GÜNDE 100 TRANSFORMAL NEFES TEDAVİSİ


Transformal nefes kendi kendini iyileştirici ve dönüşümsel bir süreçtir. Bu süreç elektromanyetik alanda düşük titreşimli enerjiyi sürekli olarak yükselten ve değiştiren yüksek frekanslı enerjiden yararlanır. Bu enerji transformal nefes tarafından oluşturulur. Böylece bilinç titreşim kalitesi ve deneyimde önemli değişiklik gösterir.


Transformal nefes, bastırılmış duyguların bütünlenmesine yol açar. Bu sayede bilinç altı daimi temizlenir. Kişi huzur bulur. Üzerindeki önemli bir yükün atıldığını hisseder. Kuş gibi rahatlar.


Trasformal nefes güçlü bir şekilde kendi kendini iyileştirme sürecidir. Hücre Na, K pompasının repolarize halde çalışmasını sağlar. Bu şekilde hücreye gereğinden fazla su, toksin, Na girişini engeller. İlgili dokuların hücrelerini en iyi hal üzere tutar.

Transformal nefes lenf sistemini aktive ederek güçlü bir detoks etkisi gösterir. Vücudtan toksinlerin atılmasını çok fazla artırır.


Bu bilimde direnç çoşkuya dönüştürülür. Biz farkına varmadan çoğu zaman kısık, sınırlı nefes alırız. Bu şekilde vücudumuza minimal enerji girer. Stresi yoğun olan durumlar ile karşılaştığımızda nefesi iyice içimizde tutarak negatif enerjinin artışına yol açarız. Bu durumlar yıllar içinde bilinç altında çok önemli olumsuzlukların oluşmasına yol açar. Bu yöntemi kullanan insanlar ise vücuttaki tüm direnç noktalarını açarlar. Kişi doğa ile toplum ile yaratıcı ile kendini bir bütün hisseder. Kişi Yunus’un şiirlerinde dile getirdiği gibi gerçeğin özü ile dolar. 

Transformal nefes insan aurasını(enerji alanını) daha fazla etkinleştirir. Vücudumuzda 7 adet olup çarka adını verdiğimiz enerji merkezlerini tıkanmışlıktan kurtarır. Enerji bu merkezler ve enerji meridyenleri aracılığı ile vücutta rahat dolaşır. Tıkanan enerji yollarının açılması kalp, astım, alerji, uyku bozukluğu çeken hastalara, depresyon v.b durumlara çok büyük olumlu etki yapar. Şikayetleri hafifletir. Modern tıbın tedavisi yanında , bu yöntem ve diğer uygun tamamlayıcı tıp yöntemleri kullanıldığında hasta da net iyileşmeler görülür. Hayat kalitesi artar. 

Transformal nefes manevi bedenin fiziksel beden ile tam irtibatını sağlama sanatıdır. Bilinç ile bedenin doğal bağlantısını onarır. Bu yöntem insanı manen, kalben, bedenen, vicdanen bir bütün olarak görür.Bireyi ilgilendiren her alanda topyekün transformasyon sağlar. Vücudu çok güçlü bir noktaya getirir. Kişiyi üstün insan konumuna getirir. Kişinin kendisine uzak görünen hedefleri yakın olmaya başlar. 


Transformal nefes kişiyi doğuştan sahip olduğu doğal, üstün hale dönüştürür. Doğuştan gelen sevincimizin bütünlüğümüze nüfus etmesine neden olan kalıcı bir rahatlama tekniğidir. Eski kirlerden, olumsuzluklardan, kötü anılardan bilinç altını, bedeni ve zihni temizleyerek kişiyi kökten yıkar, rahatlatır. Kişinin dinamizmini artırır. Kişinin kendisi ile, ailesi ile, toplum ile, ülkesi ile, yeryüzü insanlığı ile barışık olmasını sağlar. Kişiyi daha üst bir kategoriye yükseltir. 

Transformal nefesi 10 seansın üzerinde alan insanların motivasyonları artar. Performansları yükselir. İletişim kusurları düzelir.Bu kişiler şirketlerin arayarak kolay kolay bulamadığı insanlar haline gelirler. 



EVDE 100 NEFES NASIL YAPILIR?


Her gün sabah ve akşam yapabiliriz. Yerde yatak üzerine yatarız. Ayakları içimize çekeriz. Veya sandalye üzerinde sırtımız dik duracak şekilde yaparız. Kuyruk sokumu ile başın tepesi arasındaki omirilikten akan enerji sürekli olmalıdır.


Ağzımızdan derin uzun nefes alıp kısa nefes veririz. Nefes verince hemen tekrar derin, uzun nefes alırız. Nefes verirken ve alırken bağlantılı olmalıdır. Nefes verdikten sonra hemen nefes almalıyız. Nefes aldıktan sonra hemen nefes vermeliyiz. 100 kez bunu yaparız. Ağzımız açık olmalıdır. Gözlerimizi kapatırız. Her nefes ile birlikte iki gözümüzün arasındaki kaşımızın ortasındaki noktadan lacivert nefes aldığımızı verirken bu lacivert nefesi kalbimizden verdiğimizi düşleyebiliriz. Bunlar 2 göz arası ve kalpteki enerji merkezinin daha verimli çalışmasına yol açar. 

Kişinin rahatsızlığı veya değiştirmek istediği yönü ne ise onun ile ilgili olumlu cümle kurabilir. Örneğin; Kişi önyargıda bulunmaktan şikayetci ise şu olumlama cümlesini kurabilir; ‘ Tüm önyargıları bırakıyorum. Rahatlıyorum. İnsanları olduğu gibi kabul ediyorum.’ 

Bu şekilde kişi olumlama cümleleri kurarak nefes çalışması yaparken zihninden bu olumlama cümlelerini tekrarlayabilir. Olumlama cümleleri haftalar geçtikçe olumsuz cümle ve deyimlerin yerlerine yerleşir. Ve kişiyi sağlıklı yarınlara taşır. 
kaynak







Vee bu da ;


kaynak

Günün hikayesi!



Alışverişe çıkmak üzere evden ayrılan bir kadın, kapısının önündeki kaldırımda oturan bembeyaz sakallı üç yaşlıyı görünce önce duraksadı, sonra onları, tüm içtenliğiyle evine çağırdı : “Burada böyle oturduğunuza göre, üçünüz de kesinlikle acıkmış olmalısınız”, dedi ve ekledi ”Lütfen içeri gelin, size yiyecek bir şeyler hazırlayayım.” Üç yaşlıdan biri, kadına, eşinin evde bulunup bulunmadığını sordu. Kadın, kocasının biraz önce çıktığını ve evde olmadığını söyledi. Yaşlı adam, başını iki yana salladı; “Eşiniz evde değilse, biz de davetinizi kabul edemeyiz”, dedi.Akşam eşi geldiğinde, kadın karşı kaldırımdaki yaşlı adamlarla arasında geçen konuşmayı anlattı.“Senin evde olmadığını öğrenince, içeri girmek istemediler” dedi. Yaşlı adamların bu davranışlarını öğrenince, kadının eşi üzüldü. “Bir bakıversene dışarı”, dedi. “Hâlâ orada iseler, şimdi davet edebilirsin eve.”Kadın kapıyı açar açmaz, karşı kaldırımdaki bembeyaz sakallı üç yaşlıyla yeniden karşılaştı. “Eşim geldi, şimdi evde” dedi ve onlara davetini yineledi; “Yemeğimizi birlikte yemek için sizi şimdi davet edebilir miyim evimize?”Kadının davetine yaşlılardan biri yanıt verdi; “Biz hiçbir eve üçümüz birlikte gitmeyiz” dedi ve kısa bir duraksamadan sonra, bir açıklama yaptı; “Sağ yanımdaki bu arkadaşımın adı, zenginliktir. Bu yanımda oturan arkadaşımın adı başarı, benim adım ise sevgidir.Kendini ve arkadaşlarını tanıttıktan sonra sevgi, kadına ilginç bir öneride bulundu “Şimdi evinize gidin ve eşinizle başbaşa verip, bir karara varın”, dedi. “İçimizden sadece birimizi davet edebilirsiniz evinize. Hangimizi davet etmek istediğinize karar verin, sonra gelin, kararınızı bize bildirin.”Kadın, sevginin önerisini eşine anlattığında, adam sevinçten göklere fırladı. “Aman ne güzel, ne güzel”, dedi. “Hangisini davet edeceğimizi bize bıraktıklarına göre, biz de içlerinden zenginliği davet ederiz ve evimiz de bir anda zenginliğe kavuşmuş olur.”Eşinin kararı, kadının hiç de hoşuna gitmedi. “Başarıyı davet etsek, daha mantıklı bir karar vermiş olmaz mıyız, kocacığım?” dedi.Kayınvalidesiyle, kayınpederinin bu konuşmasına, içerideki odada bulunan gelinleri de kulak misafiri olmuştu. Koşarak içeri girdi ve o da kendi önerisini söyledi; “En doğru karar, sevgiyi davet etmek değil midir?”, dedi. “Düşünsenize, evimiz bir anda sevgiye kavuşacak”Gelinin bu önerisi, kayınpederin de, kayınvalidenin de çok hoşlarına gitti. “Tamam, en doğru karar bu olacak” dediler. Sevgiyi davet edelim…”Kadın kapıyı açtı ve üç yaşlıya birden sordu; “İçinizde hanginiz sevgiydi? Onu davet etmeye karar verdik. Lütfen buyursun…”Sevgi ayağa kalktı, eve doğru yürümeye başladı. Arkadaşları da ayağa kalktılar ve sevginin arkasından, onlar da eve doğru yürümeye başladılar.Kadın, büyük bir şaşkınlık ve heyecan içinde, zenginlikle başarıya sordu; “Siz niçin geliyorsunuz? Ben yalnız sevgiyi davet etmiştim.”Kadının bu sorusuna, üç yaşlı birlikte yanıt verdiler; “Eğer içimizden yalnız zenginliği ya da başarıyı davet etmiş olsaydınız, davet edilmeyen ikimiz dışarıda bekleyecektik. Fakat siz sevgiyi davet ettiniz. Bu durumda üçümüz birden gelmek zorundayız evinize.”Ve kadının “niçin?” diye sormasını beklemeden, zenginlik ve başarı sözlerini şöyle sürdürdüler :
Çünkü sevginin olduğu her yerde, biz zenginlik ve başarı da her zaman, onun yanında oluruz.


