28 Eylül 2012 Cuma

21 Aralık 2012: Gerçekten de Maya Takviminin Sonu mu?

21 Aralık 2012 pek çok insan tarafından merakla beklenen bir tarih. O gün kimine göre kıyamet kopacak, kimine göre tüm insanlık aydınlanacak ve Altın Çağa gireceğiz, kimine göre ise hiçbirşey olmayacak. Siz nasıl düşünüyorsunuz bilmiyorum ama eğer ilk iki görüşten birine katılıyorsanız Maya takvimini mutlaka duymuşsunuzdur. Tüm bu iddialar Maya takvimin sonunun 21 Aralık 2012’de gelecek olmasına dayanıyor. Ancak sizi hayal kırıklığına uğratmak zorundayım, çünkü bu ifade yanlış.

Herşeyden önce tek bir tane “Maya takvimi” yok. Takvim denince aklımıza çok basit bir kavram geliyor öyle değil mi? Üç birimden oluşan, gün, ay ve yıl sayılarını bildiren bir sistem. Herşey bunun etrafında dönüyor hayatımızda; ödemeler, kredi vadeleri, doğum günleri vs.. vs... Tamam kullandığımız takvim dışında bir Çin takvimi var, Hicri takvim var, Musevi takvimi var vs. Ancak onlar da kendi içlerinde basitler: Çinlilerin tek bir takvimi var ve o da gün, ay ve yıldan oluşuyor. Musevilerinki de öyle. Ancak Maya takvimini anlamak istiyorsanız tüm bu takvim algılarından farklı bir bakış açısı edinmelisiniz. Bilindiği kadarıyla Mayaların kullanmış oldukları 17 takvim sistemi vardır. Bunlardan yaygın kullanılanları arasında Haab, Tzolkin ve Uzun Sayım sıralanabilir. Maya anıtlarına veya kitabelerinde bir tarihi belirtirken birden fazla takvim sisteminde o tarihin hangi güne denk geldiğini gösterdiklerini görebilirsiniz. Bu da bizim alışmış olduğumuz 3 birimli (gün, ay ve yıl) tarihlerden çok daha kompleks, 7 veya 8 birimli tarih bildirimleri ile karşılaşırsınız. Şimdi bu karışık sistemlere çok fazla girmeyeceğim. (Daha fazla bilgilenmek isterseniz burayı tıklayabilirsiniz.)

Şu meşhur 21 Aralık 2012 konusuna da uzun uzun girmeyi düşünmüyorum. Uzun Sayımın sonu olarak bildirilen bu tarih konusunda da çelişkiler mevcut. Maya şamanları arasında bile görüş ayrılıkları var. Kimi bu tarihi savunuyor, kimi kesin bilmiyoruz diyor, kimi ise hem öyle hem böyle diyor. Yani iş biraz arapsaçı. Ancak kesin olan bir şey var ki o da Uzun Sayım bittiğinde yeni bir Uzun Sayım başlayacak. Mayaların deyimiyle Dördüncü Güneş batacak ve bir süre karanlıktan sonra Beşinci Güneş doğacak. Bu konu kendi başına bir makale yazmaya yetecek kadar tartışma içeriyor.

Benim odaklanmak istediğim asıl konu, Maya takvimini (veya takvimlerini) nasıl algıladığımız konusu. Biz genelde evreni ve doğayı erkeksi bir bakış açısıyla algılıyoruz. Batı medeniyeti ağırlıklı, sol beyin merkezli ve maskülen bir algı bu. Halbuki doğa pek çok kültürde Toprak Ana olarak tanımlanır. Yani bizim erkeksi ve lineer algımızla tam ve doğru algılanamaz. Zaman lineer değil döngüseldir, doğanın döngüleri ile zamanın döngüleri arasında bir ahenk vardır. Maya takviminin 21 Aralık 2012’de biteceğini duyduğumuz zaman, lineer algımız gereği bir “son” üzerine odaklanıyoruz. Kaçımız soruyor nedir doğası bu işin diye? 21 Aralık 2012, 5125 yıllık bir döngünün sonudur ve bu döngünün ardından bir başka döngü başlayacaktır. Elbette bu yeni büyük döngü içinde bulunduğumuz döngüden bambaşka bir bilinç getirebilir insanlık bilincine. Bu başka bir tartışma konusu. Ancak genel algı itibari ile takvimin sonunun, herşeyin sonu, ölüm ve felaket olarak görüldüğü ortadadır. Erkeksi dediğim algı budur. Dişi algı ise herşeyin döngüsel olduğunu bilir ve yeni döngünün başlamasını bekler. İki döngü arasındaki boşluğu bir arınma süreci olarak kullanır. Mayaların kehanetleri de tam olarak bunu söyler. Beşinci Güneş doğmadan önce büyük bir arınma olacaktır.

