Bahar bayramınız kutlu olsun!

"Ey gece ve gündüzün tedbircisi, ey gözleri ve gönülleri başka hale çeviren, ey kudret ve halleri değiştiren! Halimizi en güzele çevir!".

Anadolu'da Mevleviler'de de kutlanan nevruz, "selam" sözüyle başlayan ve yedi ayetten oluşan bir duayla kutlanırdı: "Ey gece ve gündüzün tedbircisi, ey gözleri ve gönülleri başka hale çeviren, ey kudret ve halleri değiştiren! Halimizi en güzele çevir!".

Bektaşilerde ise dergahlarda toplanılarak, cem ayinleri yapılarak dualarla başlardı. Ve bu dualar genellikle ahlak ve ruh temizliği üzerine olurdu. Dua faslı bittikten sonra herkese süt ikram edilerek, "Nevrûziyeler" okunurdu.

Anadolu'da birçok yerde nevruz, Allah'a secde ve iman ile kutlanırdı. Değişik yerlerde de eğlenceler düzenlenir; evler temizlenir, yemek şölenleri verilir, küs olanlar barışır; suçlular affedilirdi.

Nevruz gününde göze sürme çekildiğinde, bazı hastalıklardan ve özellikle göz ağrısından kurtulunacağına, gusül abdesti alanın o yıl içerisinde hastalıktan uzak kalacağına inanılırdı.

Doğu Anadolu'da, özellikle Antep ve Diyarbakır'da 21 Mart'ı 22 Mart'a bağlayan gece nevruz olarak kabul edilir. Saati belli olmayan bir vakitte gökte görünen bir kız ve kuş kılığına girmiş bir ermiş nevruz olarak kabul edilirdi. Bu saatlerde uyumayanların dua ve dileklerinin kabul olacağına inanılırdı.

Nevruz olayı hem edebî, hem folklorik yönüyle toplumda çok büyük etkiler yaratmıştır. Merasim gereği olagelenler koşmalara, kopuzlara, türkülere mâl olmuştur. Özellikle Türk-Uygur ağzının gelişmesinde büyük rol oynamıştır.


kaynak

İstemeyi iste önce!

Bu gece ve her gece...
O'ndan neyi, nasıl isteyeceğini iste önce...
Sana istemeyi öğretmesini söyle...
Dua ilmini versin sana...
Sağlık için,
Huzur için,
Mutluluk için dua edilmez!
Mutsuz olmayı kimse ister mi?
Ya da hasta olmayı?
Bunları olmayı kimse istemezse,
Sen de olmamayı isteme.
Genel- geçer şeylerden,
Yuvarlak-köşesiz isteklerden uzak dur dua ederken.


Kesin ve net şeyler iste.
Sağlık isteme.
Sağlıklıysan onu zaten vermiştir.
Hastaysan da senin iyiliğin için almıştır onu senden.
Nedenini öğrenmek için dua et ona.
O da söylesin sana.

Para mı istiyorsun
İste...
Ama piyango bileti alır gibi değil...
Hele bir çıksın da düşünürüz...
Öyle değil...
Piyangocudan bilet çeker gibi talep etmeyeceksin parayı.
Edeceksen;
Bankadan kredi çeker gibi isteyeceksin parayı.
Buyurun,
"ne için lazımdı size para" diye soruyorlar dimi size bankada?
Hayırdır ev mi alıyorsun, otomobil mi?
Yoksa ihtiyaç mı?
Bir destur ver önce,
Ne için lazımdı bu para?
Neden para istediğini anlat ona.
Kredi ister gibi.
İkna et Kainat Bankasını...
Projene sponsor olsun...
Konuş bu gece...
Onu ikna etmek ,
Kendini ikna etmekten zor değil inan...
Kendin kendine inanıyorsan,
bil ki yaradan da sana inanıyor...
Oradan anla...
Çok mu zayıf gerekçelerin...
Vur patlasın çal oynasın mı?
Bunun için mi lazım para sana?
Düşün ve söyle bana,Öyle bir hayatı finanse etmekten imtina etmesi,
seni sevdiğini mi gösterir yoksa sevmediğini mi?

Yıllardır istiyorsun bişeyi...
Gece gündüz dua ediyosun...
Vermiyor mu bir türlü?
E bırak artık belli ki vermeyecek.
Kırkbin kere söylenir mi bir şey?
O dua ettiğin şeyi sen iyiliğine zannediyorsun,
Halbuki o senin için hiç de iyi olmayacak...
Onu anlatmaya çalışıyor sana.
Yoksa neden vermesin.
Çok istediğin halde vermiyorsa bir şeyi sana,
Sen sen ol ısrar etme.
Aranız bozulur.
Ben istiyorum o vermiyor dersin fark etmeden.
Onun seni sevmediği vesvesesine bile kapılabilirsin.
Yoksa neden vermesin?
İsteklerine karşılık vermeyecek olsaydı,
İstekleri bitmek bilmez biri olarak yaratmazdı seni.


Burak Özdemir (Levh-i Mahfuz Kitabından)


kaynak

Havalar nasıl olursa olsun sizin havanız iyi olsun! :)

Gazeteci 102 yaşında olan bir adamla ropörtaj yapmaya gitmiş.
Haliyle ona bu yaşına kadar nasıl geldiğini, ne tür bir beslenme uyguladığını ve spor yapıp yapmadığını sormuş, uzun ve sağlıklı bir yaşam için ipuçları vermesini istemiş.

Yaşlı ve dinç adam gazeteciye, ben herhangi bir beslenme programı uygulamam ya da çok özel bir egzersiz programım falan yok demiş.


Gazeteci çok şaşırmış, yaşlı adam sözlerine devam etmiş, “Sadece kendimi bildim bileli tek bir şey yaptımtım ve asla yapmaktan vazgeçmedim.

Her sabah çok erken kalkarım, odamın perdelerini sonuna kadar açar ve o gün ister çok yağmurlu, çamurlu, gökgürültülü olsun, ister karlı, ister güneşli ya da sisli, kasvetli bir gün olsun…


Gökyüzüne uzun uzun bakar ve ‘Bugün tam benim istediğim gibi bir gün…
"BUGÜN BENİM İÇİN MUHTEŞEM GEÇECEK" derim...


HEPSİ BU!..