kaynak

Günün şarkısı: Change Tracy Chapman



O diyor ki;


-Bugün öleceğini bilseydin
-Tanrının yüzünü ve aşkı görseydin


Değişir miydin?


-Eğer aşkın kalbini kırabilceğini bilseydin
-Daha fazla düşemeyecek kadar dipte olduğunda
-Değişir miydin?


-Ne kadar kötülüğe ya da ne kadar iyiliğe ihtiyaç var?
-Kaç yenilgi? Kaç pişmanlık var?
-Nasıl bir etki(olay), zincirleme olayları meydana getirecekti?
-Arkanı dönüp
-Açıklama yapip
-Affedip ve unutup
-Değişmeni sağlayacaktı?


-Yalnız kalacağını bilseydin
-Doğrusunu bilip, yanlış yaptığında
-Değişir miydin?


-Gerçeği bulacağını bilseydin
-Dindirilemeyen acıyı büyütüp
-Değişir miydin?
-Değişir miydin?


-Ne kadar kötülüğe ya da ne kadar iyiliğe ihtiyaç var?
-Kaç yenilgi? Kaç pişmanlık var?
-Nasıl bir etki(olay), zincirleme olayları meydana getirecekti?
-Arkanı dönüp
-Açıklama yapıp
-Affedip ve unutup
-Değişmeni sağlayacaktı?


-Eğilmediğinde dimdik misin?
-Kavga başladığında sürünerek kaçmayacağına emin misin?
-İyi bir şey için değilse, neden düşmeyi göze alıyorsun?
-Neden düşmeyi göze alıyorsun?


-Bildiğini sandığın herşey hayatını katlanılmaz hale getirdiğinde
-Değişir miydin?


-Her yemini ve rule çiğneseydin
-Zor zamanlar seni yaralamak(devirmek) için geldiğinde
-Değişir miydin?


-Bugün öleceğini bilseydin
-Tanrının yüzünü ve aşkı görseydin
-Değişir miydin?
-Değişir miydin?
-Değişir miydin?
-Değişir miydin?



kaynak

Değişim güzeldir! Çünkü gelişmeyi getirir.



İnsan her zaman aynı insanları görürse, bunları yaşamının bir parçası saymaya başlar. 
İyi, ama bu kişiler de bu nedenle, yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. 
Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. 
Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır. 
Ne var ki, hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini kesinlikle bilmez.

..insanlar dünyayı değiştirmeye kalkıyor ancak kendini değiştirmeye yanaşmıyor.{Tolstoy}Değişim güzeldir! Çünkü gelişmeyi getirir.Aslında insan yapısı dolayısıyla her zaman değişmek ister. Ama sanıyorum o ilk adımı atmak biraz zor! Hepimizde o potansiyel var ama bir çokları belkide bunun farkında bile değil.

Kartal yavrusunun hikayesini bilirsiniz Hani; Kartal yumurtası, civciv yumurtalarına karışmış. Zamanı gelip yumurtalar çatlayınca içinden çıkan kartal yavrusu Civciv olduğunu zannederek civcivler gibi yürürmüş. Civcivler gibi yeri gagalayıp yiyecek arıyormuş. 
Vee bir gün havada bir kartal görmüş. 
· ne güzel ne muhteşem bir kuş bu. Ne kadar yükseklerden uçuyor. Keşke bende onun gibi olabilsem. Onun gibi yükseklerden süzülerek uçabilsem. Diye söylenirken. Yanındaki civciv demiş ki: 
· Bak biz civciviz, o ise kartal. Boşuna hayallere kapılma. Onun gibi yükseklerden uçamazsın.

Kartal yavrusu çok üzülmüş. Çünkü kendisinin de bir kartal olduğunu bilmiyormuş. Birilerinin ona kartal olduğunu söylemesi ve onu buna inandırması gerekiyormuş. Ama ne yazık ki söyleyen olmayınca hayatının sonuna kadar bir civciv gibi yaşayıp bir civciv gibi ölmüş!.


Buna öğrenilmiş çaresizlik diyoruz-ki Öyle görmüş öyle kabul etmiş! Ötesini sorgulamıyor.



Bir sır daha var, çözdüklerinden başkaBir ışık daha var, bu ışıklardan başkaHiçbir yaptığınla yetinme, geç öteyeBir şey daha var, bütün yapıtlardan başka…


Diyelim ki değişime karar verdik neler yapabiliriz? Bakın  Psikolog Serhat Yabancı'nın bu konuyla ilgili önerileri gayet yol gösterici.


-Önce şu an içinde durumumuzu tanımlamamız gerekir. 
Neler yaşıyoruz, rahatsız olduğumuz noktalar, değiştirmek istediğimiz yaşamsal kısımları.. vb. gibi durumları fark etmeliyiz. 
Neyi değiştirmek istiyoruz ve bizi mutsuz eden şey-şeyler nelerdir?

Hedefimiz. Bu değişim sonunda neye ulaşmak istiyoruz? Yani ulaşmak istediğimiz yeni durum nedir?hedefimiz ne kadar açık ve net olursa o kadar kararlı ve düz bir yoldan yürürüz. Burada esas olan hayatımızla ilgili her şeyi birden değil, kısım kısım veya tek tek ele alarak ilerlemektir hedef noktasında eğer ne aradığımızı biliyorsak, her bulduğumuzun aradığımız olmadığı biliriz. 


- Bu hedefe ulaşmak için kendimize bir zaman belirlemeliyiz. Ne kadar zamanda başarmalıyım, zamanın hangi diliminde neleri yapmalıyım gibi, zamanı da planlamalıyız.yani kısaca adımı atıp akışına bırakmamalıyız.

- Hedefi netleştirdikten sonra şimdi bu hedefe ulaşmada bizi neler engeller, önümüze ne gibi engeller çıkar? Bunları tespit etmeliyiz. Belirlediğimiz hedefe uygun olarak, aşamalarda önümüze çıkacak engeller, bizim motivasyonumuzu kıracak, caydırmaya çalışacak zorlamalar ve engelleri tek tek belirlemeliyiz. Tabi bunun yanında hesaplanmayan ama yol haritasında ilerledikçe önümüze planlamadığımız engellerde çıkabilir. Bu durumda ise yine doğru bir planlama ile sürprizleri minimize etmiş oluyoruz.

- Engelleri tespit ettikten sonra bu engelleri aşmak için çözüm önerileri ve alternatifler geliştirmeliyiz ve hazırlamalıyız.

- Desteklerimiz: Hedefe ulaşmak için ne gibi desteklerimiz var? Bize destek olacak birimler, kişiler, destek konuları ve nitel ver niceliksel olarak planlamalıyız.

- Şimdi ise bu süreçte bizi motive edecek unsurları ortaya koymalıyız. Sonucu hayal etmek, şu anda yaşanılan negatif durumun bitmesi, hedefin gerçekleşmesi gibi düşünceler ve canlandırmalar bizi motive edecektir.

- Peki yeni bir ben olmak adına ve hedefe ulaşmak adına değişiklikleri nasıl fark edeceğiz? Bunları da tek tek yazmalı ve tespit etmeliyiz. Kendimi iyi hissedersem, işlerim düzelirse, ilişkimde sorunlar azalmaya başlarsa gibi

- Sonuca gelindiğinde istediğimiz noktaya ulaştık mı, neleri değiştirdik, neler eksik kaldı? 

- Sonuçtan sonra ise bir değerlendirme yaparak, istediğimiz hedefe ulaştık mı, ne kadar değişim oldu, yeterli mi? Nerelerde aksaklıklar oldu gibi değerlendirmeler ile son gözden geçirmeyi yaparız.

