2015 Yılının Burçlara Etkileri !

2015 TERAZİ

Sevgili teraziler satürn para evinizden bu ayın sonunda çıkıyor ve yaklaşık üç yıl boyunca iletişimi yakın çevre ilişkilerinizi ifade eden 3.evinize geçiyor.İletişim şekliniz değişiyor, yakın çevre arkadaş kardeşler ve akrabalarla olan ilişkileriniz de bazı sorunlar gündeme gelebilir,sorumluluklar artabilir,kırgınlık yada kopuşlar da getirebilir.Eğitim le ilgili konularda gündeme gelebilir,kendinizi yeniden yapılandıracağınız bir dönem başlıyor.Yılın ilk yarısına kadar sosyal çevrelerden arkadaşlardan destek görebilirsiniz,yeni arkadaşlar edinebilirsiniz,toplumsal organizasyonlarda bulunabilir,gurup ekip çalışmalarının içindede yer alabilir,sosyal çevrenizi genişletebilirsiniz.Yılın ikinci yarısı kendi içinize çekilmek,daha sakin kalmak isteyebilir,ruhsal konulara eğilim gösterebilir,ruhsal çalışmaların içinde yer alabilirsiniz.

2015 AKREP

Sevgili akrepler yılın ilk yarısı iş kariyer konularınız gündeminizde olacak.Kendi işinizi kurabilir yada terfi alabilirsiniz.Kazanç kaynaklarınızda ciddi bir yükseliş sözkonusu.Yılın ikinci yarısı sosyal çevreniz genişleyecek,yaptığınız işlerle ön plana çıkacaksınız.Bir çok akrep 2015 yılında medyatik konularda yer alacak ve tanınacak.Satürn bu ayın sonunda kazançlar evinize geçecek yaklaşık üç yıl boyunca parasal konularda yatırımlarda planlı programlı hareket etmeniz konusunda sizi destekleyecek.Zaman zaman parasal konularda sorunlar problemlerde ortaya çıkabilir,bütçenizi gelir giderlerinizi dengelemeniz gerekebilir.

2015 YAY

Sevgili yaylar yılın ilk yarısı eğitim yayıncılık hukuksal konular yabancı ülkelere seyahatler yüksek eğitim akademik konular gündeminde olacak,sosyal çevreniz genişleyecek.İkinci yarısı iş kariyer gelecek hedeflerle ilgili konularda şans fırsatlar da artış sözkonusu olacak.Bu ayın sonuyla birlikte yaklaşık üç yıl boyunca satürn kişisel evinizde seyahat edecek,hayatı biraz daha ciddiye alacaksınız,abartılı yönlerinizi disipline etmeniz konusunda size uyarılarda bulunacak satürn,zaman zaman hayatınızın her alanında kısıtlanmalar engellenmeler yaşamanız sözkonusu,belkide bu üç yıl hayatınızın en önemli sınavlarını vereceksiniz onun için daha azimli çalışkan sabırlı ve sağduyulu hareket etmeniz gerekebilir.Hayatınızı sil baştan yapılandıracağınız bir dönemdesiniz,keyif eğlence özgürlük anlayışınızda değişebilir.

2015 OĞLAK

Sevgili oğlaklar yılın ilk yarısı alacak verecek ödemeler hisseli kazançlar miras eşten gelen gelirler kredi işbirlikteliklerinden edindiğiniz kazançlar gündeminizde olacak.Genel olarak maddi gelir ve kazançlar konusunda destekleneceksiniz.Yılın ikinci yarısı,eğitim yayıncılık seyahatler tanıtım akademik kariyer sosyal çevre yabancı kültürlerle işler yatırımlar seyahatler konularında şans fırsatlarınız yükselecek.Yöneticiniz satürn bu ayın sonuyla birlikte yaklaşık üç yıl boyunca bilinçaltı,kendinizi aşma evinizde hareket edecek,dönem dönem korkularınızla yüzleşebilirsiniz,endişeleriniz ne yöndeyse onlarla,ruhsal manevi konulara yönelmeniz,bilinçaltı temizlik çalışmaları yaptırmanız hayrınıza olabilir.Ciddi bir dönüşüm yaşayacağınız bir dönemde olacaksınız,bütün korkularınızdan da arınacak,tabi bunlar yüzleşmeler eşliğinde olacak.Hayata biraz daha esnek bakmanız gerekebilir.

2015 KOVA

Sevgili kovalar yılın ilk yarısı ilişkiler ortaklıklar evlilik konularında şansınız yüksek olacak.Bir çok kova evlilik kararı alıp evlenebilir  yada uzun vadeli birlikteliklerine başlayacaklar.Yılın ikinci yarısı ise,alacak verecek ödemeler ortak kazanımlar kredi miras konuları gündeminizde olacak bu konularda şans fırsatlarınız yükselecek,gelir giderlerinizi dengelemeniz kaynaklarınızı doğru yerlere kullanmanız hayrınıza olacak.Satürn bu ayın sonuyla birlikte üç yıl boyunca idealler dilekler ve arkadaşlar evinizde seyahat edecek,sosyal çevrenizi yeniden gözden geçirebilir bazı arkadaşlarınıza mesafe koyabilir bazılarınıda hayatınızdan çıkarabilirsiniz,tabi yüzleşmelerle.Daha ciddi çalışmaların içinde yer almak isteyebilir,sosyal hayatınızı daraltabilir,daha sakin bir yaşam tarzını da benimseyebilirsiniz.Sağlığınıza da önem göstermeniz gerekebilir,iş hayatında olgun rakiplerinizde sizi zorlayabilir.

2015 BALIK

Sevgili balıklar yılın ilk altı ayı,gündelik işler rutinler sağlık konuları çalışma koşullarında yeni düzenlemeler planlar konularında mücadele edecek varsa sağlık sorunlarında şifalanacaksınız,evcil hayvan sahibide olabilirsiniz.İkinci yarısı ise evlilik ortaklık konuları ön plana çıkabilir,evlenebilir yada ortaklık deneyimleyebilirsiniz.Satürn bu ayın sonuyla birlikte yaklaşık üç yıl boyunca iş kariyer aile konularında yeniden yapılandırmaların içine sokarak bu konularda testten geçirip sorumluluklarınızı da arttıracak.Ev iş sahibide olabilirsiniz,iş hayatında yoğun mücadele ve çalışma içinde olacağınız bir dönemde olacaksınız.Otorite figürleriyle dönem dönem stres yada sorunlar yaşamanızda muhtemel,disiplinli planlı hareket etmeniz gerekebilir.


Kaynak

İSTERSEM SAHİP OLURUM !

Yeter ki isteyelim

Bizim yaratma gücümüz var,zihnimizde yarattıklarımızı yaşamımıza çeker yaşarız.

Öncelikle küçük isteklerle zihnimizi buna ikna edelim,ona yarattığını yaşama şansı verelim,başarsın,zihin başardığına inandıkça bunu daha çok başarmak isteyecektir.

İsteklerini evrenin çalışma sistemine göre iletmelisin.Olacak yapacak edecek sevecek le biten cümleleri çöpe at.Oldu seviyor gibi cümleleri parlat.Caklar cikler isteme modunda bırakır hep istersin unutma istemenin sonu yok,makamı yokluktur.Oldu seviyor ise varlık makamı sahip olmaktır.Ve şimdiki zaman kavramını kullanmalısın çünkü evrende zaman yoktur an vardır,her şeyi anda yaratabiliriz unutmayalım yaratım yapıyoruz.İstediğin şeyin gerçekleşmesi için olumlu bir ruh halinde olmalısın mutlu çünkü istediğin şeye sahip olduğunda bu seni mutlu edecek değilmi öyleyse bu iki enerjiyi eşit hizaya getirmelisin,hem motivasyonunda yükselecek olumlu ruh halinin içindeyken.Neymişşş olmuş gibi düşünmek davranmak konuşmak yani o seninnn ver coşkuyu ha ha haaa muhteşem hissediyorum şu an.Hımm işte bu hisset.Enerjini sahip olmak istediklerine odaklamalısın olmak istemediklerine değil.Enerjini canlı tutmalısın çünkü,olumsuz endişe verici şeyleri düşünürsen enerji canlılığını kaybeder,unutma evren canlı olana hizmet eder.Kendi bel fıtığını düşünce gücüyle iyileştiren biri yazıyor bunları ve gerçekçi olan.İnanmadığı çalışmayan hiç bir şeyin içinde olmayan biri.Sahip olmak istediklerinizi yazadabilirsiniz,evrenle sözleşme yapmak gibi düşünün bunu.Bu yıl sahip olmak istediğin üç şeye niyet et yaz koy cüzdanına yada banyoda aynaya dolaba yapıştır her gün onu göreceksin ne kadar moralin bozukta olsa o yazdıkların sana moral olacak yeniden motivasyonunu yükseltecek bunu yap,amacın onlar senin.Evime gitmem lazım eşim aradı yemekkk diyor yazmam lazım söz verdim takipçilerime makarna yiyoruz dedim,adamda şaşırdı hımm uranüs düz harekete geçti hazır yaratıcılığım tavan bunu aktarmak istiyorum sizlere.Yazdığınız şeyler kısa net olsun ben tık tık derim bunlar için,eve sahibim,işe sahibim o yazıyı görünce duygularımla zenginleştiririm bunu hımmm secerek yaptığım beni mutlu eden hatta heyecanlandıran hatta o benim işte evet o işe sahibim derim,kendinden gazla çalışmayı öğrenmelisin. Teşekkür şükran minnettarlığı da unutmamalısın,şükretmek bak ben sahip olduklarımla mutluyum teşekkür bolluk bereket benim minnettarlık hak etmekle ilintilidir.Hatta dua etmekle teşekkür etmek aynı şeylerdir,iyilikler güzellikler için teşekkür edelim artsın çoğalarak bize gelsin.Bu arada ben hep şunu savunurum zora düşen daha çok dua ediyor,bunu yanlış kaçış bulurum,dua da ayette kuranda sensin.Zorluk aşman istenenlerle ilintilidir ve aşmak için mücadele gerektirir,dua ise koşulsuz onunla birleşmektir..Velhasıl iste besle büyüt yaşa.Seviyorum bizi.


Kaynak

5 Aralık 2014

Ay bugün günün ilk yarısında boğa burcunda ilerleyecek. Sabah saatlerinde ayın satürn ile gergin açısı işlerde gecikmelere yol açabilir ancak yine de sağlam ve kalıcı işlere odaklanmak için olumlu etkiler verecek. Öğlen 12:28 de ay ikizler burcuna geçecek. Ayın ikizler burcunda olduğu günler özellikle zihinsel olarak aktif olduğumuz zamanlardır. Ay ikizler burcundayken işinizin tanıtımını yapmak, reklamcılık ve halkla ilişkiler konusunda da olumlu fırsatlar verecektir. Eğer bu konularda çalışıyorsanız bu günü değerlendirebilirsiniz.


Bugün;


Sabah saatlerinde ay ile satürnün olusmuz açısı engelenmelere, gecikmelere ve daralmalara yol açabilir.


08:44 ile 12:28 arasında ay boşlukta olacak, bu sürede yeni girişimlerde bulunmak yerine elinizdeki işleri tamamlamaya odaklanmanızı öneririm.


Öğlenden sonra ay ile mars üçgeni fiziksel enerji, cesaret ve harekete geçme motivasyonu verecektir.


Akşam ise ay ile neptünün kare açısı karar verme zorlukları, şartları tam görememe ve kafa karışıklıklarına yol açabilir. Akşam önemli konularda karar vermenizi önermem.


Bugün ay ile marsın olumlu açısını değerlendirmek ve sabah saatlerindeki olumsuz açıyı nötrlemek için bir çalışma vereceğim.


Günün niyeti: Sabahleyin odaklanarak 7 kere okuyun


” Hayatımdaki herşey olması gereken en mükemmel şekilde, en doğru zamanda ve en iyi ritimde gerçekleşiyor. ”


Renk; Bugün yeşil renkte giyinmek veya bu renkle meditasyon yapmak faydalı olacaktır.


Doğal taş: Çalışmamıza uygun olarak bugün mercan taşı kullanmanızı öneririm.


Esma: Ya Fettah


Günün melek niyeti: Sevgili meleklerim başmelek metatron, lütfen hayatımdaki herşeyin benim ve ilgili herkes için en mükemmel zamanlama ve en iyi ritimde olması için bana destek olun. Teşekkür ederim.