Bu yazıyı okuduğumda heeey dedim benim gibi düşünen biri daha varmış!:)Havalar nasıl olursa olsun yeter ki sizin havanız iyi olsun!Bazen Rüzgârın Saçımı Dağıtmasına, Yağmurun Yüzümü Islatmasına, Birilerinin Kalbimi Kırmasına İzin Veririm...

kaynak

Kişisel gelişim nedir?

Kişisel gelişim, kişinin yaşam standartlarını olumlu yönde değiştiren, dolayısıyla yaşam kalitesini artıran ve son zamanlarda tanımlanan bir alandır. Bireyin var olan potansiyelini ortaya çıkarmayı, maksimum düzeyde ve doğru yönde kullanmayı hedefler. Farkındalığı artan, yeteneklerinin sınırlarını bilen ve bunları doğru yerde kullanan kişi, ilgi ve yeteneklerine uygun başarılar sağladığında hem iç huzuru hem de çevresiyle uyum düzeyi yükselir. Böylece daha mutlu ve hem ailesiyle hem de sosyal çevresindeki diğer kişilerle daha iyi ilişkiler geliştirecektir.Kişisel gelişimi bir sanat olarak görenler de vardır. Bir yönüyle kişisel gelişim, kişinin yaşamsal amaçlarını gerçekleştirmesini sağlar, daha doğrusu bu doğrultuda kişinin yolunu tıkayan ve ilerlemesini önleyen engelleri ortadan kaldırır. Kişi amaçlarına ulaştıkça durmak yerine, sınırlarını zorlayarak genişletebileceğini görebilmekte ve daha ileri düzeyde amaçlar edinerek adım adım bunlara ulaşmaya çalışır.Kişisel gelişim sisteminin kendine özgü kaynakları olduğu ileri sürülse de daha çok psikoloji, sosyoloji, edebiyat ve din gibi sosyal bilimlerden beslenmektedir. Kişisel gelişimin ilk hedefi bireyin farkındalığını artırmalı, ona güçlü ve zayıf yanlarını göstermelidir. Ayrıca kişiyi yapabileceği işlere yönlendirmelidir. Onu uçsuz bucaksız hayaller dünyasından alıp, ulaşabileceği hedefler oluşturmasını ve gerçekçi planlar yapmasını sağlamalıdır.Kişisel gelişim, hem başarı, hem mutluluk, hem de toplumsal ilişkiler için gereklidir. Ancak bireysel gelişimden çok toplumsal gelişimi ve değişimi amaçlamalıdır, dolayısıyla insanlar, sadece bireysel çıkarını düşünmemeli ve başarı yolunda ilerleme adına başkalarını basamak olarak kullanmamalı; aynı zamanda toplumsal mutluluğu ve diğer insanların çıkarını da hiçe saymamalıdırlar. Kısaca, kişisel gelişim ile ilgili etkinlik ve çalışmalar bireyin gelişimi içi sadece birer araçtır. Yani mucize bireyin kendisinde vardır. Eğer birey değişmeme ve gelişmeme yönünde bir direnç gösterirse, hiçbir kişisel gelişim uzmanı onun gelişimine ve değişimine katkı sağlayamaz.Kişisel gelişim çalışmaları bireyi sadece maddi boyutta ele alır. Oysa birey maddi ve manevi yönü olmak üzere iki parçadan oluşan bir bütündür. Bir taraf ihmal edildiği zaman bireyin tekâmülü eksik kalır ve gerçek kişisel gelişimi gerçekleşmez.

kaynak

En mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip değildirler.

En mutlu insanlar her şeyin en iyisine sahip değildirler.
Sadece her şeyin en iyi şekilde tadını çıkartırlar.

Basit yaşayın, cömertçe sevin.


Birbirinize derinden itina gösterin..


Nazik olun,


Hepsi bu!


kaynak

Doğruluğuna emin olduğun şeyler neler?

Oprah Winfrey’e sormuşlar: Doğruluğuna emin olduğun şeyler neler?O da oturup, emin olduğu 20 şeyi yazmış. 1. Ektiğin kadarını biçersin. Emeğin sana mutlaka aynı oranda geri döner.2. Kendi hikayeni kendin yaz. Kimse senin senaryonu yazmasın.3. Geçmişte birinin sana yaptığı bir kötülüğün, bugün hiçbir gücü yoktur. Ancak sen o gücü verirsen olur.4. İnsanlar sana kendilerini nasıl tanıtıyorlarsa, önce öyle kabul et.5. Endişelenmek vakit kaybıdır. Öyle yapacağına, endişelendiğin şeyle ilgili bir şey yapmaya harca o zamanını.6. Neye inandığın, hayallerinden, isteklerinden ve beklentilerinden çok daha güçlüdür. Sonunda her zaman, inandığın şey oluyorsun.7. Sadece tek bir dua edeceksen, o ‘çok şükür’ olsun.8. Mutluluğun verdiğin sevgi kadardır.9. Hata, seni başka yöne yönlendiren bir yol işaretidir.10. Herkesin dediğinin aksine davranırsan, dünya yıkılmaz.11. İçgüdülerine güven, onlar yalan söylemez.12. Önce kendini sev. Sonra da, o sevgini her fırsatta etrafına yaymayı öğren.14. Sevdiğin şeyi yaparak para kazanmanın bir yolunu bul. O zaman her maaş, sana bonus olur.15. Aşk acıtmaz. Çok da iyi hissettirir.16. Her gün, yeniden başlamak için bir fırsattır.17. Dünyadaki en zor iş, anneliktir. Ve bütün kadınlar bunu ilan etmelidir.18. Şüphe, ‘-ma’ ekidir. Kıpırda-ma, cevapla-ma, acele et-me.19. Ne yapacağını bilemediğinde, sakinleş. Cevap gelir.20. Hiçbir dert sonsuza kadar sürmez.

kaynak

Çevrene pozitif enerji yayan biriysen eğer daha dikkatli olacaksın.

Kafalarında yarattıkları saçma bir dünyayı senin kafana geçirerek enerjini çalmalarına izin vermeyeceksin.

Hayatta sadece sorunları olduğunu düşünenleri anlamak zorunda bırakmayacaksın kendini.Hayatın gerçek bir mucize oldugunu, şiir gibi güzellikleri bağrında taşıdıgını, hayatın her insana bir şekilde gülümsediğini anlamayanlarla uğraşmayacaksın.
İlişkilerinde sadece sorunlarını dile getiren, yaşadıkları onca güzelliği yok sayan insanlara bir dakikanı bile ayırmayacaksın.