- Eğer hedefimizde aksaklıklar olduysa yada yetersiz hedefe ulaşım oldu ise aksaklıkların giderilmesi için ara planlar yapabiliriz.

kaynak

Alain de BOTTON, Statü Endişesinden bir bölüm:


"Kıskançlığın en belirgin özelliği şudur: günlük hayatta onca eşitsizlikle karşılaşmamıza karşın herkesi kıskanmayız. Bazı kişilerin başarılı olmaları bizi hiç rahatsız etmezken, bazı kişilerin bizden çok az farklarla üstün olmaları bizi amansız sıkıntılara sokar, bizim için işkenceden beterdir. Çünkü aslında sadece benzeştiğimizi hissettiğimiz insanları, yani referans aldığımız grubun üyelerini kıskanırız. Bize en dayanılmaz gelen başarılar, sözde eşit olduğumuz kişilerin başarılarıdır."


kaynak

Hayatımın değişmesi için ben kendim değişmeliyim!


"Hayatını bir üst seviyeye yükseltmenin tek yolu, lider gibi davranmak, hayatının gerçek liderliğini ele almaktır.
Aynaya bakıp kendine, içindeki en derin yerden,

'Hayatımın değişmesi için ben kendim değişmeliyim,'

dediğin anda, işte o anda büyürsün; seni en iyi hayatına götürecek kapıdan geçersin."

Robin Sharma / Ermiş, Sörfçü ve Patron / sf: 30

kaynak

Ankara’da 4. MMPI (Minesota Çok yönlü Kişilik Envanteri) Eğitimi

Klinik Değerlendirme acısından önemli bir değerlendirme aracı olan
MMPI testinin kuramsal ve uygulamalı eğitimini almak, psikoloji
alanında eğitim almış veya almakta olan, klinik çalışma yapan ya da
yapmayı düşünen kişilere önemli profesyonel kazanımlar sağlayacaktır.

   Eğitimin Amacı/ İçeriği:
   * Bir kişilik değerlendirme testi olan MMPI.in (Minnesota Çok
yönlü Kişilik Envanteri) kuramsal ve uygulamalı olarak tanıtılması,
uygulama, yorulmama ve raporlanmasının öğretilmesi.

* MMPI Testi aracılığıyla kişilik özelliklerinin, psikolojik
sorunların ya da psikopatolojinin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve
raporlanması çalışması yapılabilmektedir.

   MMPI Kuramsal Eğitimi Aşamaları
   1. MMPI testinin tanıtılması
2. MMPI Testinin psikopatoloji ve kişilik değerlendirmesindeki
öneminin tartışılması
5. MMPI.in Geçerlik Alt Ölçeklerini hakkında bilgi verilmesi
6. MMPI.in Klinik Alt Ölçeklerinin hakkında bilgi verilmesi
7. MMPI puanlaması ve profilinin çizilmesinin anlatımı
8. MMPI için Eğitimcinin örnek profillerden yola çıkarak yorumlama
ve raporlama konusunda bilgi vermesi

   MMPI Uygulama, Yorumlama ve Raporlama Aşamaları:
   Eğitime katılan her katılımcının aynı gün içinde kendilerine verilecek cevaplanmış bir formu değerlendirip rapor yazması istenmektedir.
Testi değerlendirip ve raporu yazanlar sertifika alabileceklerdir.

Eğitime Kimler Katılabilir: Eğitimimize psikologlar ve psikolojik danışmanlar ile bu bölümlerin 3. Ve 4. Sınıf öğrencileri katılabilir.

Ücret: 300 TL

Eğitimci: Uzman Psikolog Reyhan ALGÜL

Eğitim Tarihi:14 Ekim  (Pazar) 2012 Saat: 10:00 -18:00 arası
Eğitim Yeri: Fenomen Psikolojik Danışmanlık Merkezi Uğur Mumcu Cad. No:85/6 Çankaya Ankara 0312 446 40 76 – 0532 160 26 65

Eğitim Materyali:  Aşağıdaki materyaller eğitime katılacak olanlara ücretsiz olarak verilecektir.

· MMPI değerlendirme asetatları· 2 adet soru kitapçığı· MMPI değerlendirme kitabı· 5 adet cevap anahtarı· Klasör· MMPI bilgisayar değerlendirme programı

Verilecek sertifika ile MMPI testini kamuda ve özelde uygulayabilirsiniz.

Kayıt: Eğitime kesin kayıt yaptırmak isteyenlerin en geç 10  Ekim 2012 Çarşamba gününe kadar eğitim ücretini aşağıdaki hesap numarasına yatırmaları gerekmektedir.
Lütfen ödeme yaparken açıklama kısmına MMPI-Ad Soyad yazınız. Eğitim ücretini yatırmadan önce lütfen ararayarak kontenjan durumu hakkında bilgi alınız.

Beyhan BUDAK Adına

Garanti Bankası Ayrancı Şubesi

IBAN: TR02 0006 2001 2840 0006 6381 83

Fenomen Psikolojik Danışmanlık Merkezi

Uğur Mumcu Cad. No:85/6 Çankaya Ankara

İletişim Numaralarımız

0532 160 26 65

0312 446 40 76


Uzman Psikolog Reyhan Algül İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümünde lisans eğitimini ardından da İstanbul Ticaret Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Anabilim Dalında yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır.
Uzun  yıllardır  özel bir sağlık grubunun hastanelerinde çalışmalarına devam etmektedir. Uygulama alanında psikoterapi ile birlikte psikometrik testleri sıklıkla kullanan  Uzman Psikolog Reyhan ALGÜL’ün aldığı eğitimlerin bir kısmı aşağıda listelenmiştir.

*    Yetişkinlere Uygulanan Objektif Testler(Catell2-A,3-A,Porteus,
Benton,Alexandr vb)
*    Rorschach [Rorschach ve  Projektif Testler Derneği-Doç.Dr Tevfika
İkiz Tunaboylu]
*    MMPI Test Eğitimi
*    T.A.T Test Eğitimi
*    Wisc-r Test Eğitimi
*    Stanford Binet Test Eğitimi
*    Denver, Bender Gestalt, , Frostig, Goodenough,TKT ,Metropolitan,
Peabody,AGTE  Test Eğitimleri
*    Transaksiyonel Analize Giriş Kursu[Doç.Dr.Azmi Varan]
*    Erişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
Kursu[Doç.Dr. Cengiz Tuğlu]
*    Motivasyonel Görüşme Eğitimi[Prof.Dr. Kültegin Ögel]
*    Kabullenme ve Girişme Terapisi[Prof.Dr. Kültegin Ögel]
*    Bilişsel Davranışçı Terapinin Felsefesi
*    Bilişsel Davranışçı Terapinin Sosyal Fobide Kullanımı
*    Sınav Kaygısı İle Başa Çıkma[Abdülkadir Özbek Enstitüsü]
*    Sınır Kişilik Bozukluğu İçin Şema Terapi
*    Çift Terapisi
*    Ericksonian Terapi Eğitimi[Erickson Instute Of İstanbul-Jeffrey
K. Zeig'ın süpervizyonu ile]
*    Aile ve Evlilik  Terapisi Eğitimi[Petad]
*    Yetişkin Psikopatolojisi  Eğitimi
*    Gestalt Terapisi Eğitimi

Bu Yazıyı Beğendiyseniz,Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz !

kaynak

Sınırlar!

Her insanın kendi kişisel özelliklerine, yaşadığı ortam ve kültüre göre değişen sınırları vardır ve bu kişisel alanımızın sınırlarını biz belirler biz çizeriz. Bazı sınırlar vardır ki artık toplumca kanıksanmış siz söylemeseniz de insanlar ister istemez saygı duyar. İşte odanıza izinsiz kimsenin giremeyeceği gibi veyahutta size özel bir eşyanızın izinsiz alınamayacağı, çantanızın telefonunuzun karıştırılamayacağı vs. gibi. Bunlar artık siz o sınırı koymasanız dahi kabul görmüş, üç aşağı beş yukarı oturmuş elzem sınırlardır.
Ama öyle durumlar vardır ki bu sınırı siz koymak zorundasınızdır.Yapmak istemediğiniz bir şey için "Hayır" diyebilmek bunlardan biri.
Sırf  "Hayır" diyemediğimiz için  ısrarlara karşı içinizden gelmeye gelmeye yapmak istemediğiniz bir şeyi yapmak zorunda kaldığınız olmuştur. Ve insanı ne kadar sıkıntıya soktuğunu bilirsiniz dimi..?

Başkalarına "Evet" derken kendinize "Hayır" demediğinizden emin olun!

Karşımızdaki insanın bu sınırları geçtiğini hissettiğimiz anda ise rahatsızlık duyar kimimiz tepki verir kimimiz ise tepki veremez ama bunun kızgınlığını içinde yaşar durur.