260 günlük bir döngüye sahip olan ve kendi içinde 20 günlük ve 13 günlük döngülerden oluşan Tzolkin (“Zolkin” okunur) takvimi ise bu dişi algıyla, daha doğrusu sezgisel ve sağ beyin algısıyla ortaya çıkarılmış ruhsal bir takvimdir. Tzolkin bize 21 Aralık 2012’nin son olmadığını gösteren başka bir kanıttır. 2500 yıldır kuşaktan kuşağa aktarılan ve bir gün aksatılmadan yaşatılarak takip edilmiş bir takvimdir. Hiç bir Maya şamanı ve Carl Johan Calleman hariç hiçbir modern Maya uzmanı Tzokin’in sonlanacağını söylememiştir. Tzolkin yaratılış döngülerini, evrim döngülerini sembolize eder. Yaşamsal döngülerin sona ermesi için hiçbir neden yoktur. Dolayısıyla Tzolkin’in sona ermesi için hiçbir neden yoktur. Doğanın mikro yaşam ölüm döngüleri ile ahenkli olarak dönmeye devam edecektir Tzolkin takviminin çarkları. Yaşamı kutlamaya ve kutsamaya yapılan bir çağrıdır Tzolkin. Her günü onurlandıran, hayatı anda yaşamaya çağıran, sonsuz şimdiye odaklı bir takvimdir. Sol beyin zihnimizle her gün geçmiş veya geleceğe odaklanan bizler için aslında bir şifa ve aydınlanma aracıdır. Ve bugün 260 günlük Tzolkin döngüsünün ilk günüdür. 1 Imix, yani 1 Timsah. Bugün hayatınızda tertemiz bir sayfa açabilirsiniz. Yeni başlangıçlar, doğum ve inisiasyon burcu Timsah, başlatıcı ton 1 ile biraradadır. O yüzden bugün önümüzdeki 260 günlük dönem boyunca büyüyecek, serpilecek tohumlar atın toprağa. Niyetlerinizle, eylemlerinizle ve yapacağınız başlangıçlarla bugün yeni bir hayata başlayabilirsiniz.

Bugün aynı zamanda on üç günlük Trekana isimli Maya haftasının da ilk günüdür. 15 - 27 Temmuz 2012 arasındaki bu süreci Imix yani Timsah burcu yönetecektir. Bu on üç gün boyunca Timsah’ın canlı ve yaşam dolu varlığı bilinciniz tarafından süzülürken çok fazla iş bitirmeye çalışmayın. Aslında Mayalar bugünde çok fazla çalışmamaya özen gösterirler çünkü Timsah onlar için gerçekliğin derin, vizyoner yönünü yansıtan zorlayıcı bir burçtur. Bu, Carl Jung’un kolektif bilinçaltı kavramıyla açıklanır. Önümüzdeki zamanı kişisel ve profesyonel yolculuğunuzun yeni safhasını planlamak, vizyonlarınızı, hayallerinizi ve hedeflerinizi yenilemek ve zamanı geldiğinde ilk adımı atmaya hazırlanmak için kullanın.

Peki bu Tzolkin döngüsü ne zaman sona erecek? 13 Işık günüyle yani 31 Mart 2013’de sonlanacak ve 1 Nisan 2013 yeni bir döngünün başlangıcı olacak. Yani gördüğünüz üzere 21 Aralık 2012’den sonra Tzolkin takvimi işlemeye devam edecek.

Bu arada bilinen bir kültürel gerçek, sadece bazı Maya topluluklarının 1 Timsah gününü “yılbaşı” olarak seçtikleridir. Aslında Tzolkin bilgisine en çok sahip çıkan Kiçe Maya dahil olmak üzere Maya toplumlarının çoğu 8 B’atz (Chuen – Maymun) gününü kutlarlar. Bir sonraki 8 Maymun 12 Aralık 2012 tarihine denk gelmektedir. Bu tarihte Guatemala’da 8,000’den fazla ateş seremonisi yapılacaktır. Ancak yine de ertesi gün yani 9 Köpek ile beraber döngü devam edecektir, bir sonraki 8 Maymun olan 29 Ağustos 2013’e kadar. Ve o gün tekrar kutlamalar, ve yine döngünün devamı.

