İZMİRDE İLK YILBAŞI

Bugun İstanbulda alıştıgımın dışında bu zamanlarda İzmirde bahar havası yaşıyorum :) Özgürüm,  istediğim yere kolayca ulaşıyorum, iliklerime kadar üşümüyorum , gülen ve şukreden insanlarla çevrelenmiş durumdayım , ailecek kendimizi mutlu edecek birşeyler  bulup ayrıca  boş vaktimiz bile kalabiliyor, gayet dinamik ama mutlu bir hayatım var.Kazanıyorum- güçlüyüm istediklerimi alabiliyorum....Daha ne olsun....

Kaynak

HER YIL SATIN ALDIĞIM ŞEYLER...

Bu yıl  alışveriş yapmamala ilgili ciddi bir karar aldım .Ben de olmayanı ''farklıyı ''alacağım !!!

Geçmişe yönelik alışveriş alışkanlıklarımı analiz etmeye başlayınca ozellikle bu yıl taşınma ve dolap sistemlerimin değişmesiyle eşyalarımı gruplara ayırarak kaldırmaya başlayınca şunu gordum ki neredeyse her yıl aynı seylerden almısım bazen aynı tarz ve renklere sarmışım...

Mesela..
1-Her yıl taşlanmamış min 2 kot almışım
2-Her yıl deri mont almışım siyah-kahve...
3-Mont-ceket -kaban zaafım var bayıldıgım her montu almışım  kürk bile ...(gerçek değil) İnce kalın fark etmiyor...
4-Bir insanın bu kadarda cok kısa botu olmaz sanırım..Derimod Desa maşallahım var...
5-Boğazlı kazak takıntım...İpekyol ,Park Bravo, Fabrika, Net Work 'de son yıllarda cıkan tüm şık boğazlı kazakları sanırım aldım .İzmire taşınmam sebebiyle boğazlı kazak olayına bir son veriyorum.
6-Ev kiyafeti diye bir sey var ...Bu da eşim yuzunden olustu..Evde üniforma gibi genelde aynı seyleri giyiyorsun deyince cıgırından çıktı olay...Mango , Zara , Benetton bir sürü yerden eşofmanımsı bir sürü kıyafetim var onları giyecek kadar uzun evde bile kalamıyorum artık...
7-Tarz olan tişörtler penyeler...Bana uygunsa sevmişsem dayanamam...
8-Yetmezmiş gibi bir sürü markalı çorabım var..Massimo Dutti..Nine West...Penti giymediğim bir sürü...
9-Kesinlikle şal ve atkı koleksiyonum var sonuncusunu Massimo dan aldım ama şal da gosteriyor yani napıyım...
10-Aksesuara gelince en cok kupe ve kolye bazen bileklik...Kac tane kupem oldugunu bilmiyorum kupesiz de cıkamıyorum..Tekini kaybedersem uzulurum...Falan filan...Accessorıze, So Chic  favorim..Bu yıl birden 3  tane saat alınca buna da meyilim oldugunu anladım dur diyorummm
11- Renkler..Bakıyorum bir sürü haki yeşil birseyler almışım pantolon-üst  ..Polo Garage vs..Bir dönem bir sürü gri hırka almışım en az 4-5 kez...Siyah pantolon-Siyah elbise-siyah tişört hepsi de aynı gibi asla bakmıyorum bile...

Artık akıllandım diyebilirim geçen hafta bu gune dek almadığım seyler aldım..
Mor desenli gömlek(Mango)
Mor ceket(Fabrika)
Gri etek  Fab.
Siyah kadife ceket Fab.
Süet bot Derimod
Çeşitli küpeler İpekyol, Accessosorize,Yargıcı..
Bordo pantolon Polo Garage(kesimine bayıldım)
Şal ,bileklik (Massimo Dutti)
Kırmızı kaban İpekyol....aklıma gelenler...:)


Kaynak

Refaha Ulaşmak İçin 37 Sır…

Refah komik bir şeydir. Herkes bu kelimeyi bilir ama çok az insan gerçekten ne anlama geldiğini bilir. Hayatınızda onun kapısını açmanız için gerekli sırları ise daha da az sayıda insan bilir. Ama bir kez bu sırları öğrendiğinizde tamamen cesur yeni bir dünyayla karşılaşıyorsunuz.

Sağlık, mutluluk ve zenginlik bir insana komik şeyler yapıyor. Her güne neşe ve dinamik enerjiyle başlamanızı sağlıyorlar; bu sizi her gün barış ve uyuma yaklaştırıyor ve her günü macerayla yaşamanızı sağlıyor. Ben bu refah sırlarının üzerindeki örtüyü açtığım ve hayatımı gerçekten neye adayacağımı keşfettiğim için çok şanslıyım ve bunları sizinle paylaşacağım. Şimdi sorumluluğu size aktarıyorum. Şimdi sıra sizde. Size yakın birisinin bu bilgiye ihtiyacı var. Öyleyse şimdi bir sonraki macera sizin…

Yolculukta, Randy Gage Hollywood, Florida Mart, 2003

Bu refahın birinci temel sırrıdır ve çoğu insanın gözden kaçırdığı bir sırdır. Onlar refaha bir ‘bana ver’ durumu olarak yaklaşırlar ve onu çevreleyen gerçek enerjiye hiç uyumlanmazlar. Bu evrendeki her şey, bir değere karşılık bir değer değiş-tokuşu prensibine dayanır. Ama bu dengesiz bir terazidir. Verdiğiniz şey size kat be katı olarak geri döner. Genellikle on katı, bu yüzden iyilik tohumları ektiğinizde çok daha fazla iyilik size geri gelecektir. Bu bağışladığınız para, verdiğiniz sevgi ve yaptığınız iyilik için geçerlidir. Ne kadar çok denerseniz deneyin evrene tek taraflı bir şey veremezsiniz. Öyleyse dışarı çıkın ve düzenli olarak bir iyilik yapın, ihtiyacı olan birine bir tohum ekin, sizinle ilgilenen görevliye fazla iyi davranın. Çok daha fazla refah size doğru geliyor!

Bu ifade kulağa sanki saygısızca davranıyormuşum gibi geliyor, ama Aslında refah kurallarının nasıl işlediğinin çok kısa ve etkileyici bir özeti. Piyangoyu kazanarak, miras alarak veya arka bahçenizde petrol bularak zengin olmazsınız. Bütün bunlar fakir insanların başına gelebilir ve onlara geçici bir zenginlik getirebilir. Ama zenginlik kalıcı olmayacaktır, ya da siz gerçek refahı bedava elde edemezsiniz. Her zaman ödenecek bir bedel vardır, ilk sırda ele aldığımız adil bir değer alış verişi söz konusudur. Refah içinde olmak için ödediğiniz bedelin büyük bir kısmı, refahı Sorumlu bir şekilde ele alan bir insan olmaktır. Yapılan çalışmalar tekrar tekrar göstermiştir ki; piyangodan yüklü miktarlar kazanan fakir insanların çoğu, on yıl sonra parasız ve zor durumda olmaktadır. Ve biz on, yirmi veya hatta kırk milyon dolar kazanan insanlardan söz ediyoruz. Paraları oldu ama refah bilinçleri yoktu. Böylece para hiç kalmadı ve refahın diğer öğeleri hiç ortaya çıkmadı. Hiçbir şey bedava gelmez. Kasiyerin size yanlışlıkla fazladan 5 dolar vermesine izin verirseniz, evinize para ödemeden bir kablo çektirmenin yolunu bulur ya da kimse görmeden fazladan bir gazete alırsanız kesinlikle kendinize bir karma borcu yaratırsınız. Ve bu borçlar her zaman ödenir. Zengin insanlar hiç bir zaman bedava bir şey aramazlar. Her zaman her şey karşılığında bir değer vermekten mutlu olurlar.

Zengin insanların mutlaka dindar insanlar olması gerekmez ama derinde manevi insanlardır. Dogma ve doktrinlere sıkı sıkıya bağlanmanın onları gerçek doğalarından uzaklaştırdığını bilirler. Hayal etmekten hayata geçirmeye kadar bütün refah yolunda asil bir sadelik vardır. Ve gerçek refah dışsal değil içseldir.

Evet, kendisine büyük bir servet miras kalan ya da at yarışında çok kazanan ender insanları duyarsınız. Ama gerçek zenginlik size daha kasıtlı bir süreç sonucu gelir ve sizinle kalır. O sizin başınıza gelmez. Siz onu gerçekleştirirsiniz. Siz zihninizde zengin bir insan haline gelirsiniz; sonra zenginliği çeken bir insan haline gelerek fiziksel düzlemde onu gerçekleştirirsiniz.