Günün Enerji Önerisi: Bugün de hala jüpiter ile venüsün olumlu açısının etkileri devam ettiği için aşkı çekin çalışmasını size öneririm. Venüs ile jüpiter arasındaki etki bir kaç gün daha süreceği için bu çalışmayı almak için harika bir zamanda olacağız.


http://reikiturk.com/market/index.php?route=product/product&path=69&product_id=101


Alıntıdır

Kelebekleri Özgürleştirmek - Sevgi Açlığı

Uzun zamandır çalışmalarımla ilgili bilgi paylaşımına ara vermiştim. Bir danışanımla yapmış olduğum çalışma beni etkilediği için onunda müsaadesini alarak yayınlamak istedim.Öncelikle bir konuyu açıklamak istiyorum. Yapılan çalışmaların başarıya ulaşıp ulaşmaması tamamen danışanın ruhsal ve zihinsel durumuyla alakalıdır. Şifayı veren Allah’tır. Eğer siz gerçekten şifalanmak istiyorsanız ve bunu yaratana net bir şekilde bildirmişseniz o sizin ihtiyacınız olan rehberi karşınıza çıkartacaktır. Rehber sadece bir araçtır, şifaya aracıdır. Gerçek dönüşüm sizin şifalanmaya olan inancınızda gizlidir.Bazı kişiler çalışmalarla ilgili iyileşme garantisi vb. konuları dile getiriyorlar. Bu çalışmalarda ne yapılıyorsa bunu yapan danışanın kendisidir. Ne kadar içten bir şekilde terapiste yaklaşıp önerileri uygulamaya istekli olursa kendisine yansımasıda o kadar hızlı ve etkili olacaktır. Şifa dileyen şifa, tereddüt isteyen zihin karışıklığı bulacaktır. Her ne olmuşsa olan şey olması gereken kadardır. Kişi alması gerektiği kadar şifa almıştır.Yurtdışında yaşayan bir hanım danışanımla yapmış olduğu iki seansın özetini paylaşmak istiyorum. Kendisini benimle iletişime geçtiğinde eşinin yaklaşık 5-6 ay önce tek gecelik bir kaçamakla onu aldattığını öğrendiğini, eşinin pişmanlık gösterip af dilemesine rağman bu olayı içinden atamayıp bunalıma girdiğini belirterek aradı. Eşinden ayrılmak istemiyordu. Eşini sevdiğini söylüyor. Eşininde kendisini sevdiğini söylüyordu. Eşi kendisini bu kadar severken nasıl başka bir kadına dokunabilirdi, bunu aklı almıyordu.Despot bir ailede yetişmiş, çocukken babasından yoğun bir şekilde şiddet görmüş, 15 yaşında evlendirilip yurt dışına gönderilmişti. Yabancı memlekette eşi ile 20 yıl geçirmiş. Çalışmıyordu. 3 çocuğu vardı. Eşi onun her şeyi olmuştu. O ona bu kadar bağlıyken eşinin yapmış olduğu olayla bir anda dünyası kararmış tutunacak dalı kalmamıştı.İlk seans başlangıcında sesi çok heyecanlı geliyordu. Yapmış olduğumuz ön görüşmeden bir çözüm ışığı hissettiği için yoğun heyecan duyuyordu. Bir çıkış yolu bulduğunu düşünüyordu. Aşırı heyecanlı olması önce beni rahatsız etti, onu yönlendirmekte zorlanacağımı düşündüm. Rahatlatmak için hızlı bir şekilde gevşeme ve rahatlatma telkinlerine başladım. Bir süre sonra telkinlere cevap vermiş ve rahatlamaya başlamıştı. Bunu hissedince regresyon terapisine geçtim. Önce onu rahatsız eden duyguya odaklanmasını ve yoğun bir şekilde hissetmesini sağladım. Bunu vücudunun neresinde hissettiğini sordum. Cevap hızlıca geldi. Kalbinin üzerinde yoğun bir ağrı vardı. Nefesi hızlanmıştı. Ondan ağrıyı hissettiği yere odaklanmasını istedim. Orada ne görüyordu. Ağrı topunun rengini sordum. Oradaki ağrı topunun rengi kırmızıydı ve ateş gibi yakıyordu. Rahatlatmak için önce o topu oradan çıkarmamın faydalı olacağını düşündüm ve aklıma ilk gelen şeyi yaptım. Kırmızı top bir alev topuydu, onu söndürecek olan şey ise suydu ve rengi maviydi. Ondan alev topunun suyla suyun rengi ile maviyle kaplamasını istedim. Suyla alev topunu soğutmasını ve devamında o mavi topu göğsünden çıkartıp atmasını istedim. Spontene gelişen bir olaydı. Ancak bu onu rahatlatmıştı.Bende ikinci aşamaya geçtim. Kalbteki ağrı sevgisizlik göstergesiydi. Yoğun hissetmekte olduğu sevgi açlığı vardı. Regresyona devam edip bu duyguyu yaşadığı geçmiş bir ana gitmesi konusunda telkinde bulundum. 15 yaşlarında eşiyle birlikte yolda yürüdükleri bir sahneye gitti. Eşiyle yürüken eşi ona bakmıyor, onunla konuşmuyor. Oda eşinin gözünün içine bakıyordu. Bir şey söylesin varlığının farkına varsın diye. Ancak eşi o yokmuş gibi davranıyordu. Bende kendisine yeniden bir soru sordum; geçmişte kimin kendisini sevmediğini sorduğumda olayın içine anne ve babası girdi. Onların sevgi göstermediğini anlatmaya başladı. Babası zaman zaman onu dövmüştü de. Onlara öfkeliydi. Bende kendisine derin bir nefes almasını telkin ettikten sonra bir sandelyede oturduğunu ve karşısındaki sandelyede annesinin oturduğunu imgelemesini söyledikten sonra içinden ne geliyorsa annesine söylemesini istedim. Bir taraftan yoğun ağlamaklı durumdaydı. Bir taraftan geçmişte annesinden yapmasını bekleyip yapmadıkları için ona öfkeliydi. Annesin onu yeterince sevmediğini düşünüyordu. Annesine kendini ifade ederken zaman zaman ağlıyordu. Boşaltma işi bir süre devam ettikten sonra içindeki bir kısım duyguyu boşaltığı için rahatlamıştı. “Yeterli mi?” dedim önce “yeterli” dedi ancak devamında yeniden annesine karşı sözlerine devam etti. Sözleri bitince annesinin gözlerinin içine bakmasını istedim. “Ne görüyorsun?” dedim. "Üzüntü" dedi. Bende “Anneni affedebilir misin?” dedim. Oda “affedebilirim” dedi. O zaman annesine sarılıp ona onu affettiğini söylemesini istedim. Birkaç dakikadan daha fazla bir süre annesine sarıldığını imgeledi. Onun sıcaklığını hissettiğini ve bunun çok güzel olduğunu söyledi. Daha önce yaşamadığı bir duyguydu. Yıllardır özlemini çektiği sevilme duygusu.Annesini affetmesi onu rahatlatmıştı. Devamında babasına olan duyguları boşaltmasını istedim. Onların bitiminde babasına sarılması istedim. Babasına beklide hayatında ilk defa sarılıyordu. Çünkü hissettiklerini ifade ettiğinde o içindeki duygular net bir şekilde anlaşılıyordu. Babamın sarılması çok farklı diyordu. Babamın kollarını vücudumda hissettim diyordu. Hiç bu kadar mutlu olmamıştım diyordu. Bende babasında doyasıya sarılmasını istedim. Devamında babasını affedip affedemeyeceğini sorduğumda babasını da affedebileceğini söyledi. O zaman bunu yapmasını istedim. Babasını affetmesi onu oldukça rahatlatmıştı. Devamında kendisini karşısına almasını ve kendine sıkıca sarılıp kendisine onu sevdiğini söylemesini telkin ettim. Dokunsal bir kişiliği vardı. Sarılma onda büyük sevgi duygusu etkisi yaratıyordu. Bu çalışmalar bitiminde sesindeki rahatlama hissedilir boyuttaydı. Bunu fark ettiğimde çalışmanın etkisini görmek için bir test yapmak istedim. Ona eşiyle beraber yürüdüğü 15 yaşındaki haline hızlıca gitmesini ve orada neler olduğunu bana anlatmasını istedim. Oraya gittiğinde bir şeyler olmuştu. Oradaki 15 yaşındaki kız rahattı. Eşinin davranışlarını önemsemiyordu. Kendi halindeydi. Algısı değişmişti. Vucuduna odaklanarak tepeden tırnağa hissettiklerine bakmasını istedim. Hiçbir şey yoktu bir rahatlama vardı. Bende ikinci seansa kadar yapması için ödev verdim. Bir hafta boyunca fırsat buldukça annesine, babasına ve kendisine sarıldığını ve onların sevgisini aldığını imgelemesini istedim. Arabaya ilk hareketi vermiştik. Ancak arabanın yoluna devam edebilmesi için yakıt ihtiyacının sürekli desteklenmesi gerekiyordu. Yapacağı çalışmalarda onu mevcut durumdan çıkısını destekleyecek çalışmalardı.Bir hafta sonraki seansta arda geçen haftanın kritiğini yaptığımda ilk 3-4 gün kendisini çok iyi hissettiğini ancak ondan sonra içinden bir duygunun onu dibe çektiğini söyledi. İçinden bir ses onun mutlu olmasından rahatsız olmuştu. Neden acı çekmiyorsun diyordu. Derinlerde bir yerde kendine öfke vardı. Kendini cezalandırıyordu. Suç ve ceza kavramı çalışıyordu. Vicdanımızın rahatlaması için suçun olduğu yerde ceza olmalıydı. Ona kendisinden bu kadar nefret ettirecek ne yaptığını düşündüğünü sordum. Geçmişinde bir sıkıntı vardı. Cevap yine hızlı geldi. Yurtdışına ilk geldiği zamanlarda bir adamla konuşmuştu. Bir hata yapmış ve kendini seven bir adamla evliyken bir adamla konuşmuştu. Bunu nasıl yapmıştı bunu kabul edemiyordu. Bunu yapmamalıydı. Yıllarca bu durum içini yakmıştı. Yaşadıklarını hayatına çekme nedenlerinden birisi belli olmuştu. Kendini bu konuda suçladığı için etrafa beni cezalandırın enerjisi gönderiyordu. Devamında hayatına cezalandırmayı çekiyordu. Suç ve ceza kanunu çalışıyordu. Öncelikle orada yaşananların oradaki algının değişmesi gerekiyordu. Her ne yaşanmışsa yaşanmıştı ve bitmişti. Onun orada bırakılması gerekiyordu. Sırtında taşımaya devam ettikçe çok daha ağır bir yük oluyordu. Kendini affedip affedemeyeceğini sordum. Kendisini affetmeye yanaşmıyordu. Hızlıca regresyona geçirip olayın olduğu zamana gönderdim. Ona yeni evlenmiş 15 yaşındaki genç kız olmasını ve yurtdışına gittiğinde ne hissettiklerini bana anlatmasını istedim.  Yabancı bir ülkede dil bilmeyen, evde yapayalnız, bir yere çıkamayan konuşacak kimsesi olmayan bir çocuk gelindi. Yardımcı olacak kimsesi yoktu. Konuştum dediği kişi ise o dönemde dil öğrenmesi için gittiği dil okulundaki bir türktü. Ailede katı kurallar içerisinde yetiştirildiği için bir erkekle konuşmaktan rahatsız oluyordu. Konuşmalar birkaç merhabadan öteye gitmemişti.  Zaman zaman aynı istikamete gittikleri trende uzaktan uzağa yolculuk yapmışlar. Kurstaki kişinin sıcak ve doğal davranışından etkilenmişti. Duygularını yeterince tanımayan sevgi açlığı çeken küçük kız bu duruma zihninde çok farklı anlamlar yüklemişti. Farklı bir erkekle konuşmak kabul edilir bir davranış değildi. Eşine hissettiğini düşündüğü yoğun sevgide eklenince basit bir olay farklı boyuta geçmiş gözünde fazlaca büyütülmüştü. Bu konuda kendisine rahatlatıcı telkinler verdikten sonra 36 yaşındaki halinin 15 yaşındaki haline giderek şu anki bildiklerini ve tecrübesini ona aktarması istedim. Önce ona sarılmasını ve ona onu sevdiğini söyledim. Devamında ona kendisini affedip affedemeyeceğini sorduğumda affedebileceğini söyledi. Ordaki kızın bir suçu yoktu. Bunu ona söylemesini istedim. Dediklerimi aktarıp ona onu affettiğini söylemesi onu rahatlatmıştı. Sarılmalar onda büyük etki uyandırıyordu. Bundan sonra ikinci aşamaya geçtim ona 15 yaşındaki kızın elinden tutup ona rehberlik etmesini ve tüm şehri gezdirmesini söyledim. Hatta lunapark varsa oraya da götürmesini istedim. Birkaç dakika boyunca bunları yaptı. Bir rahatlama oluşmuştu. Ancak eşiyle ilgili sevgi hissetme problemleri vardı. Eşi kendisiyle ilgilenmiyor ve sevdiğini göstermiyordu. Bende ona evlenmeden önceki bir zamana eşiyle ilk tanıştıkları bir zamana 14 yaşına gitmesini söyledim. Eşi onlara gelmiş, baş başa oturdukları bir ana gitti. Ne gördüğünü anlatmasını istedim. İlk söylediğ eşim beni seviyor bunu hissediyorum oldu. Bende bu konuda net bir şeyler söylemesini istedim.  Eşi sevgisini nasıl gösteriyordu? Ne yapıyordu? Ne söylüyor du? Da o bunlardan sevdiğini çıkartıyordu. Cevap yine aynıydı. O beni seviyor bunu hissediyorum Bana dokunduğunda dokunduğu yer ateş gibi yanıyor diyordu. “Eşin ne yapıyor?” diye sorduğumda aslında eşi hiç bir şey yapmıyordu. Adam sessizce orada oturuyordu.Ancak o orada başka bir şey görüyor ve hissediyordu. O onun her davranışında kendini sevdiğini görüyordu. Eşi onun gözünde onun dayak yediği şiddet gördüğü baba evinden kurtaracak beyaz atlı prensesti. Kafasını kaşısa bile bu durum onun onu sevdiğinin işaretiydi. İçindeki yansıması buydu. Olay tamamen bir sevgi açlığıydı. Bu durum bana benim yaşadığım bir olayı hatırlattı. Annem ben hiç bir şey yapmasam da sevgi gösterisinde bulunmasam da benim onu sevdiğimi söylüyordu. Bu durum eşimin dikkatini çekmişti kendisine sormuştu. Halis hiçbir şey söylemiyor, hiçbir şey yapmıyor sen onun seni sevdiğini nerden çıkartıyorsun diye. Annemde ben onun bakışından oturmasından kalkmasından anlıyorum diyordu. Annem bana bakarken kendi zihnindeki Halisi görüyordu. 14 yaşındaki kızda adama baktıkça zihnindeki yarattığı kurtarıcıyı görmek istediği adamı görüyordu. Ahmet, Mehmet Hüseyin oradaki adamın gerçek kimliği onun için önemli değildi. O kişi onun kurtarıcısıydı. Kurtarıcısına karşı yoğun sevgi ve minnet duygusu içindeydi. Ama o adamın onun gördüğü mükemmel kusursuz kurtarıcı değildi. Zaafları olan, kanlı canlı kendi halinde bir gençti. Kral çıplaktı.Ancak bunu görebilmek için mevcut hipnozdan kurtulmak gerekiyordu. Ona şunu sordum; “Geçmişinde sana sarılması ve sevdiğini göstermesi için kimin gözünün içine baktın?”  Önce eşi ve kayınvalidesi geldi. Bende yedi yaş öncesi dediğimde annem dedi. Yine başlangıç noktasına dönmüştük.  Ona 3 yaşında olmasını ve annesine doyasıya sarılmasını telkin ettim. İlk seanstaki trans telkinlerinde istenilen seviyede derinleşmeyi sağladığı için ikinci seansta bilinçaltı kolayca tepki veriyordu.  3 yaşına gidip annesine sarılmaya başladığında içinde ılık bir şeylerin aktığını hissettiğini söyledi. Bende ona doyuncaya kadar annene sarıl onun sevgisini ve sıcaklığını  hisset dedim. 3-4 dakika bunu yoğun bir şekilde yaşadı. Devamında babana sarıl ve onun seni sevdiğini hisset dedim. Bir önceki çalışmada olduğu gibi babasının sarılması çok farklıydı onun için. Doyasıya sarılıp sevgi açlığını giderinceye kadar bunu yaşadıktan sonra ona 14 yaşındaki zamana yeniden gitmesini istedim. Eşine yeniden bakmasını ve gördüklerini anlatmasını istedim. Gelen cevap ilginçti. Biraz önceki durumla alakası yoktu. Sessiz sakin konuşmadan oturan bir adam vardı ve herhangi bir duygu hissetmiyordu. İçindeki açlık doyurulunca gözündeki perde kalkmış karşısında gerçek adamı görmüştü.  Aslında adamın yapısı aynıydı. O 14 yaşındayken de, o 15 yaşındayken de adam aynıydı. Sesiz sakin çok fazla konuşmayan kendi halinde biriydi. Onu farklı yapan tek şey onun ona bakarken zihninde gördüğü adama verdiği anlamdı. Gerçekte ise adam aynıydı. Ona aradaki farkı gördün mü? Dedim. Zihnindeki evlenmeden önceki onun her hareketine vermiş olduğu sevgi beklentisi, evlendikten sonra davranış olarak karşılığını bulmamıştı. Hayal kırıklığıydı. Ama o yinede onun kurtarıcısıydı ona farklı bir şekilde bakmak kabul edilir bir şey değildi. Devamında onun kendini iyi hissetmesine destek olacak telkinler verip ona bunları sesli olarak tekrar ettirdim. Özellikle kendini olduğu gibi kabul edip affetmesi çok önemliydi. Bunları söyledikçe rahatlaması sesinden hissediliyordu.Anne baba sevgisini yeterince hissetmeden, çocukluğunu yaşamadan gelin edilmiş küçük bir kızdı. Evlendiği kişi onun hem kocası hemde babası olmuştu. Şiddet gördüğü evden kurtulmak için bir kurtarıcı beyaz atlı prensti. Ve oda tüm hayatını ona adamıştı. Aslında evliliğin ilk yıllarında onun bu şekilde olduğunu fark etmesine rağmen içinde bulunduğu durum nedeniyle kendini çaresiz hissettiği için herhangi bir adım yapmamıştı. Ayrıca ona borçluydu. O onun kurtarıcısıydı. Ona yanlış yapamazdı. Kendisine bir hafta önce verdiğim sevme çalışmalarına devam etmesini isteyerek seansı bitirdim. Harika bir çalışmaydı. Gün geçtikçe çok daha iyi olacağına inanıyorum. İçindeki eksikliğin ve boşluğun farkına varmıştı. Gerçek hayatta da anne ve babasına gidip onlara sarılacağını söyledi. Size de tavsiyem bir şeye bakıp anlam yüklerken arka plandaki eksikliklerinizin farkına vararak bakın. Sevgi eksikliği bir çoğumuzun hayatındaki en önemli konu olduğunu unutmayın.