Peki neden tepkisini ortaya koyamaz insan?
İnsanlara hayır demekle o kişiyle ilişkimizin zedeleneceğini düşünmek, bencil olarak algılanmak; Kabul görmeyeceğini, sevilmeyeceğini, soğuklukla, duyarsızlıkla itham edileceğini düşünmek olabilir mi?
Bence toplumda yanlış anlaşılan- karıştırılan kavramlardan birisi soğukluk ve mesafeli olmak arasındaki fark!

“İnsanların temel sorunu, diğer insanlarla aralarına nasıl mesafe koyacaklarını bilememelidir. Sınırları olmayanların hayatları başkalarınca işgal edilir.” diyor{Melih Arat}


Öyle de.. 

Bazı durumlar vardır ki elbette evet dediğiniz için çokta bir şey kaybetmezsiniz ancaak öyle de şeyler vardır ki hayatınızı birebir ve derinden etkileyecek sizi sıkıntıya sokacak durumlardır.

Pekiii Hayır diyememe sorunumuzdan kurtulmak için neler yapabiliriz!?

Sizden bir şey talep edildiğinde zaman isteyip daha sonra uygun gerekçelerinizle reddetme kararınızı bildirebilirsiniz. Eğer sonucunda bu sizi çok fazla rahatsız ediyor ise de uygun bir öneri veya alternatif sunabilirsiniz. Yada o teklif edilen şeyi yapmakla mutsuz olacağınızı açık bir şekilde ifade edebilirsiniz.

Lütfen unutmayalım hayır demek karşımızdaki insanı reddetmek değil sadece o şeyi o koşullar altında yapmak istemediğimizi gerekçeleriyle bildirmektir.

Nural~


kaynak

Yavaş yavaş ölürler



Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
girmeyenler,
Bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına
çıkmamış olanlar

Pablo Neruda


kaynak

Aşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir aşık olur?


Yıllar önce bir yerde okumuştum, "ilişkiniz monotonlaştığında veya ilişkinizin artık size enerji vermediğini düşünüyorsanız eşinizle {sevgilinizle} ilk tanıştığınız dönemleri hatırlayın" diyordu. O heyecanı, onun için nasıl kalbinizin çarptığını, onunla olmaktan nasıl mutlu olduğunuz anları...

Öyle ya hatırlayın ki onu siz seçmiştiniz.
Yada onunla sevgili / eş olmayı siz kabul ettiniz.

Ne değişti şimdi?

Elbette sorunsuz ilişki yoktur. Ancak soruna değil çözüme odaklanmak gerekir.

Hatayı kafamızda oluşturduğumuz şablonlarla en başta biz yapıyoruz galiba.
İlişkimizi başkalarının ilişkileri ile kıyaslıyoruz- ki en büyük yanlış bu bana göre.. Çünkü; Her ilişkinin dinamiği farklıdır! 
Bi kere hiç birimizin Karakteri, hayata bakışı, ilişkiden beklentisi aynı değil ki, bunun gibi zevk aldığı hoşlandığı hoşlanmadığı şeylerde keza öyle..

Karşımızdakinin kendisi olma özgürlüğünü kısıtlamaya kalkıyoruz sonra. Kendi kafamızda kurduğumuz bir tip olmasını bekliyor, istiyor olmadığında da kızıyor küsüyoruz.
Farklılıkları kabul etmek, arada bir nefes alacak yaşama alanı fırsatı tanımak gerek. Öyle ya her şeyi her zaman dipdibe yaşamak gerekmiyor.

1000 kişinin katıldığı bir araştırma sonucunda mutlu ilişki için yapılması ve yapılmaması gereken 20 şey ortaya çıkmış. 

1. Ne kadar önemli olduğunuzu düşünün. Çekici olduğunuzu düşünün ve bundan zevk alın. Bunun yanında kimden hoşlandığınıza da karar verin.2. İlişkide önemli olan nedir, beklentileriniz neler, yaratıcı olun. Ancak karşınızdakinden her zaman açık davranmasını isteyin. Çevresel faktörleri düşünmeyin, karşılaştırma yapmayın, sadece sahip olduklarınızı düşünün.3. Neye odaklanmanız gerektiğini bilmelisiniz. Problem ya da çözüm. Problemleri tespit edip çözüm geliştirmelisiniz. Aldığınız her karar bir seçimdir.4. Ne istediğinizle ilgili gerçekleri başkalarına değil, kendinize itiraf edin. Kimseye bir şey anlatmak zorunda değilsiniz.5. Herkese ne istediğinize dair gerçek düşüncelerinizi söyleyin. Âşık olduğunuzu kişiyle korkmadan vizyonunuzu ve hayallerinizi paylaşın.6. Siz seçim yapmadıkça ilişkinizin adı konulamaz. Ruhunuzun derinliklerinde hissettiğiniz gibi karar verin.7. Özgürlük önemlidir. Ekonomik bağımlılık ya da bağımsızlık durumlarında ilişkiyi korumak önemlidir.8. İlişkilerde kendinizi kandırmayın, güven içinde sürdürün. Saygı güvenle kazanılır, saygıdan aşk kazanılır. Gerçekleri anlattığımızda hediyemiz dostluktur.9. Doğrunun mahremiyetinden korkmayın. Gerçek başkalarının söylediklerinden daha önemlidir. Gerçeğin ne olduğunu bilirseniz onu anlatırsınız ve karşınızdaki kişi size her zaman güvenir.10. Eğer ilişkiniz iyiye doğru gitmiyorsa, muhtemelen daha kötüleşiyordur. Hayat dinamik ve hiçbir şey aynı kalmıyor.11. Her ilişki tektir. Her iki tarafında, yürümesi için de emek vermesi gerekir.12. Partnerinizin işi sadece siz, sizin işiniz sadece partneriniz değildir. İlişkinize bu gerçeği gözeterek devam edin. Partneriniz bir şey söylediğinde durup dinleyin ve ona ilgi gösterin. Çalışmak gereken gerçek bir dünyada yaşıyorsunuz. Gerçek olmayan beklentilerinizin ilişkinize zarar vermesini önleyin.13. Kayıtsız şartsız aşk zordur. Şu sıralar çok fazla işiniz yoksa onunla yakından ilgilenin. Siz kayıtsız şartsız başkasına kendinizi verdiğinizde, o da size kendisini verecektir. İlginiz çok dağıldığında onun da ilgisi dağılacaktır. Onunla olduğunuzda sadece onunla olduğunuz anı keyifli yaşamaya çalışın.14. Geçmişte yaşadığınız kırgınlıkları dargınlıkları unutun ve bugünden başlayın. Sorunlarınız olduğunda sadece o anki sorunu çözün, eskileri karıştırmayın.15. Çoğu insan şimdiki ilişkilerini eskileriyle kıyaslar. Bunun yerine eskileri anı olarak geride bırakıp şu anı ve yeni birlikteliğinizi yaşayın.16. Tartıştığınızda kendinize ‘bu bittiğinde sonuç ne olacak?’ testi yapın. Siz haklıysanız diğer kişi yanlış mı? Bunu ve hayatın ne kadar kısa olduğunu düşünün. Boş ve anlamsız tartışmalara girişmeyin. Sadece kabul edilmek ya da edilmemek mi istediğinize karar verin. Gülüp geçin ve önünüze bakın. Bu tür durumlarda tartışma yerine daha yapıcı yollara başvurmayı deneyin.17. İlişkilerde hatalı kimse özür dilemeyi bilmeli. İnsanlar da hata yapabilir. Bağışlayıcı olmalı, hatalardan ders çıkararak hayatınızı sürdürmelisiniz.18. Negatiflik, canını acıtma ya da küfür iz bırakır. Tıpkı keskin bir bıçak gibi iyileşmeyen izler bırakır. Bu izlerin neden oluştuğunu ve ağzınızı açmadan önce neler söylemeniz gerektiğini iyi tartın.19. Partnerinizle konuşmamazlık etmeyin, ona anlamayacağı şeyler söylemeyin. Hiç bir anın garantisi yok. Yaşadığınız anları en iyi şekilde yaşamaya çalışın. Sevgi ve memnuniyetle sihirli bir dünya oluşturun. Birlikte olduğunuz ve size yaşattığı güzel anlar için ona her zaman teşekkür edin.20. Ona olan sevginiz kadar ona ne söylediğiniz, nasıl söylediğiniz, nasıl davrandığınız güvenip güvenmediği, gelecekle ilgili düşünceleriniz, hayatınızı onunla paylaşmak isteyip istememeniz hepsi önemlidir. Tüm bunları ve yukarıdaki 19 maddeyi tekrar gözden geçirerek yaşamınızı şekillendirin.

Aşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir aşık olur? İnsanın sevdası karakterinin yansımasıdır. Sen kavgacı isen, ha bire öfkeli, aşkı da bir cenk gibi yaşarsın. Gönlü pak olanın sevgisi de saf olur.
Elif Şafak, İskender


-----------------------------------------------------------------------------------

*bu yazı taslaklarımdaydı, yarım haliyle kendiliğinden yayına girmiş. Apar topar düzenleyip tekrar yayınlamak zorunda kaldım:(


kaynak

27 Eylül Perşembe günü Tezahür çalışması


Perşembe günü Tezahür çalışmasının konusu: ŞANS Enerjisini yükseltmek.