Ya da daha spesifik olursak, söylediğiniz sözlerle oluşturursunuz. İnsanlar en olumsuz şeyleri sözlerle doğruladığında bu beni hayrete düşürür. Bugün bir arkadaşım beni, kamyonetini bir ağaca çarptığını söylemek için aradı. Bana ‘ Ne zaman işler benim için iyi gitmeye başlasa, beni geri çekecek bir şey mutlaka olur’ dedi. Tabii ki olur; bu inancı direkt olarak bilinçaltına programlıyor, bu da fiziksel alanda gerçekleşmesi için davetiye çıkarıyor. Ne çok kez iyi şeylerin olduğunu ve insanların ‘ Buna inanamıyorum!’ Ben hiç bir zaman bir şey kazanmam’ benzeri şeyler söylediğini düşünün. Ve sonrasında kötü bir şey olur. Bir tabak kırarlar, bir şey dökerler ve ‘Bunun olacağını biliyordum!’ diye ilan ederler. Tabii ki biliyorlardı. İnsanların ‘Her kış en az üç kez nezle olurum’ gibi şeyler söylediğini duyarım. Ben ‘ Ortalama senede bir kez sırtım kötü olur’ derdim. Ve tabii ki olurdu. Ben bunu tekrarlamaktan vazgeçene kadar. Dokuz yıldan fazla zamandır olmuyor. Bazı insanlar kendilerinden alçaltıcı ifadelerle bahsetmenin ortama uymak için kibar ya da iyi bir yol olduğunu düşünür. ‘Her zaman bir gün geç kalıyorum ve bir dolarım eksik geliyor’ gibi ifadeler sizi fakir insanlara sevdirecektir. Ama aynı zamanda zenginliği de itecek ve kendini gerçekleştiren kehanetlere dönüşecektir. Öyleyse eğer refahınızı söylediğiniz sözlerle belirleyecekseniz, neden aşağıdaki gibi olumlu ifadeleri tekrarlayıp onaylamayalım. “Bir mıknatıs gibi parayı çekerim!”

Eğer birini kucaklarsanız, bu sizin bundan sonra yapabileceğiniz kucaklaşmaların sayısını azaltır mı? Tabii ki hayır. Aslında, eğer kucaklaşan bir insan olarak biliniyorsanız, kendinize daha fazlasını çekmeniz olasıdır. Gerçek refahı oluşturan sağlık, sevgi, mutluluk ve para sonsuzdur ve kendi yayılımını yaratır. Fazla sevgi verdikçe daha fazlasını kendinize çekersiniz. Çok sağlık kendi üstüne inşa eder ve daha fazlasının oluşmasına yardım eder. Mutluluk da aynı şekilde işler. Evrene karşılıksız veremeyeceğiniz için; sirkule ettiğiniz para kendi Enerjisini yaratır ve bu da suya düşen damlacığın yarattığı genişleyen halka etkisi gibi bolluk etkisi yaratır ve her zaman size geri dönecek yolu bulur. Bu sonsuz devam eden, kendini kopyalayan bir döngüdür.

Doğa boşluk etkisinden nefret eder ve her zaman onu iyiyle doldurur. Evren başka bir şeyi sıkıca kavrayan elinize bir şey koyamaz. Olumlu bir şeyi çekmenin en iyi yolu olumsuz bir şeyi bırakmak ve iyi için bir boşluk oluşturmaktır. Eğer yeni elbiseler istiyorsanız önce gardırobunuzu temizlemek ve bazı eski elbiseleri evsizlerin sığınma yurduna bağışlamak en iyisidir. Eğer ruh eşinizi arıyorsanız, öncelikle içinde bulunduğunuz ve size herhangi bir şekilde kötü etki eden ilişkinizi bırakmanız gerekir. Hayatınızda aradığınız tüm refahı kendinize çekemiyorsanız, kendinize bırakmanız gereken neye tutunduğunuzu sorun.

Orta ve alt tabaka arasında zengin insanların paraya ne kadar Sabitlendiği hakkında çok konuşma geçer. Çoğu zenginlerin sadece parayı Düşündüklerine inanır. Başka hiç bir şey gerçekten bu kadar uzak olamaz. Gerçekte fakir insanlar para hakkında zenginlerden çok daha fazla düşünür. Bu psikologların ‘projekte etme’ dedikleri şeydir. İnsanların kendi korkularını, önyargılarını ve güdülerini başkalarına yönelttikleri, yansıttıkları anlamına gelir. Doğaları gereği, fakir insanlar her zaman parayı düşünürler. Ben Parasız olduğum zamanı hatırlıyorum; bu düşünebildiğim tek şeydi. Telefon çalsa, arayanın acaba bir fatura alacaklısı mı olduğunu düşünürdüm. Bir yere arabayla gittiğimde, arabamın bozulup benim de onu tamir ettirmeye paramın yetmemesinden endişe ederdim. Güzel arabalı ve elbiseli insanları görür ve onları kıskanırdım. Sahip oldukları şeyleri hak etmek için ne yaptıklarını merak ederdim. Her zaman faturalar üzerinde hileler yapıyor, ödeme ayarlamaları yapıyor ve bir sonraki seferi nasıl ödeyeceğimi düşünüyordum. Paraya sabitlenmiştim, çünkü başıma gelen her kötü şey, yeterli paraya sahip olmamaktan kaynaklanıyor gibi görünüyordu. Şimdi param var, onu nadiren düşünüyorum. Para hayatı çoğaltan ve deneyimlerinizi büyüten yağlayıcı maddelerden birisi. Bir kez ‘parayı yolunuzdan çektiğinizde’ faydalarını endişe olmadan deneyimlemenize izin verir.

Başkaları ve kendim için dua ettiğimde, belirli şeyleri istemek yerine, her zaman en yüksek hayrı isterim. Eğer belli bir şeyi arıyorsanız, onu ya da ‘daha iyi bir şeyi’ istemek daha iyi olacaktır. Çocukken karidesi sevdiğimi sanırdım. Büyüyünce karidesten hoşlandığımı ama asıl sevdiğim şeyin kokteyl sosu olduğunu anladım. Çoğu zaman geçmiş olayların, duygusal yükün ya da diğer şeylerin görüşümüzü bulutlandırmasına izin veririz. Bir şeyi istediğimizi düşünüyoruz ama genellikle gerçekten istediğimiz şey başka bir şey. Bu iyi ya da kötü olabilir. Hayatımın ilk 30 yılında, bir milyoner olmak istediğimi sandım. Gerçekte asıl istediğim şey bir kurban olmak ve etrafımdakilerin sempatisini kazanmaktı. Yalnızca gerçekten istediğim şey kurban olmaktan milyoner olmaya dönüştüğü zaman, isteğim gerçekleşti.

Eğer bir aptal ve onun parası kısa sürede birbirinden ayrılıyorsa ( ve öyledir) , bu akıllı bir adam ya da kadının kısa sürede kendi refahını kendine çekeceğini gösterir. Ve öyle olur. Eğer büyük zenginlik istiyorsanız önce yaygın olmayan bilgeliği arayın.

Sağlıksız, mutsuz veya fakir olduğumuzda, bu yolumuzdan saptığımız ve gerçek doğamızla bağlantımızı kopardığımız içindir. Sizin doğal durumunuz sağlıktır. Yalnızca eşzamanlılık dışına Çıktığınızda hastalık vücudunuza girer. Bu dünyaya mutlu bir kişi olarak geldiniz. Mutsuzluk sizin o kararı vermenizi gerektiren bilinçli bir seçimdir. Mutsuzluk doğal değildir ve sağlıklı değildir. Benzer biçimde zengin olmak için doğdunuz. Var olmak için çırpınmak Asil değildir, doğal değildir ve gerekli değildir. Hayatınızı evrensel refah yasalarıyla yaşarsanız, zenginlik size yağmurun çiçekleri suladığı gibi doğalca gelir.

Evren bütün ihtiyaçlarınızı temin etmiştir. Refah etrafınızdaki eterlerdedir. Emir bekleyen bir asker gibi, refah çağırılmak için nöbet bekler. İnsanların refahı eterlerden alıp fiziksel düzlemde hayata geçirmek için kullandığı vasıtalar FİKİRLERDİR.