Uzun sözün kısası Maya kültüründe her hangi bir sondan bahsetmek imkânsız çünkü Mayalar takvimlerini bu şekilde kullanmıyorlar. Trekanalar sona ermeyen bir zaman koreografisi yaratarak birbirlerini tekrar ederler. Kutlamalar kutsal, döngüsel ve zamansız olanı onurlandırmak içindir. Sayıların ve burçların elbette bir anlamı vardır ve başlangıçlarla bitişlerden daha önemli olan asıl bu anlamlardır.

Bütün bunların ötesinde Tzolkin bireysel ruhsal rehberlik için kullanılmaktadır. 20 günlük döngünün her gün bir burçtur ve sizde doğmuş olduğunuz burca göre belli bir ruhsal imza taşırsınız üzerinizde. Bu kadar basit değil herşey tabi. 13 tondan hangisinde doğduğunuz ve yaşam ağacınızın 4 yönünüzdeki burçlar ile bütünsel bir resim sunmaktadır size Maya burçları. Tzolkin’in Mayalar tarafından pratik bir kullanımıda da her kişinin kendi özel günleri takip etmesidir. Bu özel günler, arınma, şifa, ilişkiler, iş hayatı ve ruhsal rehberlik konularında önemli günlerin farkına varmamızı sağlıyor.

Yeni Maya yılınınızın kutlu olması dileklerimle.

(Maya burcu yorumlarınızı okumak ve önemli günlerinizi öğrenmek websitem http://www.mayaburcum.com 'a beklerim.)


kaynak

Devamını Oku »

27 Eylül 2012 Perşembe

Ruh uyuşması!

Ben ten uyuşması kadar ruh uyuşmasının önemine inanırım. Hatta insanların eş ruhlarının olduğuna bile inanırım. Ama ruhları olmayan bedenler birbirleriyle ne kadar uyuşabilir ki? Evet, önce göz görür fakat ancak ruh sever. Ayrıca ruhumuz olmadan eş ruhumuzu bulmak gibi bir şansımız olmadığına da eminim... İşte bu yüzden içimiz de sürekli bir eksiklik duygusuyla yaşıyoruz hepimiz, işte bu yüzden sürekli duvarlara çarpıp çarpıp kendimizi kanatıyoruz ve işte bu yüzden mutluluğu bir türlü yakalayamıyoruz... 


Can Dündar


kaynak

Devamını Oku »

25 Eylül 2012 Salı

Umudum var..


Umudum var
Göreceksiniz...
Bir gün yaptıklarınız gerçekten işe yaramış,
Dilediğiniz her şey gerçekleşmiş.
Dönüp bakacaksınız geriye ve güleceksiniz başınızdan geçenlere...
ve kendinize "bunların hepsini nasıl atlattım?" diye soracaksınız.
Sadece,umudunuzu asla kaybetmeyin!
Sadece,hayal kurmaktan vazgeçmeyin!
ve asla eksik etmeyin yaşamınızdan sevgiyi!

kaynak

Devamını Oku »

23 Eylül 2012 Pazar

Sadece bir Kurşun kalemle KIŞ resmi yapabilir miydiniz?

Artık ışık saçan bir sağlık ve enerji ile doluyum... Kalbimin her vuruşu ile içimden sevinç akıyor! Kendimi seviyorum..! Kendimi çok seviyorum..!


Kış resmi


BEN MUTLU BİR İNSANIM!¦ Kendimi, yaşamı, herkesi, her şeyi olduğu gibi kabul ediyorum, içimdeki sevgiyi keşfetmek ve onu herkese ve her şeye yansıtabilmek için Yaradan'ım seninle bağımı koparmama izin verme ve bana yardım et. Verdiğin her şeye şükürler olsun. Yaradan'ım her şey senin elinde, huzurunda, sevginde.¦ Her şey olması gerektiği gibi

Zihnim sürekli olumluya ayarlı.¦ Parlak, neşeli, heyecanlı ve iyilik dolu, olumlu düşünce ve fikirlerle dolu. Zihnimi iyi, sağlıklı, olumlu yapıcı ve üretken düsüncelerle meşgul tutarım... Benim endise için ayıracak vaktim yok..!

kaynak

Devamını Oku »

21 Eylül 2012 Cuma

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun Nedenleri

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun kesin nedenlerini saptamak henüz pek çok araştırmaya rağmen mümkün değildir. Bozukluğun belki tek bir nedeni bulunmamaktadır, ancak bireylerde bozukluğun ortaya çıkmasına neden olan ya da bozukluğa yatkınlık göstermesine neden olacak etkenler saptanabilir.

Genetik Etkenler:

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ile ilgili yapılan pek çok araştırma Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukların ailelerinde psikopatoloji oranının yüksek olduğunu göstermektedir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukta davranım bozukluğu da mevcutsa yetişkin akrabalarında alkolizm, antisosyal kişilik bozukluğu ve histeri riski normal popülasyona göre yüksektir.