Perşembe akşamı saat 23:00 da kendimizle başbaşa olabileceğimiz sessiz bir ortama geçip mümkünse gevşeyelim. Rahat bir biçimde oturup derin nefesler alalım, kaslarımızı ve bedenimizi gevşetelim. Yaptığımız çalışmanın etkili olabilmesi için enerjimizi güzel şekilde dengeye getirmemiz çok önemli. Hazır olduğumuzda sizlere vereceğim niyeti 1 defa hissederek, özellikle de o anda bizimle birlikte bu çalışmayı yapmakta olan güzel insanların o güzel enerjilerini ve birlikte yapmanın verdiği gücü, bir çok insana belkide o an ettiğiniz dua ile faydanız olabileceğini hissederek... o anda büyük bir enerji alanı içerisinde olduğunu hissederek okuyalım..

Niyetimiz:

Niyet ediyorum Tezahür çalışma grubunun ŞANS ENERJİSİni yükseltme çalışmasına tüm sevgimle katılmaya.
Ve bu Çalışmada yer alan tüm arkadaşlarımla tüm iyi niyetim ve gücümle bir araya gelmeye..
Her gün daha da şanslı olmaya ve şansımı daha fazla fark etmeye hemen şimdi niyet ediyorum.  Şansımın çok artmasını ve bana şans enerjisinin bol bol gelmesini seçiyorum.  Niyet Çalışmasının bir parçası olarak bana gelen tüm olumlu dua enerjilerini sevgiyle kabul ediyorum.
ŞANS enerjisini yükseltmek Niyetiyle yaptığımız bu çalışmaya katılan arkadaşlarımın ve benim bütünün hayrına olacak güzel seçimlerimizin kolaylıkla - güzellikle gerçekleşmesini sevgiyle kabul ediyorum" Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için Allaha şükrediyorum!"
Amin! Amin! Amin!.. Yarabbim!Okunacak Esma : "Eş Şekur"  526 defa
Ve bir hafta süresince yapabileceğimiz Olumlamamız: 

{noktalı kısımda adımızı söylüyoruz} Ben her zaman doğru yerde ve doğru zaman içinde bulunuyorum.
Ben ....... benim için en iyinin olmasını düşünürüm ve şimdi elde ediyorum.
Ben her zaman her şeyin benim en yüce hayrıma olanını alırım.
Bana her şey iyilikle, kolayca ve çaba sarfetmeden gelir
Bana yaşamın, benim için en iyi olanı vereceğini düşünürüm.
Ben en iyiyi hak ediyorum ve iyilik ŞİMDİ bana geliyor.
Bu verimli evrende hepimize yetecek kadar bolluk ve bereket var.
Ben, ...... şimdi benim için en büyük isteklerimin gerçekleşeceğini düşünüyorum
Ben, şans ve kısmetin yaşantımın her anında benimle olacağını düşünüyorum
Ben, Allahın yarattığı bolluk ve bereketine kabule açığım.
Ben sadece benim için en iyi olanı gözümün önüne getiririm.
Ben, benim için en hayırlı olanı şimdi görüyorum

kaynak

Bazı insanlar enerjimizi işte böyle alırlar! :)

HAKKIMDA!
Happy Health LifeTrainer! :)
{Kişisel Gelişim uzmanı/ Astroloji ile ilgilenen, enerji çalışmaları ve araştırmaları yapan, paylaşmayı seven, ufacık şeylerden bile mutlu olmasını bilen, hayata hep pozitif pencereden bakan, insanları ve hayatı çok seven, çok sevgi dolu, eşine aşık, evine aşık, çiçeklere aşık, güzel olan her şeye aşık, inançları çok kuvvetli, çok merhametli, adalet duygusu yüksek, haksızlığa gelemeyen, kavga ve tartışma olan ortamlardan kaçınan, zor beğenen, kabalığa ve basitliğe asla tahammül edemeyen, negatif olan hiç bir şeye hayatında yer vermeyen, uyumlu, okumayı, araştırmayı, müzik dinlemeyi ve gezmeyi, pek çok seven, sakin ve huzurlu, gülmeyi çok seven, çoook süslü tipik bir Terazi burcu aynı zamanda bir blog yazarıyım!..}
Tam 6 senedir bu blogta "Her gün yeni bir başlangıçtır!" diyorum!..
Uğradığınız için mutluyum!

Artık ışık saçan bir sağlık ve enerji ile doluyum...
Kalbimin her vuruşu ile içimden sevinç akıyor!
Kendimi seviyorum..! Kendimi çok seviyorum..!
BEN MUTLU BİR İNSANIM!¦



Kendimi, yaşamı, herkesi, her şeyi olduğu gibi
kabul ediyorum, içimdeki sevgiyi keşfetmek ve onu
herkese ve her şeye yansıtabilmek için
Yaradan'ım seninle bağımı koparmama izin
verme ve bana yardım et.
Verdiğin her şeye şükürler olsun.
Yaradan'ım her şey senin elinde,
huzurunda, sevginde.¦
Her şey olması gerektiği gibi.

2012 için aldığım kararlar var;
Bu iki küçük ÇAN
bunun için buradalar!
Her baktığımda kararlarımı bana hatırlatmak için...