Hakkında hiç bir şey bilmedikleri halde konuşmaya kalkanları susturacaksın.
Değerinin farkında olmayanlardan uzak duracaksın. Değerini bilerek yok saymaya çalışanlara ise haddini bildireceksin.

Fındık kabuğunu doldurmayan işlerle boğuşmanı sağlamaya çalışan insanları sileceksin defterinden.

Gülüşlerini çalmaya kalkanları çıkaracaksın hayatından.
İlişkileri bir yük haline getirenleri uzaklaştıracaksın yanından ve ilişkinin mutluluk getirmesi gerektigini yazacaksın kafana.

Velhasıl, onca yılını vererek ışıl ışıl bir enerji deposuna çevirdigin beynini düşünerek, beyinsizlere ezdirmeyeceksin kendini..

(Frank Sinatra )

Resim:Mary Baxter St. Clair


kaynak

ENERJİNİZİ HEMEN ŞİMDİ DEĞİŞTİRİN

Zihniniz aralıksız çalışan bir jeneratör gibidir. Sürekli olarak, yaşam gücünüzü enerji demetleri halinde çevrenize aktarır durur. Yaşamınızı değiştirmek istiyorsanız, yaşam gücünüzü değiştirmeniz gerekir. Yaşam gücünü değiştirmenin yolu ise, zihninizi değiştirmenizdir.
Düşünce biçiminin değiştirilmesi, kişisel enerjinin değiştirilmesi sürecinin en hayati parçalarından birisidir. Bu işlemi yok saymak ya da “sonra yaparım” demek mümkün değildir. İnsanoğlu, en güçlü ve en etkili enerjisini inançları ve düşünceleri sayesinde üretir. Tüm duyguların kökeninde bilinç vardır. Dolayısıyla düşünce biçimini değiştirilmesi sadece enerji değişimi açısından bir gereklilik değil, aynı zamanda size güç katacak bir seçimdir. Geçmişte hedeflerinizi gerçekleştirmek için farklı yollar denemiş olabilirsiniz. Bu defa işe kaynağından başlayacağız. Kaderinizi belirleyen o güçlü enerji üreticinin -yani zihninizin- kontrolünü tamamen ele geçirme zamanı geldi.


ZİHİNSEL KARMAŞA


Birçok insan özellikle kendilerine dair düşüncelerinin ve inançlarının içine ne kadar fazla pislik, çöp biriktiğinin farkında değildir. Kimileri belli belirsiz bir huzursuzluk hissediyor, kimileri ise kronik bir şekilde kendisini suçlayıp duruyor. Bazılarımız arada bir kendine kızıyor, bazılarımız ellerinde kendilerine dair uzun suçlama listeleriyle, en ufak bir kışkırtmada kendisini sanık kürsüsüne oturtuveriyor.


Siz ne durumdasınız?


Kendinizi ne kadar sıklıkla eleştirirsiniz?


Kendi kendinize yaptığınız konuşmalara kulak kabartın ve ardından kendinize bu konuşmaların nedenini sorun. Kendinizi belki de iyi niyetle eleştiriyorsunuz ve bu yapıcı eleştirilerin, varmak istediğiniz hedefe ulaşmanızı kolaylaştıracağını düşünüyorsunuz. Örneğin; aşırı kilolarınızdan dolayı kendinizi eleştirerek zayıflama sürecini hızlandıracağınıza inanıyor olabilirsiniz. Oysa kendinizi eleştirmenizde, ulaşmak istediğiniz sonuçları değil, sizi eşit oranda eleştirecek birilerini kendinize çekmenizden öte bir işe yaramayacaktır.
Kişinin kendisini kabullenmesi, elbette her şeyi olduğu gibi kabul etmek zorunda olması anlamına gelmiyor. Kendinizi yargılamaktan vazgeçerseniz, kendinize dair değiştirmek istediğiniz şeyleri, kendinizi utandırmadan anlatabilirsiniz.


Aynı şey enerji değişimi içinde geçerlidir. Geçmişte ürettiğiniz enerjiden, kendinize çektiğiniz insanlardan dolayı, kendinizi suçlamayın. Bu tutum, daha iyi şeyler çekme niyetinizi sabote etmekten öte bir işe yaramaz. Eski alışkanlıklarınızdan ötürü kendinizi dövmeniz, bu alışkanlıkları sürdürmenize yol açar.
Kendi kendinize yaptığınız olumsuz eleştiriler, acı verici gerçeklerle yüzleşmenizi sağlamaz. İşin aslı, gerçeklere genellikle şekilde düşünerek de ulaşamazsınız. En temel gerçeğinizi, yani değerinizi, ancak korkudan ve kendinizi suçlamaktan kurtulduğunuzda anlayabilirsiniz. Yaşamınıza aşkı sokmanın, büyütmenin en iyi yolu da, değerinizi anlamanız ve benimsemenizdir.
Aşkın enerjisinin beslenip büyütüldüğü bir ortamda, kişinin kendisini eleştirmesine, suçlamasına izin verilmemelidir. Sevilmek istiyorsanız, öncelikle kendinizden nefret etmekten vazgeçmelisiniz. İster bilerek yapıyor olun, ister farkında olmadan, bu huyunuzu değiştirmelisiniz. Bu çabayı, bir öncelik ve alışkanlık haline getirmelisiniz. Unutmayın, yasa çok açıktır; enerji mutlaktır. Kendinizle farklı yollardan ilişki kurmanın yollarını öğrenmediğiniz sürece, başkalarının sizinle ilişki kurma biçiminin değişmeyeceği de kesindir.
Kendinizi algılama biçiminiz, bir enerjidir. En az yaydığınız koku kadar etkili bir enerji hem de. Ortalıkta bir çöp bidonu gibi dolaşarak, doğru insanı bulmanız ve etkilemeniz mümkün değildir. Aynı şekilde zihninizi ve kalbinizi, kendinize dair pis, kötü kokulu düşüncelerle doldurduğunuzda da, doğru insanı etkileyemez, birlikte olduğunuz insandan da güzel muamele bekleyemezsiniz. Böyle bir şey kesinlikle mümkün değildir.