Beyinde Yapısal Değişiklikler:

Uzun yıllar süresince Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun beyin hasarından, beyindeki gelişim kusurundan ileri geldiği düşünülmüştür. Daha sonra beyinde ciddi hasar olmayan, görüntüleme incelemeleri normal olanlarda da Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olabileceğini göstermiştir. DEHB’ li kişilerle normal kişilerin beyin bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans (MRI) incelemeleri karşılaştırıldığında bazı farklılıkların olduğu görülmektedir. DEHB’lilerle yapılan beyin görüntüleme çalışmaları DEHB’in nedenlerinden biri olarak prefrontal-striatal-talamo-kortikal döngünün rolü üzerinde görüş birliğine varma sürecindedir.

Nörokimyasal Etkenler:

Bir çok nörotransmiterin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu semptomları ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu sonuca, kısmen, bozuklukta olumlu etkilere neden olan birçok ilacın kullanımından sonra ulaşılmıştır. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tedavisinde en sık olarak araştırılan ilaçlardan sempatomimetikler, dopamin ve norepinefrin üzerinde etkili olduklarından dolayı, adrenerjik ve dopaminerjik sistemlerde olası bir işlev bozukluğu olduğu şeklinde nörotransmiter varsayımına neden olmuştur. Ancak genelde bozukluktan sorumlu tek bir nörotransmiter belirlenememişt ir. Süreçte birçok nörotransmiter yer alabilir.

Psikososyal ve Çevresel Etkenler:

Bazı araştırmacılar Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu semptomlarının oluşumunda toksinlere maruz kalma, hamilelik sırasındaki komplikasyonlar (fetüsün oksijensiz kalması gibi), düşük doğum ağırlığı, Omega- 3 temel yağ asitlerinin düşüklüğünü ileri sürmüşlerdir. Hamilelik döneminde annelerin sigara içmesinin de DEHB’in oluşumunda rol oynadığı ileri sürülmüştür .

DEHB’in oluşmasında psikososyal çevrenin önemi uzunlamasına yapılan çalışmalarda araştırılmıştır. Erken yaşta kayıplar, ailelerin dağılması, bağlarda kopma yaşayan çocuklarda DEHB’e benzer belirtilerin ortaya çıktığı görülmüştür. Bu durumu açıklamak güçtür. Bu çevresel faktör aileden kalan bir hastalığı izleyen sosyal anormallik olabilir. Ailelerde kaotik ilişkiler bozukluk için risktir. Ancak son zamanlarda psikiyatrik bozuklukları dışlamak için yapılan çalışmalarda bu durumun DEHB belirtilerinden daha çok davranım bozukluğu ve karşı olma karşı gelme, antisosyal kişilik bozukluğu belirtilerinin gelişimine katkıda bulunduğunu düşündürmektedir.

Bu Yazıyı Beğendiyseniz,Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz !

kaynak

Devamını Oku »

20 Eylül 2012 Perşembe

HAYIRLI CUMALAR OLSUN!



Ey en büyük armağan Sahibi..
Ey sonsuz bağışlama Sahibi..
Ey sonsuz inşirah Veren..
Ey karşılıksız ihsan Eden..
Ey en büyük ihsan Sahibi..
Ey karşılıksız hibe Eden!..
Ey Vehhâb..!
Ey yoluna ram olduğum Allah'ım..!


Sıkıntıları gideren yalnız Sensin Allah’ım..!
Can Veren yalnız Sensin..!
Yalnız Sensin şifa Veren..!
Rızık Veren; Huzur Veren;Selamete Erdiren Yalnız Sensin Rabb’im..!
Sen hiç karşılık beklemeden Verensin Rabb’im; Rabb’im Sen ne Büyüksün..!
Nimetinin; Rahmetinin; Af ve mağfiretinin; Rızkının tamamını nasip eyle bize Rabb’im..!
Tamamını ve devamını nasip eyle nimetlerinin..!
Tek ve hakiki nimet Veren Allah Adından;Vehhâb olan Adından isterim her ne istersem..!
Benim için hayr olanı nasip eyle Rabb’im..!


Rabb’im...!
Yalnız Senin rızan için ve yalnız Sana rükû ederim..!
Yalnız Senin için ve yalnız Sana secde ederim..!
Hayrı ve ibadeti nasib Eden Sensin Rabb’im..!
Affını;Mağfiretini Ve kurtuluşu umut ederim..!
Umutlarımı boşa çıkarma Rabb’im..!
Dualarımı Sen kabul et Dergâhında!
Umutlarımı Sen muhafaza eyle..!