kaynak

BİLİNÇALTI ve özellikleri


Psikoloji deyince aklımıza gelen ve en çok merak ettiğimiz bir konu var ki o da: Bilinçaltı. Bilinçaltının özellikleri neler gelin beraber okuyalım.1- Bütün anıları depolar. Hiçbir şeyi silmez. Ana rahminden ölene kadar… Geçici olan ve geçici olmayan her şeyi kaydeder. 0–7 yaş arasında kritik akıl faaliyette olmadığı için her şey doğrudan bilinçaltına kaydedilir, doğru-yanlış, güzel-çirkin, ahlaklı-ahlaksız ayrımı olmadan… Kayıt anında anlamsız olsa bile ilerleyen dönemlerde kaydedilene, yaşantılar sonucu bir anlam yüklenir ve bu anlama göre kişinin tepki vermesi sağlanır.2- İlişkilendirmeler, genellemeler yapar. Benzer şeyler ve düşünceler arasında bağlantılar kurar ve hemen öğrenir. Bu özellik çoğu zaman kişiyi zor durumda bırakır. Örneğin belli bir köpek yüzünden gerçekleşen korku yaşantısını bütün köpeklere genelleyerek bir fobi yaratabilir. Bir başka örnek: bahar aylarında acı bir kayıp yaşayan kişinin bilinçaltı bu acı ile baharı birbirine bağlayarak kişiye yıllarca süren bir döngüsel depresyon yaşatabilir. Çoğu zaman insanlar yıllar önce olan o olayı unutmuş olsalar bile bilinçaltı unutmaz.3- Tüm anıları organize eder. Bunun için de zaman çizgisini kullanır. Bilinçaltı geçmiş, şimdi ve gelecek zamanı farklı yerlere kodlar. Örneğin geçmiş zaman, bazıları için arkada, bazıları içinse sağ veya sol yanda olabilir. Gelecek ise önünde uzanmış olabilir. Özellikle geçmiş ile ilgili hatıraların kodlandığı yer yaşanan birçok problemin kaynağı teşkil eder.4- Çözümlenmemiş, olumsuz duygu yüklü anıları bastırır. Amacı kişiyi korumaktır. Yine de baskılanmış bu anılar ile ilgili semptomlar yaratmaktan da geri kalmaz. Örneğin kişinin yaşadığı taciz olayını bastırır ama kişinin kirlenmişlik hissini temizlik takıntısı ile dışa vurur. Bunu klasik bir obsesif-kompülsif durum olarak görürseniz tedavi şansınız kalmaz. Bu davranışı baskılasanız bile ya bir süre sonra yeniden ortaya çıkar ya da şekil değiştirir.5- Bastırılmış anıları çözüm için sunar. Bir davranışın neden yapıldığını açıklamak ve “sahibini” korumak için bunu yapar. Ama sunduğu anının, o davranışla ilgili olması gerekmez. Sadece mantığınıza yatması ve o duygusal tepki için “sahibine” hak vermeniz yeterlidir.6- Bedeni işletir. Bunun için detaylı bir planı vardır: Vücudun şimdiki halinin ve mükemmel sağlığın planına sahiptir. Bu nedenle bilinçaltının yarattığı psikosomatik rahatsızlıkları yine bilinçaltının yardımıyla gidermek mümkündür. Bazen bunu kendisi de yapar. Örneğin sınav kaygısı yüksek bir öğrencinin bilinçaltı kaygıyı yaratan sınavdan sahibini korumak için bağırsak sistemini bozabilir, o geceyi acilde baygın geçirtebilir, elleri ayakları, sanki sinir ucu iltihaplanması varmış gibi tutmaz olabilir vs. Ve sınav saati gelip geçtiğinde sahibini tekrar eski haline getirebilir. Aynı zamanda Yüksek Benliğin işleyişini kontrol eder.7- Bedeni korur. Bedenin bütünlüğünü korur. Hücre düzeyinden sistemlere, sistemlerin uyumlu çalışmasına kadar bütün bedenin işleyişini bir an bile bırakmaksızın kontrol eder. Siz nefes almayı unutabilirsiniz ama o unutmaz.8- Duyguların hâkimidir. Bilinçaltı tüm duygularımızın kaynağı ve yerleştiği yerdir. İnsan duygudan bir an bile çıkamaz. Bir duygu durumundan bir başkasına geçer ve bütün davranışların altında duygular vardır. Bilinçaltı olaylar ve duygular arasında bağlantılar kurar. Kurulan bu bağlantılar ve yüklenen anlamlar davranışlarımızın gerçek sebepleridir. Bir davranışı değiştirmek için ona yüklenmiş anlamı göz ardı eden yaklaşımlar, bilinçaltı karşısında yetersiz kalmaktır. Örneğin eğer sigaraya kendine güven gibi bir anlam yüklenmişse, bu anlamı yükleyebileceği yeni bir davranış seçeneği sunmazsanız sigarayı bırakmanıza izin vermez. Bulunan davranış seçeneğinin de en az sigara kadar kolay ulaşılabilir olması gerekir.9- Son derece ahlaklıdır. Size öğretilen ve içinde yetiştirildiğiniz ahlaksal yapıya sıkı sıkıya bağlıdır. Tersi davranışlarda yaşanan suçluluk duygusu bazen bir ömür boyu sürer. Bu kez de bilinçaltı kişiyi cezalandıracak bir hastalık veya bir mahrumiyet yaratabilir.10- Hizmet etmekten hoşlanır, gerçekleştirmek için net ifadelere ihtiyaç duyar. Bilinçaltı sahibi ne isterse sahibine onu verir. Yalnız bilinçaltı çok istediğimiz veya hiç istemediğimiz şeylere, yani iyi konsantre olduğumuz şeylere ulaşmamızı çabuklaştırır. Bundan dolayı Hipnozda kişi hep olumlu olana, istenen duruma yönlendirilir.11- İstenene ulaşılması için kaynaklar üretir, muhafaza eder, dağıtım yapar ve “enerji” iletir. İsteme noktasında dikkatli olmak gerekir. Sürekli ölmek istediğini söyleyen biri, sonunda bilinçaltını tedavisi çok zor ya da imkânsız bir hastalık yaratmaya itebilir.12- Negatif olanı doğrudan işleme koymaz. Konuşma dilindeki olumsuzluk eklerini algılamaz. Örneğin “artık korkmak istemiyorum” sözünün bilinçaltı için doğru versiyonu şu soruya verilen cevapta saklıdır: “Korku duygusu yerine hangi duyguyu yaşamak isterdin?”13- Bilinçaltınıza ne ekilirse onu biçersiniz. Özellikle çocukluk döneminde çevre kişiye nasıl davranmış ise bilinçaltı bunları benimser. Kişiye ve kişinin çevresine aynı davranışları yansıtır. Bu nedenle birçok insan anne ve babaları gibi olmayacaklarını bilinçli tercihleri olarak dile getirseler bile, yaşları ilerledikçe anne ve babalarına benzerler. Bilinçaltı kendini nasıl algılıyorsa kişinin davranışlarını da bu algılar doğrultusunda belirler. Bilinçaltı algılar hipnoz ile değiştirildiğinde istenmeyen davranışlar da değişir. Kısacası bilinçaltınız ne ise davranışlarınız da o olma durumundadır.14- Tüm algıları gerçekleştirir ve kontrol eder. Bunlar alışılmış, olağan algılar olabildiği gibi telepatik algılar da olabilir. Örneğin uzaktaki bir sevdiğinizi sebepsiz düşünmeye başladığınızda o kişiden bir telefon alabilirsiniz. Ya da bir rüya ile olabilir bu… Bu algıları alır ve onları bilinçli zihne gönderir.15- İçgüdülerden sorumludur ve alışkanlıklar üretir. Alışkanlıklar aslında üçe ayrılabilir: İyi, kötü ve günlük alışkanlıklarımız. Bunların kontrolü tamamen bilinçaltındadır. Bilinçli olarak yapmaya başladığınız bir davranışa, bilinçaltı bir duygu yükleyerek kaydeder ve davranış tamamen onun kontrolüne geçer. Bu nedenle bu derinlikteki sigara alışkanlığınızı bırakamazsınız… Bıraktıktan bir süre sonra geri dönüşler olur.16- Bir davranış yer edene kadar tekrarlamaya ihtiyaç duyar. Bir kez yer ettikten sonra da davranışı bırakmaz. Çünkü değişimden ve yenilikten nefret eder. Geçmişteki duygu, düşünce ve davranışlarını değiştirmeyi sevmez. Geçmişteki olaylara verdiği tepkileri, yeni olay ve durumlar farklı olsa da sürdürür. Bu da aslında sahibini sıkıntıya sokar. Örneğin çocukken büyüklerin yanında bir davranıştan dolayı birkaç kez yüzü kızaran biri, artık istemese de her otoriteyi temsil eden insanların karşısında aynı durumu yaşatabilir. Bilinçaltı değişim yönünde tembeldir. Bir kez doğru olduğunu kabul ettiği bir inanç edindikten sonra o inancı destekleyen bilgiler dışındakilere karşı kendini kapatır. Zaten bu nedenle “sokma akıl yedi adım gitmez” der atalarımız. Yani nasihatin çoğunlukla işe yaramamasının sebebi budur.17- Bilinçaltı oldukça inatçı, ısrarcı ve sabırsızdır. İhtiyaçları karşılanana kadar bir bebek bıkmadan ağlar.18- Durmaksızın daha fazlasını aramaya programlanmıştır. Her zaman keşfedecek daha fazlası vardır. Bilinçaltı çocuk merakıyla 7 gün 24 saat durmadan çalışır.19- En iyi şekilde bir bütün olarak çalışır. İşlev için bölümlere ihtiyaç duymaz.20- En az çaba ilkesiyle işlevini yerine getirir. En az dirençli yolu izler. En az çabadan kasıt, işlevini yerine getirirken gerektiği kadar enerji ve zaman kullanımıdır. Ne daha az ne daha çok…21- Semboliktir. Sembolleri kullanır ve onlara karşılık verir. Bilinçaltı bir sembolle birçok anlam ifade edebileceği gibi birçok resimle bir anlam ifade etmeye de çalışabilir. Hatta psikolojik sorunlar ve hastalıklar da aslında bilinçaltının sembolik dilini kullanarak mesaj verme biçimi olabilir. Örneğin bilinçaltındaki statü kaybetme korkusu, yükseklik korkusu ya da uçak korkusu olarak kendini ifade edebilir.22- Her şeyi kişisel olarak yorumlar. Bilinçaltının en büyük kaygı nedeni bireyin kendisidir.23- Her şeyi abartmak bilinçaltının doğasında vardır. Çünkü en fazla altı yaşındaki bir çocuk gibi hareket eder. Ve çocuk merakıyla