ZİHİN OYUNLARI


Neler düşündüğünüzün farkına varmanızın zamanı geldi. Bir defter alınız elinize. Bu deftere kendiniz hakkında olumsuz düşünceleri saymakla yetinmeyip, neler olduklarını da not edin. Bir sonraki bölümde vereceğimiz zehirli düşünceler listesiyle karşılaştırarak, hangi ifadenin hangi alışkanlığı işaret ettiğini belirleyin.
Bu işlemi birkaç gün boyunca sürdürürseniz, aynı meselelerin sürekli karşınıza çıkıp durduğunu fark edeceksiniz. Tutumlarınızın da, bu düşünce kalıplarını yansıttığını şaşırarak fark edeceksiniz. Kendiniz hakkında ne kadar çok olumsuz düşünceniz olursa olsun, üşenmeyin, teker teker yazın. Bu bilgiler, gelecekteki değişimizin temelini oluşturacak. Hem enerjiniz, hem düşünceleriniz, hem de bu düşüncelerin yarattığı duygularınız, bu liste sayesinde değişecek. Şimdi insanların kendileri hakkında olumsuz düşüncelerin en yaygın 7 tanesini anlatacağız. Bakın bakalım, sizde kaç tanesi var?


1. Kendini Değersizleştirme


Kendi değerinizi, olayların ya da diğer insanların değerini yok saymanız, en yaygın ve en yıkıcı iki olumsuz düşünce kalıbından biridir. Örneğin; “Yeterince iyi değilim” dediğinizde, kendi değerinizi yok sayarsınız. “Kaybetmeye mahkumlar” diyerek ise, başka insanları gözünüzde değersizleştirirsiniz.
İnsanlar gün içerisinde sürekli olarak yaşadıkları deneyimleri küçümser durur. Heyecan verici bir şey yapmıyorsanız, hava iyi değilse, göreviniz çok “özel” değilse, çalıştığınız şirket size heyecan vermiyorsa, tüm deneyimlerinizi boş ve değersiz olarak niteler, angarya olarak görmeye başlarsınız. Kendinizi “özel” olarak görmezseniz, er geç kendinizi değersiz görmeye başlarsınız.

Kişinin kendisini değersizleştirmesi, mutluluk potansiyelini azaltmasını en garantili yollarından biridir. Sürekli bir huzursuzluk hissi içinde, kendinizdeki ve hayatınızdaki yanlışlardan dolayı kendinizi azarlar durursunuz. Bu tür bir enerji, sadece daha fazla sefalet yaşamanızı sağlar. Dolayısıyla tek şansınız, değerinizin farkına varmanızdır.

Gerçek ve ebedi değerinizi kabullenmenizin zamanı geldi. Siz değerlisiniz…Hiçbir eleştiri, hiçbir çaba bunu değiştiremez. Ancak kendinizi tamamen kabullenmenizin enerjisi, dış dünyanın da sizi kabullenmesini sağlayacaktır.
Aynı şekilde, yaşamınıza da değer vermeye başlamalısınız. Her gün heyecan verici insanlarla karşılaşmıyor, proaktif, zorlu işler yapmıyor olabilirsiniz. Ama yine de yaşantınıza minnetle bakabilirsiniz. Yaşadıklarınıza minnet duyabilirsiniz. Bu da, kendinizi ve yaşantınızı herhangi bir şekilde değersizleştirmeyi reddetmenizi gerektirir. Gündelik yaşantınızın, olumlu yönlerine bakmaya karar verir ve bu kararınızda azimli olursanız, arzuladığınız değerleri kendi gerçeğiniz haline getirebilirsiniz. Yaşadıklarınıza değer verdiğinizde, değerli şeyleri de kendinize çekebilirsiniz.


2. En Kötüyü Düşünmek


Bu da olumsuz düşüncelerin en yaygın iki biçiminden biridir. Zaten diğer tüm olumsuz düşünce kalıpları, bu ilk iki düşünce kalıbının türevleridir.
En kötüyü düşünenler, olası bir işin, olası bir olayın, hep olası en kötü şekilde sonuçlanacağına inanır. Bu düşünce kalıbı, “berbat bir gün olacak” gibi sıradan şeylerden, “ya bu evlilik yürümezse” gibi önemli konulara dek yayılabilir. Bu tür düşünceler, kendilerini sözel olarak gösterebileceği gibi, felaket sahnelerinin zihinde canlandırılması gibi, görsel bir şekilde de ifade edilebilir.
Bu tür kaygılar -dile getirilmese bile- yoğun bir korku enerjisi taşır ve korkunç duygusal sonuçlar doğurur. Korku titreşiminizi harekete geçirerek itici güçler oluşturur. Duygusal enerjinize korkunun hakim olması durumunda, rahatlamanız mümkün değildir. Huzur ve rahatlık olmadığı sürece de, olumlu bir çekim yaratamazsınız. Felaket senaryolarını ve bilincinizdeki bu tür kaygıları tamamen silip atın. Yapmanız gereken tek şey, kaygıların yerine güveni koymaktır.”Ya kötü olursa” yerine “ya harika olursa, ya hayallerim gerçekleşirse” cümlesini deneyin
Geleceği kontrol edemezsiniz. Hele bugünden kaygılanırsanız, yaratacağınız enerjiyle geleceği güzelleştirmeniz mümkün olmaz. Sürekli olumsuz yayınlar yaptığınız sürece, mutlu sonuçların frekansınızı yakalamasını nasıl bekleyebilirsiniz ki?


3. Telaş


Bu olumsuzluk türü, düşüncelerle de sınırlı değildir. Bir yaşam biçimine dönüşebilir. Telaşlı insanlar, her şey bitmeden rahat edemeyecekleri hissiyle, uzun uzun yapılacaklar listesi çıkarırlar. Her şeye koşturarak giderler. Ancak hep yapılacak yeni bir şey çıkar. Liste asla tamamlanmaz ve bu tutum, kalıcı bir fiziksel ve zihinsel huzursuzluk yaratır. Bu sinir bozucu enerji, diğer insanların da koşmaya başlamasını sağlar. Ama size doğru değil, ters yöne doğru.
Sizde böyle telaşlı bir insansanız, kendi kendinize neden her şeyin sizi çılgına döndürdüğünü sorun. Telaşsız bir tempo yakalamanız, hoş bir enerji yaratacaktır. Daha sakin konuşmaya, arabanızı yavaş kullanmaya, daha ağır yemek yemeye çalışın. Koşturmak yerine, yaşadığınız anın tadını çıkarın. Unutmayın ki; Evren huzurlu enerjiyi sever.