Sübhanallah..! Allahu Ekber..!
La ilahe ilallah..!
Bu eşsiz mücevherleri sinemde saklamamı Dilimden düşürmememi nasip eyle Rabb’im..!
Dilimden ve kalbimden noksan eyleme zikrini..!


Hibe Eden Vehhâb Adının hürmetine Rabb’im..!
Ne varsa bahşettiğin bana;Yolunda SeninVe Rızan için; Paylaşmamı harcamamı nasip eyle bana!
Hibe ettiklerini heba etmememi nasip eyle Rızan için..!
Rızan için Rabb’im; Senin yolundan bir an bile beni alıkoyma..!
Ahde vefa gösterenlerden eyle beni..!
Beni Sana vefa gösterenlerden eyle..!


Ya Vehhâb..! Ya Vehhâb..! Ya Vehhâb..!


Bütün ihtiyaçlarımı bilen yalnız Sensin Rabb’im..!
Kalbimden geçenleri bilen yalnız Sensin..!
Ve ben yalnız Senden yardım dilerim;Senden umarım dertlerimin devasını!


Vehhâb Adının hürmetine; Allah Adının hürmetine; Beni kör karanlıklarda bırakma..!

"Nerede olursanız olunuz, Allah sizinledir.”

kaynak

Devamını Oku »

18 Eylül 2012 Salı

Klasik Astroloji ile Modern Astroloji Arasındaki Farklar

Klasik Astroloji ile Modern Astroloji Arasındaki FarklarKlasik Astroloji ve Modern Astroloji