Kaynak

Duyguların Zihin ve Beden Üzerindeki Etkisi

Duyguların beden üzerindeki etkilerini araştıran araştırmacılar, en yaygın duyguların vücutta güçlü hisleri tetiklediğini tespit ederek, her farklı duygu için vücudun topografik haritasını çıkardı.
Bilim adamlarının yeni hedefleri arasında zihinsel ve fizikler durumlar arasındaki köprüleri keşfetmek ve tedavi amaçlı kullanmayı öğrenmek de var. Yapılan bir araştırma, ABD”deki yetişkin nüfusun neredeyse yarısının beden ve zihni buluşturan yöntemlerle ilgilendiğini gösteriyor. Bunlar arasında yoga, derin nefes egzersizi uygulamaları, ileri kas esnetme teknikleri, hipnoz, düşleri yönlendirme teknikleri, bir de bedenle zihnin en etkili bağlantı şekli olan dini inanç ve dualar var. Hepsi temelde stresle savaşıyor. Çünkü stres günümüzde neredeyse öldürücü. Bunun yanısıra duygular da enerji bedene etki ediyor…Duyguların enerji bedene etkileriCoşkunun kalp ile bağlantılı bir duygu olduğunu bilmeyen yoktur. Coşku duygusunun tam tersi duygular kalp ve akciğer fonksiyonlarını etkileyebilir. Kalp sorunlarının olası zihinsel nedenleri arasında, çoğunlukla sevgi alış verişinin engellenilmesi, kalbin endişe keder gibi duygularla yorulması gibi etkenler yer alır. Coşku duygusu negatif iken, zihinsel dağınıklık oluşur.
Dehşet duygusu ve beraberinde panik duygusu, kalbi etkiler. Hızlı kalp atışı zihinsel telaş ve soğuk ter belirgin özellikleridir. Psikiyatride panik bozukluk ‘panik atak’ olarak tanımlanır.Endişe duygusu dalak üzerinde etkisini gösterir. Bu problem üzerine aşırı düşünmek sıkıntı hissetmek dalak enerjisini bloke eder. Depresyon huzursuzluk iştah azalması, yorgun kol ve bacaklar, karın şişliği ve bayanlarda adet dönemi bozuklukları olarak ortaya çıkabilir.Üzüntü ve Yas akciğerlerin enerjisini bozar ve solunum sıkıntıları ortaya çıkabilir. Örneğin bronşit, astım gibi sorunlar sevilen birinin kaybedilmesiyle ilişkilendirilebilir. Ve bireyin kendisini bastırılmış boğulmuş hissetmesi, bireysel bağımsızlığını hissedememesi durumlarında ortaya çıkabilir. Göğüsten gelen derin öksürükler mutsuzluğun göstergesi olabilir çünkü ciğerlerdeki enerji sıkışmıştır.Korku böbreklerin temsil ettiği bir duygudur ve sırt ağrıları idrar yolları problemlerine yol açabilir ve yalnızlık duygusunu körükler.Öfke karaciğerin enerjisini bozar. Baş ağrıları, baş dönmesi, sırt ağrıları şeklinde etkisini gösterebilir.Duyguların beden haritası çıkarıldıBilim insanları, güçlü hislerin vücudumuzda ‘nasıl dağıldığını’ gösteren haritalar hazırladı.Proceedings of The National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, hislerin vücudumuzda izlediği yollar, Batı Avrupa ve Doğu Asya kültürleri arasında farklılık gösteriyor. Araştırmacılar buradan yola çıkarak, duyguların ve sebep oldukları bedensel izlerin biyolojik bir temeli olduğunu belirtti.Araştırmada yer alan Finlandiya’nın Aalto Üniversitesi’nden Profesör Lauri Nummenmaa, “Duygular sadece zihinsel değil, ancak bedensel durumu da ifade ediyor. Böylece bizi hızla tehlikelere karşı hazırlık almaya itiyor, aynı zamanda çevremizdeki sosyal etkileşimlere de tepki vermemizi sağlıyor” dedi.Science Daily sitesinin haberine göre, Finlandiya, İsveç ve Tayvan’da 700’den fazla birey üzerinde yapılan deneyde, araştırmacılar denekleri farklı hislere yöneltti. Ardından, deneklere bilgisayar üzerinde insan vücudu gösterilerek, bedenlerinin neresinde hislerin artıp azaldığı soruldu.Denekler, birçok duygu halinde hislerin vücutlarındaki yayılımını gösterdi ve hislerin topografik haritası oluşturuldu.Araştırmacılar, yeni bulguların, duyguları ve bendensel temellerini anlamak konusunda önemli bilgiler sunduğunu, böylece duygusal bozukluklara yeni tedaviler geliştirebileceklerini ifade etti.