Bir kez gerçekten yapmak için yaratıldığınız işi yapmaya başladığınızda evren sizi iyiyle ödüllendirecektir. Evrensel yasa istisnasız böyle çalışır. Görevinizi yaptığınızda, ona tutku, gayret ve adama ile girişirsiniz. Ve böyle bir zihinsel durumla geldiğinizden, olağanüstü seviyede performans gösterirsiniz ve tüm olağanüstü sonuçları kendinize çekersiniz. Tüm insanlar bilinçaltında kendi ‘cihad’ larını arıyorlar. Olduklarından daha büyük bir neden, hareket ya da vizyon. Görevinizi yaparken insanlar bu gücü hisseder ve bir parçası olmak isterler. Sizinle refahını paylaşan güçlü insanları kendinize çekersiniz.

Bu belirli bir temeli almamış kişilerin anlamakta ve özellikle İnanmakta zorlandığı şeylerden biridir. Ama en yüksek seviyede, evrendeki her şeyin özü enerji titreşimleri olarak ele alınabilir. Ve enerji titreşimleri tabii ki diğer enerji titreşimlerinin farkında olabilir veya onlara cevap verebilir. Öyleyse, evet, aynı bir park yeri bulabildiğiniz, asansörün gelmesini sağlayabildiğiniz, boş bir otel odası bulabildiğiniz gibi gerçekten refahı kendinize çekebilirsiniz. Teşvik edici bir hayaliniz ve bu hayale güçlü bir inancınız olduğunda, kendinize partnerler çeker, kaynak yaratır, pazar oluşturur ve vizyonunuza tam bir tepkiler zinciri yaratırsınız.

Bu çok tahmin edilebilir bir şeydir ama belirli bir temeli almamış Kişiler için hayret vericidir. Bu sene yıllık maaşınızın ne olacağını görmek için, hayatınızda size en yakın beş insanı ele alın; geçen yılki yıllık gelirlerini toplayın ve beşe bölün. Ve bu sadece para için geçerli değildir! Bu belli refah yasaları dahilinde bu şekilde işlemektedir ve tüm Alanlarda geçerlidir. Size en yakın insanların ilişkilerine, sağlık ve mutluluklarına bakın ve sizin tam ortada olduğunuzu göreceksiniz.

Fikirlerin, insanların refahı eterlerden alıp fiziksel dünyada gerçekleştirerek dönüştürmesini sağlayan kanallar olduğunu biliyoruz. Ama aynı zamanda bu, inanç olmadan da gerçekleşmez. Onu görünür kılmak için iyinizi görmeli, iyinizi aramalı ve iyinize inanmalısınız. Daha az yeteneği olan ama daha güçlü inanca sahip kişiler, yeteneği olan ama inancı az olan kişilerden daha çoğunu daha çabuk elde ederler.

Refah içindeyseniz, siz: sağlıklı, mutlu, zenginsiniz. Üç maddeden ikisinin olması fena olmaz. Ama aynı zamanda bu refah değildir. Gerçek refah her üçünü de kapsar. Bazı zengin insanlar hastadır, mutsuz ve yalnızdır. Onlar refah içinde değildir. Aynı şekilde, eğer siz sağlıklı, ruhsal temeli olan biri iseniz ve harika bir evliliğiniz varsa ama her ay kredi kartı faturalarınızı ödemekte zorlanıyorsanız tabii ki siz de refah içinde değilsiniz. Refah hepsini kuşatır.

Refahın bulunması ve ulaşılması zor olması gerektiğinden değil. Ama Sadece doğru yoldakilere ve refaha denk bir insan haline gelenlere gelir. Çoğu insan için sürecin büyük kısmı, karakterlerini şekillendirmek ve bilgeliklerini geliştirmek için gerekli zorlukları deneyimlemektir. Kendinizin ve başkalarının hatalarından bilgelik kazanırsınız. Başkalarının hatalarından öğrendiğiniz oranda sizin yapmanız gereken hatalar azalır. Ama hepimizin öğrenmesi gereken dersler vardır. Refah-bilincine sahip insanlar bunu anlar ve zorlukları, ihtiyaç duydukları insan haline dönüşebilmeleri için çıkmaları gereken merdiven basamakları olarak kucaklarlar.

Ruhsal beslenmenizin kaynağına neşeyle, sevgiyle ve minnetle bağışlayabilirsiniz. Ya da, gönülsüz olarak doktorda, mahkeme salonunda sizden alınmasını sağlayabilirsiniz. Ama evren her zaman bağışını alır, tıpkı dalgaların yükselip alçaldığı gibi.

Küçük oynamak size ya da evrene hizmet etmez. Tevazu bir erdemdir ama yanlış alçakgönüllülük ya da en yüksek hayrınızdan geri durmak anti-refahtır. Çalıştırılmayan kaslarda atrofi (Atrofi: Kullanılmayan kaslarda hücre dejenerasyonuna bağlı olarak doku azalması ya da organ kaybına kadar gidebilen kas erimesi hastalığı. ‘çalıştırılmayan kasta atrofi olur’ bir deyim olarak kullanılıyor. ) olur ve hayaller, vizyonlar ve tutkular da aynısını yapar. Eğer gerçekleşmesini istiyorsanız, geleceğiniz hakkındaki vizyonunuz Cesur, yürekli ve yaratıcı olmalıdır. Büyük bir hayalin size uygulayacağı mecbur bırakan itici güce ihtiyacınız var. Öyle kuvvetli olmalı ki sabahleyin yorganı fırlatıp güne beklentiyle koşmalısınız.

Gerçekten refah içindeki insanları belirlemek kolaydır. Sabahları yataklarını düzeltirler, çalışma masaları temizdir ve kiraladıkları arabayı bile yıkarlar. Bunları yapmak zorunda oldukları için yapmazlar, refah içindeki bir ortama sahip olmak amacıyla, istedikleri için yaparlar. Biletçiye, garsona ve kasiyere bir devlet başkanına gösterecekleri nezaketle yaklaşırlar. Kendi vücutlarına saygı duyar ve ona bakarlar.

Refah öncelikle zihinde gerçekleştirilir. Kazayla bazı rasgele Lütuflarla karşılaşabilirsin ama gerçek ve bağımsız refah öncelikle onu zihinde görselleştirmenin sonucu gelir. Hayal panoma uğruna çabaladığım şeyleri yapıştırmamdan itibaren hepsini gerçekleştirmem iki yılımı aldı. Samimi olarak inanıyorum ki bunu yapmasaydım aynı sonuçları almam en az 10 yılımı alırdı. Onaylamalar, hedef kartları ve görselleştirmenizi kolaylaştıran ve güçlendiren diğer araçların da sonucu aynıdır. Aslında arzu ettiğiniz hedefle bilinçaltınızı programlıyorsunuz. Ve bilinçaltınızda bir şey bir kez programlandı mı, olmak zorundadır.

Çoğunluk refahın özel fırsatlar, rasgele tesadüfler veya şanslı olaylar sonucu geldiğini düşünür. Bu doğrudur, ama sadece bu fırsatları sizin yarattığınız anlamında doğrudur. Eğitim ve yetenekler bile sizin bilinciniz ve inançlarınız kadar önemli değildir. Çünkü sizin eğitiminizi ve yeteneklerinizi yürüten bilinciniz ve inançlarınızdır.

Spor arabalar, evler ve para refahı oluşturmaz. Onlar refahın semptomlarıdır. Gerçek refah bunları elde eden kişinin zihinsel durumudur. Benzer şekilde, paranın, malların ve diğer şeylerin yokluğu da yoksulluk değildir. Bunların yokluğu yoksulluk durumunun koşuludur. Yoksulluğun kendisi de basitçe bir zihin-durumudur.

Bu ya duyacağınız en korkunç şey ya da öğreneceğiniz en özgürleştirici anlayış biçimi. Son sözünüz bu olsun ve bolluk için doğru yoldasınız demektir. İki insan aynı olaya hiç bir zaman aynı şekilde bakamaz. Birisi bir tehdit görebilirken, diğeri bir fırsat görür. Size bir iş fırsatına katılma şansının önerildiğini düşünelim. Buna bir dizi farklı şekilde yaklaşabilirsiniz. Yalnızca zengin olma fikriyle büyülendiğiniz için, hiç araştırma yapmadan, körü körüne atlayabilirsiniz. Kötü bir duruma düşüp çok para kaybedebilirsiniz. Ya da, ikinci senaryo, alacağınız herhangi bir miktar için şimdiden çok geç olduğunu fark edebilirsiniz. Kıdemli kişilerin tüm kıymetli payları aldığını fark edebilirsiniz ve muhtemelen öneri gerçek olmak için fazla iyidir. Böylece IBM‘i hisse başına 10 dolara satın alma şansını başkasına bırakırsınız. Size bir durum önerildiğinde başka bir senaryo da gerçekleşebilir; Kendinize güveniniz vardır, öneriyi ayrıntılı incelersiniz ve sağlıklı Bir karar verirsiniz. Buna nasıl tepki vereceğiniz neredeyse tamamen sizin zihinsel durumunuz tarafından belirlenir. Hayattan ne bekliyorsunuz. Refahınızı hayata geçirmek için kullanabileceğiniz tüm araçlar arasında zihniniz en güçlü olanıdır.