Bana en çok sorulan sorulardan biri olduğu için, klasik astroloji ve modern astroloji arasındaki genel yaklaşım ve tekniksel farkları maddeler halinde sıralamaya çalışacağım. Bunu yapmaktaki amacım hangisinin daha doğru çalıştığını saptamak değil, sadece aralarındaki ayırıcı farkları belirlemektir. 1) Klasik astroloji ve modern astroloji arasındaki en önemli fark, modern astrolojinin daha ziyade harita sahibinin psikolojisini öne çıkarması nedeniyle, tüm haritayı sadece harita sahibini ilgilendiren bir şey olarak almasıdır. Halbuki klasik astrolojinin bakış açısına göre bir kişinin doğum haritasındaki tüm enstrümanlar sadece onun kişiliğine veya sahip olduklarına ilişkin değildir. Çünkü o, harita sahibine ait göstergeleri ASC’deki burç, ASC’in yöneticisi, 1. evde yerleşmiş gezegenler (özellikle ASC’ye en yakın duran) olarak belirler. ASC derecesine açı yapan gezegenler de, kişilik ve kişiliğin nasıl kullanıldığı üzerinde etkilidirler. Yani bu enstrümanlar dışındaki gezegenler, harita sahibinin hayatındaki diğer kişileri ve konuları anlatmaktadır. Onun kişiliği ile ilgili değildir. Öngörüler de buna dayalı olarak yapılır. Çünkü klasik astroloji bir haritada kimin kim veya neyin ne olduğunu iyi belirlenmeden doğru öngörülerde bulunulamayacağı kanısındadır. Klasik yöntemler nesnel gerçeklere odaklanır, psikolojik gelişmelere değil. Sonuçta, önemli bir etki gerçekleştiğinde, bu etkinin kimin üzerinde veya hayatında gerçekleştiğini öngörmek önemlidir. İşte bu yüzden klasik astrolojide evlerin incelenmesi (betimlenmesi) çok önemli bir yer tutar. Örneğin 7. ev söz konusu olduğunda klasik astroloji, modern astrolojide olduğu gibi harita sahibinin ikili ilişkilerine veya evliliğine nasıl baktığı veya karşısında nasıl birini istediği ile ilgilenmez. Klasik yöntemler bu ev ile ilgili bizi şöyle bir yol takip etmeye yönlendirir: - Bu kişi evlenecek mi? - Eğer cevap evet ise, nasıl bir kişiyle evlenecek? - Evlilik nasıl gelişecek? İlişki iyi gidecek mi? Kişi mutlu olacak mı? - Evliliğin sonuçları ne olacak? Kötü bir gidiş söz konusu ise, buna kim sebep olacak? 2) Modern astroloji, haritayı bir bütün olarak ele alır. Klasik astroloji ise, hayatın farklı alanlarına yoğunlaşır; hayatın farklı alanlarında meydana çıkması olası durumları saptamak için özel göstergeler belirler. Örneğin evlilikle ilgili göstergeler, çocuklarla ilgili göstergeler, kariyerle ilgili göstergeler, sağlıkla ilgili göstergeler, finansal durumla ilgili göstergeler, vs. 3) Klasik astroloji, harita içerisindeki gezegenlerin birbirleriyle ve önemli referans noktalarıyla yaptıkları açıları öncelikli olarak ele almaz; bunları ikinci sıraya yerleştirir. Modern astrolojide ise açılar daha önceliklidir. Klasik astrolojide, açının yaklaşan bir açı mı, yoksa uzaklaşan bir açı mı olduğu çok önemlidir. Bu yaklaşım, özellikle Saat Astrolojisi* pratiğinde çok önemli bir yer tutar ve Natal Astroloji’ye* de miras kalmıştır. Modern astroloji ise, bunlara öncelik vermez. Modern astrolojide açıların belirli toleransları vardır. Klasik astrolojide ise bu toleranslar farklı açılar için değil, gezegenler için geçerlidir. 4) Klasik astrolojide, psikolojik analizler yoktur, karakter analizleri vardır. Fakat bu analizler modern psikolojinin derinliğine sahip değildir. Örneğin klasik astrolojide, harita tipleri (lokomotif, kova, bohça vs) yoktur. Modern astrolojide ise bunlar harita sahibinin psikolojisini veya hayatın hangi alanlarına daha fazla çekildiğini saptamak için kullanılır. Benzer şekilde Ay fazları da (yeniay tipi, dolunay tipi, balsamik tip vs) de modern astrolojinin harita sahibinin eğilimlerini saptamakta öncelik verdiği şeylerdir; fakat bunlar klasik astrolojide kullanılmamışlardır. 5) Klasik astrolojide Ptolemik açılar olarak adlandırılan altmışlık, kare, üçgen, karşıt ve kavuşum kullanılır. Modern astrolojide ise minör açılar da kullanılmaktadır (özellikle 45, 135 ve 150 derecelik açılar). Ayrıca T-Kare, Büyük Kare, Büyük Üçgen, Yod gibi açı kalıpları da klasik yöntemler arasında görülmez. Modern astrolojide ise bu açı kalıplarının yorumlanması oldukça önem kazanır. 6) Modern astrolojide bir gezegenin yanık olması veya boşlukta olmasının ayırıcı bir özelliği yoktur. Klasik astrolojide ise bu çok önemli bir ayrıntıdır. 7) Modern astrolojide haritanın gece veya gündüz haritası olmasının ayırıcı bir özelliği yoktur. Klasik astroloji ise, haritanın analizinin neredeyse en başında eldeki haritanın bir gündüz haritası mı, yoksa bir gece haritası mı olduğuyla ilgilenmeye başlar. Gezegenlerin güçleri açısından bu çok önemlidir. Arap Noktalarının saptanması da yine eldeki haritanın bir gündüz haritası mı, yoksa bir gece haritası mı olduğuyla birincil derecede ilgilidir. 8) Dönemsel olarak klasik astrolojinin kapsamına giren yakınçağ öncesi astrologlar Uranüs, Neptün ve Plüto’yu bilmiyordu. Modern astrolojide ise “Jenerasyon Gezegenleri” olarak nitelendirdiğimiz bu üç gezegen ve Kiron (Chiron), astrolojik analizlere önemli ölçüde katılmaktadır. Modern astrolojide, özellikle son dönemde asteroitler de yoruma katılmaktadır, ki bunlar da klasik astrolojinin kapsamına girmezler. Benzer şekilde Varsayımsal Gezegenler de (Hypotetical Planets) bilinmiyorlardı. Modern astrolojide bunlar da kullanılmaktadır. Klasik astrolojide sadece geleneksel enstrümanlar kullanılmaktaydı: yedi geleneksel gezegen, ay düğümleri, Arap Noktaları, doğumdan önceki dolunay ve yeniay dereceleri (syzygy ya da SAN*), Sabit Yıldızlar. Modern astrolojide ise bunların pek çoğu ya kullanılmamakta, ya da eski dönemlerde olduklarından farklı şekilde kullanılmaktadırlar. 