4. Karşılaştırmak, Yarıştırmak


Modern, rekabetçi dünyamızda, insanların kendilerini genellikle olumsuz anlamda karşılaştırması sık rastladığımız bir duruma haline geldi. Artık insanlar iş arkadaşlarına baktıklarında “benden daha fazla kazanıyor” diye düşünüyor. Televizyondaki insanları izlediklerinde “benden çok daha güzel” diyor. Bu “ya kazanırsın ya da kaybedersin mantığı” sürekli bir rekabet ve kalıcı bir baskı ortamının oluşmasına yol açıyor. Trafikte ilerlemek de, terfi etmek de kendinizi ölçüp biçmenizi, neleri daha iyi yapmanız gerektiğini belirlemenizi sağlayan araçlara dönüşüyor. Hal böyle olunca da, çevrenizdeki herkes potansiyel birer tehdide, nelerin eksik olduğunu -nelere sahip olamayacağınızı- belirlemenize yarayan birer ölçüte dönüşüyor.
Bu tür bir yaklaşım, yaşam sevincinizi yiyip bitirir. Kendinizi sürekli ölçtüğünüz sürece, asla rahatlayamazsınız. Başkalarından daha fazla yapma, daha fazla elde etme, daha fazla olma baskısını hissettiğiniz sürece, kendinizi koşulsuz sevmeniz pek mümkün olmayacaktır.
Her şey bir sınava dönüşürse, hayatın eğlencesi kalmaz. Her an rekabet içinde olursanız, asla mutlu olamazsınız. Kendinizi tehdit altında hissettiğinizde, kıskançlık içinde olduğunuzda da, elinizden korku dolu, sevgisiz enerji yaymaktan başka bir şey gelmez. Kıskançlık hissi, çevrenizdekilerle uyumlu bir bağlantı kurmanıza engel olur.
Gerçek mutluluk, kendinizi başkalarıyla karşılaştırmadan, olduğunuz gibi kabul etmenizle mümkündür.

5. Kurban Gibi Hissetmek


İnsanın kendisini kurban gibi hissetmesinin kökeninde, genellikle geçmişte yatan travmalar yatar. Ancak bu sarsıntı, etkisini sonraki dönemlerde de sürdürerek, kişinin herkes tarafından kullanıldığı hissine yol açar. Sonuçta hayattaki sorunlarınızdan, geçmişinizi ya da başkalarını sorumlu tutan, zamanının büyük bölümünü yakınarak geçiren, yaşadığı hayattan şikayet eden ve gelecekte de işlerin neden düzelmeyeceği konusunda, bahaneler üreten biri haline gelirsiniz.
Birçok insan kendisini kurban gibi hissetmeyi sürdürmesinin nedeni, bu yolla kendilerini “özel” biri olarak görebilmeleridir. Bu acı sayesinde sıra dışı bir insan olduklarını hisseder, başkalarının sempatisini, acıma duygularını hak ettiklerine inanırlar. Bu sayede her şey dramatikleşir ve anlam kazanır. Bu da yalnız ve anlamsız bir hayattan iyidir. Bu durum kimi insanlara, çevrelerindeki insanların suçluluk duygusunu ve sempatisini kullanma ve manipüle etme gücü bile verir.

Kurban gibi hissetme zihniyeti, kişinin gücünü tamamen tüketir. Bu zihniyetin temelinde, diğer insanların sizin yaşamınızı yönlendirmede sizden daha fazla söz sahibi olduğu varsayımı vardır. İnsanın elini kolunu bağlayan bu çıkarım, sizi daha başlamadan yenildiğinize ikna ederek pasif kalmaya zorlar. Bu da pozitif enerjinizi bloke ederek, güzel sonuçlara ulaşmanızı imkansız kılar. Hayatın kurbanı olduğunuz -ya da olmaya devam ettiğiniz- konusundaki ısrarınız, Evren’in size kendinizi kurban hissetmenizi sağlayacak yeni kanıtlar sunmasıyla sonuçlanır.

Bu yolla, kurban gibi hissetme hissi ve başkalarını suçlama eğilimi, enerji havuzunuzun tıkanıp kalmasına neden olur. Acılarınıza ağlayıp sızlar, öfkenize odaklanır ve kronik bir gücenmişlik hissiyle yaşarsınız. Bu durum enerjiniz felç eder! Yıllarca ne tür saldırılarla karşılaşmış olursanız olun, hatta saldırı tehdidi sürüyor olsa bile, saldırganlar hakkındaki bu takıntılı tutumunuz, tüm gücünüzü tüketecektir. Tekrar güçlenmelisiniz! Hayatınızdan başka insanları sorumlu tutmaktan vazgeçin. İçinizde birikmiş öfke varsa boşaltın! Kendi kendinize “neler yapabilirim?” diye sorun. Bu sorunun yanıtını verin ve yanıtınızı hayata geçirin. Enerji enerjiyi çeker ve cesaret gerekiyorsa cesareti kendinize çekersiniz. Mutluluk mutluluğu çeker… Sorumluluk alarak arzuladığınız sonuçlara ulaşabilirsiniz.


6. Ya Hep Ya Hiççiler


Bu düşünce biçimine sahip insanlar hep uçlardadır. Orta yolu bir türlü göremezler. Bu kişileri, “her zaman”, “asla”, “herkes”, “hiç kimse” gibi sözcüklerden tanıyabilirsiniz. Değersizlik duygusu içinde, telaşlı yaşarlar. Onlardan sürekli “Bu kilolardan asla kurtulamayacağım” “herkes benim aptal olduğumu düşünüyor. Kimse beni sevmeyecek” gibi sözler duyarsınız.

Ya hep ya hiç tavrının altında, korku ve kişinin kendisine karşı duyduğu öfke vardır. Bunlarda kişinin enerjisini en fazla tüketen en kötü şeylerdir! Neşeli bir yaşam sürdürmek istiyorsanız, kendinizi suçlamamalı, bundan her ne pahasına olursa olsun kaçınmalısınız. Korku ile dolu, kendinize yönelik eleştirel düşüncelere karşı tetikte olun. Her ne sebeple böyle düşünüyor olursanız olun, vazgeçin! hem de hemen! Gerçekten çekici bir frekansın kendisini asla kınamayacağını unutmayın!

Ya hep ya hiç tavrını benimsediğinizi hissettiğiniz an, -kendi kendinize düşünürken bile- bu tutumun, enerji alanınızı karartacağınızı aklınıza getirin. Bu tutum, sadece kendinizden daha da nefret etmenize yol açar ki, bu da başkalarının nefretini körüklemekten başka bir işe yaramaz. Her şeye yeterince sahipsiniz. Evren sizi olduğunuz gibi kabullenir. Sizin de aynı şeyi yapmanızın zamanı geldi.
“Her zaman” ve “asla” çok uzun zamanlardır. Olumsuz anlamda kullandığınız bu mutlak ifadeleri sözlüğünüzden çıkarın. Bolluk içerisinde yaşıyoruz: her şey mümkün, hem de her an! kendinize bu fırsatlara açın!


