelime korku kuantum kurallar liste madde mucize neşe olacaksn olumlama olumlamas olumlu olumsuz para paralel pozitif psikolojik refah ruh sağlık seniz sevgi sistem sorumsuzluk sorun sorunlar suyun sıkıntı tabiat tedavi teori tesadüf toplum zaman zeka zellikleri zenginlik zerine zihinsel çekim üzüntü İletişim şifa şükretme