Kaynak

Kelebekleri Özgürleştirmek – İstenmeyen Çocuk

Kendimizi değersiz hissetmemizin altında en büyük etken hamilelikte yaşanan olaylardır. Yapılan bilimsel araştırmalar anne karnındaki bebeklerin etraflarında olup bitenden haberdar olduklarını ortaya koymuşlardır. Özellikle istenmeden kalınan hamilelikler, annenin içinde bulunduğu ruhsal ve fiziki durum, farklı cinsiyet beklentisi en büyük travmalarımızdır. Ve bu durum hayatımız boyunca bizi kara bir gölge gibi takip eder. Öyle ya annesi yada babası tarafından istenmeyen çocuğu kim sever ki? Annesi veya babası onu kabul etmediği bir durumda onu kim kabul eder ki? İçten içe onu kemiren sinsi bir duygudur bu. Yapmış olduğum bir regresyon çalışmasını paylaşmak istiyorum. Danışanım 39 yaşlarında bekar bir hanımdı. Kendisi ile yüz yüze bir çalışma yaptık. Kendisi hedefleri ve ilişkilerle ilgili yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu düşünerek bu kapsamda çalışma istediğini belirtmişti.  Kendisi özel sektörde çalışıyor olmakla birlikte öğretmen olmak istediğini, mezun olduğu bölümden çok fazla öğretmen ataması olmadığını, yaşının 40 yaklaşması nedeniyle bundan sonra da olamayacağı korkusu vardı. Hayallerini gerçekleştiremediği için rahatsızlık duyuyordu. Diğer taraftan ilişkiler konusunda da sıkıntısı vardı. Bir kez nişanlanıp ayrılmıştı ve hala bekar dı. Hayatına istediği tarzda bir erkeği çekemediği gibi uzun süreli bir ilişkisi de yoktu. Çalışmamıza referans olması açısından geçmişindeki önemli olaylardan bahsetmesini istedim. Ailedeki en küçük çocuktu. Okul dönemlerinde başarılı bir öğrenciydi. Hep birincilikleri vardı, ilkokuldayken çok aktif olduğu için öğretmeni kendisine sınıflarından bir öğrencinin sorumluluğunu vermiş ve ona öğretmenlik yapmasını istemişti. Başarı onun hayatının olmazsa olmazıydı.Bir diğer konu ise babasına olan yoğun ilgisiydi. Çocukken sürekli babasının kucağına oturuyordu. Hastalandığı zaman babası yanına geldiğinde anda mucizevi bir şekilde iyileşiyordu. Bu durum çocuklukta, üniversite çağlarında da hep yaşanmıştı. Ve hala da zaman zaman tekrar eden bir olaydı. Babasının geçmişte bir kadınla ilişkisi gündeme gelmiş. Kadın babasına kafayı takmış ve babasını bitireceğini söylemiş. Ve bir süre sonrada babası iş hayatında tökezleyerek sıkıntıya girmişti. Ekonomik durumu bozulmuştu.  Yaşanan bu durumu kadının sözüyle örtüşmesi nedeniyle kadına karşı babasına kötülük ettiği için yoğun bir öfke ve kızgınlık vardı. Bu durum onun hayatında derin iz bırakmıştı. Kendi yaşadığı ilişkilerde de bir kadın geliyor, erkeği ayartıyor ve ilişkinin bozulmasına neden oluyordu. Aslında yapmış olduğu şey zihinsel bir çapa oluşturmaktı. Ve çapa o kadar güzel oluşturulmuştu ki kusursuz bir şekilde çalışıyordu.
Bu durum onun babaya karşı sahiplenme duygusunun bir yansımasıydı. Babasına karşı aşırı ilgisi vardı. Ailedeki her şeyi kontrol eden, uzakta olsa bile bir şekilde olaylara müdahil olan bir kişiliği vardı. Ailede ki roller karışmıştı. Baba anne çocuk rolleri karışmıştı.  Danışanım çocuk rölü yerine zaman zaman aile reisliği zaman zaman annesinin röllerini üstüne alıp o şekilde davranıyordu.Çözülmesi gereken bir çok konu olduğu gözüküyordu. Bir şekilde bir yerden başlayıp adım adım ilerleyecektik.  Kendisi için öncelikle olan konuyu en iyi bilen bilinçaltıydı. Nereden başlamamız gerektiğini o doğru bir şekilde gösterecekti. Bende işi onu havale etmek için regresyon çalışmasına geçtim. Bilinçaltına kendisini bu çalışma yapmamıza nende olan duyguya odaklanmasını istediğimde kısa sürede vücut üzerinden işaretini gönderdi. Midesinde şiddetli bir rahatsızlık hissetti. Şiddetini tanımlamasını istediğimde 10 üzerinden 9 şiddetinde bir rahatsızlıktı. Bilinçaltından bu rahatsızlığa odaklanmasını ve bu rahatsızlığa bağlantılı geçmişteki yaşanmış bir olaya gitmesini istedim. Hızlı bir şekilde cevap geldi. 5-6 yaşlarındayken kardeşleri ile birlikte olduğu bir sahneye gitmişti. Anne ve babası bir yere misafirliğe gitmiş. Kardeşleri ile birlikte evde kalmışlardı. Yalnız orada bir şey vardı. Kardeşleri 3 birlikte oynarken o ayrı duruyor ve onları seyrediyordu. Aynı zamanda onları yaramazlık yaptıkları için babasına şikayet etmekle tehdit ediyordu. Bu tehdit karşısında ablası ona bıcak atmış ve onun burnu kanamıştı.
O sahnedeki kıza ne hissettiğini sordum. 3 kardeş birlikte oynarken kendisini onlardan ayrı hissediyordu. Yalnız ve tek başınaydı, hayatı boyunca bunu yaşamıştı. Ve bu nedenle de başarı onun olmazsa olmazıydı. Güvenebileceği dayanabileceği kimse yoktu. Başarılı olmak, kimseye muhtaç olmaması gerekiyordu. Her işte başarılı olmak onun yaşam felsefesi haline gelmişti. Başarılı olup kendini göstermek istiyordu. Aslında ilkokulda öğretmeninin yaptığı da buydu. Ona öğretmenlik görevi vererek onun başarı duygusunu tatmin ediyordu.  Yalnızlık kişinin kendini hiçbir şeye yada yere ait hissetmemesidir. Yalnızlık duygusuna odaklanıp yeniden geçmişe gönderdiğimde anne karnındaki zaman gitti. Yaklaşık 6 aylık civarındayken annesi ve babası tartışıyorlardı. Annesi onu doğurmak istemiyordu. İstememe sebebi ise ailedeki birçok yaşlı ve bakıma muhtaç kişiyle ilgilenmek zorunda olmasıydı. Hamile haliyle bu yükün altından kalkamayacağını düşünerek hamileliğini sonlandırmak istiyordu. O anki algı kapasitesi annesinin gerekçesini anlamamıştı. Anladığı şey annesi tarafından istenmeyen çocuk olduğuydu. Kendisini dünyaya getiren tarafından istenmediğini düşünen çocuk kendini yalnız hissetmesi doğal bir şeydi. Kabullenilmek içinde kendi tarafında olduğunu düşündüğü babasına karşı aşırı bağımlılık oluşturmuştu. Babasının gözüne girmek içinde abi ve ablalarının durumlarını babasına iletmiş ve en küçük olmanın avantajını kullanarak sürekli babasının kucağını sığınma limanı olarak kullanmıştı. İstenmeyen çocuk durumunun çözülmesi o kişinin sevildiği bir durumun ona gösterilmesi olduğunu düşündüğüm için bende onun annesinin onu sevdiği bir sahneyi bulmak için zamanı ilerlettim ve onu doğum anına götürdüm. Hiçbir kadın yeni doğan kendisinden olan bir bebeği sevmemezlik edemezdi.  Doğum anına geldiğimde ona annesinin kendisini kucağına aldığını imgelemsini ve annesinin gözlerinin içine bakmasını söyledim. Gözlerdeki duygu kalpten geldiği için dil ne derse desin gözler yalan söylemezdi. Gözler, iç dünyayı yansıtan gerçek bir aynadır. Gözlerde ne görüyordu? Ne hissediyordu? Annesinin gözlerine baktığında annesinin kendisini sevdiğini gördüğünü söyledi.Annesi kendini seviyordu. Bu güzel bir durumdu. Bende annesinin bu sevgisini hücrelerine kadar doyasıya hissetmesini istedim. Doyasıya hissettikten sonra babasının kucağına geçmesini ve babasının gözlerine bakmasını istedim. Basının gözlerinde de sevgi vardı. Aynı şekilde babasının sevgisini de doyasıya hissetmesini istedim.
Sevgileri doyasıya hissedip rahatladıktan sonra ondan anne karnındaki bebeğin yanına gitmesini ve o altı aylık bebeği elinden tutup doğum anına getirmesini istedim. O kızın doğum anındaki annesinin o gözlerindeki sevgiyi görmesi onda oluşan istenmeyen çocuk algısını değiştirecek önemli bir delildi. Aynı sahnede yetişkin danışan, altı aylık ve yeni doğan  halleri mevcuttu. Anne karnındaki bebek doğumda annesinin kendisini sevdiğini gördüğünde rahatlamıştı.  Onunda oradaki sevgiyi hücrelerine kadar hissetmesini için bir süre orada kalmasını istedim. Devamında onu yeniden anne karnına gönderdikten sonra zamanı ilerletip onu çalışmada ilk gittiğimiz oyun sahnesine gitmesini istedim. Sahneye gittiğinde  algıları değiştiği için sahnedeki olaylarda değişmişti. Orada referans ettiği orada gördüğü tek şey onunda diğer kardeşleriyle birlikte oyun oynadığıydı. Sevgi açlığı doyurulunca olması gereken davranış şekline geçmiş ve kardeşleriyle birlikte oynuyordu. Kendini değerli gördüğü için kendisini onların bir parçası olarak görmeye başlamıştı. Yaşadıklarına bakıldığında anne karnındayken, annesi ile babasının tartışması sonrası oluşan istenmeyen çocuk algısı onun kendisini istediğini düşündüğü babasına doğru özel bir çekim alanı oluşturmuştu. Çocukluğunda babasının kucağında güvenli hissettiği için tek odağı o olmuştu. Büyüdükçe de aynı durum devam etmiş, babası onun duygusal açlığının tek ilacı olmuştu. Aralarında oluşan bağımlılık nedeniyle babası dışındaki bir erkeği sevmesi ve hayatına kabul etmesi onun babasına ihaneti anlamına geldiği için bundan sürekli kaçınmıştı. Ve zaman zaman hayatına aldığı erkeklere ilişkilerini sabote ederek hayatından uzaklaştırmıştı. Devamında hayatına sıkıntı çekerek vicdanını rahatlatmak için kendini cezalandırıyordu. Ailede roller karışmıştı. Kim anne, kim baba, kim çocuk belli değildi. Üstüne üstlük eril yönü ağır bastığı için erkeksi davranışlarda bulunuyordu.Kendisini yeniden doğum anına gönderdim. Orada anne ve babasına cinsiyetini kabulle ilgili sesli olarak “ Yaratan beni kadın olarak yarattı. Ben cinsiyetimi kabul ediyorum. Ben kadınlığımı kabul ediyorum. Ben kendimi olduğum gibi kabul ediyorum.” cümlelerini söylettim. Devamında anne ve babası ile bağımlılığını bitirmek için bağ kesme çalışması yaptırdım. Bir çember çizip içine girmesini söyledim. Devamında o çemberin içine annesini almasını, annesinin gözlerinin içine bakarak ona onu doğurduğu bu dünyaya getirdiği için teşekkür etmesini söyledim. Devamında “ Anne seni hayatıma kendim çektiğimi biliyor ve kabul ediyorum. Seninle yaşadığım olaylarla ilgili olarak kendi payıma düşen hata ve sorumlulukları sevgiyle kabul ediyorum, seninkileri de sana iade ediyorum. Seninle aramdaki tüm bağımlılıkları bitiriyor ve bağlarımı kopartıyorum. Seni zihinsel, maddi ve manevi olarak özgür ve serbest bırakıyorum. Sana olan öfkelerimi, kızgınlıklarımı, nefretlerimi bırakıyorum. Sana ait olan duyguları sana iade ediyorum.  Seni ve kendimi özgür ve serbest bırakıyorum.” Cümlelerini söylettim. Devamında eline bir makas alarak annesi ile arasındaki kordonu birkaç yerinden kesmesini söyledim. Kestikten sonra annesine sarılıp öpmesini ona teşekkür etmesini söyledim. İşlem bittikten sonra geri bir adım atarak çemberden çıkmasını telkin ettim. Devamında ayağı ile çemberi itip göndermesini istedim. Devamında yeni bir çember çizdirdim ve o çember içerisinde karşısına babasını almasını istedim. Babasının gözleri içine bakmasını söyledikten sonra  annesi ile yaptığımız işlemin benzerini yaptırdım. Devamında makas alıp aradaki kordonu kes dediğimde babası ile arasındaki kordonun kalın ve yoğun bir ışıktan oluştuğunu söyledi. Onu kesip, çemberden geriye adım attığında büyük bir rahatlama hissettiğini söyledi.  Olması gereken de buydu aslında yıllarca sırtında taşıdığı büyük bir bağımlılıktan kurtulmuştu.Devamında ona arkasını dönüp, bağımlılıklarından kurtulmuş, kendi özgürlüğünü eline almış biri olarak kendi hayatı için geleceği için yürümesini söyledim. Bilinçaltının onu güzel bir yere götüreceğini biliyordum. Bir süre sonra önce boşlukta sonra güzel yeşillikler arasında yürüdükten sonra deniz kıyısında güzel bir yere geldi.Orası onun çocukluğunda hayallerini kurudu yerdi.  Ve birden bir şey fark etti. Oradaki hayallerinde öğretmen olmak yoktu. Büyük bir şirkette yönetici olmak vardı hayallerin de. Belki de yıllarca öğretmen olma fırsatlarını bu yüzden sabote etmişti.Orada küçük bir şey yaptım ona çalışma yaptığımız diğer kendilerini de alıp buraya getirmesini istedim. Yeni doğan, kardeşleri ile oynayan kendisini de alıp buraya getirmesini ve hep birlikte burada oynamalarını ve gelecek planlarını yapmalarını istedim. Orada bir süre doyasıya vakit geçirmelerine izin verdikten sonra herkesi kendi zamanına gönderdikten sonra onu o ruh hali ile şimdiki zamana getirdim. Enerjisi değişmişti. Rahatlamıştı. Gözlerinin içi gülüyordu. Bir sonraki çalışmaya kadar ona her gün fırsat buldukça geçmişe gidip o küçük kızı sevmesini devamında da onun özel yerine gidip hayal kurmasını tavsiye ettim. Yine gün içerisinde fırsat buldukça ellerini kasıklarına koyup, “Ben dişiyim. Sağlıklı ilişkiyi hayatıma sevgiyle kabul ediyorum. Sağlıklı cinsel yaşamı sevgiyle hayatıma kabul ediyorum” olumlamalarını yapmasını istedim.Sevgi açlığının doyurulması bir çok konudaki bakış açısını değiştirdiği için algılarıda değiştirmişti. Bunun yansıması hayata bakış açısı değişmişti. Sonraki günlerde yaptığım telefon görüşmelerinde bunu net bir şekilde farkında olduğunu belirtiyordu. Etrafındaki herkes ona enerjisinin değiştiğini söylüyordu. Değişimini onaylıyorlardı. Buda onu daha fazla çalışma yapmak için teşvik ediyordu. Değişim için önemli bir adım atmıştık. Sıra diğer konulara gelmişti. Bir sonraki seanslarda babası ile arasındaki ilişkinin baba kız rollerine dönmesi ve bir dişi olarak kendisini karşı cinse açması babası dışında bir erkeği hayatına sevgiyle kabul etmesi önemli bir konuydu. Erkeklerle uzun süre sıkılmadan vakit geçirebilmeyi öğrenmesi gerekiyordu. Bir diğer konuda üzerindeki başarı odaklı eril yönünün dengelenmesi önemliydi. Değişim bir süreçti ve kendisinin farkında lığı arttığı için bu konularda yapılacak diğer çalışmalarla çok daha kolaylıkla bunun içinden geçeceğine inanıyorum.