7. Zamanı Çarpıtmak


Bu düşünce kalıbı da telaşı andırıyor. Ancak sadece geleceği değil, geçmişi de kapsıyor. Tıpkı kurbanlar gibi, zamanı çarpıtanlar da geçmişteki deneyimleri ısıtıp ısıtıp gündeme getirirler. Ancak onlar başkalarının değil, kendilerini suçlamayı yeğlerler. Eski utançları tekrar tekrar yaşarlar, dünkü diyalogları kendi kendilerine yinelerler. Kendi kendilerine sürekli olarak “neden böyle bir şey yaptım” veya “keşke farklı konuşsaydım” deyip dururlar.
Kendinizi geçmişinizden dolayı söylenirken bulursanız, ya da bir türlü kurtulamadığınız utançlarınız varsa, kendinizi affetmenin zamanı geldi. Kendinize sevgi dolu bir mektup yazın. O koşullarda daha farklı davranamayacağınızı bildiğinizi anlatın. Kendinizi hem savcısı hem de yargıcı olarak, kendinizi ömür boyu, bile bile sefalete mahkum etmeyin. Sizin dışınızda kimse geçmişinizi bu kadar delik deşik etmiyor.
Geçmişteki seçimlerinizi yargıladığınızı hissettiğiniz an, olaya müdahale edin. Bunları bir kenara bırakarak kendinizi şu ana odaklamaya zorlayın. Geçmişteki utançlar gözünüzün önünde belirdiğinde, derin bir soluk alın. Soluğunuzu verdikçe, geçmişten ve geçmişteki o durumdan kurtulduğunuzu hissedin. Kendi kendinize “affedilmeyi hak ediyorum; kendimi affetmeyi seçiyorum” deyin. Anı tam anlamıyla yaşayabilmek için, geçmişten kurtulabilmeniz gerektiğini aklınızdan çıkarmayın.


Olumlu Seçenekler

İnsanların ne düşündüğü umurumda değil. Kaybeden değilim. Olduğum gibi iyiyim. Tek ihtiyacım olan kendim. Harikayım!Ben de herkes kadar değerli ve önemliyim. Değerime inanıyorum. Rahatlayabilirim, durumun keyfini çıkarabilir ve eğlenebilirim.Sorun değil. Mükemmel olmayabilirim. Ama kendimi olduğum gibi kabul etmeliyim. Olduğumdan önemli görünmek durumunda değilim.Çıkma teklif etmemesi, çekici olmadığım, yeterince iyi olmadığım anlamına gelmez. Doğru zamanda doğru insanı bulacağım ve kendime her koşulda değer vereceğim. Değerli ve arzulanan bir insanım. Yaşamım kendi eserim.

ENERJİNİZİ HEMEN ŞİMDİ DEĞİŞTİRİN


Kendi düşüncelerinizi yeniden yapılandırma tablonuzu oluşturun ve kendinizi rahatsız hissettiğiniz her durumda kullanın. Bu yolla, en belirgin ve zarar verici düşünce kalıplarınızın farkına varabilirsiniz. Yeni düşünce seçenekleri geliştirmeniz, kişisel enerji alanınızdaki, kendinizi değersiz hissetmenize yol açan enerjilerden kurtulmanızı kolaylaştıracaktır. Eleştirilerin yerine sevgiyi koyduğunuzda, sağlıklı, mutlu ve sevgi dolu deneyimlerin tohumlarını ekmiş olacaksınız.
Sizi güçten düşüren umutsuzluklardan kurtulmayı başardığınızda, kavuşacağınız güç ve kontrol hissi, içinizi güven ve iyimserlikle dolduracak. Ancak bunu her zaman sürdürmelisiniz. Tıpkı yaban otlarını düzenli olarak ayıklayan azimli bir bahçıvan gibi, yıkıcı düşünceleri temizlemeli, tekrar oluşumlarını engellemelisiniz. Gelecek konusunda telaşlandığınızı kendinizi değersiz görmeye başladığınızı hissettiğiniz an, bunu durdurmalısınız. Bu bir seçim değil, bir zorunluluktur! Kendinize dair yaydığınız enerjiyi kirletmekten bir an önce vazgeçmelisiniz.
Rahatsızlık verici duyguların etkisine girdiğiniz an, bunların ne olduğunu ve uyandırdığı hissi anlamaya çalışın. Ardından iki sütun tekniğini kullanarak bu duyguların ardındaki düşünceleri belirleyin. O deneyimi sizin açınızdan güçleştiren düşünceyi ortaya çıkarmaya gayret edin. Ürettiğiniz enerjiyi belirleyen şey, durumun kendisi değil, durumu algılayış biçiminizdir. Dolayısıyla durumu kontrol altına alabilirsiniz.
Olumsuz algılarınızın yerine daha destekleyici açıklamalar koyun. Söz konusu zehirli düşünceye olumlu bir alternatif getiremiyorsanız bile, en azından olumsuz düşüncelerden kurtulun. Kendi kendinize “Artık böyle düşünmek durumunda değilim” “Bu düşüncenin bana bir yararı yok. Bundan hemen şimdi kurtuluyorum” ya da “Bu olumsuz düşüncelerden kurtulduğum an, enerjimi ve geleceğimi de değiştirmiş olacağım” deyin.