9) Klasik astrolojide, burçların hakkında yorum yapmaktan ziyade, burçların niteliklerinin listelendiğini görürüz. Eski metinlerde, burçlarla ilgili genel olarak onların element doğaları, harekete geçme tarzları, fiziksel katkıları gibi yaklaşımlar verilmiştir. Modern astrolojide ise, burçların elementlerinin, harita sahibinin kişiliğini tasvir etmek için kullanıldığını görürüz. 10) Modern astrolojide kullanılan İkincil İlerletmeler (Secondary Progressions) ve Güneş Yayı Kadar İlerletmeler (Solar Arc) önemli öngörü araçlarıdır. Klasik astrolojinin kapsadığı dönemlerde bunlar kullanılmamaktaydı. Aslında İkincil İlerletmeler ilk kez, Rönesans dönemi astroloğu Placidus di Tito’nun “Primum Mobile” kitabında görülmektedir. Ama bu tekniğin etkin bir şekilde kullanımı modern astrolojinin dönemine denk düşmektedir. Klasik astrologlar ağırlıklı olarak, günümüzde fazlaca kullanılmayan Birincil İlerletmeler, Kaydırmalar (Profections), Terim Yöneticilikleriyle İlerletmeler (Directing by Terms) ve Firdaria’ları kullanmışlardır (Gezegen Periyotları). Transitlerin kullanımı modern astrolojide en öncelikli sırayı alırken; klasik dönem astrolojisinde diğer tekniklerden sonra kullanılmaktaydı. 11) Modern astroloji, bireylerin ihtiyari veya koşulsuz seçim yapma özgürlüklerine yüksek değer verme eğilimindedir. Modern astroloji bakış açısıyla öngörü ancak öğrenme, büyüme, dönüşüm ve öznel tavırlar anlamında ifade edilirse gerçekleştirilebilir bir şeydir. Klasik astroloji bakış açısıyla ise, insan ancak belli bir oranda özgürdür ve kaderin öngörülebilmesi de onun doğum haritasında belirlenmiş olan bazı limitlerini aşamamasından kaynaklanır. Klasik bakışla, insanın karakteri değişmez; sadece çevresinde oluşan şartlara uyum sağlamayı öğrenir. * Saat Astrolojisi: Astrolojinin sorularla ilgilenen branşıdır: astrolog müşterinin belirli soruları sorduğu zaman için bir harita oluşturur ve bir sonuç öngörür. Saat Astrolojisinin prestiji ve yoğun gelişimi kısmen, kısa süre öncesine kadar çoğu doğum haritası sahibinin doğum saatini bilmemesinden (tabii bir şekilde zengin ve geçerli saatlere yada doğuma katılan astrologlara erişebilir durumda değillerse) kaynaklanıyordu. Çalan kilise çanlarına göre halkın saat tutması bile modern ölçüm ekipmanları olmaksızın kullanışsız olabiliyordu. * Natal Astroloji: Doğum Astrolojisi. Doğum haritası sahibinin kişisel potansiyellerini, eğilimlerini, motivasyonlarını, hayatında ortaya çıkması beklenen “tesadüfleri”: finans durumunu, ilişkilerini, yerleşim, ailevi durum ve çocuklarla ilgili konularını, sağlığını, eğitimini, kariyerini, sosyal çevresini, hayatında karşılaşacağı gizli ve açık düşmanlıkları saptamaya yönelik tekniklerin kullanıldığı astroloji branşıdır. * Syzygy: Syzygy Ante Nativitatem (SAN). Doğumdan önceki yeniay veya dolunay derecesi. Ortaçağ Astrolojisi’nde, haritanın Almutem’inin veya Hyleg’inin hesaplamasında önem taşır. Tweet Okunma 215 defa Kategori astrolojiK Etiketler astroloji Öner Döşer 12 02 1966, saat 20:41 İstanbul doğumludur. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İş İdaresi Bölümü mezunudur. Dört kuşaktan beri süre gelen aile geleneğini bozmayarak, tatlı mecburiyetler sonucunda başladığı ticaret hayatını, bu başlangıçtan tam 20 yıl sonra, 2003 Haziran ayında, gençliğinin büyük bir bölümüne ev sahipliği yapmış olan Kapalıçarşı’dan ayrılarak noktaladı. Bu tarihten itibaren sadece gönülden sevdiği astrolojiyle ilgilenmekte, astroloji danışmanlığı ve eğitmenliği yapmaktadır. Astroloji Okulu’nun kurucusu olan Öner Döşer'in, şu ana kadar yayınlanmış sekiz kitabı bulunmaktadır: Web site: www.astrolojiokulu.com Eposta Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Son Yazıları: Öner Döşer Alimlerin Astrolojisi 2012'de Türkiye ve Dünya Paradigma Kayması Üzerine Astrolojik Değerlendirmeler Satürn'ün Dönüşü: Önemli Kararlar Zamanı Şehirlerin Kraliçesi: İstanbul Benzer Öğeler (etikete göre) Yükselen Burcunuzu Tanıyın UYANış Dönemi, Ama Nasıl? Alimlerin Astrolojisi Sirius: Tanrıça İsis'in Gizemli Yıldızı Paradigma Kayması Üzerine Astrolojik Değerlendirmeler Bu kategoriden diğerleri: « Haziran 2012 Gökyüzü Enerjilerinin Ruhsal Etkileri Yükselen Burcunuzu Tanıyın » Yorum ekle İsim (gerekli) E-Posta Sonraki yorumları bana bildir GönderİptalJComments yukarı çık Okumaya Devam Etmek İsterseniz... Sivil Darbe mi?Türban, yeni bir kavram karmaşası olarak Türkiye gündemine bomba gibi düştü.Üniversiteler, devlet kurumları ve yargı i... İrem Ertürk politiK Tunus, GS ve ÜlkemizRehberliğe başladığımda ilk gittiğim ülke olması dolayısıyla Tunus’un yeri bende çok ayrıdır. derKİ’de yeralan ‘Ne K... Şiyma Aksekili politiK Güneş Tan ile ARTT Üzerine...Bilinçaltı Dönüşüm Uzmanı Güneş Tan, çok farklı spritüel öğretilerle uzun süredir haşır neşir bir isim. Uzun zaman önce ... Ekin Türkantos ruhsallıK Modern Yaşamın Yeni DuygularıÇağımızın altı temel duygusunu sayabilir misiniz desem bu konuda bir görüş birliğine varacağımızı zannetmiyorum… Çünkü b... Ertan Yurderi psikolojiK tepe sag alan sag alan Follow @derkidergiAmazon.com Widgets ana sayfayazarlarrssfacebooktwitterthe wisetüm yazılardownload pdfiletişimmistiK astrolojiKezoteriKfelsefiKgizemciliKruhsallıKruhtaKidosyadaKi bilimselKibiyografiKincelediKkritiKpolitiKtarihteKiyaşamdaKi deneyimlediKgezikoliKgünlükkomiKnostaljiKsağlıK - ilişKi anne-baba-çocuKheKimiçimdeKiilişKilerpsikolojiKşifacılıKsanat - Kültür KitaplıkmüziKöyKüsinemadaKivideodaKi - musiKivideodaKi - the wisehaberdeKi bilim-teknolojiKne ola Ki?