öğrenir. Merakını gideremez ise saldırganlaşabilir.24- Bilinçaltı başarısızlığı asla kabul etmek istemez. En büyük korkusu başarısız duruma düşmektir.25- Bilinçaltı bilinci suçlayabilir, uyarabilir ve cezalandırabilir. Tüm bu faaliyetlerinin amacı kişinin benliğini korumaktır. Bilinçaltı bu koruma görevini yaparken bazen kişiye zarar verebilir. Çünkü bilinçaltı her türlü tehlikeye karşı kişiyi koruma üzerine programlanmıştır. Tehlikenin hayali veya gerçek olması onun için fark etmez… Sırf bu görevini yerine getirmek için mutlu anlarımızdan daha çok mutsuz anlarımızı kaydeder. Amacı aynı hatayı tekrar yapmamızı engellemektir ama bu olumsuzluklar biriktikçe bizi depresyona kadar götürebilir. Hatta geçmiştekine benzer bir görüntü yaratıp bizi bir hayale karşı da koruyabilir. Olumsuz hatıralara karşı korur.26- Bilinçaltı kendine yalan söyleme konusunda pek başarılı değildir ama yalan söylemeye devam eder. Söylediği yalanlara kendini inandırmak için kişiyi bazen anormal duygu düşünce ve davranışlara yönlendirebilir. Belki de Jung “Gizli nevroz taşıyan birçok kişi akıl hastalığına, sanki diğerlerinin daha az deli olduklarını kanıtlamak için yakalanırlar.” Derken bunu söylemek istemiş olabilir.27- Bilinçaltı zaman algısına sahip değildir. Bu kritik aklın gelişimiyle ortaya çıkar ve bir sol beyin faaliyetidir. Örneğin 7, bazen 9 yaş altındaki çocuklar istenmeyen bir davranış yaptığında bir ceza verilecekse hemen o davranışı takiben verilmelidir. Ertelenen ceza uygulamaya konduğunda, o olayı çocuk çoktan sildiğinden cezayı neden aldığını anlamlandıramaz. Ve daha sonra istenmeyen davranış tekrarlandığında bu kez cezayı veren ya cezanın şiddetini artırır ya da bu çocuk adam olmaz deyip yılgınlık yaşayarak pes eder. Aynı şey istenen davranış gözlendiğinde ödüllendirme için de geçerlidir. Buna dikkat edildiğinde çocuk davranışı ile ödül/ceza arasında bir bağlantı kurabilir.28- Bilinçaltı şimdiyi yaşarken aynı zamanda geçmişi de yaşayabilir. Bu olduğunda özellikle travmatik yaşantıları olanlar için çok zorlayıcıdır. Geçmişte yaşanan bir acı verici olayı bütün yönleriyle sürekli yaşamak kişiyi intihara kadar götürebilir. Aslında benzeri olaylara karşı bireyi koruma çabası kişiye bu derece zarar verir. Yıllarca depresyondan çıkamayan insanların yaşadığı da budur.29- Tüm psikolojik sorunlar bilinçaltı tarafından oluşturulur veya ilk kaynakları bilinçaltıdır. Hepsinin kişiye ve onun çevresine mesaj veya mesajları vardır. Bu anlaşılmadıkça bilinçli çabaları içeren müdahaleler genellikle sorunları çözmekte yetersiz kalır.30- Bilinçaltı benliğin kendilik değerini tehdit altında hissederse kendilik değerini arttırmak yerine başkalarını değersiz kılıcı duygu, düşünce ve davranışlara yönelebilir.31- Bilinçaltı, bazı olumsuz şartlar ve duygular tarafından sıkıştırıldığında veya aşırı yüklendiğinde genellikle zincirin en zayıf halkasından kopması gibi bilinç düzeyine en yakın duyguları harekete geçirir.32- Bilinçaltı, bilinci dengeler. Jung “Bilinç dışa dönük olduğu zaman, bilinçdışı içe dönüktür, bilinç içe dönükse, bilinçdışı dışa dönüktür.”der. Bunu şöyle kontrol edebilirsiniz: Kalabalıkta gözlerinizi kapatın ve o an nelere dikkat ettiğinizi fark edin. Sonra gözlerinizi açın ve bir süre sonra dikkatinizi nelere odakladığınızı fark edin.33- İster bilinçli ister bilinçdışı görünsün her davranışın altında, bilinçaltı bir motivasyon mutlaka bulunur. Tembelliğin bile…34- Bilinçaltında bir olayın sonuçları aynı olayın nedenlerini oluşturabilir. Yani korku daha büyük korku doğurabilir.35- İyi canlandırılmış bir hayal ile gerçeği birbirinden ayırt edemez. Ve hayale de gerçekmiş gibi tepki verir. Bunun en iyi örneği rüyalardır. Rüyayı gören bilinçaltıdır. Ve o kadar canlı gerçekleştirir ki bunu, rüyanın içeriğine uygun olacak şekilde bedensel tepkilerimizi yeniden düzenler. İşte bilinçaltının bu özelliği hipnozu verimli kılar.36- “Öyle insanlar vardır ki yaşamlarının gerçek anlamı, gerçek önemi bilinçaltındadır. Bilinçli zihinleri aldatmadan ve yanılgıdan ibarettir.” Carl Gustav Jung37- Her bir düşünce veya fikir, bir fiziksel reaksiyona neden olur. Kişinin düşünceleri bedeninin tüm fonksiyonlarını etkileyebilir. Örneğin Endişe içerikli düşünceler, midede birtakım değişimler yaratarak ülsere yol açabilir. Öfke içerikli düşünceler, böbreküstü bezlerini uyararak, kandaki adrenalini arttırır ve birçok beden değişimlerine neden olur. Kaygı ve Korku en hafifini söylemek gerekirse kişinin nabzını etkiler. Duygusal içeriği yoğun olan fikirler genellikle kolayca bilinçaltına ulaşır. Bir kez bilinçaltına ulaşınca, bu düşünceler tekrar tekrar aynı vücut reaksiyonlarını oluşturur. Bu da fiziksel rahatsızlıklara yol açar. Bu kronikleşen olumsuz vücut reaksiyonlarını ortadan kaldırmak için bilinçaltına ulaşmak ve bu duruma yol açan fikri değiştirmek gerekir.38- Kabul edilen fikrin kendini gerçekleştirme eğilimi vardır. Beyin ve sinir sistemi sadece zihinsel görüntülere tepki verir. Bu zihinsel görüntünün nereden geldiğinin bir önemi yoktur. Bu zihinsel resim bilinçaltı için bir asıl plan olur ve bu planı gerçekleştirmek için çalışmaya başlar. Korktuğumuz şeyin başımıza gelme sebebi budur. Ona ait resmi farkında olmadan bilinçaltımıza yerleştiririz ve bilinçaltımız o resmi bizim için gerçeğe dönüştürür. Ta ki resmi değiştirene kadar… Örneğin birçok insan, çok kötü bir şeyin başlarına geleceğini düşündüren bilinçaltı zihinsel beklenti olarak da tanımlanabilen, kronik anksiyeteden şikâyet eder. Oysa olumlu zihinsel beklentiye sahip insanların daha az hasta oldukları da bir gerçek. Bizim fiziksel sağlığımız tamamen zihinsel beklentimize bağlıdır.39- Hayal bilgiden çok daha güçlüdür. Hipnoz yaparken hatırlanması gereken çok önemli bir kural vardır: Hayal, sebebi etkisiz kılar. Örneğin kıskançlık nedeniyle işlenen cinayetlerin hemen hemen hepsinde katilin zihninde aşırı hareketli görüntüler vardır. Gerçek olmadığı bilgisi tepkisine engel olamaz. Genellikle düşünceye eşlik eden güçlü bir duygu örneğin, öfke, nefret, sevgi veya politik ya da dini inançlar ile hayal birleştiğinde değiştirilmeleri imkânsız hale gelmektedir. Bu durumda hipnozu kullanarak, bilinçaltındaki resimleri ortadan kaldırabilir veya daha iyi hale getirebiliriz.40- Bilinçaltı tarafından bir fikir kabul edildiğinde, kabul edilen fikir, başka bir fikirle değiştirilene kadar olduğu gibi kalır. Bununla birlikte bir fikir bilinçaltında ne kadar uzun süre kalmışsa yerine geçecek fikrin o derece muhalif olması gerekir. Bir fikir bilinçaltı tarafından kabul edildiğinde, artık o değişmez bir düşünce kalıbı haline gelir. Örneğin bazıları sinirlendiklerinde daha sakin olabilmek için içki, sigara veya bir sakinleştirici almaları gerektiğine inanırlar. Bu doğru değildir ama fikir oraya, bilinçaltına saplanmıştır. Doğru fikirlerle değişmesi için muhalefet gerekmektedir. İyi ve kötü alışkanlıklarımız da bu şekilde yerleşir. Önce bir düşünce ve onu takip eden bir davranış gelir. Alışkanlıklarımızı değiştirmek istiyorsak, önce düşüncelerimizi değiştirmemiz gerekmektedir.41- Her bir telkin, bir önceki başarılı telkinden sonra daha kolay kabul edilir. Örneğin kişi göz kapaklarının ağırlaştığını kabul ettikten sonra onları açamayacağını kabul etmesi daha kolay olacaktır. Ya da birine sürekli salak ve beceriksiz olduğu söylendiğinde kişi bunu kabul edince başarısız olacağını da direnmeden kabul eder.42- Duygusal nedenlerden kaynaklanan bir semptom, eğer uzun süre varlığını devam ettirirse organik değişime neden olur. Birçok bilim adamı hastalıkların çoğunun organik değil, fonksiyonel olduğunu kabul etmektedirler. Bilinçaltının olumsuz düşünceleri, sinir sistemini etkilemekte ve bunun sonucunda organların fonksiyonlarını yitirmesine neden olmaktadır. Eğer hastalıktan korkar, her zaman ağrıyan mideden veya gergin baş ağrılarından bahsederseniz, organik değişiklikler olmaya başlar.43- Bilinçaltı ve onun fonksiyonları ile iletişim kurma esnasında bilinç ne kadar çalışırsa bilinçaltı da o kadar az cevap verir. Bu durum hipnoz uygulamasında iradenin neden var olmaması gerektiğini açıklar. Uyumak için kendini zorlayan birinin bir türlü uyuyamaması bu nedenledir. Ve bu tam tersi için de gereklidir. Uyumamalıyım diyen biri uyanık kalmak için kendini zorladıkça uykuya yenik düşer. Bunlar size de tanıdık geliyor mu?