Kaynak

Bedeni Arındırma


Farkındalık seviyelerinin daha farkındalıklı bir boyuta geçebilmesi için önce kişinin kendisini arındırmasını gerektiğine inanıyoruz.Bizler ne duyarsak duyalım ne öğrenirsek öğrenelim yada okuyalım, eğitimini almış olalım fark etmez, bunları hayatımıza adapte etmediğimiz ve uygulamada yapmadığımız zaman hiçbir şekilde verim alınamayacağını biliyoruz..Hayatımızda bir takım değişikliklerin olmayışının nedeninin ilk önce kişinin kendi kendini arındıramamasından olduğunu biliyoruz. Şu dakika itibariyle bir STOP deyin kendinize.. Kaç yaşında olduğunuzun bir önemi yok, o yaş dilimine kadar yaşamış olduğunuz geriye dönük zaman sürecinde yediğiniz içtiğiniz, ruhsal olarak düşündüğünüz her neyse arındırmak için başlayın. Nasıl ki kullandığımız her aracın bir bakımı var, arabaların bile 5.000-10.000 bakımları gelir ve düzenli yaptırır ve yolda kalma riskimizi azaltırız, bedenimiz de bizim aracımız onunda gerekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutmuyoruz..Siz arındıkça bedeninizde ruhunuzda arınacak ve farklı şeylerin sizde zuhur ettiğini fark edecek ve farkındalık dereceniz artacaktır. Bu arınmaları hayatınıza dahil ettiğinizden itibaren gün ve haftalar içerisinde kendinizdeki farklılıkları hissedeceksiniz.Arınmalarımızı Günlük arınmaHaftalık arınmaAylık arınma Olarak 3 şekilde uyguluyoruz.* Güne başlarken kendimizi hazırlıyoruz…* Günün sonunda, gün içinde yaşadıklarımızdan kendimizi reset’liyoruz..Biz buna Günlük Arınma diyoruz.Sabah kalktığınızda özellikle farkındalıkla ilgili bireyler olmak istiyorsanız mutlaka ve mutlaka 07:00-08:00 saatleri arasında işiniz olsun olmasın uyanık olmanız gerekiyor. Aslında eğer yapabiliyorsanız 05:00-07:00 saatleri arasında uyanmak daha etkili.
05:00-07:00 saatleri arasında uyanık olmanın önemi; kalın bağırsağın çalışma saatin bu saat dilimi arasında olmasıdır, kalın bağırsağın maximum enerjiyle çalıştığı zamandır. Sindirim sıkıntısı çeken bir kimsenin bu saatlerde kalkması onun bu saatlerde mutlaka boşaltım yapmasını gerçekleştirir. Onun için bu saatlerde uyanmak ve güne başlamak önemli ve bedenimiz için faydalı.
Bu sebepten 10:00 ve daha sonraki saatlerde uyanan güne başlayan insanlarda sindirim problemleri yaşamaları çok normaldir.08:00 de güne başladığınızı varsayalım..Uyandınız, yataktan kalkar kalkmaz ‘Haydi hemen güne başlıyorum giyiniyorum ve çıkıyorum.’ Yapmadan önce mutlaka bir yatağınızda doğrulun, bir dakika kadar yerinizden kalkmayın. Kendinizi bir dinleyip uzuvlarınız kontrol ediyorsunuz. Kafam yerinde mi? Kollarım bacaklarım? Ruhum ve aklım yerinde mi? Bu kontrolü yapıyorsunuz.
Bir süre yatağınızda oturduktan sonra elinizi avuç içiniz kafanızdaki tepe noktasına gelecek şekilde (Bıngıldak dediğimiz yer) yerleştiriyorsunuz. Saat yönünde 8 kere çeviriyorsunuz sonra saat yönünün tersine de bir 8 kere çeviriyorsunuz. Böylece gece boyunca kafanızda toplanan biriken kanı güzel bir şekilde dağıtmış oluyorsunuz. Bunları yapmanızın sebebi vücudunuzun kendini ayarlama sistemidir. Gece ruh nereye gitti nerelerde gezdi bilmiyoruz, geri döndü geldi bedene, normal dünya ile uyum saylayamayabilirsiniz o anda. Yani uyanır uyanmaz yataktan fırlayarak kalkmanız sizin dengenizi bozabilir, başınızı döndürebilir, tansiyonunuz normalden daha farklı olabilir..Yataktan kalktıktan sonra vücudunuzu 15-20 saniye kadar esnetin, esnekliğinizi hissedin. Öne eğilerek ellerinizi parmak uçlarınızı aşağıya eğebildiğiniz kadar eğin. Esneklik hem vücudunuzu rahatlatacak hem de gün içinde kendinizi daha iyi hissetmenize neden olacaktır. Camınızı açarak mutlaka derin derin nefes alın. Oksijeni içinize çekin. Nefesinizi burnunuzdan alın burnunuzdan verin.
Elinizi yüzünüzü bir güzel yıkamaya gidiyorsunuz ama lütfen bunu sıradan bir el yüz yıkama hareketi gibi yapmıyorsunuz. Önce bir aynadan yüzünüze bakın gözlerinizin içine bakın, içinizden geçirin güne başlamak için buradayım elimi yüzümü yıkıyorum diye an’ da olun. Çeşmenin akışını suyun sesini duyun. Bunlar uzun uzun şeyler değil sadece farkında olarak yapılan ve farkındalığınızı arttıran şeylerdir.
Suyu avuçlarınızın içine alıp güzelce vücudumuzun reflektörü dediğimiz yüzünüzün tüm çemberini yıkıyorsunuz. Gözlerinizi hafifçe ovalayıp göz kenarlarını da yıkayıp bütün organlarınıza ‘Ben uyandım. Güne başlıyorum’ mesajını verirsiniz böylece.

Yüzünüzü yıkadıktan sonra mutfağa gidiyorsunuz, birkaç damla limon sıkarak hazırlayacağınız bir bardak suyunuzu içiyorsunuz. Sonra ikinci bardak sade limonsuz suyunuzu avuçlarınızın arasına alıyorsunuz ve o günü nasıl geçirmek istiyorsanız niyetlerinizi aktardığınız o suyu içiyorsunuz.