kaynak
Devamını Oku »

Etiketler

ARINMA Affetmek Alglamada Anlatm Aramak Aroma Astroloji Astrolojik Aynalar BEREKET BOLUK Bahar Bayram Beden dili Bedensiz Beyinde Beyni Beynin Beyniniz Bilincine Bilmek Bitkisel Burak DERSLER Davet Deerlerimizin Deniz Depresyonun Detoks Dikkat Dilek Disgrafi Disleksi EGZERSZ Egoist Enerjilerinin Epifiz Eruhunuzu FAYDALANMAK FAYDALARI Felsefe Fregoli GCJoseph GERDE Gcyle Gelecek Gidecek Gizemli HAYIRLI Hasta Hastalklar Hayal Hayallerinizin Hayata Hikaye Hiperaktivite Hipnozu Holografik Hologram Hoşgörü Illuminati KORUMA Kabala Kadim Karanlk Kelimeler Klasik Korkular Korunma Kristaller Kuantum Fiziği Kyamet LKLERMZ MEKTUP MUTSUZ Makbul Melek Merak Mevlana Mevlanann Mezar Mftolunun Moloküler Mucizeleri NAMASTE Nazar Nefret Niyet ODAKLANMA Okuma Okyanus POZTF PRATK PROGRAMLAMA Paranormal Patolojik Peeling Peinden Pratik Psikoloji Quantum Düşünce RAHATSIZLIIMIZ Rahat Reformist Romantik Ruhsal Sanat Sonsuz Stres Sufizm Tehlikeli Terapi Uymasn Zarar acı affetme aile akıl başkaları beden beyin bilgi bilim bilimsel bilinci bilinçaltı birey bolluk cümle dalga damla degerli düşünce egzersiz ekmek eleştiri. öfke emsimizi enerji evlilik evren fayda fizik fiziksel frekans garip geliim gerilim gerçek geçmiş gizli güven güzel harika hastalık hayat hissederim hoşgörüsüzlük huzur huzurlu ileti ilâc inanç insan insanlar kaos kavga kelime korku kuantum kurallar liste madde mucize neşe olacaksn olumlama olumlamas olumlu olumsuz para paralel pozitif psikolojik refah ruh sağlık seniz sevgi sistem sorumsuzluk sorun sorunlar suyun sıkıntı tabiat tedavi teori tesadüf toplum zaman zeka zellikleri zenginlik zerine zihinsel çekim üzüntü İletişim şifa şükretme