kaynak

"Geçmiş" acı vermesin!


Kimi çocuk düştükten sonra hemen ayağa fırlar üstünü başını silkeler hiç bir şey olmamış gibi oyununa kaldığı yerden devam eder.. Kimiside oturduğu yerden iki saat mızırdanır birisinin kendisini yerden kaldırmasını bekler illa!!

Yetişkinlerde de çok farklı değil durum aslında dimi? Kimileri karşılaştığı sorunlarda yılmadan hemen toparlanıp çözüm yollarını düşünüyorken, kimiside vuruyor depresyonun dibine...

Asıl sorun ne biliyor musunuz? Düşmek değil. Herkes hayatının bir döneminde bir şekilde düşüyor, sendeliyor vesaire ama bazıları takılıp kalıyor orada...Öylece kalıyor..
Kimisi gerçekten nasıl kalkacağını bilemiyor belki ama bazısı da mızırdanmayı seviyor gibi sanki!
Evet kesin öyle.
Geçmişle yaşamayı seven bir dolu insan tanıyorum, seven diyorum çünkü ben onların artık bu durumdan garip bir şekilde haz aldığını ve böyle beslendiğini düşünmeye başladım...

 Geçmişle yaşamayı bırakmak gerekiyor. Her defasında bunu üstüne bastıra bastıra söylüyorum. Akışa güvenmek... Akışta olmak! Hayatla birlikte akmalısınız.

Tamam hepimizin hayatında tıkandığı, pilimizin bittiği, enerjisinin düştüğü anlar olabilir ama kendini şarj etmeyi de bilmek gerekiyor. Ve bunu da düzenli aralıklarla tekrar etmek gerekiyor öyle bir kere yapayım ömür boyu gider diye bir şey yok. Vücudunuza aldığınız duş gibi düzenli aralıklarla tekrar etmeniz gerekir.

Şarj olmak veya deşarj olmak için kullanılabilecek yollar kişiden kişiye değişiklik gösterir. Mesela bana kendimle başbaşa yaptığım bir yürüyüş süper gelir.

Size daha öncede bahsettiğim bir yöntem olan Ho'oponopono'yu da önerebilirim.

"Ho'oponopono düşüncelerin, kelimelerin, faaliyetlerin ve hareketlerin etkisiyle içinizdeki zehirli enerjilerin temizlenme sürecidir."
Basitçe ifade etmek gerekirse, Ho'oponopono 'doğrusunu yap,' ya da 'bir hatayı düzelt,' demektir. Eski Hawaiililere göre, hatalar geçmişin acı veren anılarıyla zehirlenen düşünceler yüzünden ortaya çıkar. Ho'oponopono, dengesizliğe ve hastalığa neden olan bu acı veren düşüncelerin ya da hataların enerjisini ortadan kaldırmanın bir yoludur."

Seni seviyorum
Senden özür diliyorum,
Lütfen beni affet 
Teşekkür ederim!

Nural~


kaynak

Hissetmiyorsan söyleme!

Git ve bir güle bak, ama hemen papağan gibi "Ne kadar güzel" deme. Bu sadece insanların sana söylemiş olduğu bir fikir olabilir; çocukluğundan beri sürekli "Gül çok güzel bir çiçektir. Harika bir çiçektir." sözlerini duyuyorsun. O yüzden bir gül gördüğün zaman, hemen tuşuna basılmış bir bilgisayar gibi "Bu çok güzel" diyorsun. Bunu gerçekten hissediyor musun? Bu senin içinden gelen duygular mı? 
Eğer değilse, söyleme.



kaynak

Doğru Sorular!


Her gün hayatımızın geri kalanını etkileyecek yüzlerce seçim yapıyoruz. Bazı kararlar kolay, bazıları çok zor veriliyor. Bazıları başarısızlıklarla sonuçlanırken, bazıları doğrudan başarıya götürüyor. Bazıları tamammen önemsiz görünürken, bazıları ölüm kalım meselesi haline geliyor.Fakat asıl bilmemiz gereken yaptığımız her seçimin hayatımızı ciddi bir şekilde değiştirebileceğidir. Seçim hakkı bize verilen en değerli armağandır. “Bugün” lerimiz üç gün, üç ay, üç yıl önce yaptığımız seçimlerin sonucudur. Sürekli olarak bilinçsizce kararlar verdiğimiz için hayatımız istediğimiz gibi gitmiyor. Şu andaki realitemizi anlamak istiyorsak, geçmişte yaptığımız seçimlere bakmalıyız. Aynı şekilde gelecekteki koşullarımızın nasıl olacağını bilmek istiyorsak, bugün yaptığımız seçimlere bakmamız gerekir.  Belkide yaşamımıza hiç bu şekilde bakmadık. Fakat şu bir gerçek ki geleceğimiz şu an verdiğimiz kararlarımızın bir sonucu olacaktır.Gerçekten hayatımızın farklı olmasını istiyorsak, o zaman şu andan itibaren farklı seçimler yapmalıyız. Birçoğumuz alışkanlıktan, tembellikten, korkudan, rahattan dolayı aynı seçimleri yapmaya devam ediyor ve neden farklı sonuçlar alamadığını merak ediyor. Bilinçli seçimler yapmazsak geçmişimizi tekrar eder dururuz.Doğru sorular, motive edici davranışları açığa çıkarmak için  hazırlanmış on güçlü sorudan meydana gelmiştir. Bu sorulara vereceğiniz yanıtlar, düşüncelerinizi berraklaştıracak ve en iyi, en doğru seçimi yapmanız için sizi destekleyecektir. Soruların  basitliğine aldanmayın. İnanılmaz derecede güçlüdürler ve her durumda  her karar noktasında kullanılabilirler. İşte, doğru sorular;1. Bu seçim beni ilham verici bir geleceğe mi götürecek yoksa geçmişe saplanıp kalmama mı neden olacak?2. Bu seçim yaşamıma güç mü katacak yoksa yaşam enerjimi mi çalacak?3. Bu durumu büyümek ve gelişmek için bir katalizör olarak mı yoksa kendimi yıpratmak için mi kullanacağım?4. Bu seçim beni güçlendirecek mi yoksa güçsüz mü bırakacak?5. Bu inançtan mı yoksa korkudan mı kaynaklanan bir seçim?6. Bu seçimi kendimi sevdiğimden mi yoksa kendimi sabote etmek için mi yapıyorum?7. Kendim için mi yaşıyorum yoksa bir başkasını mı memnun etmeye çalışıyorum?8. Neyin doğru olduğuna mı yoksa neyin yanlış olduğuna mı bakıyorum?9. Bu seçim beni uzun süreli olarak mı tatmin edecek yoksa kısa süreli  olarak mı?10. Özbenliğimi mi yoksa egomun yönlendirmesiyle mi seçimlerimi yapıyorum?Neden özellikle bu sorular? Kaliteli seçimler yapmak için net olmak gerekir.
Yaşamımızın kalitesi de yaptığımız seçimlerin toplamıdır.Karar vermek zorundasınız: hiç bir yere gitmeyen bir yol yada hayallerinize götüren yol siz seçin…

kaynak

Etiketler

acı affetme Affetmek aile akıl Alglamada Anlatm Aramak ARINMA Aroma Astroloji Astrolojik Aynalar Bahar başkaları Bayram beden Beden dili Bedensiz BEREKET beyin Beyinde Beyni Beynin Beyniniz bilgi bilim bilimsel bilinci Bilincine bilinçaltı Bilmek birey Bitkisel bolluk BOLUK Burak cümle çekim dalga damla Davet Deerlerimizin degerli Deniz Depresyonun DERSLER Detoks Dikkat Dilek Disgrafi Disleksi düşünce Egoist egzersiz EGZERSZ ekmek eleştiri. öfke emsimizi enerji Enerjilerinin Epifiz Eruhunuzu evlilik evren fayda FAYDALANMAK FAYDALARI Felsefe fizik fiziksel Fregoli frekans garip GCJoseph Gcyle geçmiş Gelecek geliim gerçek GERDE gerilim Gidecek Gizemli gizli güven güzel harika Hasta hastalık Hastalklar Hayal Hayallerinizin hayat Hayata HAYIRLI Hikaye Hiperaktivite Hipnozu hissederim Holografik Hologram Hoşgörü hoşgörüsüzlük huzur huzurlu Illuminati ilâc ileti İletişim inanç insan insanlar Kabala Kadim kaos Karanlk kavga kelime Kelimeler Klasik korku Korkular KORUMA Korunma Kristaller kuantum Kuantum Fiziği kurallar Kyamet liste LKLERMZ madde Makbul MEKTUP Melek Merak Mevlana Mevlanann Mezar Mftolunun Moloküler mucize Mucizeleri MUTSUZ NAMASTE Nazar Nefret neşe Niyet ODAKLANMA Okuma Okyanus olacaksn olumlama olumlamas olumlu olumsuz para paralel Paranormal Patolojik Peeling Peinden pozitif POZTF Pratik PRATK PROGRAMLAMA Psikoloji psikolojik Quantum Düşünce Rahat RAHATSIZLIIMIZ refah Reformist Romantik ruh Ruhsal sağlık Sanat seniz sevgi sıkıntı sistem Sonsuz sorumsuzluk sorun sorunlar Stres Sufizm suyun şifa şükretme tabiat tedavi Tehlikeli teori Terapi tesadüf toplum Uymasn üzüntü zaman Zarar zeka zellikleri zenginlik zerine zihinsel