Burada suya niyet ederek içmeniz önemli çünkü günün rotasını belirlediğimiz bir çalışmadır.Bunları yaptıktan sonra güne başlamak için hazırlanmış oluyoruz.İşimize, okulumuza gittik yada evimizde günümüzü geçirdik. Gün içinde yaşayacaklarımızı yaşadık ve akşam oldu evimizdeyiz.Ayaklarımızın içine sığabilecek büyüklükteki, dayanabileceğiniz sıcaklıkta içine su doldurduğunuz kabı alıyoruz. Bu kabın içine bir tutam himalaya tuzu yada deniz tuzu dediğimiz iri parçalı tuzdan koyuyoruz. Çok rahat bir şekilde evinizde televizyon izlerken yada kitap okurken, otururken kendinize ayıracağınız kısa bir zaman dilimi için de yapabilirsiniz. Ayaklarımızı bu hazırlamış olduğumuz suyun içinde 15 -30 dakika arasında tutuyoruz. Bu tuzlu su uygulamasını yapmanızın nedeni nötr olmaya ihtiyacınızın olmasıdır. Gün içerisinde yaşamış olduğunuz dengede kalabilmek için vücudumuzdaki fazla elektriğin atılabilmesi için, hırs öfke şiddet ve kıskançlık gibi sürekli etrafımızda dolaşan negatif duygulardan arınmamız için buna ihtiyacımız var.Akşamları yemekten sonra yada yatmadan evvel, mideniz ile alakalı ciddi sıkıntılarınız yoksa mutlaka bir tatlı kaşığı kadar elma sirkesini bir bardak suya karıştırıp içmenizi tavsiye ediyoruz. Yemeği fazla kaçırdığımızda veya tatlı çok yediğimizde vücudumuzun normalde olan PH seviyesi aşağıya düşüyor ve asitik oluyoruz. Bu elma sirkeli su ile PH dengelemiş oluyoruz böylece.Akşam yatağınıza yattığınızda mutlaka kendi niyetlerinizi belirleyin. Bu niyetler kısaca sizin hayatınızda gerçekleşmesini istediğiniz olaylar, hayatınıza dahil etmek istediğiniz kişiler yada her ne var ise aklınızdan geçirdikleriniz ve siparişini verdiklerinizdir.Birde uykuya dalmadan önce gün içerisinde her ne yaptıysak ve yaşadıysak, bizi rahatsız eden bir konu yada kişiler ile alakalı tüm bağımızı kesiyoruz..
Kasadan Z raporunuzu da aldığınız için gözünüzü rahatça kapatabilir huzurla uyuyabilirsiniz.Z raporunu almadan uyuduğunuzda, ertesi gün uyanıp güne başladığınızda bir önceki gün hesabını kapatmadığınızdan dolayı ruhunuzda ve bedeninizde ağırlığını ve fazlalığını yaşamaya başlarsınız.Tüm bu uygulanması basit ve pratik hareketler yapmanızı tavsiye ettiğimiz günlük arınmalarınızdır. Bazı düşünceye göre 18.000 Alem, bazı düşünceye göre 18.000 boyut bazı düşünceye göre 18.000 enerji yada başka başka bir şeyler var..
Bu 18.000 alemin içinden sadece bir tanesiyiz insan olarak.Biz nasıl ki bir evrenin bir sistemin içinde yaşıyor ve  onun bir parçasıyız, bizim de içimizde yaşayan farklı farklı alemler mevcut.
Bakteriler, mantarlar, virüsler vs. onların yaşam alanları biziz, bizim içimizde bizlerle birlikte yaşıyorlar. Her birinin yaşamını sürdürdüğü standart bir frekansı var içimizde.Düşünce olarak sinirlendiğimizde, üzüldüğümüzde, fazla yemek yediğimizde, içtiğimizde bunun gibi birçok olaylarda, onların frekans derecelerini ya yükseltiyoruz yada aşağıya çekiyoruz. Biz bunları stabil tuttuğumuzda ancak konforlu bir yaşam sağlayabiliyoruz kendimize.Öfke, kıskançlık, hırs, şiddet gibi durumlarda kendimizi arıza dediğimiz duruma bağladığımızda onların yaşam biçimlerinin bizi etkilediğini görüyoruz.
Kimi zaman çok tatlı yiyoruz kimi zaman tuzlu, ekşi yada acı..Peki bunlar durup dururken mi oluyor?Bunların tümü geçirmiş olduğumuz duygu ve düşünce değişikliğinden kaynaklanıyor.
Kimi insanın canı sıkkınken kendini yemek yemeğe vurması gibi, canının aşırı tatlı yada tuzlu istemesi gibi şeyler içerdeki bir takım organizmaların frekanslarının bir aşağı bir yukarı inip çıkmasıyla alakalıdır.Bu arınmaları mutlaka yakın ki dengeyi koruyabilesiniz.
Günlük arınmaları uygulamaya başladınız, hayatınıza dahil ettiniz ve haftada bir gün mutlaka bir A4 büyüklüğündeki bir kağıdın bir tarafına hayattan istediklerinizi kağıdın diğer tarafına da hayatınızdan çıkartmak istediklerinizi yazıyorsunuz.Bizler kendi kendimize itiraf edemediğimiz bir çok şeyden sıkıntı yaşar ve bunları sorun olarak görürüz. İnsanın kendinden başka sıkıntısı yoktur oysa..Haftalık arınmada, eğer günlük arınma içerisinde olan tuzlu suyu her gün yapamıyorsak haftada en az 3 gün yapılmasında fayda var. Belirli bir süreden sonra ayak tabanlarınızın daha farklılaştığını ve suyun renginin nasıl değiştiğini gözlemleyebileceksiniz. Ayak tabanlarımızda bulunan gözeneklerden vücudumuzda biriken toksinleri atmamızı sağlayan ve bizi nötrilize eden bir arınmadır bu tuzlu su.Haftalık arınmamız da ayrıca  en az 3 olmak üzere akşamları 22:00- 24:00 saatleri arasında uykuda olmaya özen gösteriyoruz.Bizlerinde sisteminin Anti-Virüs programları bu saatler arasında devreye giriyor ve gün içinde yaşamış olduğumuz olumsuz hareketleri, duygu ve düşünce bozukluklarının yaratmış olduğu sıkıntıları temizlemekte en etkilidir.www.yeniyasamokulu.com sitesinde önerilen video bölümünde bir videomuz var. Normal şartlarda bu egzersizi hafta bir yapmak en faydalısı ama yapamayanlar için hiç değilse ayda bir gün olsun yapmalarının faydalı olacağını düşünüyoruz.Video rusca olduğuna, rusca bilmediğiniz ve anlamadığınıza önem vermeyin, oradaki anlatılanlardan çok egzersiz hareketlerine odaklanın.
Bu hareketleri yapmaya ilk başladığınızda yaklaşık 30-40 dakika gibi sürebilir egzersiziniz. Daha sonraları yaptıkça bu sürenin daha kısaldığını ve kolay yapılabilir sürede egzersizler olduğunu göreceksiniz.Egzersizlerin amacı  Hareket = Bereket mantığına dayalı.Vücudunuzun her yerinde, o hareketleri yaparak her yerini çalıştırabilir hale getirip, daha esnek ve sağlıklı bir bedene sahip olup, faydalı etkisini görebilirsiniz.

Yazı   http://www.yeniyasamokulu.com/ sitesinden alıntıdır.


Kaynak

Kahvaltı Yapmayan Çocuklar İçin Annelere Tost Önerileri

Hazırlık bittikten sonra üstünde hafifçe zeytin yağı gezdirin.

İnce kavun dilimleri yapmak için kabuk soyucu kullanabilirsiniz.

Çilekleri tost ekmeğinizin üstüne eklemeden önce üzerilerine sirke damlatın, böylece ekmeğiniz ıslanmaz.

– Yağı bir tavada ısıtın. Damarları çıkartılmış ve parçalanmış kara lahanayı iki dakika boyunca, biraz tuz ekleyerek soteleyin. Yağı süzün.

– Yumurtayı bir kaba kırın ve keyfinize göre baharat ekleyin. Tavaya yağ koyun. Çırptığınız yumurtayı tavaya dökün ve ince bir tabaka halinde yayılmasını sağlayın. Altını kısın. Omlet pişince plastik bir spatula ile alın.

– Lahana ve yumurtayı ekmeğinize ekleyin. Üstüne peynir rendeleyin. Tostu, yumurta yaptığınız tavaya yerleştirip, peynirin erimesi için 30 saniye kadar ısıtın.

Taze mozzarella kullanın. Üstüne ufak yeşil limon parçaları ekleyin ve deniz tuzu serperek bitirin.

Buna Yeşil Dev tostu diyebiliriz belki. Çünkü içeriği yeşil buzlu içeceğinizin aynısı. Yonca ve turp filizlerini tercih ederek güzel bir lezzet yakalayabilirsiniz ama tercih yine de sizin. Avokado püresini tosta sürdükten sonra üzerine koyduğunuz her şey tostun üstünde rahatlıkla duracaktır.

Haşlanmış nohutu birbirlerinden ayrılmaları için bir süzgeç içinde soğuk suya tutun. Sonra bir kaba koyup üzerine zeytinyağı, tuz ve biber ekleyin. Daha sonra nohutları ezin.

Yumurtayı pişirdikten sonra aynı tavada bir dilim domatesi biraz ısıtın. Sonra hepsini üst üste ekmeğe yerleştirin.

Kimchi: Korelilerin genellikle pilavla birlikte ama her şeyle birlikte de tükettikleri; lahana turşusu, beyaz turp, tere, yeşil soğan, sarmısak, zencefil, karides suyu vb. gibi yiyeceklerin karıştırılmasıyla elde ettikleri geleneksel bir lezzet. Türkiye’de Kore yiyecekleri satan marketlerde rahatlıkla bulunabiliyor.

İnce salatalık dilimleri için kabuk soyucuyu kullanabilirsiniz.


Kaynak

Kendini Affetme Niyeti

Kendinizi affetmeniz özgürleşmeniz ve hayatınızdaki tıkanıklıklardan kurtulmanız için yapmanız gereken en önemli çalışmalarından birisidir. Kendini affetmenin önemini ne kadar anlatsam az gelir bu nedenle kısaca temel çalışmalardan birisi diyebiliyorum. Bu çalışmayı yapmanız için size bir niyet hazırladım. Bu niyeti 21 gün boyunca her gün odaklanarak en az 3 kere okumanızı öneririm.


“Tüm zamanlardaki ve tüm boyutlardaki bütün hatalarım için kendimi affetmeyi seçiyorum. Sevgili yüksek benliğim; tüm suçluluk duygularımı, tüm sıkıntılarımı, tüm öfkemi, kurban bilincimi ve tüm acılarımı yüreğimden nazikçe sil. Kendime karşı yaptığım tüm hatalar için ve başkalarına karşı yaptığım tüm hatalar için merhametin şifalandırıcı ışığı ile varlığımı doldur ve beni arındır. Kendimi bütünüyle affediyor ve bütünüyle affedilmiş bir insan olmaya niyet ediyorum. Teşekkür ederim.”


İhtiyacı olan herkese faydalı olmasını seçiyorum. Sevgiyle kalın. Berna Özcan Demir


Alıntıdır

Beyniniz Vücudunuzdan Ayrı Ne Kadar Yaşayabilir?

Bilim adamları kedilerin, köpeklerin ve maymunların beyinlerini ayırdı ve bir şekilde bu beyinleri kısa bir süre canlı tuttu. Ancak, memeli hayvanlarda yapılan en başarılı “tam-beyin deneyi” 1980’li yılların ortasında gerçekleşmiştir.

New York Üniversitesi Langone Tıp Merkezi’nde çalışan bir sinirbilimci olan Rodolfo Llinás, bir hint domuzu beynini bir iş günü boyunca sıvıyla doldurulmuş bir kapta canlı tutmanın bir yolunu bulmuştur.

Öncelikle, Llinás ve meslektaşları hayvana anestezi uygularlar ve göğsünü açarlar. Daha sonra çıkan aorta soğuk salin enjekte ederek beynini soğuturlar.

Beyni kafatasından çıkardıktan sonra, araştırmacılar beyni bir iplikle tankın en alt kısmına bağlarlar ve etrafını cam boncuklarla kaplarlar ki böylece beyin kaymamış olur. Direk olarak omurga atardamarından birine şeker, elektrolit ve çözünmüş oksijenden oluşan bir solüsyon enjekte ederek beyni canlı tuttular.

Hint domuzları bu deney için doğru hayvan olmuştur çünkü omurga atardamarlarına kolaylıkla ulaşılabilir ve beyinleri tutulabilecek kadar küçüktür ama aynı zamanda da parçalanmayacak kadar büyüktürler.

Llinás’ın deneyi beynin elektrotlarla dürtülmesini, ilaç enjekte edilmesini ya da diğer bir söylemle beynin dokunulmamış tüm bölümlerinin her açıdan incelenmesine olanak sağlar. Ancak bu metodu kullanan yalnızca bir avuç dolusu laboratuvar kalmıştır.

Bunun yerine bir çok fizyolojist yaşayan hayvanlar ya da bir kavanozda canlı tutulan bir parça beyin dokusuyla deney yapmayı tercih etmektedir. Metodu İtalya’da öğrenen ancak uygulamayı reddeden Alberta Üniversitesi sinirbilimcisi Clayton Dickson,“ Deney zor ve beyin çalışmaları için örnek sistem olabilmesi için çok pahalı,” der ve “Deneyin sürdürülebilmesi için kendini adayan, devamlılık sağlayabilecek azimli bir araştırma ekibi gereklidir,” diye ekliyor.