İçinizdeki her şey, dışarıya görünmez enerji dalgaları olarak çıkar ve yayılır. “Kaybeden” olduğunuza inanırsanız, kaybedenlerin ilgisini çekmeniz ve aşkta gerçekten kaybettiğinizi görmeniz çok zor olmaz. En iyiyi hak ettiğinize inanırsanız, en iyiyi bulacaksınız. Şunu unutmayın: Evren sizinle aynı dili konuşur.
Herkesin herkesi acımasızca ve kolaylıkla eleştirdiği bir dünyada yaşamak yeterince güç bir iş…İnsanın kendisini eleştirmesi ve yargılaması, kendisini kötüye kullanmasından öte bir şey değildir…Kendinize kötüye kullanma enerjisi üretmekten vazgeçerek, başkalarının da sizi ileride kötüye kullanma ihtimalini engellemiş olursunuz. Çekim yasası, sizin kendinize duyduğunuz saygıyı, aynı şekilde size yansıtacaktır. Saygın bir enerji yaymak istiyorsanız, düşünceleri yeniden şekillendirme tablolarını, sadece aşk ilişkileriniz için kullanmakla yetinmemelisiniz. Kendinizi kötü hissettiğiniz an, düşüncelerinizi ve sağlıklı alternatifleri yazabilirsiniz.
Farkında olmasanız dahi, korku dolu inançlarınızın, üzerinizde büyük etkisi vardır. Sizi duygusal açıdan hapsederek enerjinizi kontrol etmeye başlarlar. Olumsuz enerji yayan düşüncelerin yerine, sizin açınızdan yararlı ve doyurucu alternatifler koyma konusunda, bilinçli ve azimli bir seçim yapmadığınız sürece, kalbinizden zehirli bir enerji yayılmaya devam edecek ve çevrenizdekilerin kalplerinden de aynı şekilde, zehirli bir enerji olarak size geri dönecektir. Gerçekten istediğiniz şey bu mu?


SEÇİM SİZİN


Enerji akışınızı anlamak ve değiştirmek istiyorsanız, düşüncelerinizi yeniden yapılandırmanız, hayati bir önem taşıyor. Yaşamınızın kalitesini belirleyen şey, inançlarınız, mutluluk ya da mutsuzluk eğiliminizdir. Yorgun bir ruh, enerjinizin çökmesine neden olur. Bu durum ise kaderinizi karartacaktır!
Hafiflemenin, enerjinizi parlatmanın ve karanlık düşüncelerden kurtulmanın zamanı geldi. Düşüncelerinizi değiştirmeniz, size Pollyannacılık gibi gelmemeli. Bu işlem kişisel enerji alanınıza güçlü ve olumlu bir akım sağlayan bir alternatördür. Kuantum fiziğine göre, gerçekliğinizi yaratan ve yaratma gücüne sahip olan şey bilincinizdir.

Seçim sizin. Olumsuz enerji frekansları yaymaya devam etmek zorunda değilsiniz. Bu akımı daha olumlu bir yaklaşıma dönüştürebilirsiniz. Karamsarlık yerine iyimserliği seçtiğiniz an, arzularınıza kavuşma yönünde kuantum sıçramalar gerçekleştirebilirsiniz.


Evrensel Çekim Yasaları
Sandra Anne Taylor


kaynak

Kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir.

Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş.

İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar.


Sonuç: İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş:


“Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu isin sırrı ne?”


İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş:


“Ortada bir sır yok.. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir."


Kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir. Kendimize zaman ayırıp, yaşamımızı objektif bir bakışla gözden geçirmektir. Zayıf bulduğumuz alanlarımızı geliştirmek için çaba göstermektir. Bu, zihnimizin, ruhumuzun, karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur.


Delhi’deki ünlü tapınakta Sokrat’ın şu sözü yer alır: “İnsan Kendini Tanı.” Kendini tanımak, şu anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur.


Kendini tanımak, kendimizi nasıl gördüğümüz ile başkalarının bizi nasıl gördüğü arasında fark olmaması anlamına gelir. Bireysel ve iş yaşamımızda başarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız...


kaynak

Hayatınızda neyin degerli oldugunu biliyor musunuz?

Hayatınızda neyin degerli oldugunu biliyor musunuz?

Bu da kokoloji sorularından diğeri ..

Testi uygulayın.

Çöldesiniz ve yanınızda aşağıdaki hayvanlar var:
Aslan, inek, at, koyun ve maymun Çölden kurtulabilmek için hayvanlardan birini bırakmanız gerekiyor.Hangisini bırakırsınız? (İstediğiniz mantığı kullanabilirsiniz ama hangi hayvanı ne zaman bıraktığınızı bir yere not edin) Geriye 4 hayvan kaldı.

Çöl ateş gibi yakıyor! Kilometrelerce uzanıyor. Her yerde kum var. Bir başka hayvanı daha bırakmanız gerekiyor. Hangisini bırakırsınız?

Geriye 3 hayvan kaldı. Yürüdünüz, yürüdünüz, yürüdünüz. Sıcak, sıcak, sıcak. Felaket! Aradığınız vaha kurumuş! Bir hayvan daha bırakmaktan başka çareniz yok.

Geride 2 hayvan kaldı. Uzun sıcak bir yürüyüşten sonra ilerde çölün bittiğini görebiliyorsunuz. Fakat ne yazık ki çölden sadece bir hayvan ile çıkabilirsiniz. Hangisini bırakıp hangisini yanınıza alacaksınız?Bu cevaplar Japon kaynaklarından alınmıştır.

Çöl zorlukları simgeler.
Hayvanlar ise. . .


Kısaca, yaşamda zorluklarla karşılaştıkça bunlardan birini feda ederiz. Son hayvan, diğer her şeyi kaybetme pahasına tutunduğunuz varlığı simgeler.

kaynak

Teşekkürler herkese...

Ona teşekkür edin.
Size hakkınızı aramayı öğretmiştir.
Sizi terk eden sevgilinize teşekkür edin.
Çünkü o tek başınıza da tam ve bütün olduğunuzu öğretmiştir.
Kavga ettiğiniz arkadaşınıza teşekkür edin.
Kendinizi özgürce ifade edebileceğinizi öğretmiştir.
Hastalanmış organlarınız varsa teşekkür edin.

Onlar size içinde bulunduğunuz ruh halinin farkına varmanızı ve değiştirmeniz gerektiğini göstermeye çalışmıştır.
.


kaynak

DÜŞÜNCELERİNİ DEĞİŞTİR, HAYATIN DEĞİŞSİN !

1- Asla asla demeyiniz!

2- Cümlenizin başlangıcı ’’ama’’ ve ’’fakat’’ olmasın!

3- ’’Fark etmez’’ derseniz yalan söylemiş olursunuz, her şey fark eder.

4- Hiç bir cümlenizin fiili ’’mış, miş ’’veya ’’lar, ler ’’veya ’’mişler, mışlar’’ veya ’’larmış, lermiş’’ le bitmesin. Bunlar sizin bilmediğiniz ve görmediğiniz, başkasının anlattığı eylemledir ve bunlara göre hareket etmek hem size hem karşınızdakine zarar verir.

5- Başkasının yerine düşünmeyin!!

6- Başkasının yerine karar vermeyin!!