Aslında, bencillik sizin manevi ayrıcalığınızdır. Çoğu insan size ahlaki zorunluluğunuzun, çoğunluğun çıkarını bir Kişinin çıkarının önünde tutmak olduğunu söyleyecektir. Kendinizi ‘daha büyük bir hayır’ için kurban etmelisiniz. Bu düşünce sizin özgüveniniz, refahınız ve hayatınız için zararlıdır. Tanıdığınız ya da tanımadığınız başkalarının hatırına kendi mutluluğunuzu feda etmek, size ve başkalarına, kendi ilgi ve özeniniz için bile küçük ve değersiz olduğunuzu kanıtlar. Bu aslında insancıl değildir ve sizi zihinsel olarak hasta eder. Kendi kurtuluşunuz ve mutluluğu kovalamanız değer sisteminizin temelini oluşturmalı. Hayatınızı kendi değerlerinizle, kendi standartlarınız yönünde ve kendi zevkiniz için oluşturmak. Bundan azı size zararlıdır. Ve bireye zararlı olan herhangi bir şey aslında bütün olarak topluma da zararlıdır.

Refah içindeki insanlar eşyaları adil bir değer karşılığında satın Almak için hiç bir zaman endişelenmezler. Bir tasarruf önerildiğinde reddetmezler ama satın alma kararlarını dayandırdıkları asıl temel bu değildir. Pazarlık etme taktikleri, kupon arama veya bir avantaj yakalama üzerinde yersiz çaba harcamak yerine, zamanlarını daha fazla değer yaratmaya harcamayı tercih ederler ki bu da daha çok bereketi çeker.

İnsanlar yoksul kesimlerin varoş ya da gettolar olduğunu ve orada Refahın olmadığını düşünür, ama durum böyle değildir. Refah eterlerdedir, bizi her yerde sarmalar, eksikliğin bariz göründüğü yerlerde bile. Orada Refah olmadığından değil, insan onu hayata geçirmediğindendir. İlkel insanlar güneşin her gece dünyayı terk ettiğini, bırakıp gittiğini düşünürlerdi. Aslında dünya güneşe sırtını dönmektedir. Refah için de aynı şekilde olur. O bizi hiç bir zaman terk etmez. Ama bazen biz yönümüzü çevirir, ona sırtımızı döneriz.

Evrendeki her şeyi eşit ve zıt bir kuvvet dengeler. Erkek ve dişi, yin ve yang, pozitif ve negatif. Tüm adil muameleler kazan-kazan prensibine ya da başka şekilde söylersek, değerlerin adil değiş-tokuşuna dayanır. Şimdi burada eklemeliyim ki negatif terimini örneği netleştirmek amacıyla kullanıyorum. Gerçekte, bu dünyayı yaratan gücün pozitif ve iyi olduğuna inanıyorum. Negatif ya da kötü olarak etiketleyebileceğimiz şeyler kötü bir Tanrı ya da evrenden değil bizim o iyiye kendi tepkilerimizden kaynaklanırlar. Süpermarket yolunda tekeriniz patlarsa, muhtemelen bunun kötü olduğunu düşünürsünüz. Ama (kızını üniversiteye göndermeye çalışan )tekerlek dükkânının sahibi bunu iyi olarak görebilir. Dişlerimin eğriliğini negatif olarak düşünmeyi seçebilirdim. Ama diş tellerimi yapan dişçinin bakış açısı farklı olabilir. Kış kötü ve yaz iyi değildir. Ve ilkbaharın kötü sonbaharın iyi olması gerekmez. Sadece oldukları gibidirler. Ve biz herhangi bir şeyin bize bir anlam ifade etmesi için zıtlıklara ihtiyaç duyarız. Öyleyse buradaki nokta neyin iyi ya da kötü olduğuna dair felsefe üretmemek ya da etiketlerle kendimize taraf seçmemektir. Önemli olan hiç bir şeyin bedava olmadığını, her şeyin adil bir değer alış-verişiyle geldiğini anlamanızdır. Her şeyin.

Parasız insanların genellikle parayı çevreleyen bir negatif enerjileri Ve anlam yüklemeleri vardır. Para gerektiren şeyleri nasıl yapamadıkları konusunda takıntılı olurlar. Zengin insanların parayla çok pozitif bir işbirliği vardır. Onu, onlara getirdiği özgürlük, zevk ve keyif anlamında ele alırlar. Parayla olumlu bir işbirliği onu size çekerken, olumsuz bir işbirliği yapmak onu sizden uzaklaştırır.

Ve sadece bitirmeniz yetmez, doğru yapmış olmanız ve yapabileceğinizin En iyisini ortaya koymuş olmanız gerekir. Refah dolu bir hayat, her biri sizi büyüten, yeteneklerinizi geliştiren, bilincinizi genişleten görevler dizisidir. Bilinciniz büyüdükçe, sizin yaptığınız etki de büyür. Böylece onları karşılama yeteneğiniz arttıkça sorumluluklarınız artar. Daha büyük bir çemberi etkilemeye başlarsınız ve bu da daha büyük refahı size doğru çeker.

Maalesef, yığınların büyük kısmı sessiz bir çaresizlik olan yaşamlarını zorla sürdüren hasta, yoksul ve mutsuz insanlar. Her günü, kendilerine söylenen ve yapmaları beklenen şeyleri yaparak zor ve tatsız geçirirler. Nasıl düşüneceklerini bilmezler. NE düşünecekleri kendilerine o kadar uzun süredir söylenmiştir ki artık NASIL düşüneceklerini bilmiyorlardır. Eğer başarmak istiyorsanız aykırı, karşı çıkan, kendi kafasının dikine giden biri olmaya ihtiyacınız var. Ama bunu yapmak için, eleştirel düşünmeye yatkın olmanız gerekir. Bu bir sürünün yapabileceği bir şey değildi. Çoğu insanın o çaresiz yaşamları yaşamasının sebebi fark etmeye yetersiz olmalarıydı. Bill Gates’in trilyoner olmasının nedeni başkalarının fark edemediklerini fark etmesidir. Okuduğunuz ve duyduğunuz şeyleri sorgulayın. Sürünün neden öyle düşündüğünü analiz edin. Ve farklı düşünün.

Siz büyüdükçe, bilinciniz gelişir. Bilinciniz geliştikçe, kendinize daha çok refah ve bereket çekersiniz. Burada kısa yollar yoktur. Güvenilen ve büyük refahla kutsanan bir insan olmak için gerekli kişisel gelişimi yapmaya istekli olmalısınız.

‘Dua ederken, bir yandan da harekete geç.’ denir. Evren ışığı size sağlar ama hala elektrik düğmesine basmak zorundasınız. Refahı planlamak iyidir, ama hala sadece planlamadır. Bir kez olumlamalarınız planlandığında, hareket planınızı oluşturun.

Bu, refahın boşluk prensibinin bir koludur. Başkaları hakkında dedikodu yaptığınızda onların sıkıntılarını izlemekten zevk alan birisi haline gelirsiniz ve bunun için bir karma borcuna girersiniz. Bu aynı zamanda halkın eğlencesi için insanların cehaletini sömüren televizyon realite şovlarını izlediğiniz zaman da geçerlidir.

Refaha en büyük engellerden biri intikam, dargınlık ve incinmeye tutunan insanlardan gelir. Refah bunları taşıyan bir kalpte var olamaz. Bu duygulara tutunmak sadece onları taşıyan insanı üzer ve refahı ayrı bir yerde tutar. Hayatınızda size kötülük yapan herkesi bağışlamalısınız. Ve özellikle birini daha bağışlamalısınız. Kendinizi. Kendinizi bağışlayamazsanız, bolluğu kabul edemezsiniz.

Yaşamda tesadüfler yoktur ve bu refahla ilgili kitap serisini bulmanız da bir rastlantı değildir. Siz vizyonu olan bir insansınız ve bu kadar ileri gidemezdiniz. Kendinizi refah yasalarının nasıl işlediği konusunda eğittiniz. İnsanı mecbur eden bir hayali olan birinin aslında evreni isteğine yönelttiğini biliyorsunuz. Bolluk içindeki refahı hayata geçirmek, onu yöneten sırları öğrenmekten geçer. Sizin henüz yapmış olduğunuz şey. Peşinden gidin!