Kaynak

Kelebekleri Özgürleştirmek - Kendimizi Affetmek

Bilinçaltımız varoluşumuzdan bu yana hatıralarla doludur bizleri üzüp acıtanda hatıralarımıza yüklediğimiz -öfke, suçluluk, yargı-duygularımızdır.  Hatıralarımız her tetiklendiğinde bize acı veren bu duyguları tekrar tekrar deneyimleriz.Çocukluğumuzda yaşadığımız travmaların tüm hayatımız üzerinde nasıl etkili olduğuna örnek yapmış olduğum bir bireysel danışmanlık çalışma özetini danışanın iznini alarak paylaşmak istiyorum.Danışan 26 yaşlarında bekar meslek sahibi bir hanımdı. Hayatında birçok insanın elde edemediği başarıları elde etse de içinde onu rahatsız eden bir şey vardı. Kendini bulunduğu yere ait hissedemiyordu. Hep bırakıp gidecekmiş hissi vardı. İçindeki bir his ona gitmesi gerektiğini söylüyordu. Bu ruh halinde olduğu içinde şu anki mevcut durumdan yaşamdan zevk alamıyordu. Üniversitedeyken erasmus kapsamında yurtdışına çıkmış orada kaldığı sürece kendini rahat hissetmişti. Oraya takılı kalmış sürekli yurtdışına çıkıp gezmek istiyordu ama sonunda ne olabileceği konusunda bir fikri yoktu.Bu bırakıp gitme duygusunu hayatının bir çok alanında yaşıyordu. Yaptığı şeylerden zevk almıyor. Nasıl olsan ben buradan ayrılacağım diyerek insanlarla samimi ve sıcak ilişkiler kurmuyor, insanlardan kaçıyordu.  Konuşurken onların konuşmasını basit görüp içten içe onları aşağılıyordu. İçerisinde bir şeyler vardı. Kendisi ile ilgili bir eksiklik duyduğu bir şey vardı onu rahatsız eden ama ne olduğundan emin değildi.
Hayattaki her şey yüzeyseldi. Aslında bu durum onun duyguları kapattığının göstergesiydi. Sorgulama sırasında annesinin bazı davranışlarını fark etti. Annesi ona sürekli telkinlerde bulunuyordu. Daima kontrollü olmasını ve dikkatli olmasını söylüyordu. Bir şeylerini paylaşsa da kardeşiyle de mesafeliydi. Ona şunu sordum birisi ile konuşurken odağın nerede? Kendinde mi, karşındaki kişide mi? Kardeşi ile konuşurken hep kendisinden bahsettiği fark etti. Hep kendisini ve erkek arkadaşını anlatığı için bir süre sonra karşısındaki insanın sıkılması doğaldı.Bütün bu anlattıkları kendi yaşantımdan bana tanıdık geliyordu. Uzun zaman kendi geçmişimi olduğum gibi kabullenemediğim ve kendime olan bakış açım nedeniyle insanlarla ilişkim duygudan yoksun mekaniksel ve yüzeyseldi.
Anlattıklarına baktığımda doğal olarak yalnızdı. Kalabalık bir şehirde kendini yalnız hissetmek. Bende zaman zaman bu duyguyu yoğun yaşadım. Duygularını kapatmıştı. Şimdi duygularını kapatma nedenine ulaşıp çözümleme zamanıydı. Konunun yeterince olgunlaştığını düşündüğümde regresyona başladım. Önce gevşeme ve rahatlama telkinlerini vererek zihninin rahatlamasını ve transa geçmesini bekledim. Transa geçtikten onunla konuşurken not aldığım Yalnızlık, yargılanma, eleştirilme, şikayet kendini kıyaslama, kontrol etme duygularını  hatırlatıp onlara odaklanmasını istedim.Bunlara odaklandıktan sonra vücudunu tepeden tırnağa kontrol etmesini istedim. Ellerinden bahsetti. Elleri şişmiş gibiydi. Bende ona ellerine odaklanıp ona kendisine ne mesaj vermek istediğini sormasını istedim. Soruyu sorduktan sonra aklına bir sahne geldi. Bende onun o sahneye yönlendirdim. Ve o sahnenin içine girerek şimdi de oluyormuş gibi anlatmasını istedim. 5-6 yaşlarındaydı,  kendinden 2 yaş büyük kız kuzeniyle evlerinde bir odadaydılar. Kuzeni bir şeyler yapıyordu. Kendi kimliklerini keşfetme ile ilgili bir şeyler yapıyorlardı. Büyüklere özenip birbirlerinin vucutlarına dokunup bir şeyleri anlamaya çalışıyorlardı.  O  odadan çıkıp gitmek istiyordu ama çıkmamıştı. Oradaki küçük kız da merak etmişti neler olduğunu. Ancak diğer taraftan da kuzenine karşı öfkeliydi.  Ne yapmışsa ondan tiksinip iğreniyordu. Sahneyi biraz ilerletmesini istedim. Devamında yengesi odaya giriyordu. Oda hiç bir şey olmamış gibi davranıyordu. Orada yaşadığı her neyse onda derin bir iz bırakmıştı. Birden yıllar sonra annesine bir şey nasıl unutulur diye sorduğunu hatırladı. Yıllarca bu durum içten içe onu rahatsız ederken bu duygularını bastırmıştı. Mevcut durumdan rahatsızlık duymasını engellemek için duygularını hissetmeyi kapatmıştı. Başka bir kaynak olay olup olmadığını anlamak için yeniden telkin verdiğimde bu kez 2 yıl önceki erkek arkadaşı ile aynı odada bulunduğu bir sahneye gitti. Erkek arkadaşının yanında da aynı duyguları hissediyordu. Bir taraftan o ortamdan ayrılmak isterken diğer taraftan gitmeme duygusu arasında sıkışmıştı. Aynı duyguydu. Yeniden telkin verdiğimde daha yakın bir zaman da yine benzer sahneye gitti. Bazı şeyler netleşmişti. Tekrara beş yaşındaki kız olmasını isteyerek ilk sahneye gitmesini telkin ettim. Orada kuzenine olan hissettiklerini ifade etmesini istedim. İçindeki öfkeyi ve kızgınlığını boşaltmasını istedim. Ona yardımcı olmak için söylediklerimi tekrar edip tamamlamasını istedim. Kuzenim sana öfkeliyim çünkü …..-Senin  yüzünden hayatı zindan olmuştu.,,,,,,,,,,,Cümleleri tekrarlarken kuzenine karşı hissettiklerini içinden geldiği gibi söyledi. Söyleyeceklerini bitirdikte sonra ona kuzeninin gözlerine bakmasını istedim. Ne görüyordu. Aslında oda ne yaptığını tam olarak bilmiyordu. Meraktan yapıyordu. Korkmuştu. Kuzenine karşı duyguların boşaltılması sonrasında oradaki 5 yaşındaki kızın duygularına bakmasını istedim. Orada odadan çıkmak isteyen küçük kızın bir tarafı da orada kalmasını istemişti. Ve o odadan çıkıp gitmek varken o odada kalmış ve o olayı yaşamıştı. Orada yaşanan olaylarla ilgili 5 yaşındaki kızın  payına düşen hata oranı belki % 1 belki % 10’du. Ama onu rahatsız eden şeyde buydu. Diğer taraf % 99 hatalı olsa dahi onun için kendi % 1 ondan daha ağır hissedilen bir şeydi. Ve bu nedenle de kendisini kabul edemiyordu. Bilerek hata yapmış kızı kabul edemiyordu. Bu sıkıntılı durum yıllarca zihninde büyüyerek devam etmişti. Dışarıdaki insanlar ne derlerse desinler o, o büyük (belki % 1 den daha da küçük) hatayı yapmış birisiydi. Ve o onun içinde kanayan bir yaraydı. Dışarıdaki insanlar onun ne kadar başarılı ve güçlü olduğunu düşünse de onun içindeki kız zayıf karakterli birisiydi. Ve bu nedenle de insanlarla konuşurken arka plandaki yara kanadığı için içindeki küçük kız insanlardan kaçıyordu. Geçmişte yaşadığı olayı unutmak için hislerini kapattığı içinse hayatta hiçbir şeyden zevk alamıyor ve kendini hiçbir yere ait hissedemiyordu. Geçmişteki odadan çıkmamasının kendisinde bıraktığı iz nedeniyle şimdi ona o olayı her hatırlatan durumda huzursuzluk hissediyordu. Orada gidememesinin intikamını şimdi gitme adına atacağı adımlarla kapatmaya çalışıyordu. Ancak sorun şuydu ki şimdi gitmek üzerine attığı adımlar geçmiş olayı kapatmıyordu. O adımı 5 yaşındaki kızın atması gerekiyordu. O olaya takılı kalmıştı.O sahnedeki küçük kıza yardım etmesi için ye 26 yaşındaki kızı da o sahneye gönderdim. Oradaki kıza sarılıp onu onu sevdiğini söylemesini istedim. Devamında şimdiki haliyle o kıza onu affettiğini söylemsini istedim. Oradaki 5 yaşındaki kız her ne yapmış olursa olsun, her ne duyguyu hissetmiş olursa olsun onu olduğu gibi kabul ettiğini ve affettiğini söylemesini istedim. O küçük kız her ne düşünmüş olursa olsun bu duygular onunda duygularıydı yanlışta olsa hatalıda olsa sapıkça da olsa, kabul edilmez de olsa o duygular onun duygularıydı. Biz her çeşit duygularımızla bir bütünüz. Bir kısım duygularımızı reddettiğimizde aynı zamanda kendimizin bir parçasını da reddediyoruz. Kendimiz reddettiğimizde de doğal olarak kendimizi kabul etmiyor ve beğenmiyoruz. Bu duygular içerisinde başka kişiler yanında maskeler kullanarak bu zayıflığımızı kapatmaya çalışıyorken hiçbir şeyden zevk almayan duygu yoksunu mekaniksel biri oluyoruz. Hissedilen bu zayıflığı kapatmak için güce odaklanarak başarılı olma peşinde koşuyoruz. Başarılı olduğumuzda bu duygulardan kurtulacağımıza inanarak hayatımızı başarıya adayarak kendimizi meşgul ediyoruz. Ancak başarıyı elde ettiğimizde ise hayatımızda hiç bir şey değişmediği içimizdeki o zayıf tarafımız güçlenmediği için büyük bir boşluğa düşüyoruz. Büyük kızın küçük kızı affetmesi onu rahatlatmıştı. Küçük kız o yaşlarda kendi  cinsi kimliğini tanıma dönemindeydi Öğrenme dönemiydi. Öğrenirken zaman zaman hata yapması da doğaldı. Adı üstündeydi bilmediği bir şeyi öğreniyordu.Orada yaşadığı duygularla o bir bütündü  yapması gereken o duygularını kabul edip kendisini affetmesiydi. Büyük kız onu affettiği için küçük kızın da kendisini affetmesi daha kolay olacaktı. Bu konuda telkinleri verip küçük kızında kendisini affetmesini istedim. Yapılan bu çalışmalarda en önemli nokta oradaki kişinin o yaşındaki duyguları şimdi oluyormuş gibi hissedip orada kendini affetmesi konunun çözümlenmesini sağlamaktadır. Yoksa 26 yaşındaki kızın burada o olay için kendini affetmeye çalışması oradaki etkiyi hiçbir zaman vermeyecektir. Devamında kuzeni ile bir çember içinde olduğunu hayal etmesini, ve kuzenine onu affettiğini söyleyip arasındaki olduğunu imgelediği gümüş kordonu keserek hayatından çıkartıp kendini özgürleştirmesini telkin ettim. Aralarındaki bağ kesildikten sonra geri adım atarak o çemberden çıkmasını istedim. Kuzeniyle arasındaki sanal bağı keserek ikisini de özgür ve serbest bıraktırdım. Bu çalışmalar onu rahatlatmıştı.Algıları yöneltme kapsamında bir şeyi sık tekrarlamak o durumun normalleşmesini sağlar. Bu kapsamda bir hafta boyunca değişen zihin algısını pekiştirmek için bu sahneyi imgeleyerek kendisini affetme çalışmalarına devam etmesini istedim. Ayrıca yaşamış olduğu olayın etkisini azaltmaya yardımcı olması açısından yıllarca içinde yaşattığı bu olayı zihninden çıkarmasına yardımcı olması için birinci derecede yakın olduğu kişilere o kişilerin karşısında olduğunu imgeleyerek sesli anlatmasını istedim. Artık yıllarca sırtında taşıdığı yükü sırtından indirme zamanı gelmişti. Hissettiği algı nedeniyle o kadar çok utanıyordu ki bana anlatırken zorlanmıştı. Ne kadar fazla kişiye anlatırsa içindeki o duyguların onun için değeri kalmayacaktı. Anlattıkça travmaların şiddeti azalacak ve kendini iyi hissedecekti.Bu çalışmadan sonra bir daha anladım ki dünyadaki her insanın içinde kendisi ile ilgili hissettiği bir zayıflık vardı. Bugün milyonlara hükmeden kişilerin dahi içinde bir yerlerde zayıflık olduğu için kendilerini güçlü gösterebilmek için çeşitli yollara başvuruyorlardı.  Hayat dengede olmaktır. Fiziksel olarak büyüsekte bu durumu içimizdeki öze aktarmadığımız sürece bu durumu yaşamaya devam ediyoruz. Bu nedenle fiziksel olarak büyürken içimizdeki özle irtibatı kaybetmeyip onu da büyütmemiz ve  ona bu durumu hissettirmemiz gerekiyor. Bu durum bizim hayattan daha fazla zevk almamızı sağlayacaktır.