7- Bencilce yaşayın... Zaten insan bencildir ve kendisi için yaşar, aksini söyleyip veya düşünüp kendinizi kandırmayın. Böylece kim olduğunuzu ve nerede olduğunuzu bilirsiniz. Başkalarına daha az zarar vermiş olursunuz.

8- Pozitif düşünce ile yaklaşın konulara (yapacağım, başaracağım gibi). Ama bu Pollyanna’cılık olmasın.

9- Hiç bir zaman gerçek ve doğrudan vazgeçmeyin!

10- Geçmişi yargılamayın, bir şey kazanamazsınız. Sadece tecrübe olarak faydalanın ve mutsuzsanız tekrar etmeyin!

11- Kendinize ve etrafınızdakilere güvenin, onları sevin!

12- Mutlu olmak ve ilerlemek için yaşanan şeyleri tekrar yaşamayın, yaşanmışlardan faydalanın. (Ateşin el yaktığını öğrenmek için elinizi ateşe sokmaya gerek yok, etrafınıza bakmak ve okumak yeterlidir). Albert Einstein ’’Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar elde etmeyi beklemek aptallıktır.’’ der. Dünyanın en zeki adamının sözlerine kulak verin.

13- Genelleme yapmayın! (Bütün erkeler veya kadınlar gibi)

14- Siz hissettiğinizi yaşayın, varsın dünya beğenmesin, siz beğeniyorsanız yeterlidir.

15- Bir anı yaşamak için yıllar harcamak başarısızlıktır. Başarı, bir anda yılları yaşayabilmektir.

16- Ben hep veriyorum, almıyorum demeyin. Almayı bilmeyen vermeyi de bilmez. Vermeyi bilmediğinizden o hiç bir yere gitmez.
Almasını bilmeyen veremez, vermesini bilmeyen alamaz, ağlamasını bilmeyen gerçekten gülemez, üzülmesini bilmeyen sevinemez. Her şeyin dengesi vardır.

17- Ve karar verin, şu an sizin de yeni bir hayata başlama anınız olsun!!

Çok mu zor bunları uygulamak, bunları yazın ve uygulayın hayatınızın değiştiğini göreceksiniz. Hayat çok güzel, yaşamasını biliniz...


kaynak

Biz bahara pek hazırdık da...

Artık ışık saçan bir sağlık ve enerji ile doluyum...
Kalbimin her vuruşu ile içimden sevinç akıyor!
Kendimi seviyorum..! Kendimi çok seviyorum..!
BEN MUTLU BİR İNSANIM!¦



Kendimi, yaşamı, herkesi, her şeyi olduğu gibi
kabul ediyorum, içimdeki sevgiyi keşfetmek ve onu
herkese ve her şeye yansıtabilmek için
Yaradan'ım seninle bağımı koparmama izin
verme ve bana yardım et.
Verdiğin her şeye şükürler olsun.
Yaradan'ım her şey senin elinde,
huzurunda, sevginde.¦
Her şey olması gerektiği gibi.

2012 için aldığım kararlar var;
Bu iki küçük ÇAN
bunun için buradalar!
Her baktığımda kararlarımı bana hatırlatmak için...


kaynak

Sevdiklerin kadar iyisin.. Nefret ettiklerin kadar kötü…

Yerin seni çektiği kadar ağırsınKanatların çırpındığı kadar hafif…Kalbinin attığı kadar canlısınGözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…

kaynak

YAŞAMAK GÜZEL ŞEY!..

Yaşamak güzel şey doğrusu
Üstelik hava da güzelse
Hele gücün kuvvetin yerindeyse...
Elin ekmek tutmuşsa bir de
Hele tertemizse gönlün
Hele kar gibiyse alnın
Yani kendinden korkmuyorsan
Kimseden korkmuyorsan dünyada
Dostuna güveniyorsan
İyi günler bekliyorsan hele
İyi günlere inanıyorsan
Üstelik hava da güzelse
Yaşamak güzel şey
Çok güzel şey doğrusu.

{Melih Cevdet ANDAY}

MUTLU BİR HAFTA DİLEKLERİMLE!..

kaynak

Etiketler

acı affetme Affetmek aile akıl Alglamada Anlatm Aramak ARINMA Aroma Astroloji Astrolojik Aynalar Bahar başkaları Bayram beden Beden dili Bedensiz BEREKET beyin Beyinde Beyni Beynin Beyniniz bilgi bilim bilimsel bilinci Bilincine bilinçaltı Bilmek birey Bitkisel bolluk BOLUK Burak cümle çekim dalga damla Davet Deerlerimizin degerli Deniz Depresyonun DERSLER Detoks Dikkat Dilek Disgrafi Disleksi düşünce Egoist egzersiz EGZERSZ ekmek eleştiri. öfke emsimizi enerji Enerjilerinin Epifiz Eruhunuzu evlilik evren fayda FAYDALANMAK FAYDALARI Felsefe fizik fiziksel Fregoli frekans garip GCJoseph Gcyle geçmiş Gelecek geliim gerçek GERDE gerilim Gidecek Gizemli gizli güven güzel harika Hasta hastalık Hastalklar Hayal Hayallerinizin hayat Hayata HAYIRLI Hikaye Hiperaktivite Hipnozu hissederim Holografik Hologram Hoşgörü hoşgörüsüzlük huzur huzurlu Illuminati ilâc ileti İletişim inanç insan insanlar Kabala Kadim kaos Karanlk kavga kelime Kelimeler Klasik korku Korkular KORUMA Korunma Kristaller kuantum Kuantum Fiziği kurallar Kyamet liste LKLERMZ madde Makbul MEKTUP Melek Merak Mevlana Mevlanann Mezar Mftolunun Moloküler mucize Mucizeleri MUTSUZ NAMASTE Nazar Nefret neşe Niyet ODAKLANMA Okuma Okyanus olacaksn olumlama olumlamas olumlu olumsuz para paralel Paranormal Patolojik Peeling Peinden pozitif POZTF Pratik PRATK PROGRAMLAMA Psikoloji psikolojik Quantum Düşünce Rahat RAHATSIZLIIMIZ refah Reformist Romantik ruh Ruhsal sağlık Sanat seniz sevgi sıkıntı sistem Sonsuz sorumsuzluk sorun sorunlar Stres Sufizm suyun şifa şükretme tabiat tedavi Tehlikeli teori Terapi tesadüf toplum Uymasn üzüntü zaman Zarar zeka zellikleri zenginlik zerine zihinsel