Gelen Aramalar: karşıdaki kişinin yalan söylediğini nasıl anlariz Tags: hollywood florida, manset, refah, zengin

Category: Geliştiren Yazılar, Kişisel Gelişim, Para Sanatı


Kaynak

Bayramoğlu Döner Efsanesi

Efsane bitti....
O kadar deger vermişken o kadar ozlerken hayal kırıklıgına ugradım açıkçası...
Geçen hafta İzmirden 4 gunlugune İstanbula gittim.Eski alışkanlıgım.. 11 yıl yaşadım İstanbulda ...
Alışkın oldugum yerlerden biriydi burası ilk açıldıgı gunden beri...
Sitelerine link olarak koydukları sosyal medya yazısının (aşagıdaki yazı) bana ait oldugunu söyledim.Aylardır bu yazım yayınlanıyor..tıklanıyor...
Sonucta ne begenirsiniz saka gibi hesapta 12 tl indirim yaptılar yazıma verdikleri değer olarak...Çok sinir olduk...Bir sey bekledigim yok nezaketen bir tatlı ikram et mesela...Bu kadar da misafirperverler !!!
Üstelik hiç eski havası yok ayakta kaldık ,oturdugumuz masa temizlenmemişti, lavaslar soguktu , soganı bile biz soyledik te zorla gelebildi...Ette bile yağ oranı artmış...Üstelik ugultudan ne yedigimizi anlamadık...
Ne oldum dememeli...Keyif alınabilecek bir yerden cıkmış...
Dedim ya bitti benim için ..Kesfedilecek başka yerlere yönelecegim duydugum pek cok nam salmış dönerciye mesela...

....................................................................
Eski yazım...Eski dusuncelerim.....

Hamileyken bile aşermedim , hatta hiç bir yemek için bu kadar istek duymadım ...Sanırım bundan sonra hiç bir yerde döner yiyemem.Bursalı İskender bile yanında sönük kaldı...Özgür geçen yıl ilk kez götürdüğünde rahatça oturacak bir yer bulabiliyorduk anca şu an günün herhangi bir saatinde bile boş yer neredeyse imkansız...Dünkü sırada Acarkentten falan baya insan vardı.Böyle güzel döner ve taşfırın incecik lavaş görmedim.Kavacıkta açılan birsürü steak house tarzı yer bom boşken burası hep dolu.İstanbulda yaşayanların kesinlikle kaçırmaması gereken bir yer. Diğer şehirlerden bile sırf burası için gelenler var.Ben de  İzmirdeyken özlerim kesin ne yaparım bilmiyorum...


Kaynak

İstanbuldaki karı İzmirdeki gunesten izleyebilmek

Uzaklarda bir yerlerde kar yağıyor ...burada gunes var...Aydınlık...Gunes, ışık hep olmalı hayataımda ...En azından bunlar olmalı...Yaşamam için, özgur olabilmem için, nefes alabilmem için ,kendimi iyi hissedebilmem için...Neden ruh halim hava durumuna bu kadar endeksli bilmiyorum...Yıllarca İstanbulda yapamamamın sebebi bu .Okullar başlayınca baslayan sogukluk neredeyse mayısa kadar sürüyordu.Sonra gel de yaşam coskusu ara...Facebook ta kar resimlerini uzaktan sukrederek izlemek cok keyifli.En azından ben kurtuldum rahatım diyebiliyorum...

Kaynak

Mustafa Ceceli'nin Sevgilim adlı şarkısı

Mustafa Ceceliyi pek sevmezdim hatta aranjörü bizim bahce katını kiralamak istemişti ona da gıcık kapmıstık.Neyse ki bu sarkı cıktı da aramızdaki buzlar eridi adamın imajı duzeldi beynimde...Şarkı bizim şarkımız...Seviyorum bu sarkıyı...

Kaynak

Çalışma, Sonra Ezberle Olur mu Hiç?

“Okul bitti hayata atılacağım inşallah.” derken başka duvarlar dikiliyor önümüze. KPSS, ÜDS, Ales, TUS… Liste uzayıp gidiyor. Haliyle öğrencilik bir türlü bitmiyor.

İlkokuldan itibaren ödev ve sınavlarla tanışıyoruz. Sayısı katlanarak artan derslerle baş etmek çok da kolay değil. Formüller, paragraflar, kompozisyonlar, kurallar… Konuları ezberlemeyip sevmeyi mi denesek?

Sabahın erken saatleri. O kadar ki bazı sokak lambaları henüz sönmemiş. Vapur ilk seferini henüz yapmış. Ayazdan ellerimiz buz kesilmiş vaziyette. İşe yetişme telaşındaki çalışanlara eşlik eden birileri daha var. Gözlerinden uyku akıyor hepsinin. Parmak kadar boylarıyla koskoca sırt çantalarını taşıyan öğrencilerden söz ediyoruz. Resim çizerek, fasulye sayarak başlayan eğitim hayatları kim bilir ne zorluklarla sürüp gidecek. Kütük kalınlığındaki kitaplar, sözlükler, hesap makineleri, haritalar, t cetvelleri… Daha neler neler. Niyetimiz kimsenin gözünü korkutmak değil. Ama öğrencilik hayatımızın büyük bölümünü işgal ediyor. Hatta tam “Okul bitti hayata atılacağım inşallah.” derken başka duvarlar dikiliyor önümüze. KPSS, ÜDS, ALES, TUS, PMYO Sınavı… liste uzayıp gidiyor. Öğrencilik dönemi, hayatımızın ilk on beş yılıyla sınırlı kalmıyor haliyle. Bir de ikinci üniversite idealleri olanlarımız var ki dostlar başına. Yaşları kaç olursa olsun okullu olma heyecanını taşırlar onlar. Çocukluk hayalini gerçekleştirmek isteyip amfilere geri dönerler. Bizim de dâhil olduğumuz öğrenci zümresinin problemlerinden biri de ders çalışmak. Erkin Koray’ın “Biri biterken öteki de başlar vermesin Allah.” dediği vaziyetteyiz. Kara tahtayla tanışalı seneler geçse de birçoğumuzun sınavlarla arası hâlâ açık olduğundan bu haberimizde ders çalışma disiplinini tartışmayı yerinde bulduk.

Öğrenciliğin olmazsa olmaz kurallarından biri de adıyla mülhem öğrenme eylemini gerçekleştirmek. Ancak “Bunun metotları nedir?” diye sorsanız hepimizin cevapları farklı olur. Kimimiz dinleyerek akılda tutarız, kimimiz yazarak. Bununla birlikte hepimizin bildiği metotlar da yok değil. Örneğin ‘Fıstıkçı Şahap’ en akılda kalanlardan. Neredeyse müfredata girecek hale gelen bu isim, ne tarihî bir şahsiyet ne de yazar. Zat-ı muhterem, sert ünsüzleri akılda tutmak için uydurulmuş bir isim hatırlayacağınız üzere. Ancak eğitim hayatımız boyunca ezberlememiz gereken formül: “Kuralların tamamını akılda tutmak mümkün değil.” Bu sebeple çalışmayı hayatımızın bir parçası haline getirmemiz gerekiyor belki de. Rehberlik Uzmanı ve Psikolojik Danışman Yasin Çakır da bu konuda bizimle hemfikir. Bilgiyi sevmek öğrenciliğin olmazsa olmazı. Her birimizin öğrenme biçimi birbirinden oldukça farklı. Bu sebeple başarıya ulaşmanın “Kesin başarının kuralları”, “Etkili ders çalışmanın on şartı” gibi standart bir kestirme yol yok. Dolayısıyla bir sınava hazırlanırken bütün sene kitap açmadıysak imtihan günü yaklaşınca hızlandırılmış programlar, etütler ve kodlamaların pek faydası olmuyor. Çakır, “Hayal kırıklığı yaşamamak için ne yapmalıyız?” sorumuza cevaben bireysel farklılıkların önemine işaret ediyor: “Öğrencinin öğrenme ile ilgili bir problemi olup olmadığına bakılmalı her şeyden önce. Yani dikkat eksikliği, özel öğrenme güçlüğü, algı problemi gibi sorunlar tespit edilmeli.”