Kaynak

İnsanın Hayatına Mutluluk Katacak Alışkanlıklar

Her insan hayatı boyunca mutlu olmak ve yaşamaktan zevk almak ister. Aslında bunu başarmak oldukça kolaydır. Peki siz mutlu olmanın sırlarını biliyor musunuz?

Her insan hayatı boyunca mutlu olmak ve yaşamaktan zevk almak ister. Aslında bunu başarmak oldukça kolaydır. Önemli olan bunu nasıl yapacağınızı bilmek. Peki siz mutlu olmanın sırlarını biliyor musunuz?
Askmen isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte sizi daha mutlu yapacak alışkanlıklar:

Kilo vermeye çalışırken, hastalıklarla savaşırken ya da mutluluğunuzu desteklerken egzersiz her zaman yanınızdadır. Gerçekte, egzersiz sağlığınızı ve mutluluğunuzu geliştiren en önemli aktivitedir.

Dedelerimiz, ninelerimiz yıllar önce tarlalarda güneşin altında çalışırlardı. Günümüzde ise hepimiz ofislere tıkıldık. Bu nedenle çalışan bir kadın ya da erkek her gün 30 dakikadan daha az güneş ışığı görüyor. Birçok uzman ise daha mutlu olmanız için her gün en az 30 dakika direkt güneş ışığı almanızı öneriyorlar.

Yürüyüş yapmak, kitap okumak ya da biraz derin derin nefes alıp verme egzersizi yapmak vücudunuzu ve zihninizi rahatlatacaktır. Bu şekilde kendinizi tazelenmiş, dinlenmiş ve mutlu hissedeceksiniz.

Birçok insan gün bitene kadar ayakta kalıyor. Araştırmalar ise gün içinde kısa şekerlemeler yapmanın ruhsal durumunuzu iyileştirdiğini ve zekanızı keskinleştirdiğini gösteriyor. Her gün kısa şekerlemeler yaparsanız kendinizi daha mutlu ve dinlenmiş hissedersiniz. Ancak işyerinde uyurken yakalanmamaya dikkat edin.

Hobiler ferahlamanın ve kendinizi mutlu hissetmenin en iyi yoludur. Ancak sürekli aynı hobiyi yaparsanız canınız sıkılabilir. Farklı hobilerle uğraşınca yeni arkadaşlar edinirsiniz ve daha sosyal olursunuz. Bu faktörler de mutluluğun önemli birer belirleyicisidir.

Tatil günleri kendinize gelmeniz, sıkıntılarınızdan kurtulmanız için iyi bir fırsattır. 2010 yılında yapılan bir araştırmaya göre, tatile çıkmak sadece mutluluğunuzu artırmıyor. Tatile çıkmadan önce yapacağınız tatili planlamak, tatille ilgili kararlar almak mutluluğunuzu 8 hafta boyunca artırıyor.

Belirli vitamin ve mineral eksikliği ruh durumunuzu bozabiliyor. Maalesef bilim adamları iki faktör arasındaki ilişkiyi tam olarak belirleyemese de, siz yine de pişireceğiniz yemekleri hafta başında planlayın ve vitamin, mineral dengesini düzenleyin.

1932 yılında Avusturyalı psikiyatri uzmanı, bir şeylerle meşgul olmanın, hedefler belirlemenin ve bunları gerçekleştirmek için çalışmanın mutluluğunuzu artırdığını açıkladı.


Kaynak

10 Aralık 2014


Bugün ay aslan burcunda hareket edecek. Ay aslan burcundayken kendimizi canlı, enerjik, keyifli ve güçlü hissederiz. İsteklerimizi yerine getirmek ve amaçlarımıza ulaşmak konusunda motivasyonumuz artar. Eğlenmek, çocuklarımızla zaman geçirmek ve kendimizi ifade etmek için uygun etkiler oluşur. Özellikle aşk veya aşkla ilgili konulara enerjiler akmaya başlar. Beğenilmek ve ilgi görme arzularımız bugünlerde yükselecektir.


Bugün;


Öğlene doğru ay ile marsın karşıt açısı oluşacak. Bu etki gerilimlere, tartışmalara ve sinirliliğe yol açabilir. Sabah saatlerinde biraz spor veya hareket etmek olumsuz enerjilerden daha az etkilenmenize yardım edebilir.


Akşama doğru bu açı etkisini kaybedecek ve daha keyifli ve iyimser hissedebileceğiniz.


Günün niyeti: Sabahleyin odaklanarak 7 kere okuyun


” Enerjimi doğru, etkili ve kendim için en faydalı şekilde kullanmayı seçiyorum.”


Renk; Sabah saatlerinde açık mavi rengi tercih etmenizi öneririm. Bu renkle meditasyon yapmanız çok faydalı olacaktır. Giysi olarak bugün altın rengi bir aksesuvar şans verebilir.


Doğal taş: Çalışmamıza uygun olarak bugün sarı topaz veya yakut taşı kullanmanızı öneririm.


Esma: Ya Aziz


Günün melek niyeti: Sevgili meleklerim lütfen yaşam enerjimi yükseltin ve enerjimi en olumlu konularda, en faydalı şekillerde kullanmam için beni destekleyin.Teşekkür ederim.


Günün Enerji Önerisi: Bugün biliyorsanız psişik cazibe aktivasyonunuzla çalışmanızın çok faydası olacaktır. Bilmiyorsanız aşağıdaki linkten inceleyebilirsiniz.


http://reikiturk.com/market/index.php?route=product/product&path=69&product_id=84


Sevgiyle kalın


Berna Özcan Demir


Alıntıdır

9 Aralık 2014

Bugün de ay yengeç burcunda hareket edecek. Ay yengeç burcundayken duygularımızla bağlarımız güçlenir ve kendi içimize dönme eğilimimiz artar. Özellikle güvenlik ihtiyacımızın ön plana çıktığı bu günlerde duygusal olarak beslenmek ve korunmak isteriz. Aynı şekilde ailemizi ve sevdiklerimizi de korunma motivasyonumuz artar. Ayın yengeç burcunda olduğu günler evimizin, ailemizin ve iç dünyamızın önemli olduğu günlerdir.


Bugün;


Bütün gün boyunca ayın temel bir açısı olmayacak ancak gece ayın satürn ile açısı olacağı için ay boşlukta da olmayacak. Bu nedenle bugün ayın yengeç burcundaki etkilerini temel alarak bir çalışma hazırladım.


Günün niyeti: Sabahleyin odaklanarak 7 kere okuyun


” Ailemle ve sevdiklerimde uyumlu, barış içinde ve sevi dolu ilişkiler kurmaya niyet ediyorum. “


Renk; Bugün beyaz renkte giyinmenizi veya bu renk ile meditasyon yapmanızı öneririm.


Doğal taş: Çalışmamıza uygun olarak bugün inci taşı kullanmanızı öneririm.


Esma: Ya Vasi


Günün melek niyeti: Sevgili meleklerim lütfen ailemle sıcak, samimi, yakın ve sevgi dolu bir ilişki içinde olmam için beni destekleyin. Teşekkür ederim.


Günün Enerji Önerisi: Bugün eğer biliyorsanız aile karması aktivasyonu ile çalışmanızı öneririm. Eğer bilmiyorsanız aşağıdaki linkten inceleyebilirsiniz.


http://reikiturk.com/market/index.php?route=product/product&filter_name=aile&product_id=123


Sevgiyle kalın


Alıntıdır

2 Aralık 2014

Bugün de ay koç burcunda yol almaya devam edecek. Yine enerjik, güçlü, cesur ve kararlı bir günde olacağız. Ayın koç burcunda oldugu gunlerde ani kararlar vermek ve hızlı bir şekilde harekete geçmek için uygun şartlar oluşabilir. Ancak biraz sabırlı olarak önce şartları gözden geçirmeniz daha faydalı olacaktır. Yine bu günlerde yeni başlangıçlar için olumlu etkiler olacağı için en azından isteklerinize odaklanmak ve yeni kararlar vermek enerjileri doğru değerlendirmenizi sağlayacaktır.


Bugün;


Sabah erken saatlerde hala ay ile uranüs ve plutonun sert açılarının etkileri kısmen hissedileceği için gerginlikler ve gerilimler söz konusu olabilir. Sabah saatleri sakin ve kontrollü olmakta fayda var.


Öğle saatlerinde ay ile venüsün olumlu açısı duygusal ilişkilerde şans ve mutluluk verecek etkilere sahip. Ayrıca güzellik, giyim ve bakım gibi işlerde de olumlu etkiler olacak.


Akşam ise ay ile jüpiterin olumlu açısı şans, gelişme ve başarı etkileri verecek.


Bugün ayın hem venüs ile hem de jüpiterle olumlu açı yapması olumlu etkiler veriyor. Bu etkileri değerlendirmek için çalışmalar vereceğim.


Günün niyeti: Sabahleyin odaklanarak 7 kere okuyun


” Harika deneyimlere kendimi açıyorum ve her yeni günün hayatıma yeni güzellikler, yeni başarılar, yeni mutluluklar getirmesini seçiyorum. “


Renk; Bugün açık yeşil veya açık mor renklerinde giyinmenizi öneririm.


Doğal taş: Çalışmamıza uygun olarak bugün sitrin taşı kullanmanızı öneririm.


Esma: Ya Ganiyy: Bu esma ay ile jüpiterin olumlu açısının etkilerinden faydalanmak için çok etkili olacaktır.


Günün melek niyeti: Sevgili meleklerim ve Başmelek Ariel, lütfen kendi gerçek gücümü fark etmem ve bu gücü ortaya çıkartarak hayatıma gerçek zenginliği getirmem için bana rehberlik yapın, beni destekleyin. Teşekkür ederim.


Günün Enerji Önerisi: Bugün bolluk- bereket ile ilgili bütün sistemlerle çalışabilirsiniz. Eğer yeni bir uyumlanma alacaksanız Hayatınıza Bolluk ve Bereketi Cekin calışmasını öneririm.


http://reikiturk.com/market/index.php?route=product/product&product_id=122


Sevgiyle kalın


Berna Özcan Demir


Alıntıdır

Etiketler

acı affetme Affetmek aile akıl Alglamada Anlatm Aramak ARINMA Aroma Astroloji Astrolojik Aynalar Bahar başkaları Bayram beden Beden dili Bedensiz BEREKET beyin Beyinde Beyni Beynin Beyniniz bilgi bilim bilimsel bilinci Bilincine bilinçaltı Bilmek birey Bitkisel bolluk BOLUK Burak cümle çekim dalga damla Davet Deerlerimizin degerli Deniz Depresyonun DERSLER Detoks Dikkat Dilek Disgrafi Disleksi düşünce Egoist egzersiz EGZERSZ ekmek eleştiri. öfke emsimizi enerji Enerjilerinin Epifiz Eruhunuzu evlilik evren fayda FAYDALANMAK FAYDALARI Felsefe fizik fiziksel Fregoli frekans garip GCJoseph Gcyle geçmiş Gelecek geliim gerçek GERDE gerilim Gidecek Gizemli gizli güven güzel harika Hasta hastalık Hastalklar Hayal Hayallerinizin hayat Hayata HAYIRLI Hikaye Hiperaktivite Hipnozu hissederim Holografik Hologram Hoşgörü hoşgörüsüzlük huzur huzurlu Illuminati ilâc ileti İletişim inanç insan insanlar Kabala Kadim kaos Karanlk kavga kelime Kelimeler Klasik korku Korkular KORUMA Korunma Kristaller kuantum Kuantum Fiziği kurallar Kyamet liste LKLERMZ madde Makbul MEKTUP Melek Merak Mevlana Mevlanann Mezar Mftolunun Moloküler mucize Mucizeleri MUTSUZ NAMASTE Nazar Nefret neşe Niyet ODAKLANMA Okuma Okyanus olacaksn olumlama olumlamas olumlu olumsuz para paralel Paranormal Patolojik Peeling Peinden pozitif POZTF Pratik PRATK PROGRAMLAMA Psikoloji psikolojik Quantum Düşünce Rahat RAHATSIZLIIMIZ refah Reformist Romantik ruh Ruhsal sağlık Sanat seniz sevgi sıkıntı sistem Sonsuz sorumsuzluk sorun sorunlar Stres Sufizm suyun şifa şükretme tabiat tedavi Tehlikeli teori Terapi tesadüf toplum Uymasn üzüntü zaman Zarar zeka zellikleri zenginlik zerine zihinsel