Okulla tanışan minik, saatlerini masa başında geçirmeye başladı bile. Azimli olduğunu düşünebilirsiniz ancak sebep tam olarak bu değil. Öğrencimiz güzelce ödevlerini yapıyor. Bazen iki bazen üç saatini alan ev ödevlerini bitirdiğinde resim çizmeye mecali kalmıyor çoğunlukla. Çakır, böyle bir tablonun yaşanmaması için öğrencilere ödev verirken, yaş ve eğitim dönemine dikkat edilmesini öneriyor. Ve miniklere çok yüklenmeyi doğru bulmuyor. Zira yoğun bir program ve ödev bir araya geldiğinde çocuk oyun saatinden tasarruf etmek zorunda bırakılıyor. Bunun yerine ilkokulda çalışma sürelerini kısa tutmakta fayda var. Ya da aralar vererek ders çalışmalarını sağlamak da mümkün. Aksi takdirde daha işin başından onları yıldırabiliriz. Nitekim biz de henüz ilkokul çağında bu bıkkınlıkların yaşandığına şahit olmuşuzdur. Çocukların ödevlere boğulmasının sakıncalarından bir diğeri kitap okuma alışkanlığıyla ilgili. Çünkü çocukların dünyasına kitaplar bu dönemde giriyor. Ödevlere boğulan öğrenci, kitap okumaya fırsat bulamayabiliyor.

Ortaokul ve lise dönemi ise, talebeyle rehberlik ve psikolojik danışmanlık iletişiminin daha yoğun olması gereken bir dönem. Başımızda kavak yelleri esse de hayata atılma fikri ergenlik döneminde oluşuyor.

Üniversite hayalleri, meslek tercihi derken kendimizi farklı bir yoğunluğun içinde buluyoruz. Yasin Çakır bu dönemin üzerinde özellikle duruyor. Hayatımızın dönüm noktalarından biri olarak tanımlayabileceğimiz ortaöğretimle ilgili şunları öneriyor: “Ortaokul ve lise döneminde öğrenci ile birlikte yapılan görüşmeler sonucunda süreler belirlenmeli. Öğrencinin eğilimleri ve başarı düzeyi de tespit edildikten sonra öğrenmek kolaylaşacaktır. Tekrar etmek de oldukça önemli. Her bilgiyi tekrar etmek olası değil fakat en azından ana konuların yinelenmesi gerekiyor. Ayrıca uygun etkinliklerle (etüt, arkadaşlı çalışma teknikleri, vb.) ders çalışma zevkli hale getirilebilir.” Üniversiteye giriş sınavlarında ise okul eğitimi dershanelerin programlarıyla tekrarlanmış oluyor. Sınav sistemindeki değişikliklerle baş etmek günden güne zorlaştığından dershane burada deyim yerindeyse can simidi. Aksi takdirde, “Acaba bu konular sınava dâhil mi?” ya da “Edebiyatın tamamını nasıl kavrayacağım?” gibi sorular silsilesiyle baş etmek zorundayız.

Birkaç senemiz üniversiteli olmak uğruna gelip geçti. Bu arada ne okuyabildiysek, ne öğrenebildiysek hanemize yazıldı diyelim. Ancak eğer ‘ezberle-geç’ tekniğini kullandıysak bugün daha zor günler bizi bekliyor olabilir. Çünkü artık bilgiyi sevmemek neredeyse kaçınılmaz. Bilgi için ter dökmenin vakti geldi zira. Bir proje ya da ödev için günleri kütüphanede geçirmek gerekiyor. Ezberlemek yerine laboratuvarda gözle tetkik etmek devreye giriyor. Hal böyle olunca üniversite sürecinde, okuma-öğrenmenin okula değil hayata yatırım olduğu gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Zaten üniversitenin meslek edinmek için okunduğu yıllar epey geride kaldı. Çoğumuz okuduğumuz bölümle ilgili bir meslek icra edemiyoruz maalesef. Öyleyse hedeflerimizi daha geniş tutmak mesele. Örneğin, ‘İletişim Hukukuna Giriş’ dersini geçmeyi hedeflemek yerine öğrenmeyi hedeflemek, dersi işe yarar hale getirebilir. Bu yöntem, bilgiyi sevmemizi de kolaylaştıracak bir yol.

Üniversitede “Ben ne yapmak istiyorum?” sorusuna cevap aramamızı tavsiye eden Çakır, kararsız olanlarımızı batmaya mahkûm bir gemiye benzetiyor. Çünkü ilkokul sırasından amfiye ulaşmış durumdayız. Çakır’a göre kendi hedeflerini belirleyen kişi, bunun yanında iç disiplinini de başarılı bir şekilde oluşturuyor. Küçük yaştan itibaren sorumluluk alan öğrencilerse daha başarılı oluyor. Bunun için miniklere “Şimdi okullu olduk.” dedikleri günden itibaren inanmak, ebeveynin öncelikli vazifesi. Zira ilk tökezlediğinde onu başarısızlıkla itham etmek, ruh dünyasında kapanması güç yaralar açabiliyor. Bu noktada Rehberlik Uzmanı ve Psikolojik Danışman Yasin Çakır, çocuğundan sürekli ders çalışmasını bekleyen ebeveynleri uyarıyor: “Çocuk doğuştan itibaren eylemlerini sizden öğreniyor. Bir rol model olarak siz okumazken ondan okumasını ve ders çalışmasını beklemeniz yanlış. Çocuğunuza başarılı olduğunu hissettirdiğinizde, onu sürekli ‘Ders çalış’ diye uyarmak zorunda kalmazsınız. Yeter ki onu özgüven sahibi olarak yetiştirmeyi başarabilelim.”

İlkokul, ortaöğretim, üniversite… Belki doyamayıp yüksek lisans ve doktora da yaptık. Öğrencilik bitti derken, bu kez de iyi bir işe girebilmek için çeşitli sınavlara katılıp kazanmaya çalışıyoruz. Zaten sınavın amacı da içimizdeki o az sayıdaki başarılı insanı tespit etmek (!) değil mi? Her şey bir tarafa başarılı olsak da olamasak da bu aşamaya gelinceye kadar okuma sevgisini edinmişsek hayatta kaybetmiş sayılmıyoruz. 

Ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili şikayetlerinden biri de ders çalışmayı sevmemeleri. Yazar-Rehberlik Uzmanı ve Psikolojik Danışman Kadir Akel, Hazreti Mevlana’nın “Beyne giden yol kalpten geçer.” sözüne binaen ailelere şunları öneriyor:

Çocuğunuzun istediği saatte istediği şekilde ders çalışmasına izin verin.

Ders çalışmak için sessiz bir ortama gerek yok.

Çocuk öğrenmeye uygun zamanı kendisi belirleyebilir.

“Dik otur-konuşma” uyarılarını unutun. Çocuğunuz konuşarak da öğrenebilir.

Önceliklerini belirlemede ona yol göstermekle yetinin, fazla müdahaleci olmayın.

Kaynak: Zaman / Süheyla Sancar


Kaynak

BRC IOP yi ( Global gıda standartı) A NOTU İLE ALMAK

En başından beri inandım BRC yi alacagımıza üstelik A sınıfıyla...
Ustelik bu belgeyi ilk alışım danışman da olmadan...2-Mumkunse Turkçesini bulun veya Teknik birine çevirtin3-Bu standartı tamamen bir soru listesi gibi dusunun hatta bunu iç tetkikler de de soru listesi olarak kullanabilirsiniz.4-Step by  step her asamayı irdeleyerek uygulamaya calışın ancak ayrıntlarda bogulmayın  pratik dusunmeye calışın.5-Standartı bir el kitabına çevirin6-İstenen bolumlerde prosedur&talimat hazırlayaın7-Hepsi bitince herhangi bir yerden 1 gunluk on denetim alın buna göre eksiklerinizi tamamlayın.8-Sistemi her birime yayın ki kimse Fransız kalmasın heryerde hissedilsin...9-1, 0 dan iyidir ..Bir uygulamayı genele yaymak cok zorsa mutlaka baslayın...Hiç olmayın...10-Nobody is perfect ...Asla tamamen mukemmel olmadan gireceksiniz denetime ama herseyin en iyisini yaptıysanız şansınız yuksek...Geriye denetimde hırsınızı, inatçılığınızı ve çalışkanlıgınızı göstermek kalıyor..Tabi ince düşünülmüş hediyeleri, guzel yemekleri unutmayın :)


Kaynak

Üye sayısı az Sayfa Okunma Sayısı çok

Sayfa okunma sayım 10.000 oluyor da , neden üye sayım 5 acaba cok merak ediyorum? Hatta sırf bu yuzden bazen yazmaktan vazgeçebiliyorum...

Kaynak

Mayıs '' Değişim Zamanı''

Tek derdimin değişim oldugunu hissediyorum. Monotonlugu sevmiyorum fotokopi gunler beni bunaltıyor. Özgurlugume duskunum...İstediğim seyi basarmak için çok fazla enerji harcayabiliyorum ama diger yandan tukettigim enerjimi bir yerlerden yuklenmem gerekiyor...Eger yuklenemezsem arıza cıkarıyorum...Acayip bir dongu işte..Sıradan olamamak...

Mesela işimi aşırı derecede seviyorum şirketi, insanları...çok da başarılıyım işime hakimim ...diğer yandan  8.30-9.30 ve cumartesi calışmak zorunluluğu beni cok bunaltıyor...

Çok bunaldıgımda yoruldugumda kafamı dağıtmam lazım ...

Şöyle olmasını cok isterdim...

1.Kızımın okula gidiş-geliş saatlerini takip edebilmek..Mesela 8.10 da servise bindirip işe gitmek ve 17.30 da servis gelişine yetişebilmek..Benim için süper mutluluk...Eve kadın bile tutmazdım o zaman...

2.Cumartesi calışmamak...(Ne aileme ne kendime zaman ayırabiliyorum cumartesi çok yoruluyorum kendime gelmem aksamı buluyor hiç dinlenemiyorum)

3.Arada bir işten 15 de cıkmak boylelikle mesela guzellik merkezine spa ya , alışverişe falan gitmek...

4.Arada bir de sabah kahvaltı yapıp cıkabilmek...

Kuantum yapıyorum...Kuantum , nlp, secret, evrendeki enerjiler nerdeyseniz bulun beni.....


Kaynak

2.Çocuk Olmalı mı?

Şu sıralar aklımı cok meşgul eden bir şey bu....
Yıllarca cevre baskısına kulak tıkadım.1 tane yeter dedim .
Ne var ki yıllar once hep sunu söylemiştim: İlk çocuk 30 da 2. si 40 da...Aralarında 10 yaş olsun derdim hep...40 da çocuk için yaşın 39 olması lazım ve şimdi 39 a gelince bir donum noktasına geldim işte...
Olmalı mı -olmamalı mı?

Hiç 2. cocuk olmalı mı diye Google'a danısacagım aklıma gelmezdi..Teknoloji bu noktaya geldi demek ki....

Kararsızlıgım hat safhada 9 yaşındaki prensesimin yanında tam bu kadar rahata alışmışken bilemiyorum artık...!!!


Kaynak

Çocukları Bilgisayardan Kurtaracak Mekânlar

Günümüz çocuklarının eğlenceleri maalesef alışveriş merkezleri içindeki oyun parklarına sıkışmış durumda. Eski sokak kültürünün olmayışı, sokakların arabalarla ve binalarla dolması nedeni ile günümüz çocukları eskisi kadar oyun ve keşif alanına sahip değiller. Pedagoji Derneği olarak istedik ki, anne-babaların çocukları ile gidebilecekleri tek alternatif AVM’ler olmasın. Bu amaçla İstanbul’da çocuklarla birlikte gidilebilecek, onların dünyasına zenginlik katacak, yeni keşif kapılarını onlara aralayacak mekânları araştırdık.

İstanbul tarihiyle, deniziyle, medeniyetleriyle ve yaşantısıyla bambaşka bir şehir. Bu şehir içinde çocuklara hitap eden o kadar çok mekan var ki. Haydi, anne-babalar olarak çocuklarınızı yanınıza alın ve önerdiğimiz yerleri bir bir keşfedin.

1) MESİRE ALANLARI

Çocuğunuzla birlikte bahar ve yaz aylarında İstanbul’un güzel mesire alanlarını keşfedebilirsiniz. Çocuğunuzun, burada çiçeklerle, doğa ile ve toprakla buluşması ona eşsiz bir deneyim sunacaktır. Akciğerleri oksijenle dolarken ağaçlara ve bitkilere karşı olan ilgisi artacaktır.

Nerelerde Var?

Ormanlar: Adalar / Belgrat Ormanları / Şamlar Ormanı

Gezi Parkları: Ada Park / Florya Parkı / Gülhane Parkı / Maçka Parkı /Selamiçeşme Özgürlük Parkı / Ulus Parkı / Yıldız Parkı

Korular: Emirgan / Fethipaşa / Hidiv Kasrı / Küçük Çamlıca / Mihrabad

2) SAHİLLER ve PLAJLAR

Çocuğunuzla birlikte denizin dinlendirici etkisini hissetmek, dalga seslerini işitmek, yosun kokusunu içinize çekmek, bazen balıkları görmek, suyun derinliğini seyrederken ruhumuzun derinliklerine de inmek için İstanbul’un birçok köşesinde bulunan sahil ve plajları ziyaret edebilirsiniz.

Nerelerde Var?

Plajlar: Adalar / Beykoz (Küçüksu) / Caddebostan / Celaliye / Çiroz / Fenerbahçe / Florya / Kilyos Güneş / Menekşe / Silivri / Şile

Sahiller: Adalar / Bakırköy / Beykoz / Bostancı / Büyükçekmece / Florya / Kadıköy / Küçükçekmece / Maltepe / Sarıyer / Üsküdar / Zeytinburnu

3) ULAŞIM ARAÇLARI

Çocuklar için ulaşım araçları büyük bir gözlem ve keyif kaynağıdır. İstanbul gibi her türlü ulaşım aracının bulunduğu bir şehirde bu ulaşım araçları ile küçük seyahatler yapmak çocuğunuzun dünyasını oldukça zenginleştirecektir.

Nerelerde Var?

Deniz Araçları: Deniz Taksi / Feribot / Kayık / Tekne / Vapur

Metro: Havalimanı-Esenler / Taksim-Levent

Nostaljik Tramvay: İstiklal Caddesi-Taksim / Kadıköy-Moda

Teleferik: Eyüp-Piyer Loti / Maçka-Taşkışla

Tramvay: Bağcılar-Zeytinburnu / Edirnekapı-Sultançiftliği / Zeytinburnu-Kabataş

Tren: Sirkeci-Halkalı / Haydarpaşa-Gebze

Tünel: Karaköy-İstiklal Caddesi / Taksim-Kabataş

4) HAYVANAT BAHÇELERİ

Hayvanlar çocukların en yakın arkadaşlarından biridir. Müsait olduğunuz zamanlarda onunla birlikte İstanbul’daki at çiftliklerini, hayvanat bahçelerini ve akvaryumları gezebilirsiniz.

Nerelerde Var?

Akvaryumlar: İstanbul Akvaryum / Turkuazoo

At Çiftlikleri: İstanbul’un birçok yerinde binicilik kulübü ve at çiftliği olarak bulunuyor.

Hayvanat Bahçeleri: Çatalca Antikköy / Darıca Faruk Yalçın /Polenezköy Country Club / Şile 

Yunus Gösteri Merkezleri: Aqua Dolphin / Dolphinarium

5) MÜZELER

Müzeler çocuklarımızla birlikte gidebileceğimiz güzle yerlerden sadece bir tanesi. İstanbul’da çocukların ilgisini çekecek o kadar çok müze var ki… Çocuklar bu müzelerle birlikte yepyeni dünyalara yelken açmış olacaklar.

Nerelerde Var?

Deniz ve Su Ürünleri Müzesi / Denizcilik Müzesi / Harbiye Müzesi / Havacılık Müzesi

İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi /İstanbul Arkeoloji Müzeleri Çocuk Müzesi

İstanbul Balmumu Heykel Müzesi / İstanbul Demiryolu Müzesi / İstanbul Nişantaşı Bilim Müzesi

Kristal İstanbul / Magic Ice Buz Müzesi / Miniatürk / Oyuncak Müzesi / Panorama 1453

Rahmi Koç Müzesi / Resim ve Heykelcilik Müzesi / Sabri Artam Otomobil Müzesi

Türk İslam Eserleri Müzesi / Uçurtma Müzesi

6) BİTKİ BAHÇELERİ

Çocuklarınızı farklı bitkilerle ve onların yaşamları ile tanıştırmak isterseniz ziyaret edeceğiniz yerlerin başında bitki bahçeleri geliyor. Buradaki bitkilere dokunmak, onların kokusunu içinize çekmek ve adlarını çocuklarınıza öğretmek onlar için eşsiz bir deneyim olacaktır.

Nerelerde Var?

Bahçeköy Atatürk Arboretumu / Baltalimanı Japon Bahçesi / Göztepe Gül Bahçesi

İstanbul Üniversitesi Botanik Bahçesi / Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi

Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi / Zeytinburnu Türk Bahçesi

7) TARİHİ MEKÂNLAR

Çocuklarınızla birlikte İstanbul’da tarihe doğru bir yolculuk yapabilirsiniz. Her bir mekan onun ufkunu genişletecek ve ihtişamlı binalar ve eserler karşısında hayranlığını gizleyemeyecektir.

Nerelerde Var?

Dolmabahçe Sarayı  / Galata Kulesi / Hidiv Kasrı / Kapalı Çarşı / Kız Kulesi / Rumeli Hisarı /

Yere Batan Sarnıcı / Topkapı Sarayı / Piyer Loti / Yuşa Tepesi

8) DİĞER MEKÂNLAR

Yukarıda belirttiğimiz herhangi bir kategoriye alamadığımız ancak çocuğunuzla birlikte  gitmenizde fayda gördüğümüz diğer yerler ise şöyle:

Başakşehir Sular Vadisi / Eyüp Oyuncakçıları / İstanbul Sapphire Teras Manzarası

Sancaktepe Masal  Kahramanları Parkı / Topkapı Trafik Parkı / Torium Snowpark Kapalı Kar Parkı

Listemizde yüzün üzerinde mekân var. Her hafta çocuğunuzla bir yeri gezseniz listemizi yaklaşık 2 yılda tamamlamış olursunuz. Her ay bir tane mekânı ziyaret etseniz bu da yaklaşık 8 yıla denk gelir. Kısacası İstanbul, çocuğunuzun büyüme dönemine kadar, onunla birlikte keşfedecek güzellikleri içinde barındırıyor.

Şimdiden keyifli keşifler…

Kaynak: Pedegoji Derneği /  http://pedagojidernegi.com

Gelen Aramalar: kisisel gelisim kaybedileni geri alam,hafızayı geliştirme yolları,kişisel gelişim beden dilli,kişisel gelişim için yazılar,kişisel gelisim hikayelerii,kişisel gelişim e book Tags: Ada Park, Adalar, bağcılar, Bakırköy, Belgrat Ormanları, Beykoz, Beykoz (Küçüksu), Bostancı, Büyükçekmece, Caddebostan, Celaliye, Çiroz, deniz taksi, denizcilik müzesi, Emirgan, esenler, eyüp, Fenerbahçe, feribot, Fethipaşa, Florya, Florya Parkı, gebze, Gülhane Parkı, havalimanı, haydarpaşa, hayvanat bahçesi, Hidiv Kasrı, İstanbul, istiklal caddesi, Kadıköy, kayık, Kilyos Güneş, Küçük Çamlıca, Küçükçekmece, levent, Maçka Parkı, Maltepe, manset, mekan, Menekşe, metro, Mihrabad, moda, müze, piyer loti, Şamlar Ormanı, Sarıyer, Selamiçeşme Özgürlük Parkı, Şile, Silivri, Taksim, tarihi mekan, taşkışla, tavsiye mekan, tavsiye mekanlar, tekne, Ulus Parkı, üsküdar, vapur, Yıldız Parkı, Zeytinburnu

Category: Çocuk Psikolojisi, Psikoloji


Kaynak

Hayata gülümsemek

Hayat bazen bir pazar sabahı Kordonda ailecek kahvaltı yapıp, 9 yaşındaki kızımla sevgi yolundaki kitapçıları gezip , Burger King'te kalorisine aldırmaksızın whopper menü yiyip, English Home'dan cupcake'li nevresim alıp , kızımın dondurma yerken dişinin çıkmasına gülümsemektir.

Kaynak

Plaza KATI

İstanbuldaki gayrimenkullerimizi İzmire kaydırma çabalarımız farklı yerlerde bence İYİ sonuclar vermeye başladı....
Taşevden sonra akıllı ev şimdi de Plaza katı...

Plazaya nasıl mı geldik?

Yogun araştırmalarım sonucu sanırım İzmirdeki satılık tüm işyeri-dukkan vs 8 ay takip ettim...

Şehir içi bir yer almaya cok odaklanmıstım ki ya eczaneye kiraya vermeyi hedefledim ya da kafeye...

Kafeyi kendim acacaksam ozellikle de franchise alacaksam cok guzel bu bizim icin bir şık ama vakti gelmedi  ancak kafe kiracısı pek cazip gelmedi...falan filan....

--------------------------------------------------------------

Biz de boyle oluyor işte belli bir doygunluga ulasınca da pat diye karar veriyoruz alıyoruz.

Geçen pazartesi Martı plazadaki arkadasımı ziyarete gittik.Oradaki satılık yerlere baktık analiz ettik getirisi ne olur vs...

Oradan cıkıp ertesi gun  Ankara asfaltında yeni yapılan Gumus Plazaya gittik ve cok ıcımıze sindi bir kere cok daha buyuk metrekareleri ,alt yapısı iyi, ferahlık ve hic dekorasyon yapmadan direk işyeri olarak kullanılabilir.

Cumartesi aldık daha dogrusu kapora verdik bu hafta kısmetse tapu işlemi...

Yeni bir sayfa..Hayırlısı olsun....Allah iyi kiracılar bol kazanc versin insallah...


Kaynak

SINIRLARI ZORLAMAK

Hani bazen sınırlarınızı zorlarsınız...Mesela hız sınırınızın üstüne çıkarsınız, daha fazlasını yersiniz, daha fazla gezersiniz, daha tepeye tırmanırsınız, daha fazla okursunuz, daha fazla harcarsınız...Daha fazla çalışırsınız...Öylesine zorlarsınız ki sınırlarınızı vucut kimyanız bile değişebilir mesela beyninizde karıncalanma oluyor gibi veya adrenalinden hiç üşümüyormuşsunuz gibi vs vs  ..Eger sınırları zorladıgınızda bir ust aşamaya geçebilirseniz başarabilirseniz emin olun her şey eskisi gibi olmayacak...Ne demişler öldürmeyen acı güçlendirir...Sık sık degil ama hayat monotonlaştıgında buna ihtiyaç var..Sınırları zorlayın herşey daha guzel olacak....

Kaynak

Etiketler

acı affetme Affetmek aile akıl Alglamada Anlatm Aramak ARINMA Aroma Astroloji Astrolojik Aynalar Bahar başkaları Bayram beden Beden dili Bedensiz BEREKET beyin Beyinde Beyni Beynin Beyniniz bilgi bilim bilimsel bilinci Bilincine bilinçaltı Bilmek birey Bitkisel bolluk BOLUK Burak cümle çekim dalga damla Davet Deerlerimizin degerli Deniz Depresyonun DERSLER Detoks Dikkat Dilek Disgrafi Disleksi düşünce Egoist egzersiz EGZERSZ ekmek eleştiri. öfke emsimizi enerji Enerjilerinin Epifiz Eruhunuzu evlilik evren fayda FAYDALANMAK FAYDALARI Felsefe fizik fiziksel Fregoli frekans garip GCJoseph Gcyle geçmiş Gelecek geliim gerçek GERDE gerilim Gidecek Gizemli gizli güven güzel harika Hasta hastalık Hastalklar Hayal Hayallerinizin hayat Hayata HAYIRLI Hikaye Hiperaktivite Hipnozu hissederim Holografik Hologram Hoşgörü hoşgörüsüzlük huzur huzurlu Illuminati ilâc ileti İletişim inanç insan insanlar Kabala Kadim kaos Karanlk kavga kelime Kelimeler Klasik korku Korkular KORUMA Korunma Kristaller kuantum Kuantum Fiziği kurallar Kyamet liste LKLERMZ madde Makbul MEKTUP Melek Merak Mevlana Mevlanann Mezar Mftolunun Moloküler mucize Mucizeleri MUTSUZ NAMASTE Nazar Nefret neşe Niyet ODAKLANMA Okuma Okyanus olacaksn olumlama olumlamas olumlu olumsuz para paralel Paranormal Patolojik Peeling Peinden pozitif POZTF Pratik PRATK PROGRAMLAMA Psikoloji psikolojik Quantum Düşünce Rahat RAHATSIZLIIMIZ refah Reformist Romantik ruh Ruhsal sağlık Sanat seniz sevgi sıkıntı sistem Sonsuz sorumsuzluk sorun sorunlar Stres Sufizm suyun şifa şükretme tabiat tedavi Tehlikeli teori Terapi tesadüf toplum Uymasn üzüntü zaman Zarar zeka zellikleri zenginlik zerine zihinsel